"-Müzzeyen? -Efendim -Hiç, yok bir şey. Adını söylemek hoşuma gidiyor" gibi bir alıntı kalmış aklımda. Müzzeyen rolüne uydurmuştum ben kadın oyuncuyu bu arada :)
Yıllar önce izlediğimde çok beğenmiştim, etkisinden çıkamamıştım, sanırım hâlâ çok güzel geliyor bana, özellikle o müzik açma sahnesi aklıma geldikçe çok hoşuma gidiyor :)
"Size, hayat bilgisi dersleri verdim ama siz, hayatın gerçek bilgisini kendiniz burada, bu dağ başındaki köyünüzde, sonra, uzak kentlerdeki askerliğinizde, mahpusluklarınızda öğreneceksiniz. Unutmayın ki, kitapların yazdığı her zaman doğru değil; benim için doğru olan, sizin için doğru değil. Benim için…devamı"Size, hayat bilgisi dersleri verdim ama siz, hayatın gerçek bilgisini kendiniz burada, bu dağ başındaki köyünüzde, sonra, uzak kentlerdeki askerliğinizde, mahpusluklarınızda öğreneceksiniz.
Unutmayın ki, kitapların yazdığı her zaman doğru değil; benim için doğru olan, sizin için doğru değil. Benim için gerçek olan, sizin için, gerçek değil. Öğrettiklerimin çoğu böyleyse, bağışlayın beni çünkü ben, başka bi yerden geliyorum.
Karların erimesiyle de, gidiyorum işte.
Burada yaşayacak olan sizlersiniz.
Sizler, karın üstünde yalınayak yürüyüp ölmeyenlerdensiniz. İnsanlar yavrularım, üç aylık bebeyken, bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler.
Cüzzam, trahom, alın yazısı değildir.
Hiçbir şey, alın yazısı değildir.
Bu kadar.
Benim söyleyeceğim, bu kadar işte…
Şimdi dersimiz bitti, dağılın….”
Bu filmin bende yeri çok başka. Bu filmin yaşattığı, hissettirdiği karı, kışı, soğuğu, yoksulluğu ve çaresizliği çok yakından bilirim. Bu film bana Hakkari'yi güzelleştiriyor, başka bir anlam veriyor oraya sanki. Ve bence Genco Erkal çok iyi oynamış, çok uymuş o role.
Ayrıca Ferit Edgü'yü okumayı da çok severim.