Çiftimizin sinir bozucu, toksik ve iğrenç bir ilişkisi var. İlk sahne bir terapi seansı ve daha en baştan ilişkinin nereye gideceğini, birbirlerini nasıl tüketeceklerini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Çocuklarının ihtiyaçlarını ve duygularını sürekli arka planda bırakıyorlar; çocuk yetiştirme konusunda başarısızlar.…devamıÇiftimizin sinir bozucu, toksik ve iğrenç bir ilişkisi var. İlk sahne bir terapi seansı ve daha en baştan ilişkinin nereye gideceğini, birbirlerini nasıl tüketeceklerini az çok tahmin edebiliyorsunuz. Çocuklarının ihtiyaçlarını ve duygularını sürekli arka planda bırakıyorlar; çocuk yetiştirme konusunda başarısızlar. Buna karşılık birbirlerini şiddetle sevme ve kavga etme konusunda fazlasıyla başarılılar. Kariyer yarışı zamanla bir hırs savaşına dönüşüyor ve ilişki kısaca tam bir ego savaşına evriliyor.
Narsist iki tipin bu uyumsuzluğu insanın canını sıkıyor; yer yer güldürse de. Yemek sahnesinde adeta bir şov izliyorsunuz ama kimse bunu anormal karşılamıyor, çünkü bu onların normali.
Çok beğendiğim bir film değildi ama ilişkilerini gözlemlemek açısından oldukça keyifliydi. Senaryosu zekice yazılmıştı.
1 yılımı almıştı unutmak 4 yıllık anılar gözümün önünde canlanmışti gördüğümde Yaşanilanlar yaşanabilir olanlar Söylenenler söylenmeyenler... Ta şuramda hissettim Hiçbir şey olmamış gibi karşımda belirip içten sarılmasını kaldirabildim ama tam olarak hesap soramadım Zaten hesap sormanın da manasız olduğunu fark…devamı1 yılımı almıştı unutmak
4 yıllık anılar gözümün önünde canlanmışti gördüğümde
Yaşanilanlar yaşanabilir olanlar
Söylenenler söylenmeyenler...
Ta şuramda hissettim
Hiçbir şey olmamış gibi karşımda belirip içten sarılmasını kaldirabildim ama tam olarak hesap soramadım
Zaten hesap sormanın da manasız olduğunu fark etmem uzun sürmedi
Onun kurallarına göre
Piyesi oynadık perde kapandı
Şimdilik...
Çok saçma ama bir o kadar da komik bir şey. Fazla izleme fırsatım olmadı; fakat Yaban isimli karakterin sahneleri inanılmaz keyif verdi. Moralimin bozuk olduğu bir zamandaydım ve neredeyse her sahnesinde kahkaha attığımı fark ettim. Yaban’ı canlandıran oyuncuyu aşırı beğendim;…devamıÇok saçma ama bir o kadar da komik bir şey. Fazla izleme fırsatım olmadı; fakat Yaban isimli karakterin sahneleri inanılmaz keyif verdi. Moralimin bozuk olduğu bir zamandaydım ve neredeyse her sahnesinde kahkaha attığımı fark ettim. Yaban’ı canlandıran oyuncuyu aşırı beğendim; diğer oyuncular da keza öyle. Bana, 3–5 skeçin birleştirilmesiyle ortaya çıkmış bir güldürü dizisi gibi geldi. Çok fazla mantık aramıyor ama yer yer oldukça zekice yazılmış anları var.
