Az önce iyi bir çevirinin önemini fark ettim bir kitap her çevirmenin kaleminden okunmaz arkadaşlar akıcı, kalıcı, doğru çeviri kim yapıyorsa orijinal büyüsünü bozmadan valla kitap okumak ayrı zevkli oluyo
Ablacım, daldan dala kondun. Ciğeri beş para etmez adama gidip âşık oldun. Sevdiğin hâlde "sevmiyorum" demen de çoban abiye karşı resmen haksızlık. Biraz duruşun olsun ya. Bir de çocuk gibi davranıp, kendisine miras kalan çiftliği yönetmeye çalışması ayrı komik. Erkekler…devamıAblacım, daldan dala kondun. Ciğeri beş para etmez adama gidip âşık oldun. Sevdiğin hâlde "sevmiyorum" demen de çoban abiye karşı resmen haksızlık. Biraz duruşun olsun ya.
Bir de çocuk gibi davranıp, kendisine miras kalan çiftliği yönetmeye çalışması ayrı komik. Erkekler de gerçekten gurursuz yazılmış. Kız açık açık "istemiyorum" diyor, adam kalkıp kızın âşık olduğu adama para teklif ediyor: "Kaç para istiyorsun, kızı bırak?" Bu nasıl mantık?
Süresi de gereksiz uzun. 3 saat ne lan?
Tamamen saçma sapan bir aşk filmi olmuş. Güzel, gerçekten izlemeye değer bir aşk filmi varsa önerin de onu izleyelim.
Bu film benim için tam anlamıyla büyük bir hayal kırıklığıydı. Sinematografisi, senaryosu ve oyunculukları... Kısaca berbat. Ciddi bir meseleyi ele alırken bu kadar yüzeysel ve tek taraflı bir anlatım tercih edilmesini anlamakta zorlanıyorum. Aslında sebebi çok açık. Yahudi propagandası. Film,…devamıBu film benim için tam anlamıyla büyük bir hayal kırıklığıydı. Sinematografisi, senaryosu ve oyunculukları... Kısaca berbat. Ciddi bir meseleyi ele alırken bu kadar yüzeysel ve tek taraflı bir anlatım tercih edilmesini anlamakta zorlanıyorum. Aslında sebebi çok açık. Yahudi propagandası.
Film, adaleti anlattığını iddia ediyor; ancak bana göre adaleti değil, kazananların bakış açısını merkeze alıyor. Mahkemeyi kuran devletlerin kendi geçmişlerindeki tartışmalı uygulamalar ve sivillere yönelik ağır ihlaller neredeyse tamamen görmezden gelinirken, izleyiciye tek bir doğru varmış gibi bir anlatı sunuluyor. Bu da seyirciyi bu ironiye gülmeden edemiyor. Aklınca aşağılayıcı, alaycı bir yargılamayla adalet sağladıklarını düşünüyorlar.
Üstelik film, tarihî olayların önemli bir kısmını tartışmalı noktalarıyla birlikte ele almak yerine, seçilmiş bir anlatıyı mutlak gerçek gibi sunuyor. Bu yüzden belgesel ciddiyetinden uzaklaşıyor ve propaganda hissi uyandırıyor
"Bunları bugün bu şekilde yargılayıp öldürmezsek, üçüncü kez yenebileceğimizden emin değilim." repliği ise bana göre filmin temel yaklaşımını özetliyor. Hukukun evrenselliğini değil, savaşın kazananlarının korkularını ve bakış açısını yansıtan bir cümle.
Naziler gerçekten takdir edilecek bir örgütlenme ve uygulama biçimi sunuyor. Ben bunlara cesaretleri, inançları karşında tebrik plaketlerini, madalyalarını veririm. Aslında bunların yaptıklarını tarihde pek çok liderin benimsediği görüş vardı. Yani sıradan ve olağan bir şey. Ve bu idama gidenlerin ne kadar eğitimli donanımlı iğrenç de olsa müthiş bir duruşları var. Şampiyonlar Ligi gibi.
