“Vazgeçmem yetmedi mi? Vazgeçmemek yetmez mi?“ ~Hiçbir şey yapmadığın sanılırken hangi çöllerden geçtiğini neden bilsinler~ Çok istediğiniz bir şeyden vazgeçmek mi daha zor, kaybettiniz gibi görünmesine rağmen çabaladığınız şeyden vazgeçmemek mi?
Kalbimdeki bıçakları daha derine gömüp gözyaşlarıma tutundum. Dudaklarımdan beklemediğim bir cümle döküldü. -Neden bu kadar fazla seviyorum ki ben? Gurur olduğunu sandığım bir ifadeyle hafifçe gülümsedi. -Sen hep gerektiği gibi sevmiştin, diğerleri bunu yapamamıştı.
Dudaklarına buruk bir gülümseme yerleşmeden önce başını eğdi. “Kalbim o kadar uzun süredir ‘seni seviyorum’ diye atıyor ki bundan önce nasıl olduğunu hatırlayamıyorum.”
Bu konulardan bazıları hakkında bir paragraf yazacak olsaydınız… -Herkes gözünün önünde parça parça dağılıyor ve sadece izleyebilirsin. -Ya da anlasınlar diyorsun, anlatmak içinden gelmiyor. -Hem geçsin diyorsun, hem acıya alışmışsın, bunca zaman tüm yaralardan akan kanı, yalnızlıktaki tek dost bilmişsin.
Zift gibi bir koyu umutsuzluktu yüreği kapatan, Dalgalar değil çaresizlikti ruhu boğan. Gecenin değil, gölgenin eseriydi etrafı saran, Işığı örten ve asla dağılmayan… Sular sonsuz, dakikalar geçiyor Bir, iki, üç, dört… Zamansız bir kaosun ortası, Ölçüsüz saatler, yıllar ve asırlar……devamıZift gibi bir koyu umutsuzluktu yüreği kapatan,
Dalgalar değil çaresizlikti ruhu boğan.
Gecenin değil, gölgenin eseriydi etrafı saran,
Işığı örten ve asla dağılmayan…
Sular sonsuz, dakikalar geçiyor
Bir, iki, üç, dört…
Zamansız bir kaosun ortası,
Ölçüsüz saatler, yıllar ve asırlar…
Vakit yok, yol yok, yön yok, güç yok…
Sarılacak yok,
Sorulacak yok,
Ellerimde bir dolu sözcük,
Uzatacak kimsem yok.
Hani birlikte yürünecekti yollar?
Hani yoktu yıkılmak,
Yorulmak ve durmak,
Deli bir savaşta kendine sarılmak?
Vaeylia