Yanlışlıkla Türkçe Dublaj indirmişim. Türkçe olduğunu fark etmiştim ama "Dual" sandım. Tablete Gom Player yükledim(çünkü bunda ses dosyaları arasında geçiş yapabiliyoruz) videonun içinde İngilizce ses dosyasın da olmasını ümit ederek. Ama yokmuş. Mason'ın 6 yaşından 18'ine gelişine tanıklık ediyoruz. Oldukça…devamıYanlışlıkla Türkçe Dublaj indirmişim. Türkçe olduğunu fark etmiştim ama "Dual" sandım. Tablete Gom Player yükledim(çünkü bunda ses dosyaları arasında geçiş yapabiliyoruz) videonun içinde İngilizce ses dosyasın da olmasını ümit ederek. Ama yokmuş. Mason'ın 6 yaşından 18'ine gelişine tanıklık ediyoruz. Oldukça sıradan olaylar başından geçiyor. Ama izlerken hiç sıkılmıyorsunuz. Aslında bu film gösteriyor ki iyi bir çekimle hepimizin hayatı film olabilirmiş. Dublajlı film izlemek gerçekten çok zormuş. İnsan ne filme odaklanabiliyor ne de izlediğinden bir şey anlıyor
Hoş film ama mantıklı yanı yok. Neden böyle yapsınlar ki? Sıkmadan, gerilimin etkisiyile güzelce izleniyor. Benim bildiğim "Moon" isimli tek film bu. Başka filmlerde de ay kelimesi geçiyor ama başında, sonunda başka isimler var. "Moon" kelimesinin bu film için harcanmasına…devamıHoş film ama mantıklı yanı yok. Neden böyle yapsınlar ki? Sıkmadan, gerilimin etkisiyile güzelce izleniyor. Benim bildiğim "Moon" isimli tek film bu. Başka filmlerde de ay kelimesi geçiyor ama başında, sonunda başka isimler var. "Moon" kelimesinin bu film için harcanmasına üzüldüm sadece.
Yetişkin bir bedende bir bebek beyni. Aynen bir bebek gibi dünyayı keşfetmeye çalışıyor. Ama bi bebeğin büyümesi, kendi başına kararlar alması, ebeveynleri tarafından özgür bırakılması yıllar alırken bu iş Bella Baxter için çok hızlı ilerliyor. Yetiştirilirken toplumsal normlarla büyüyen bizler…devamıYetişkin bir bedende bir bebek beyni. Aynen bir bebek gibi dünyayı keşfetmeye çalışıyor. Ama bi bebeğin büyümesi, kendi başına kararlar alması, ebeveynleri tarafından özgür bırakılması yıllar alırken bu iş Bella Baxter için çok hızlı ilerliyor. Yetiştirilirken toplumsal normlarla büyüyen bizler için ahlak çok önemlidir. Bize bu öğretilmiştir ama biz zaten içimizde var olduğunu sanırız. Bella'nın insanlarla içinden geldiği gibi konuşması, modern toplumun kurallarını hiçe sayması garip bir o kadar da güzeldi. Duygulardan yoksun yaşanan bir hayatın(mantık üzerine kurulmuş yaşamdan bahsediyorum)pek de güzel olmadığını görüyoruz. Çünkü bizi biz yapan şey duygularımız. Bu film hakkında bana hissettirdikleriyle alakalı daha çok yazı yazabilirdim. Ama artık eskisi kadar çok yazmıyorum. Çok güzel bir konuydu ve kurgusuyla beni ekrana bağladı. Ama içinde bu kadar cinsellik barındırmalı mıydı onu bilmiyorum. Belki de bu konu bu şekilde işlenmeliydi. Yönetmenimiz yoğurdu böyle yemiş bize izlemek düşer
Japonların çektiği Godzilla ile Amerikan Godzillası gerçekten farklı karakterler. Farklılık sadece isimlerinin Gojira ve Godzilla olmasında değil. Tipleri farklı, davranışları farklı. Aksiyon filmi için durağan olsa da sonuyla kendini beğendiriyor. Bazıları hep kısa çöpü çekmek zorunda.
Çok kötü. Danny Boyle utanmasa kamerayı ağzımın içine sokacak. Kamera zaten hep sallatıda. Bi tane düz çekim yok hepsi yamuk yumuk. Olabildiğine durağan. Kurgu yok konu çok basit. Bizim korku filmleri gibi gerekli gereksiz yerde yüksek sesle verilmeye çalışılan bir…devamıÇok kötü. Danny Boyle utanmasa kamerayı ağzımın içine sokacak. Kamera zaten hep sallatıda. Bi tane düz çekim yok hepsi yamuk yumuk. Olabildiğine durağan. Kurgu yok konu çok basit. Bizim korku filmleri gibi gerekli gereksiz yerde yüksek sesle verilmeye çalışılan bir gerilim var. Tek güzel kısmı virüs hemen etkisini gösterdiği için İngiltere'den çıkıp diğer ülkelere gidemiyor. Yani dünyanın genelini etkileyen bi durum değil. Adaya hapsolmuş durumda. Gerçi kuşlar uçarak virüsü götürebilirdi ama çok da önemli değil
Mafya filmleri güzeldir. O ilk baştaki yükseliş hepimizi mest eder. Bi yerde durması gerektiğini biliriz. Ama durması gereken yerde dursa bu kadar büyük olamazdı. İşte o nokta her zaman geçilir ve çöküş başlar.