Benim gözümde bu yapım, tarihî bir dramdan çok, eleştirel sorgulamaya kapalı ve tek yönlü bir anlatı denemesi olmuş. Farklı görüşlere ve tarihî tartışmalara alan açmak yerine, izleyicinin ne düşünmesi gerektiğini dikte etmeye çalışan bir film izlenimi bıraktı.
Ve ve ve... Gerçekten filmin yapımcılarından tutun da set arkasında bile Yahudi eli değmiş hissi var. Yapımcılarından birkaçı Yahudi. Oyuncular içinde de var bu. Tek acıyı bir tek bunlar çekmiş dünyada ya sanki. Ayıp gerçekten! Çok narsistçe bu!
Hem ahlaki değerleri hem de vicdanı sorgulatan bir film. Bir suçluya empati duyabileceğinizi, hatta ona acıyabileceğinizi düşündürüyor. Bunu yapabilmesi bile filmin en büyük başarısı. Polislerin, savcının ve hâkimin "Kanun böyle." diyerek sağladığı adalet anlayışı, suçun gerçekten ortadan kalkmadığını; çoğu zaman…devamıHem ahlaki değerleri hem de vicdanı sorgulatan bir film. Bir suçluya empati duyabileceğinizi, hatta ona acıyabileceğinizi düşündürüyor. Bunu yapabilmesi bile filmin en büyük başarısı.
Polislerin, savcının ve hâkimin "Kanun böyle." diyerek sağladığı adalet anlayışı, suçun gerçekten ortadan kalkmadığını; çoğu zaman sadece bastırıldığını hissettiriyor. Film, tek bir konuya odaklanmak yerine birçok duygu ve çatışmayı aynı anda işliyor. Bu yüzden izleyiciyi sürekli düşündürüyor.
Finalde verilen mesaj ise oldukça çarpıcı: "Bir zamanlar bir milyon bağımlı vardı, şimdi 6,5 milyon oldu. Birçok şebeke çökertildi ama bitmiyor. Çünkü bize hep bunun son olduğuna inandırdılar." Bu sözlerin ardından karakterin mesleğinden istifa etmesi filmin en güçlü anlarından biri. Bu sahneyi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, sistemin işleyişini sorgulamadan geçemiyorsunuz.
Film umudu pazarlamıyor; aksine, hayatın acı gerçekleriyle yüzleştirerek bitiyor. Bu yönüyle oldukça gerçekçi. Ayrıca soruşturma sürecindeki güç zehirlenmesi çok iyi yansıtılmış. Terfi uğruna kurulan ince planlar da senaryoya ayrı bir katman ekliyor.
En ironik noktalardan biri ise, idama giden bir suçlunun son anda birkaç masumun hayatını kurtarması. Bu da filmin gri alanlarını daha da güçlendiriyor; hiçbir karakter tamamen siyah ya da beyaz değil.
Bir de filmin adına değinmeden geçemeyeceğim. "6.5 Metre" sadece kefenin uzunluğunu değil, aynı zamanda finalde sözü edilen 6,5 milyon bağımlıyı da simgeliyor. İsmin bu çift anlamlı kullanımı oldukça etkileyici.
Eğer yönetmenin önceki filmi Leyla'nın Kardeşlerini sevdiyseniz, bunu da mutlaka izleyin. Düşündüren, rahatsız eden ve uzun süre akılda kalan filmlerden biri.
Hiçbir zaman "Beni takip edin", "Postumu beğenin" diyenleri anlayamadım, sanırım hiçbir zaman da anlayamayacağım. Kendini önemli ya da görünür hissetmek için bu kadar ilgi dilenmek bana gerçekten çok tuhaf geliyor. İyi misiniz arkadaşlar?
