"Konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır." - Goethe " Haklıysan sonuna kadar konuşacaksın bu devirde bazıları sanattan anlamıyor çünkü." -Yusuf Can
Tribün Gazıyla Çıkılan Yolun Bedeli Ağır Olur”🤷 “Dövüş dünyasına bakınca bile kimsenin küçümsenmemesi gerektiğini görüyorsun. Dricus du Plessis, Sean Strickland’ı yendi, Khamzat Chimaev Dricus’u yendi deniyor; sonra dönüp bakıyorsun Sean da başka yerde Khamzatı bambaşka indiriyor. Aynı şekilde Alex Pereira’ya…devamıTribün Gazıyla Çıkılan Yolun Bedeli Ağır Olur”🤷
“Dövüş dünyasına bakınca bile kimsenin küçümsenmemesi gerektiğini görüyorsun. Dricus du Plessis, Sean Strickland’ı yendi, Khamzat Chimaev Dricus’u yendi deniyor; sonra dönüp bakıyorsun Sean da başka yerde Khamzatı bambaşka indiriyor. Aynı şekilde Alex Pereira’ya yenilen Israel Adesanya ikinci maçta çıkıp nakavtı vuruyor. Demek ki hayat ne kağıt üstündeki hesaba benziyor ne de tribünden yapılan muhabbete.
O yüzden kimseyi küçümsememek lazım. İnsanları “şu bunu alır, bu bunu ezer” diye gazla doldurup başkasının üstüne sürmek kolay. Ama herkes seçtiği yolun da, verdiği kararın da bedelini kendi öder. Kenardan akıl verenler, gaza getirenler, ortalığı karıştıranlar iş ciddiye binince ortada olmaz.
Şeyh Şamil’in dediği gibi: ‘Allah, güçlülerin başaramadığını bir zayıfa başartmaya kadirdir.’ O yüzden karşındaki insanı dışarıdan gördüğün hâliyle ölçmeye kalkma. Sokakta bir kediye ‘kışt’ dersin kaçar, köpeğe ‘hoşt’ dersin koşar. Ama aynı hayvanı dört duvar arasına sıkıştır ya da canından sevdiğine dokun, bak nasıl değişiyor. İnsan da böyledir. Kimse durduk yere kavga aramaz ama herkesin bir sınırı vardır.
O yüzden birbirinizi rollendirip sahte cesaret pompalamadan önce dikkatli olun. Çünkü bazı insanlar sessizdir diye güçsüz sanılır; ta ki yanlış kapıyı çalana kadar.”😉
Kendini akıllı zanneden aptallara ithafen 🤷 Bir insanı hayatınızda umursamıyor, yolunuza bakıyorsunuz diye rahat bırakması gerekirken; tam tersine sürekli iş yerine arkadaşlarıyla gelip sizi rahatsız etmeye çalışıyorsa, burada normal bir davranıştan söz edilemez. Çünkü gerçekten bir insan birini takmıyorsa yoluna…devamıKendini akıllı zanneden aptallara ithafen 🤷
Bir insanı hayatınızda umursamıyor, yolunuza bakıyorsunuz diye rahat bırakması gerekirken; tam tersine sürekli iş yerine arkadaşlarıyla gelip sizi rahatsız etmeye çalışıyorsa, burada normal bir davranıştan söz edilemez. Çünkü gerçekten bir insan birini takmıyorsa yoluna devam eder. Sürekli ortam kollamak, dikkat çekmeye çalışmak, kalabalıkla gelip huzursuzluk oluşturmak; bunların hepsi aslında iç dünyadaki rahatsızlığın dışa vurumudur.(Suçluluk psikolojisi)
Bu durum güç göstergesi değil, tam aksine insanın kendi içinde yaşadığı huzursuzluğun ve takıntının göstergesidir. Çünkü kendi içinde mesele bitmiş olsa, karşı tarafın hayatını takip etmeye, ortamına gelmeye veya bir şeyler ispat etmeye çalışmaz. İnsan bazen yapılan hareketlerden çok, o hareketi yapma ihtiyacına bakınca gerçeği daha net görüyor.
