Görüşleriyle İslam dünyası üzerinde büyük yankıları olan Kutub, kitaba Yoldaki İşaretler bölümüyle başlar. Kutub insanlığın bir "cehennemi uçurumun kenarında" duruyor olduğunu söylüyor. Bundaki en büyük etkenin de hayatın sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak "değerler sistemi"nin iflas etmiş olmasıdır. Ona göre…devamıGörüşleriyle İslam dünyası üzerinde büyük yankıları olan Kutub, kitaba Yoldaki İşaretler bölümüyle başlar. Kutub insanlığın bir "cehennemi uçurumun kenarında" duruyor olduğunu söylüyor. Bundaki en büyük etkenin de hayatın sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlayacak "değerler sistemi"nin iflas etmiş olmasıdır.
Ona göre Batı'nın ulaştığı madde uygarlığı, Tecrubî İlim Rönesans'ı zirvesine ulaşmış, yeni bir birikimi kalmamıştır. Aynı yüzyıllarda ortaya çıkan "kavmiyetçilik" de miadını doldurmuştur. Bu yüzden insanlık yeni bir değerler sistemine ihtiyaç duymaktadır. Söz konusu yegane sistemse İslam'dır. Fakat İslam da bir toplumda uygulanmadıkça, yani bir ümmet tarafından temsil edilmedikçe fonksiyonunu yürütemez. Bu yüzden ilkin ümmetin varlığı sağlanmalıdır.
Ona göre günümüz dünyası şu an bir "cahiliye dönemi" içerisindedir. Bu cahiliyet devri ilahî otoriteye el koyar, hakimiyeti insanlara dayandırarak onları birbirinin rabbi durumuna geçirir. İslam düzeninde ise insanlar kula kulluğu bırakıp, tek Allah'ın huzurunda boyun eğerek birilerine tapmaktan, başkasının kölesi olmaktan kurtulurlar.
Ancak bu durum pratik hayatta örneklendirilmelidir. Bu nedenle Müslümanların yaşayageldiği topraklarda bir "yeniden diriliş" hamlesine ihtiyaç vardır.
İşte Kutub bu yeniden dirilişin yol haritasını çizer kitapta.
Bir zamanlar İslamcı kesimde popüler olan bir yazar.
Çok beğendiğim bir filmdi. Şahsen hiç sıkılmadan izledim, zaman aktı gitti. Filmi ilk kez izleyeceklere tavsiyem, filmin başında henüz kadın arabadayken, eve varmadan telefonun ekranı kırılıyor. Bu ayrıntıya dikkat edin. Çok şey yazılır bu filme ama hep spoiler olur. Bir…devamıÇok beğendiğim bir filmdi. Şahsen hiç sıkılmadan izledim, zaman aktı gitti.
Filmi ilk kez izleyeceklere tavsiyem, filmin başında henüz kadın arabadayken, eve varmadan telefonun ekranı kırılıyor. Bu ayrıntıya dikkat edin. Çok şey yazılır bu filme ama hep spoiler olur. Bir de filmi izlerken o ayrıntıları keşfetmek de çok zevkli, bu yüzden en fazla iki kişi beraber izlenir. Sonra da film üzerine konuşulur.
Kitapta çoğu yerde monologlar var, daha önce görmediğim türden. Birbiriyle çelişen, tartışan gerçek ile gerçeküstülük arasında kalmış bir dili var. Özgün bir dil bu. Kitabın başı ve sonu yok. Bir yere bağlanmıyor. Kitabın gerçekçi yanı biraz burada bence. Romanlar, öyküler…devamıKitapta çoğu yerde monologlar var, daha önce görmediğim türden. Birbiriyle çelişen, tartışan gerçek ile gerçeküstülük arasında kalmış bir dili var. Özgün bir dil bu. Kitabın başı ve sonu yok. Bir yere bağlanmıyor. Kitabın gerçekçi yanı biraz burada bence. Romanlar, öyküler gerçeğe çok benzer ama hayat hiçbir zaman roman/öykülerdeki gibi belli bir düzlemde ilerlemez. Biraz saçmalık her zaman vardır yani hayatta. (Nasıl anlatsam bilemedim) Kitap bu yönden diğer eserlerden farklı. Yazar gerçeği görünür duruma getiriyor. Sırıtmıyor yani.
"Hoca , benim kardeş hasta, diyor.
Nesi var? diyorum.
Ateşi var çok, diyor. Ölecek.
İlaç vereyim mi? diyorum.