Alpacino muhteşem performans sergilemiş müthiş bir ahlak anlayışı var ama işini yapmayan/yapamayanlar o kadar çok ki sonuçlarını görünce feryat ediyor fln.. ama gerçekten içime işleyen bir yanı var. Çok gerçekçi. Basit olayların ne kadar karmaşık yöne verilebileceği, tepkilerin duygusal yıkımların…devamıAlpacino muhteşem performans sergilemiş müthiş bir ahlak anlayışı var ama işini yapmayan/yapamayanlar o kadar çok ki sonuçlarını görünce feryat ediyor fln.. ama gerçekten içime işleyen bir yanı var. Çok gerçekçi. Basit olayların ne kadar karmaşık yöne verilebileceği, tepkilerin duygusal yıkımların herkes için ne kadar farklı olabileceğini de gösteriyor. Mükemmeldi gidin izleyin direkt
Ay mükemmel bir ajan dizisi ya aksiyonu çok tatlı eğlenceli yapmışlar merak uyandırıcı gidin izleyin direkt bayıldım uzun zamandır böyle heyecanli dizi izlememiştim bölüm beklemesi ızdırap gibi ya
Çok üzgünüm, çok kırgınım, çok öfkeliyim... Masum bir ailenin ve köylerinin bombalanmasının ardından yaşadıkları kayıpları anlatan bu filmin beni bu kadar etkileyeceğini, hatta ağlatacağını hiç düşünmemiştim. Gerçekten yürek burkan bir hikâye. Çaresizlikle umudun arasında sıkışıp kalmış koca bir trajedi... Oyuncakları…devamıÇok üzgünüm, çok kırgınım, çok öfkeliyim...
Masum bir ailenin ve köylerinin bombalanmasının ardından yaşadıkları kayıpları anlatan bu filmin beni bu kadar etkileyeceğini, hatta ağlatacağını hiç düşünmemiştim. Gerçekten yürek burkan bir hikâye. Çaresizlikle umudun arasında sıkışıp kalmış koca bir trajedi...
Oyuncakları alıp gittiği sahnede yüzündeki mahzun heyecanın ardındaki derin hüznü iliklerime kadar hissettim. Yaşanmış gerçek bir hikâye olması ise her şeyi daha da ağırlaştırıyor.
En acı sahne ise finalde evladını kucağına almasına rağmen onu tanıyamamış olmasıydı. Yine de bir yerlerde yaşıyor olabileceğini düşünmek, buna dair bir umut taşımak; öldüğüne tanık olmaktan çok daha katlanılabilir geliyor.
Walnut Tree, uzun süre etkisinden çıkamayacağım filmlerden biri oldu.
Ayrıca bu trajediyi izlerken aklıma çıplak vaziyette acılar çekerek koşan o kız aklıma geldi. Savaşın izleri işte.. insanlar farklı olsada acı hep aynı
Hayatımda okuyabileceğim en saçma en iğrenç kitap. Yazarın cinsel arzularını ve sadistce işkenceleri anlatiyo. Ne pis bir zihniyeti varmış ya. Kitabın filmini de yapmışlar 70lerde. O dönem pornografik filmler furyası başlamıştı. Hazır senaryo var niye çekmeyelim demişler. Mide bulandırıcı şeyler…devamıHayatımda okuyabileceğim en saçma en iğrenç kitap. Yazarın cinsel arzularını ve sadistce işkenceleri anlatiyo. Ne pis bir zihniyeti varmış ya. Kitabın filmini de yapmışlar 70lerde. O dönem pornografik filmler furyası başlamıştı. Hazır senaryo var niye çekmeyelim demişler. Mide bulandırıcı şeyler var. Her türlü suç unsuru sapkınlık mevcut. O oyuncuları nasıl ikna ettiler merak ediyorum. Uzak durulması gereken bir yazar. İnanmayanlar varsa gitsin araştırsın. Bu yazara alkış tutanlar da var çok enteresan degilmi.
Bu film için söyleyecek hiçbir şeyim yok.. izlerken dehşete düştüğüm , terapi aldığım sahneler vardı. Derin bir çözümlemesine girmek benim altından kalkabileceğim bir film değil. İzlemeyen varsa izlesin. Çok şey kaybedersiniz izlemezseniz.