Kısacası, bir insan sürekli sizi rahatsız etme ihtiyacı hissediyorsa, bu “umursamıyorum” demek değil; aksine kafasında hâlâ bitiremediği şeyler olduğunu gösterir. Gerçekten güçlü ve rahat olan insan, sessizce yoluna devam eder.
Beni başkalarıyla kıyaslayıp “o daha yakışıklı” diyerek laf sokmaya çalışanlara küçük bir not:
İnsan kendini başkasıyla değil, karakteriyle taşır. Herkesin duruşu, enerjisi ve ağırlığı farklıdır. Ben kimseyle yarışta değilim. Ama yarışmacı arkadaşlara başarılar diliyorum 👍👏
Arkadaşlar, bazı kitaplarda yetersiz kaldığımı hissettiğimde, buradaki okuyucu kitlesiyle anlamadığım noktalar hakkında fikir alışverişi yapıyorum. Dizi, film ve kitap okuyan geniş bir kitle olduğu için bu platformu özellikle önemsiyorum. Bana göre Türkiye tarihinin en iyi dizisi olan Ezel’deki Ramiz Dayı…devamıArkadaşlar, bazı kitaplarda yetersiz kaldığımı hissettiğimde, buradaki okuyucu kitlesiyle anlamadığım noktalar hakkında fikir alışverişi yapıyorum. Dizi, film ve kitap okuyan geniş bir kitle olduğu için bu platformu özellikle önemsiyorum.
Bana göre Türkiye tarihinin en iyi dizisi olan Ezel’deki Ramiz Dayı karakteri; okuduğu kitaplar, dizide yeğeni Ezel’e verdiği öğütler, edebî kişiliği ve kalemiyle benim için çok büyük anlam ifade ediyor. Dayı’nın bir sahnesinde, Ezel’e okuduğu ilk kitabın Victor Hugo’nun Sefiller adlı eseri olduğunu söylediğini hatırlıyoruz. Hikâyeye göre, bu kitabı ona bir çocuk veriyor ve “Al bunu Dayı, senin anlamak istediğin her şey bu kitapta yazıyor zaten” diyor.
Ramiz Dayı’ya duyduğum saygıdan dolayı kitabın iki cildini de aldım ve şu anda okumaktayım. İlk ciltte, Piskopos Mösyö Myriel adlı bir karakterden bahsediliyor; yaptığı iyiliklerden ve bu iyiliklerin kendisine nasıl geri döndüğünden söz ediliyor.
Sizce çocuk, Dayı’ya neden “Senin aradığın her şey bu kitapta yazıyor” demiş olabilir? Fikirlerinizide paylaşabilirsiniz.
Herkes bulunduğu yaştan bir sonraki yaşına gün sayarken aslında cahilliğini iple çekiyordur çünki kimse bir sonraki yaşının tecrübesiyle gelmemiştir dünyaya çünki hatalar bunun için vardır hep ,insanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar hata yapar bu yüzden ,sonuçta ilk hatayı Hz adem…devamıHerkes bulunduğu yaştan bir sonraki yaşına gün sayarken aslında cahilliğini iple çekiyordur çünki kimse bir sonraki yaşının tecrübesiyle gelmemiştir dünyaya çünki hatalar bunun için vardır hep ,insanlar hangi yaşta olurlarsa olsunlar hata yapar bu yüzden ,sonuçta ilk hatayı Hz adem yapmıştır elmayı alarak, sen nekadar sağlam bassanda ayağını toprağa kader bi şekilde hata yaptırır sana Mike tysonin dediği gibi hedefe kitlenen bir yumruk yıllarca çalışılmış planları altüst eder bazen herkes hata yaparken ve herkes hatayı bilirken kimse kendi hatasını kabul etmez mesela, çünkü bazı şeylerde hataya yer yoktur (Yusuf Can)