Kızım atanmamis kızsın berragin kızına ablalık edene kadar onun yapmadığı analigi yapana kadar bir erkeğin parasına muhtaç olana kadar git iş kur ders çalış atan milletin entrikaları peşinde niye koşuyorsun saçma sapan dizi ya neyi izleniyor 3 saat onu da…devamıKızım atanmamis kızsın berragin kızına ablalık edene kadar onun yapmadığı analigi yapana kadar bir erkeğin parasına muhtaç olana kadar git iş kur ders çalış atan milletin entrikaları peşinde niye koşuyorsun saçma sapan dizi ya neyi izleniyor 3 saat onu da anlamadım ayrıca sugar Daddy nin evli ya gönlün kaymaz yani ne etiğe ne ahlaka uygun gidiyor birde kardeşine ahlak dersi veriyo facia ya izlemeyin
Spoiler içeriyor
Zuhal karakteri dışında hiçbirinin derinliği işlenmemiş. Amerikan özentisi, kimin eli kimin cebinde belli olmayan, bağımlı ve kafayı yemiş zengin bir arkadaş grubu izliyoruz. Araya da kendinden utanan bir “fakir” karakter sıkıştırılmış. Altı kişilik bu grubun senaryosu baştan savma, mantık silsilesi…devamıZuhal karakteri dışında hiçbirinin derinliği işlenmemiş. Amerikan özentisi, kimin eli kimin cebinde belli olmayan, bağımlı ve kafayı yemiş zengin bir arkadaş grubu izliyoruz. Araya da kendinden utanan bir “fakir” karakter sıkıştırılmış. Altı kişilik bu grubun senaryosu baştan savma, mantık silsilesi tavanda ve izleyicinin aklında sayısız soru bırakıyor. Açıkçası zaman kaybı olduğunu düşünüyorum. İzlemeye devam etme sebebim yalnızca Elif’in anne babasının kim olduğu ve onu neden bıraktıkları sorusuydu.
Murat, Zuhal’e âşık ama “kankam” dediği Banu’yla yatıyor. Elif'e de diyor Banu ile ben hariç herkes birbiriyle sevgiliydi.
Banu, Mert’e âşık. Mert de bakire geldi bakire ölcek diye alay ediyor. Banu ağlıyor. Cringe.
Gruptaki tüm kızların hayali Mert.
Mert’le sevgili olan Seda ise Banu’nun kankası.
İlk bölümde bu kızlar birbirinin düşmanı; Banu’nun kilosuyla dalga geçiyorlar. Sonraki bölümlerde ise hiçbir özür, hiçbir yüzleşme olmadan can ciğer oluyorlar. Bu dizide arkadaşlığın değeri yatak odasından geçiyor resmen.
Fatma Hoca diye tutturmuşlar; deli gibi bir kadın. Hiçbir ağırlığı yok. Sanki okulda başka öğrenciler yokmuş gibi sadece bunların sınıfında olan biteni defterine yazıyor.
Levent–Zuhal sahnelerinde romantik ve erotik bir hava, tuhaf diyaloglar var. Sonraki bölümlerde Zuhal “abim o” diyor. Yani siz iyi misiniz? Ensest çağrışımı bu şekilde geçiştirilemez.
Zuhal’in Elif’e bu kadar sahip çıkması da mantıksız. Murat, Banu’yla yatıyor; ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Sadece Murat değil, tüm arkadaş grubu böyle. Bu kadarını normal kabul edemem.
Hangi okul bu kadar geniş mezhepli olabilir? Kolejde okuyan varsa cevaplasın. İdare fark etmese bile öğrenciler mutlaka konuşur, dedikodu çıkar.
Banu “iyi kız” mı şimdi? Kızına sahip çıkmamış, finalde bile “ben senin ananım” demiyor. O kadar ruhsuz ki, Elif’in Zuhal’in kızı olmasını istedim. Zuhal çok daha sıcaktı.
Murat gerçeği öğrenince “Allah belanı versin Banu” deyip gidiyor. Sonraki sahnede Banu “Ben senin gibi yapmayacağım, kızıma sahip çıkacağım” diyor ama Elif’le baba-kız olarak tek bir sahnesi yok.
Mert, Seda diye dolaşıp duruyor ama meğerse Seda eniştesiyle birlikteymiş.
Banu “yıllardır aradım bulamadım” diyor ama Fatma’nın cenazesine çıkıp geliyor. Büyük bir tezat.
