Bar fedaisi, ekolayzer, adaletin peşinde tarzında daha önceden ajan yada dövüşçü olup bunu bırakıp daha sonradan tekrar bunu yapmak zorunda kalan intikam tarzı da olabilir film önerilerinizi alabilir miyim?
John Sugar, efsanevi Hollywood yapımcısı Jonathan Siegel'in sevgili torunu Olivia Siegel'in gizemli kayboluşunu araştıran Amerikalı bir özel dedektiftir. Hikayemiz bu şekilde. Dizimiz 1 sezon şuan için. Dizi içerisinde yer yer siyah beyaz filmlerin kesitleri gösteriliyor ve farklı kamera acıları kullanılmış.…devamıJohn Sugar, efsanevi Hollywood yapımcısı Jonathan Siegel'in sevgili torunu Olivia Siegel'in gizemli kayboluşunu araştıran Amerikalı bir özel dedektiftir. Hikayemiz bu şekilde.
Dizimiz 1 sezon şuan için. Dizi içerisinde yer yer siyah beyaz filmlerin kesitleri gösteriliyor ve farklı kamera acıları kullanılmış.
John Sugar karakteri efsane olmuş. Bu diziyi daha önce nasıl görmedim diye hayıflandım aşırı keyif aldım. Ayrıca kesinlikle o eski dedektif dizileri gibi değil modern bir dizi bunun sebebini izleyince anlayacaksınız.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Japon yapımı post apokaliptik bir dizi. Hemen konuya geçiyorum. Japonyada normal hayatına devam ederken kendilerini bir anda başka bir dünyada bulup hayatta kalmak için ölümcül oyunlar oynayan üç arkadaşı anlatıyor. Kendi yorumum ise. Dizi de gerilim ve aksiyon çoğunlukla üst…devamıJapon yapımı post apokaliptik bir dizi.
Hemen konuya geçiyorum. Japonyada normal hayatına devam ederken kendilerini bir anda başka bir dünyada bulup hayatta kalmak için ölümcül oyunlar oynayan üç arkadaşı anlatıyor.
Kendi yorumum ise. Dizi de gerilim ve aksiyon çoğunlukla üst düzeydi. Bunu karakterlerin anlamsızca uzun uzun bakışmaları zaman zaman bozsada genel olarak başarılı buldum. Japonların duyguların yansıtılma biçimini ise bu kadar abartması biraz yapmacık duruyor. Film mangadan uyarlandığı için bunun kendi kültürlerinde normal kabul edildiğini düşünüyorum.
Ana karakterimiz harici yan karakterler de oldukça güçlüydü hepsi birer ana karakter gibiydi hatta bazen ana karakteri gölgede bıraktılar. Son olarak sürükleyici ve olağanüstü görselleri ile izlemeye değer bulduğum ve izledikten sonra pişman olmadığım üstüne de beğendim bir dizi olarak rafımda yer aldı.
Ne anlatıyor? 8.Yüzyılda İskandinavya'da basit bir çiftçi olan Ragnar Lothbrook ve ailesinin efsaneye dönüşen hayatını konu alıyor. Kral olan Ragnar'ın akınları seferleri, viking inanışları o dönemin sosyokültürel dokusu harika resmedilmiş. Savaşlar, hastalıklar, ihanetler dinin ve batıl inanışların toplumların kaderini nasıl…devamıNe anlatıyor?
8.Yüzyılda İskandinavya'da basit bir çiftçi olan Ragnar Lothbrook ve ailesinin efsaneye dönüşen hayatını konu alıyor. Kral olan Ragnar'ın akınları seferleri, viking inanışları o dönemin sosyokültürel dokusu harika resmedilmiş. Savaşlar, hastalıklar, ihanetler dinin ve batıl inanışların toplumların kaderini nasıl şekillendirdiğini hayretle izliyorsunuz.
İzlenir mi?
Bu soruya hayır diyeni odunla kovalarlar :) Şaka bir yana ilk 4 sezon bir içim su, akıyor adeta zaten vikingi efsane yapan bu. Sonra 5 ve 6. sezon çekiliyor. Bana kalırsa 5.sezon da çok iyi 6 da fena değil. Puan vermem gerekirse ilk 4 sezon 10/9, 5.sezon 10/8 ve 6. sezon 10/7. Son sezon daha belgeselimsi olmuş ama izlemeye değer.
Neleri beğendim?
Diziyi öyle bir çekmişler ki, bazı karakterler dizinin yarısında su ve çamur içinde. Oyunculuklar harika kurgu ve olaylar harika. Mekanlar kıyafetler tarihi olaylar hepsi muazzam. Hiçbir şeyden kaçınılmamış kansa kan çamursa çamur. Her şeyin hakkını vermişler. Bu dizide aşırı emek var.