Spoiler içeriyor
Fransa'da Başkan Grandmorinin cinayetinin sır perdelerini aralarken Jacques ve Severinenin imkansız aşklarının meşru kılındığı ve kimsenin kimseye yar olmadığı sonu acıklı bir kitap diye söz edebilirim okuyuculara ... Kısacası Mösyö Roubaudtan tutun Phasie Halanın kızı Floreye kadar herkes hakettiğini bulmuş…devamıFransa'da Başkan Grandmorinin cinayetinin sır perdelerini aralarken Jacques ve Severinenin imkansız aşklarının meşru kılındığı ve kimsenin kimseye yar olmadığı sonu acıklı bir kitap diye söz edebilirim okuyuculara ... Kısacası Mösyö Roubaudtan tutun Phasie Halanın kızı Floreye kadar herkes hakettiğini bulmuş yarım kalan hikayeler ve aşklarda söz konusu ama Emile Zola kitapta gerçekten dramı ve gerilimi okuyuculara hissettirmiş kitabın 1938 yapımı film uyarlaması da var şimdiden herkese iyi okumalar..😊
Dünyada kendisine haksızlık yapılmış kızlar arasında kimler var dendiğinde şüphesiz Dostoyevskinin Lizası ilk aklıma gelenlerden olurdu herhalde kitap Dostoyevskinin kendi içsel çatışmasını insanlar üzerindeki etkisiyle birlikte yaşadığı düşünceleri Dostoyevskinin kendi ağzıyla anlatmış bazı şeylerde Dostoyevskiye farklı bi duygu ve tutku…devamıDünyada kendisine haksızlık yapılmış kızlar arasında kimler var dendiğinde şüphesiz Dostoyevskinin Lizası ilk aklıma gelenlerden olurdu herhalde kitap Dostoyevskinin kendi içsel çatışmasını insanlar üzerindeki etkisiyle birlikte yaşadığı düşünceleri Dostoyevskinin kendi ağzıyla anlatmış bazı şeylerde Dostoyevskiye farklı bi duygu ve tutku kazandırmış mesela diş ağrısı gibi acı veren bişeyin kendi içsel dünyasında acı yerine zevke dönüşmesi ve bunu anlatması ne oldu da bu adam bunu yaşadı dedirtiyo okuyuculara kitap hakkında düşüncelerim fazla ama sözlerimi Dostoyevskinin şu sözüyle sonlandırmak istiyorum ''Şimdi biran için insanların aptal olmadığını farz edelim.(Aslına bakılırsa insan için böyle birşey söylemek imkansızdır.Hiç olmazsa şu sebepten : İnsanı aptal kabul edersek kime akıllı diyeceğiz?)''
Bu eserinde insanın özgürlüğüne önem veren Hayyam Bence yazdığı şeylerle vicdan özgürlüğünede önem vermiş gibi... Kendisini kuran, hadis, ilim ,tefsir ,felsefe ve birçok bilim dalında yetiştirmiş olsa da bu eserinde sıkça şarap ve aşktan söz ettirmiş, hatta Allah ile konuşmasından…devamıBu eserinde insanın özgürlüğüne önem veren Hayyam Bence yazdığı şeylerle vicdan özgürlüğünede önem vermiş gibi... Kendisini kuran, hadis, ilim ,tefsir ,felsefe ve birçok bilim dalında yetiştirmiş olsa da bu eserinde sıkça şarap ve aşktan söz ettirmiş, hatta Allah ile konuşmasından bile nasıl özgürlükçü bi bakış açısı olduğunu anlayabiliriz. Mesela şu eserini size aktariyim Tanrı gibi gökyüzüne uzanabilseydim,canına okurdum şu feleğin canına.Bir dünya kurardım gönlümce,yepyeni,ey insan derdim ey insan, dile benden ne dilersen .