Hayır, portakal ver, diyor.
Portakal yememiştir hiç."
Kardeşi ölecek, bunu biliyor; bari ölürken mutlu olsun istiyor. Çünkü ilaç da portakal kadar az bulunan bir şey 70lerin hakkarisindeki bir köy için.
Hiç böyle bir eserle karşılaşmadım. Üslûp açısından farklı bir eser olduğunu biliyorum ama genel olarak her şey çok gerçekce. Şiirsellik ön planda.
'Muhtar içeri giriyor'
Selamünaleyküm.
Aleykümselam.
Yüzüme bakıyor.
Odaya bakıyor.
Oturuyor.
Benimle çay içiyor.
Ağzını açıp bir şey demiyor.
Çıkıp gidiyor."
Akıcı bir film. İzlerken sıkılmadım. Çok konusu üzerinde durulacak bir film değil. Herkesin dediği gibi Facebook'un kuruluş hikayesi. Filmde Eduardo ve Mark arasındaki olaydan çıkarımım şu ki profesyonel davranan iş dünyasında daha başarılı.
Spoiler içeriyor
Sağlam kurgu. --Spoiler-- Aslında Rory diye biri yok, Clay denen yazar kendi karısıyla olan sorunlarını başka bir kahraman yaratarak kitaba döküyor. Filmin sonunu genç kadının sorduğu "gerçekte ne istiyorsun?" sorusuyla getirip adam karısına sarılırken bitiriyorlar. Yani eski yaşamımı istiyorum demek…devamıSağlam kurgu.
--Spoiler--
Aslında Rory diye biri yok, Clay denen yazar kendi karısıyla olan sorunlarını başka bir kahraman yaratarak kitaba döküyor. Filmin sonunu genç kadının sorduğu "gerçekte ne istiyorsun?" sorusuyla getirip adam karısına sarılırken bitiriyorlar. Yani eski yaşamımı istiyorum demek istiyor. Rory de karısını seven ama ondan ayrılan biriydi. Rory diyor ya insan kelimelerin peşine düşerken yaşamı kaybeder. Rory kelimeleri karısından çok seviyordu, o şeyleri yazmasına ilham olan karısı olsa bile. Yazarların yaptığı hayatlarını parsel parsel kitaba dökmek. Clay karakteri de onu yapmış. Yani aslında başta dediğim gibi Rory olayı kurgu.
Birçok kişi ara ara bu konuya değiniyor. Ben de birkaç bir şey söyleceğim. Burayı 2019'da keşfettim. Eskiden hep tarlaydı buralar :) En fazla takipçisi olan kişinin 250 takipçisi vardı, öyle düşünün. Sonra birden bir kalabalıklaştı ortam. Kendi ruhuyla kalabalıklaşsa sıkıntı…devamıBirçok kişi ara ara bu konuya değiniyor. Ben de birkaç bir şey söyleceğim. Burayı 2019'da keşfettim. Eskiden hep tarlaydı buralar :) En fazla takipçisi olan kişinin 250 takipçisi vardı, öyle düşünün. Sonra birden bir kalabalıklaştı ortam. Kendi ruhuyla kalabalıklaşsa sıkıntı yoktu ama çokça göç alan şehirlere benzedi biraz. Dizi, kitap, filmlere yapılan yorumların kalitesi bile değişti. Burası diğer sanal mekanlardan yalıtılmış bir yer gibi geliyordu bana. Böyle herkesin saygı sınırları içinde yorumlar yaptığı sakin insanların yaşadığı bir koloni gibi. Şimdi diğer sanal yerler gibi oldu ve topluluk herkesi kendine benzetiyor. Benzetecek de. Kamuya açık, insanları kendine çeken bir uygulama sonuçta. Neyse uygulama hakkındaki son sözlerim aşağıdadır.
Alp er tunga öldi mu
ıssız ajun kaldi mu
ödlek öcün aldi mu
emdi ürek irtilur!
