Puanı neden bu kadar düşük anlam veremedim. Bence Collin Farrel acayip iyi oynamış ve yorumlarda okuduğum kadar yavaş ilerlemedi aksine gayet güzel aktı. Müthiş ötesi bir film denilemez ama bu puanı hak edecek kadar kötü bir film de değil bence.…devamıPuanı neden bu kadar düşük anlam veremedim. Bence Collin Farrel acayip iyi oynamış ve yorumlarda okuduğum kadar yavaş ilerlemedi aksine gayet güzel aktı. Müthiş ötesi bir film denilemez ama bu puanı hak edecek kadar kötü bir film de değil bence.
7.5/10
Hayatımda okuduğum en sürükleyici ve bir sayfasının bile sadece yazmış olmak için yazılmadığı, her kelimenin bir sonraki olayda payının olduğu muazzam ötesi bir başyapıt oldu benim için. Bitirir bitirmez tekrar okumak istediğim bir kitap olmamıştı bugüne kadar hayatımda. Sanki Monte…devamıHayatımda okuduğum en sürükleyici ve bir sayfasının bile sadece yazmış olmak için yazılmadığı, her kelimenin bir sonraki olayda payının olduğu muazzam ötesi bir başyapıt oldu benim için. Bitirir bitirmez tekrar okumak istediğim bir kitap olmamıştı bugüne kadar hayatımda. Sanki Monte Cristo hep süregelecek bir hikaye anlatıcısı ve biz de bu hayata her gün eşlik edecek olan dinleyicilerdik.
10/10
Not olarak Dumas'nın(oğul olan) Siyah Lale kitabı da bir o kadar güzeldi ve beni Monte Cristo Kontu'nu okumaya iten de o kitaptı. Okumanızı defaatle öneriyorum.
Baş kahramanımız Salih Demirci'nin yakın arkadaşı Rüstemin ölümüyle başlayan, günümüz ve 2. Dünya Savaşı arasında mekik dokuyan bir anlatı. Salih bey 2. Dünya Savaşı sürerken aşık olduğu ve son görüşü esir kampında olan Magda'ya benzeyen bir komşuya rast gelmesi sonucu…devamıBaş kahramanımız Salih Demirci'nin yakın arkadaşı Rüstemin ölümüyle başlayan, günümüz ve 2. Dünya Savaşı arasında mekik dokuyan bir anlatı.
Salih bey 2. Dünya Savaşı sürerken aşık olduğu ve son görüşü esir kampında olan Magda'ya benzeyen bir komşuya rast gelmesi sonucu eski anılar ve günümüzde geçirdiği günleri, aradaki bağlamı koparmadan çok güzel işlenmiş. Çağdaş Edebiyat türünden romanları sevemesem de Salih beyin despot yaşlılığını ve savaşın yıkımını bir arada anlatan güzel bir roman olmuş.
7/10
Açıkçası başlarken sıkıcı olabileceğini düşünmüştüm fakat hiç düşündüğüm gibi olmadı. Olay örgüsü fazlasıyla akıcı ve güzel ilerleyen bir anlatıma sahipti. Zamanına göre cesur konuları işlemiş Hüseyin Rahmi. Böyle bir klasiğin daha çok okunmasını ve bilinmesini isterim.
Böylesine korkunç bi olayı her detayına kadar araştırıp okuyucuya tüm şeffaflığıyla kaleme aldığı ve edebiyata böyle kalıcı bir eser bıraktığı için Pınar Kür'e teşekkür etmek gerekiyor.
Diziyi sindirmek biraz zor oldu benim için. Özellikle dördüncü bölüm tam bir yıkımdı. İlişki dinamikleri karışık olan insanlar için de böyle olacağını düşünüyorum. Haklı ya da haksızın olduğunu düşünmüyorum bu hikayede. İki kişinin kendilerini ve neler hissettiklerini anlamaya, öğrenmeye çalışan…devamıDiziyi sindirmek biraz zor oldu benim için. Özellikle dördüncü bölüm tam bir yıkımdı. İlişki dinamikleri karışık olan insanlar için de böyle olacağını düşünüyorum. Haklı ya da haksızın olduğunu düşünmüyorum bu hikayede. İki kişinin kendilerini ve neler hissettiklerini anlamaya, öğrenmeye çalışan fakat bu öğrenme sürecinde birbirlerini ne kadar yıprattığını izliyoruz.
Etrafınıza bakın, kim bilir kaç tane Lee vardır ama onları göremiyoruz maalesef. Herkesin hayatında böyle dönüm noktaları oluyor ama biz sadece bunu aşabilen insanları görebiliyoruz peki ya bu hiçlikte kaybolanlar?
'Kendini hiçbir yere ait hissedememek' Bu film benim için tam olarak bu tümceyi ifade ediyor. Hepimizin hayatı zaman zaman durgun zaman zaman gelgitli ve çalkantılı. Kendimizi hep bir yerlere atmaya çalışıyoruz. Ama orasının neresi olduğundan bazı insanlar neden bu kadar…devamı'Kendini hiçbir yere ait hissedememek'
Bu film benim için tam olarak bu tümceyi ifade ediyor. Hepimizin hayatı zaman zaman durgun zaman zaman gelgitli ve çalkantılı. Kendimizi hep bir yerlere atmaya çalışıyoruz. Ama orasının neresi olduğundan bazı insanlar neden bu kadar eminken bazıları yağmurda yolunu kaybetmiş, yollarda savrulup sonlarının lağım çukurundan başka hiçbir şey olamayacağını bildiğimiz yapraklar gibi. Hepimiz dünyanın en kötü insanıyız içimizdeki hisleri tanımlayamadığımız onlara bir kılıf uyduramadığımız için.
Kim olmak istediğini bilemeyenlerin baş yapıt olarak nitelendireceği bir yapım.