Zuhal, üç günde tanıdığı kıza sahip çıkıyor. Oyunculuk olarak da Gökçe Bahadır dışında kimseyi beğenmedim.
Yemek sahnesinde Murat ve Banu var; Mert neden yok? Zaten Mert, günümüzde Banu’yu görür görmez âşık oluyor. Sırf güzelleştiği için mi? Hemen sevgili olmalar, “kal da kalayım”lar… Çok yapay.
Ahmet nerede? Ahmet’e ne oldu? Başarılı bir öğrenciydi, mezuniyette görünüp kayboldu. O yemek masasında neden yok?
Seda neden apar topar öldü? Kusmaları sadece madde yüzünden miydi? Kantinci okulda uyuşturucu satıyor, idarenin ruhu duymuyor. Partilerde herkes rahatça uyuşturucu kullanıyor. Torbacı leventin yanında görünce de zuhali diyorlar kimle gezersen gez uyuşturucuda bir duracaksın seni de mi seda gibi kaybedelim . Partide hepiniz içtiniz ya. Bu tam bir Amerikan özentiliği. Ve birbirinden kopuk skeç gibi sahneler.
Elif neden Zuhal’i seçmedi? Ben olsam seçerdim; Banu kadar cesaretsiz ve korkak değil.
Ultrason fotoğrafının üstünde neden Seda’nın adı var? Seda’nın ölümü neden medyada hiç konuşulmuyor? Uyuşturucuya nasıl bulaştı?
Zuhal neden yengesiyle çocuk muhabbeti yapıyor? Neden mahalleden birine para verip abisine gönderiyor; kendisi ya da yengesi gidebilir. Instagram hesabı kapanınca kurtulmuş mu oluyor?
Kızını reddeden Banu, Mert’le mi mutlu olacak? Ondan mı çocuk yapacak? Murat ve Banu her şeyden kaçtı ama onlara “iyi insan, melek” rolü biçiliyor.
Mert’e yazılan mektubun 20 yıl sonra ulaşması da ayrı saçmalık.
Elif neden baba adaylarıyla yüzleşmiyor? Finalden sonra Murat’la yüzleşecek mi? Gösterilmiyor.
Mert–Zuhal yüzleşmesi şarttı ama onu da koymamışlar.
Kısacası: Olgunlaşmamış beş yetişkin izliyoruz. Elif hepsinden daha olgun duruyor. Çok fazla tutarsızlık var.
Neyse… saçmalık.
@waryog abimle çok keyifli vakit geçirdik. Benimle bu filmi izlediği için kendisine minnettarım. Hayatımda karşılaştığım, şahsına münhasır, pek kıymetli ve gerçekten mükemmel bir insandır benim gözümde. Film, dostluğu merkezine almakla kalmayıp 1950’lerde yaşanan nükleer felaketlerin korkunçluğunu da eleştiriyor. “Silah öldürür”,…devamı@waryog abimle çok keyifli vakit geçirdik. Benimle bu filmi izlediği için kendisine minnettarım. Hayatımda karşılaştığım, şahsına münhasır, pek kıymetli ve gerçekten mükemmel bir insandır benim gözümde.
Film, dostluğu merkezine almakla kalmayıp 1950’lerde yaşanan nükleer felaketlerin korkunçluğunu da eleştiriyor. “Silah öldürür”, “Unutma, olmak istediğin şeye kendin karar verirsin” gibi sloganlarla filmin mesajı süreklilik kazanıyor. Bunun temel nedeni, canavar olarak görülen dev makinemizin aslında ne yapması gerektiğini bilmeyen, meraklı ve iyi niyetli biri olmasıdır. Tanıştığı sevimli oğlan sayesinde insanlığı yavaş yavaş öğrenir ve zaman zaman büyük fedakârlıklar yaparak bunu herkese kanıtlar.