Muhteşem bir başyapıt. Çok uzun zaman sonra bir filme on puan verdim. Verdiğim puanı sonuna kadar hak ediyor. Filmi anlatabilmek için önce size çok kısa Japonya tarihi anlatmam gerekiyor. Japonya'yı 1185'ten beri Şogunlar yönetiyordu. İmparatorlar vardı ama dini lider olarak…devamıMuhteşem bir başyapıt. Çok uzun zaman sonra bir filme on puan verdim. Verdiğim puanı sonuna kadar hak ediyor. Filmi anlatabilmek için önce size çok kısa Japonya tarihi anlatmam gerekiyor. Japonya'yı 1185'ten beri Şogunlar yönetiyordu. İmparatorlar vardı ama dini lider olarak sembolik bir yönetimdeydiler. İmparatorların doğru düzgün ordusu, vergisi ve gücü yoktu. Minamoto 1185'te yönetimi ele geçirdiğinde samuraylık güç kazanmaya başladı ve ülkeyi yönettiler. Bu durum yıllarca böyle devam etti. Go-Daigo(İmparator) 1330'larda bu duruma karşı çıktı ve yönetimi samuraylardan almak için isyan etti. Bir ülke düşünün imparator o ülkenin askerlerine(samuray) karşı isyan ediyor. İmparator savaşı kazandığı zaman samurayların yetkilerini kısıtlamaya başlıyor. Ama bu durumu ona başta destek veren Samuray Ashikaga Takauji'nin hoşuna gitmiyor ve bu kez o imparatora karşı isyan ediyor. İmparator kendisine sadık olan, Japonya'da sadakatin timsali olmuş Samuray Masashige'nin verdiği savaş taktiklerini dinlemiyor ve savaşı kaybediyor. Massashige İmparator Go-Daigo'nun emirlerinin yanlış olduğunu bilse de ona olan sadakatinden dolayı yapıyor ve sonunda ölüyor. O olaydan sonra Japonya'da şogunlar tekrardan 1850'lilere kadar ülkenin yönetiminde oluyorlar. Tokugawa Şogunluğu ülkeyi batılılara açıyor ve yabancı ülkelere imtiyaz veren anlaşmalar imzalanıyor. Göz göre göre ülkelerinin sömürüldüğünü gören Samuraylar İmparatora destek verip onun adına savaşıyorlar. Tokugawa Şogunluğu yıkılıp İmparator başa geçince yola beraber çıktığı Samuraylara ihanet ediyor. Aslında güzel bir şekilde ülkesini modernleştirmek ve kalkındırmak istiyor. Bu imparatorun adı Meiji. Kendisi modern Japonyayı kuran adam olarak biliniyor. Yaptığı restorasyonlar bugünkü Japonya'nın temeli niteliğinde. Ama bu reformları yapmadan önce samuraylığı kaldırması gerektiğini biliyor. Çünkü samuraylar hala toprak ağası hala yönetimde söz sahibi hala imtiyazlara sahip. Yıllarca ülkenin asker ihtiyacını karşılamış onlar için savaşmış kahraman samuraylar bir anda hain konumuna düşüyor ve samuraylık yasaklanıyor. Bu duruma en çok içerlenense İmparator Meiji'nin hükümetinde bulunmuş Saigō Takamori oluyor. Yıllarca ülkesine ve imparatoruna hizmet eden Takamori samuraylığın düştüğü hale dayanmayıp memleketi Satsuma'da isyan başlatıyor. İsyandayken bile bunu ülkesi ve imparatoru için yaptığını söylüyor. 1877 yılında Samuraylar(500 kişi) tarihlerindeki son savaşlarına çıktıklarında karşılarında modern silahlarla teçhiz edilmiş imparatorluk ordusunu buluyorlar. Shiroyama'da kanlarının son damlasına kadar savaşıyorlar ama teknolojinin karşısında o kutsal öğretilerinin gücü yetmiyor ve hepsi ölüyor. İşte gerçek hikayemiz bu. Film bu olaydan esinlenerek tarihi çok da bozmadan muhteşem çekimlerle ve oyunculuklarla kalitesini ortaya koyuyor. Atlarıyla hücum ettikleri sahnede içim parçalandı. Sanki Faramir adamlarıyla Osgiliath'daki orkların üzerine gidiyormuş gibi hissettim.
Muhteşem bir yapıt. Suçlular çoğu zaman yakalanır ama adalet yerini bulmaz. Bu durumdan rahatsız olan iki İrlandalı kardeş kendileri sorunu çözmeye çalışır. Yargısız infaz tasvip edilecek bir şey değil. Ama birilerinin yaptıklarının bedelini ödemesi hoşumuza gidiyor. Kesinlikle izlemenizi öneririm