Bu kitap, sıradan bir genç kızın hayatının bir anda kabusa dönüşmesini anlatıyor. Afra, tek derdi üniversite sınavına hazırlanmak olan bir lise öğrencisiyken, bir proje ödevi bahanesiyle davet edildiği adreste kendini ölümcül bir oyunun ortasında buluyor. Duvarları silahlarla kaplı, her köşesi…devamıBu kitap, sıradan bir genç kızın hayatının bir anda kabusa dönüşmesini anlatıyor. Afra, tek derdi üniversite sınavına hazırlanmak olan bir lise öğrencisiyken, bir proje ödevi bahanesiyle davet edildiği adreste kendini ölümcül bir oyunun ortasında buluyor.
Duvarları silahlarla kaplı, her köşesi kameralarla izlenen bir evde, kim olduğunu bilmediği altı erkekle birlikte hapsediliyor. Hepsi aynı sorunun cevabını arıyor: Neden oradalar ve kim onları seçti?
Kendine Ölüm diyen gizemli bir figür, bu tutsaklarla adeta bir oyuncak gibi oynuyor. Her hareketin izlendiği, her nefesin bedelinin olduğu bu evde hayatta kalmak, yalnızca fiziksel bir mücadele değil; aynı zamanda aklın, korkunun ve insan doğasının sınandığı bir savaş haline geliyor.
Konusu oldukça ilgi çekici ve böyle yaratıcı kitapları görmek beni mutlu ediyor açıkçası. Aynı türde, aynı kalıpta ilerleyen hikâyelerden sıyrılıp özgün bir şeylerle karşılaşmak gerçekten çok keyifli.
Okurken içimdeki merak duygusu hiç sönmedi; her sayfa bir sonrakine bağlanırken kalbimde o tatlı heyecan hep diri kaldı. Böylesine içten, sahici bir anlatımın beni böylesine içine çekmesine şaşırmadım. Hikâye öyle akıcı, öyle sürükleyiciydi ki, zamanın nasıl geçtiğini anlamadan kitabın son sayfasına ulaştım.
Karakterlerin fazlalığı ilk başta gözümü korkutmuştu, açıkçası kafam karışır diye düşünmüştüm. Fakat öyle dengeli ve samimi bir anlatım vardı ki, hiç zorlanmadan her birini benimsedim. Hepsinin ayrı bir rengi, ayrı bir enerjisi vardı. Aralarındaki o tatlı çekişmeler, içten yaklaşımlar ve korumacı tavırlar okumayı daha da zevkli hale getirdi. En çok Egemen, Gökhan ve Mete’yi sevdim; sayfalar arasında onlarla birlikte gülümserken buldum kendimi.
Ölüm karakteri gerçekten sinir bozucuydu. Bir an güldürürken, bir sonraki anda inanılmaz derecede sinir etmeyi başarıyor. Kelimenin tam anlamıyla ruh hastası gibi; o değişken ruh hâlleri ve ani çıkışları insanın sabrını zorluyor.
Afra’yı çok beğendim; karakterinin gelişimi, yaşadığı zorluklar karşısındaki direnci ve o kendine has duruşu gerçekten etkileyiciydi. Her şeye rağmen dimdik kalabilmesi, onu benim gözümde daha da özel kıldı. Böylesine güçlü kadın karakterler her zaman kalbimi kazanıyor.
Yazarın kalemi sade ve akıcı; kendini kolayca okutuyor. Yine de anlatım yer yer fazla yalın kalmış. Daha güçlü, daha vurucu bir üslup görmeyi umuyordum.
Genel anlamda kitabı beğendim. Akıcı anlatımı sayesinde sayfalar su gibi aktı. Merak duygusu hiç azalmadı, özellikle son bölümler beni öyle bir merakta bıraktı ki, düşünmeden ikinci kitaba geçtim. Bu türü sevenlerin severek okuyacağı bir seri olduğunu düşünüyorum. Okumadıysanız eğer mutlaka bakın derim. 🌸
────୨ৎ────
Puanım: 8/10
────୨ৎ────
"İnsanlar korkunçtu, günahkârdı. İlkel ihtiyaçları vardı. Doğru düzgün, karşılık beklemeden sevmeyi bile bilmezlerdi."