Arkadaşlar bu uygulama için bir önerim var. Uygulamada yazar isimleri mavi ve üzerine tıkladığımızda yazarın diğer bütün kitaplarını görebiliyoruz. Aynı şeyin yayınevleri için de geçerli olması gerektiğini düşünüyorum. Yayınevlerini belirten yazılarda mavi olursa o kitabevinin diğer kitaplarını da görebiliriz ve…devamıArkadaşlar bu uygulama için bir önerim var. Uygulamada yazar isimleri mavi ve üzerine tıkladığımızda yazarın diğer bütün kitaplarını görebiliyoruz. Aynı şeyin yayınevleri için de geçerli olması gerektiğini düşünüyorum. Yayınevlerini belirten yazılarda mavi olursa o kitabevinin diğer kitaplarını da görebiliriz ve uygulama kitap keşfetmemizi daha da kolaylaştırır. Sadece insanların paylaşımı ile sınırlı olmaz diye düşünüyorum. Örneğin hep siyaset, hep bilim hep çeviri kitaplar yayınlayan yayıncılar var. Yayınevi kimliğini de görebiliriz böylece. Haksız mıyım?
Bazen bu uygulamada kritik kitaplar hakkında iğneliyici yorumlar görüyoruz. Bunlardan biri Kuran, biri de Nutukla ilgiliydi, geçenlerde görmüştüm. Böyle iğneleyici bir dile gerek kalmadan da içerikler eleştirilebilir bence. Nutuk gözlemlediğim kadarıyla tarihi objektif bir şekilde inceleme yönünde engel oluşturuyor çoğu…devamıBazen bu uygulamada kritik kitaplar hakkında iğneliyici yorumlar görüyoruz. Bunlardan biri Kuran, biri de Nutukla ilgiliydi, geçenlerde görmüştüm. Böyle iğneleyici bir dile gerek kalmadan da içerikler eleştirilebilir bence.
Nutuk gözlemlediğim kadarıyla tarihi objektif bir şekilde inceleme yönünde engel oluşturuyor çoğu zaman. Kitap bugüne dek o dönem için tek kaynak kabul edilmiş ve onun dışında o dönemden bu yana kim ne demiş yazmışsa gözardı edilmiş. Bugün de o dönemin tarihin değil siyasetin konusu haline gelmesinden ötürü dönem hakkında tarafsız çalışmak imkansız hale gelmiştir. Tabi bu Atatürk'ün gözünden olayları incelemenin gereği yoktur demek de değildir.
Kitabın konusuna aşinasınız. Okullardaki İnkılap Tarihi derslerinde işlenen şeylerin kaynağı Nutuk'tur. Hatta denebilir ki tek kaynaktır. Yani Ortaokul veya Lise mezunuysanız kitabı defalarca hatmettiniz demektir. Üstelik hemen hemen her kitabın üstüne eleştiriler yapılagelmişken Nutuk üzerine ciddi bir eleştiri çalışmasının olmaması da bir eksikliktir.
"Nutuk felsefî bir eser değil, askerî ve siyasî bir metindir, muhalefetin ortadan kaldırılmasının ardından, Atatürk tarafından Halk Fırkası’nın ikinci kurultayında, 1927’nin 15 ile 20 Ekim günleri arasında aralıklarla tam 36 saat 31 dakikada okunmuştur ve İstiklâl Harbi’nin safhaları metinde Mustafa Kemal’in gözünden anlatılır.
Cumhuriyet’in temel belgelerinden olarak kabul edilen Nutuk’un yayınlanmış metni ile orijinal elyazması arasında büyük farklar vardır ve herkesin bildiği Nutuk, bazı bölümleri gayet sert olan asıl metnin “kısaltılıp yumuşatılmış” şeklidir." (Murat Bardakçı)
Evet, ilk basımında olup sonrasında sansürlenen mevzular ve kelimeler mevcuttur. Nutuk'un ilk basımı ortalarda yok. Bunun bizlere sunulması elzemdir, ki herkes rahatlasın daha sağlıklı çalışmalar yapılabilsin. Örneğin İstanbul Hükümeti ve Temsil Heyeti arasında 1919'da imzalanan Amasya Protokolü'ndeki birinci maddenin ilk basımda olup ikinci basımda olmaması.
"Nutuk", sadece telgrafnamelerden kurulu bir metindir. Bir tarihçinin dışında ortalama bir vatandaş "Nutuk'tan bir sonuç çıkaramaz. Bu yüzden herkes "Nutuk"un "Ey Türk Gençliği" diye başlayan sadece son satırlarını bilir.
Diğer bir yandan Nutuk'un ulusal ve siyasi birliği sağlamak amacıyla yazıldığı da söylenebilir. Neticede bugün resmî tarih tartışılmaz hakikatler olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak bence dönemin resmi Nutuk'la yarım kalır. Nutuk'un yazıldığı dönemki genel durum ve psikoloji de ele alınmalı ki Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin ilk yılları bu kitapla daha net resmedilebilsin.