Neleri beğenmedim?
Cinselliğin dozu kaçmış. Herkes birbirine..
Kim kimi tutarsa bazı yerlerde artık dayanamayıp hızlı geçiyordum.
Dini rituel kısımları aslında ilgisini çekene çok güzel çünkü çok detaylı ve atlanmadan yapılmış. Ama buda beni sıkıyordu bu kısımları da biraz hızlandırdım.
Ve en son sezondaki Flokinin değişimi ve floki odaklı işlenen konu beni baydı o kısımlar da sıkıldım.
Son Olarak,
Kesinlikle izlenir. Yazdıklarımı dikkate aoım keyif alın. İyi seyirler :)
TAZE BİTMİŞ WEDNESDAY YORUMU ILE KARŞINIZDAYIM. Zeki, alaycı, herşeyden anlayan, hiçbir şeyden korkmayan tam anlamıyla sosyopat karakterimiz Wednesday'in normal okullarda uyum sağlayamayıp Nevermore Akademisine (Wednesday'in Hogwarts'ı) gönderildikten sonra gerçekleşen bir dizi cinayet ile ilk sezonumuz başlıyor. Konumuz bundan ibaret. Dizi…devamıTAZE BİTMİŞ WEDNESDAY YORUMU ILE KARŞINIZDAYIM.
Zeki, alaycı, herşeyden anlayan, hiçbir şeyden korkmayan tam anlamıyla sosyopat karakterimiz Wednesday'in normal okullarda uyum sağlayamayıp Nevermore Akademisine (Wednesday'in Hogwarts'ı) gönderildikten sonra gerçekleşen bir dizi cinayet ile ilk sezonumuz başlıyor. Konumuz bundan ibaret.
Dizi yorumuna gelecek olursak, her ne kadar karakterimiz aşırı uç hayatta karşılaşması zor bir karakter olsa da ve Harry Potter gibi sihir dünyasının başyapıtının bir çok özelliğini farklı isimler de burada görsem de bu dizi beni çok eğlendirdi ve bana çok keyif verdi.
Cinsellik ve translığın olmadığı, aile ile izlenebilecek nadir son dönem dizilerinden.
keyifli seyirler :)
FBI' ın çözmekte zorlandığı davaları beden dili ile çözümleyen müthiş bir ekip enteresan vakalar. İnsan psikolojisinin ve beden dilinin derinlemesine irdelendigi bu dizi eğer bu alana ilginiz varsa size çok daha fazla zevk verecek. Yoksa üzülmeyin gene zevk alacak ve…devamıFBI' ın çözmekte zorlandığı davaları beden dili ile çözümleyen müthiş bir ekip enteresan vakalar. İnsan psikolojisinin ve beden dilinin derinlemesine irdelendigi bu dizi eğer bu alana ilginiz varsa size çok daha fazla zevk verecek. Yoksa üzülmeyin gene zevk alacak ve keyifle izleyeceksiniz.
Mükemmel bir başyapıt olabilecekken hiç olan başarısızlık öyküsü. Sanal gözlük teknolojisi ile paralel evrenler ve zaman yolculuğu gibi bir çok bilim kurgu metaforunu harmanlayarak bize sunan "peripheral "beklenen aksiyonu ilk sezonda bize vermese de bence devam etmeyi hakediyordu. Konusu ve…devamıMükemmel bir başyapıt olabilecekken hiç olan başarısızlık öyküsü.
Sanal gözlük teknolojisi ile paralel evrenler ve zaman yolculuğu gibi bir çok bilim kurgu metaforunu harmanlayarak bize sunan "peripheral "beklenen aksiyonu ilk sezonda bize vermese de bence devam etmeyi hakediyordu. Konusu ve oyuncu performansları bakımından oldukça beğendim ikinci sezonunu heyecanla beklediğim dizinin iptal edilmesi beni oldukça üzdü.
Güç Yüzükleri, Orta Dünya'nın İkinci çağına ve yüzüklerin efendisinden binlerce yıl öncesinde yaşananlara odaklanıyor. Yüzüklerin efendisinden torpilli bir dizi olduğu için seyirci kitlesi vb herşey hazır. Tek lazım olan şey güzel bir senaryo ve hikaye örgüsünün bağlanması. Onuda yapamadınız. inşallah…devamıGüç Yüzükleri, Orta Dünya'nın İkinci çağına ve yüzüklerin efendisinden binlerce yıl öncesinde yaşananlara odaklanıyor. Yüzüklerin efendisinden torpilli bir dizi olduğu için seyirci kitlesi vb herşey hazır. Tek lazım olan şey güzel bir senaryo ve hikaye örgüsünün bağlanması. Onuda yapamadınız. inşallah 2.sezon da keyifle izleyelim. Yüzüklerin efendisinden torpilli olmasanız muhtemelen çoktan ikinci sezon iptal edilip dizi kalkmıştı.