Ömer Hayyamın kendine has bir üslup ve anlatım tarzı var rubaileri ve eserleri batı diline çevrilmiş olan bilgin ve filozof olmasının yanı sıra ismindeki Hayyam aslında çadırcı manasındaymış isminden yola çıkarsakta mesleği gereği onunda bizler gibi halktan olduğunu anlayabiliriz.Ben kitabı Hayyamın kendi otobiyografisi diye anlatıldığını ve yazıldığını düşündüğüm için aldım alanlara şimdiden tavsiyem bu yanılgıya düşebilirler kitap Hayyamın ufak eser ve dörtlüklerini kendi kalemiyle paylaştığı bi tür onu söylemekte fayda var.( Dizi,film ve kitapla ilgili bi platform olduğu için söylüyorum kitap aynı zamandan Ezel dizisinde rol Alan Ramiz dayının Ömer Bayraktara koğuşta Oku diye tavsiye ettiği kitap.)
♥️Aşk Nabızda Gizlidir 🌹İbni Sina'nın hasta bir genci nasıl teşhis ve tedavi ettiğine dair bir hikâye vardır. 🌷İbn Sina, Horasan veya Cürcan'a geldiği zaman hükümdarın yeğeni hastalanıyor. Hastalık amansız ve korkulu. Saray hekimleri bu hastalığın teşhis ve tedavisinde çaresiz kalıyorlar.…devamı♥️Aşk Nabızda Gizlidir
🌹İbni Sina'nın hasta bir genci nasıl teşhis ve tedavi ettiğine dair bir hikâye vardır.
🌷İbn Sina, Horasan veya Cürcan'a geldiği zaman hükümdarın yeğeni hastalanıyor. Hastalık amansız ve korkulu. Saray hekimleri bu hastalığın teşhis ve tedavisinde çaresiz kalıyorlar.
♥️Bu sebepten ötürü son ümit olarak İbni Sina her yerde aranır, nihayet bulunur. Sararıp solmuş, gücünü kuvvetini kaybetmiş, bünyesi zayıflamış ve yatağa düşmüş bu gencin tedavisi için İbni Sina'yı davet ederler.
♥️İbn Sina gelir ve daha gence elini sürmeden onun hasta olmadığını, sadece aşık olduğunu, kara sevdaya yakalandığını fark eder. Sonra hastanın nabzını tutar ve: "Bana Cürcan civarını tanıyan bir adam getirin." der. Adamı getirirler.
🌷İbni Sina adamdan komşu şehirlerin İsimlerini saymasını ister. Bir şehrin ismini duyunca hastanın nabzı hızlanır, yüreği hoplar. İbni Sina bu sefer adamdan hastanın nabzını zıplatan o şehrin mahallelerinin ismini saymasını ister.
Bir mahallenin ismini duyunca hastanın
nabzı yine hızlanır. İbni Sina bu defa adama: "Sokakların da adını say." der. Adam bir sokağın adını söylediğinde hastanın nabzı yine yükselir.
Bundan sonra İbni Sina: "Bu sokaktaki
evlerde yaşayanların isimlerini bilen birisini
getirin." der. Getirirler. Birer birer evdekilerin isimleri sayılırken bir isme gelince hastanın nabzı değişir.
🌹O zaman İbni Sina: "Bu mesele halledildi." der; "Bu genç filan şehirdeki, filan sokaktaki, filan evdeki, filan kıza aşıktır. Çaresi ve devası, o kıza kavuşmasıdır." diye ilave eder.
🌷Aşık delikanlı İbni Sina'nın söylediklerini işitince utanır ve başını yorganın içine çeker. Mesele aynen İbni Sina'nın söylediği ve teşhis ettiği gibidir.
🌹Bu olaydan sonra İbni Sina'yı hükümdara götürürler. Hükümdar onun ilmine hürmet göstererek "Ey yüce filozof! Bu tedavinin sırrını bana söyle!" der. İbn Sina da: "Bunun tedavisi aşık ile maşukun bir araya gelmesidir." diye cevap verir.
♥️Neticede Allah'ın emriyle kız istenir ve nikâhları kıyılarak aşıklar şifaya kavuşurlar.