Film bir roman uyarlaması olmasına rağmen, sevgili yönetmen yaşadığı trajedi nedeniyle birçok sahneyi yeniden kurgulamıştır. Yapımdan bir yıl önce kız kardeşinin eşi tarafından silahla öldürülmesi, yönetmeni ağır bir depresyona sürükler ve film bu ruh hâline göre şekillenir. İlginçtir ki uyarlanan romanda da benzer bir trajedi yer alır; yazar, eşinin intiharının ardından çocuklara teselli olması amacıyla bu eseri kaleme almıştır.
Böylesine acı dramları bünyesinde barındıran bu kült animasyonun, döneminde iyi bir gişe başarısı elde edememesi bana hâlâ şaşırtıcı geliyor. Zaten bu film yüzünden yönetmen, Disney’den kovulur; 50 milyon dolar harcayıp yalnızca 30 milyon dolar kazanması şirket açısından zarardır, bu noktada haksız da sayılmazlar. Ancak yönetmenin diğer filmleri de oldukça eğlenceli, hayal gücü yüksek ve güçlü diyaloglara sahip yapımlardır.
Hikâye ilk bakışta sıradan bir olay örgüsüne sahipmiş gibi görünse de E.T. filmin tersi bir yol izler. Esas olarak bağların önemini, savaşın anlamsızlığını, sevginin değerini vurgular ve “iyi olmanın” varoluşsal özünü sorgulatır. Ve benim için bu yapım filmdir.
Zevkler görecelidir, ama "Recep İvedik en iyi komedi filmidir" diyecek kadar mizah anlayışı sınırlı olanlar için bu dizi belki iyi bir yapım olabilir. Ancak gereksiz uzatılmış, küfürlerle mizah yapmaya çalışan, aynı kadronun (hep birbirinin torpilli tipleriyle dolu) döndüğü bir iş.…devamıZevkler görecelidir, ama "Recep İvedik en iyi komedi filmidir" diyecek kadar mizah anlayışı sınırlı olanlar için bu dizi belki iyi bir yapım olabilir. Ancak gereksiz uzatılmış, küfürlerle mizah yapmaya çalışan, aynı kadronun (hep birbirinin torpilli tipleriyle dolu) döndüğü bir iş.
Disney'e yakışır bir diziydi zaten; Atatürk dizisini yayınlamayıp bunu yayınlayan koca yürekli yapımcılara şükranlarımı sunarım. Tam bir vakit kaybı, sanattan uzak bir işti.
Şimdi Şahsiyet, Masum, Bir Başkadır, Gassal gibi kaliteli yapımları izleyip kendime gelmek istiyorum. 4 bölüm izleme gafletinde bulundum; çünkü fragman kadar ilgi çekici ve akıcı değildi.
Spoiler içeriyor
Beklentilerimi karşılamayan aciz bir film olarak kayıtlara geçti. İlk filmde oldukça müthiş mesajlar veren, motivasyon eden bir filmin devam filmini öylesine çekmişler gibi göstermelerine açıkçası kırıldım. Düğün sahnesi bekledim ama onlar sadece iyi bir ikili olduklarını göstermeye çalıştılar. Yılanlar iyidir…devamıBeklentilerimi karşılamayan aciz bir film olarak kayıtlara geçti. İlk filmde oldukça müthiş mesajlar veren, motivasyon eden bir filmin devam filmini öylesine çekmişler gibi göstermelerine açıkçası kırıldım. Düğün sahnesi bekledim ama onlar sadece iyi bir ikili olduklarını göstermeye çalıştılar. Yılanlar iyidir güzellemesi de sanıyorum insanların moda anlayışına hizmet etmek içindi. Birliği beraberliği zayıf bir olay örgüsü ile işlenmiş. Animasyonlar sadece çocuklara değil yetişkinlere de hitap ederi eskiden. Animasyon anlayışı da sektörel olarak değişmiş görülüyor. İlk filmi tavsiye ederim fakat birkaç filme gönderme yapan bu filmi tavsiye etmiyorum.