Daha özet olamazdı :) Reform öncesi Japon kültürünü bize saf bir şekilde Avrupalıların gözünden anlatan bir dizi olmuş. Genel olarak kültür, olay akışı ve Japonların sadakat ve ahlak anlayışı bize oha dedirtsede sıkılmadan izliyorsunuz. Benim beklentimin altında kalan tek şey…devamıDaha özet olamazdı :)
Reform öncesi Japon kültürünü bize saf bir şekilde Avrupalıların gözünden anlatan bir dizi olmuş. Genel olarak kültür, olay akışı ve Japonların sadakat ve ahlak anlayışı bize oha dedirtsede sıkılmadan izliyorsunuz. Benim beklentimin altında kalan tek şey enteresan bir şekilde birinci bölümden itibaren her bölümde "" oh be bölümde savaş olacak"" derken ; her bölümün sonunun savaş çok kötü birşeye getirilip çok barışçıl bir şekilde bitirilmesi ( adamlar bir söz için yedi sülalesini katlediyor burada sorun yok ama savaşa hayır) ve 10 bölümün tamamınında final sahnesinde Toranaga Reisin ağzından çıkan iki kelime ile özetlenmesi oldu.
NE KADAR MEDENİYİZ BUYURUN İSTATİSTİKLERE.. Türk Halkı, kitap okumaya YILDA yalnızca 6 SAAT vakit ayırıyor. Türkiye, kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda. Japonya’da toplumun yüzde 14′ü, Amerika’da yüzde 12′si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21′i düzenli kitap okurken,…devamıNE KADAR MEDENİYİZ BUYURUN İSTATİSTİKLERE..
Türk Halkı, kitap okumaya YILDA yalnızca 6 SAAT vakit ayırıyor.
Türkiye, kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda.
Japonya’da toplumun yüzde 14′ü, Amerika’da yüzde 12′si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21′i düzenli kitap okurken, Türkiye’de yalnızca ON BİNDE BİR kişi kitap okuyor.
Nüfusu 7 milyon olan Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 76 milyon nüfuslu Türkiye’de çoğu kitap 2-3 bin civarında tirajla basılıyor
Birleşmiş Milletler İnsanı Gelişim Raporu’nda kitap okuma sıralamasında, Türkiye 86. sırada yer alıyor.
Bir Japon bir yılda ortalama 25, >Bir İsviçreli bir yılda ortalama 10, Bir Fransız bir yılda ortalama 7, Bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.
Türkiye’de, okuma alışkanlığına sahip 70 bin kişi bulunuyor. 76 milyon kişinin yaşadığı bir ülkede bu sayı çok az .
Türkiye’de bir kişinin kitap okumaya ayırdığı zamanın; Bir Norveçli 300, Bir Amerikalı 210, Bir İngiliz 87, Ve bir Japon 87 katını ayırıyor. Dünya ortalaması dahi Türklerin ayırdığı zamandan 3 kat fazla.
Birleşmiş Milletlerin yaptırdığı bir araştırmaya göre, kitap için; Norveçli 137, Alman 122, Belçikalı 100, Avustralyalı 100, Güney Koreli 39 dolar ayırıyor. Dünya ortalaması 1,3 dolar iken,Türkiye’de bir kişi kitaba yılda ancak 0,45 dolar (45 cent) harcıyor.
“Türkiye’nin Okuma Alışkanlığı” isimli çalışmaya göre, Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında kitap 235. sırada yer alıyor.
Kütüphaneye gidenlerin sadece yüzde 8’i kitap okumaya gidiyor. Diğer yüzde 92’si kütüphanede ne yapıyor acaba?
Türkiye’de 1412 kütüphane olmasına rağmen, sadece 400′ü uluslararası kütüphane standartlarını taşıyor.
Fransa’da düzenli kitap okuyanların sayısı yüzde 20′yi geçiyor. Peki Türkiye’de düzenli kitap okuyanların oranı nedir? Biliyor musunuz?
Onbinde ikiyi bulmuyor!!!
Kitap için yılda harcadığımız para dünya ortalamasının ancak üçte biri kadar, 1 Lirayı bulmuyor.
Okuma Yeterliliği” konusunda 65 ülke arasında Türkiye 42 sıradadır
Türkiye’de kütüphanelerinde 5 bin adet kitaptan fazla kitap bulunan okullarımızın oranı sadece %1’dir
herkesekitapvakfi.org