"Bir keresinde bu yatak öykülerinin başıboş hayatımın sefil yanlarını anlatacak bir kitap için iyi bir malzeme olacağı gelmişti aklıma, kitabın adı da gökten inmişti sanki: Benim Hüzünlü Orospularım. Buna karşılık sosyal yaşantımın ilginç hiçbir yanı yoktu: Öksüz ve yetimdim, hiçbir…devamı"Bir keresinde bu yatak öykülerinin başıboş hayatımın sefil yanlarını anlatacak bir kitap için iyi bir malzeme olacağı gelmişti aklıma, kitabın adı da gökten inmişti sanki: Benim Hüzünlü Orospularım. Buna karşılık sosyal yaşantımın ilginç hiçbir yanı yoktu: Öksüz ve yetimdim, hiçbir geleceği olmayan bir bekardım, Carta gena de Indias'taki Şiirsel Deyişler Yarışmasında dört kez finale kalmış sıradan bir gazeteciydim; benzersiz çirkinliğim nedeniyle de karikatürcülerin gözdesiydim."
"Seks, insanın aşkı bulamadığında
elinde kalan bir tesellidir."
●Asıl hüzünlü olan 90 yaşına gelip kendine bu zamana kadar beraber olduğu kadınlardan farklı olarak genç, bakire bir kız isteyen baş karakterimiz.
Sevgiye geç kalınmışlığın hüznü...
Rahatsız edici yanları var tabii kitabın
90 yaşındaki adamın 14-15 yaşındaki bir çocukla arasında özel anlamda herhangi bir muhabbetin olma ihtimali başlı başına yanlış ve rahatsız edici bir durum.
"Hizaya getirmenin (Gleichshaltung*) yeni adı: Şeffaflık." *Nazi Almanyası'nda toplumu nasyonal sosyalist düşünceye uygun olarak yeniden örgütleme girişimi. "Şeffaflık zorlaması bizzat insanı sistemin işlevsel bir öğesi düzeyine indirir. Şeffaflığın şiddeti buradadır." "İnsan ruhu, görüldüğü kadarıyla, ötekinin bakışından uzak, kendi başına kalabileceği…devamı"Hizaya getirmenin (Gleichshaltung*) yeni adı: Şeffaflık."
*Nazi Almanyası'nda toplumu nasyonal sosyalist düşünceye uygun olarak yeniden örgütleme girişimi.
"Şeffaflık zorlaması bizzat insanı sistemin işlevsel bir öğesi düzeyine indirir. Şeffaflığın şiddeti buradadır."
"İnsan ruhu, görüldüğü kadarıyla, ötekinin bakışından uzak, kendi başına kalabileceği alanlara ihtiyaç duyar. Geçirgenlikten yoksun olma gibi bir özelliği vardır. Bütünüyle ışıklandırılması yanmasına ve bir tür ruhsal tükenişe (burnout) yol açacaktır. Sadece makineler şeffaftır. Hayatı hayat yapan kendiliğindenlik, olay doluluk ve özgürlük şeffaflığa izin vermez."
"Sergileme zorlaması sonuçta bizi yüzümüzden eder. Kendi yüzümüz olmak mümkün değildir artık."
"Şeffaflık ya da belirginlik Eros'un sonu, yani pornografi olurdu. Bu nedenle günümüz şeffaflık toplumunun aynı zamanda bir porno toplumu oluşu tesadüfi değildir. Şeffaflık uğruna karşılıklı olarak sınırsız bir çıplaklaşma talep eden "mahremiyet-sonrası" faaliyeti de hazla tam bir uyuşmazlık içindedir"
●Bu kitabı pdf olarak okudum ama bir ara kesinlikle almalıyım, alıp tekrar okumalıyım çünkü çok beğendim, hepimizin bildiği ama pek dikkat etmediği gerçek sorunlara değiniyor.
"Dünyadaki bunca suç, bunca katliam, bunca yağma din adına yapıldı, yapılıyor da." "Yaşamak acayip bir şey; ticari malmış gibi yapışmış bize; yakamızı bırakmıyor. Nedendir bilmem; şu canlılar günlük yaşıyor ve yarını düşünmüyorlar. Hiçbir şeyi depolamıyorlar; beklentileri de yok Ama hayat…devamı"Dünyadaki bunca suç, bunca katliam, bunca yağma din adına yapıldı, yapılıyor da."
"Yaşamak acayip bir şey; ticari malmış gibi yapışmış bize; yakamızı bırakmıyor. Nedendir bilmem; şu canlılar günlük yaşıyor ve yarını düşünmüyorlar. Hiçbir şeyi depolamıyorlar; beklentileri de yok Ama hayat onlara da yapışmış. Hatırımdadır; ben çocukken bir kedi yavrusu at arabasının altında kalıp beli kırılmıştı. Her tarafı kanıyor ve miyav miyav bağırıyordu. Tırnaklarıyla toprakta sürünüyordu. Kime yalvardığı belli değildi ama adamakıllı acı çekiyordu. Besbelli kendisinden, cisminden kaçmak, yazgısını değiştirmek istiyordu. Ama hayatta kalmayı da arzu ediyordu... Hayatın ne demek olduğunu bilmese de vücudu onu bırakmak istemiyordu. Acısı rahat bırakmadığı halde ölmek niyetinde değildi..."
"Bu millet, ensesinde boza pişirip tepesine binecek bir diktatör bekliyor hep."
"Memleketin başı çalıp çırptı mı, milletvekili, bakan, emniyet müdürü, daire müdürü de çalıyor. Böyle olunca bakkal Meşedi
Hasan'dan ne bekleyecektik ki! Bozulan meyveyi çöpe atarsa, şaşarım buna! Ama ucuz satmaya da yanaşmaz. Bütün bunlar
zincir gibi birbirine bağlı. Köklü reform yapmak gerek. Yoksa hamile kadınlara üzülmek, yetim, fakir fukara için yardım
toplamak hayasızca gösterişten başka bir şey olamaz. Böyle yapmakla bir yere varamayız."
●Küçüğünden büyüdüğüne her türlü yönetim şeklini ve körü körüne ittati eleştiren, anlatan çok kıymetli bir kitap benim için.
"Ne kadar şaşırtıcı bir şeydir bu (aslında şaşırmaktan ziyade üzülünmesi gereken çok sıradan bir şeydir)! Sefil bir şekilde kullanılmış, zorlayıcı bir güç tarafından zorlanmış değil de, tek olduğu için korkmaları gerekmeyen, onlara karşı insafsız ve acımasız olduğu için sevmedikleri tek…devamı"Ne kadar şaşırtıcı bir şeydir bu (aslında
şaşırmaktan ziyade üzülünmesi gereken çok sıradan bir şeydir)! Sefil bir şekilde kullanılmış, zorlayıcı bir güç tarafından zorlanmış değil de, tek olduğu için korkmaları gerekmeyen, onlara karşı insafsız ve acımasız olduğu için sevmedikleri tek bir kişinin karşısında
hayran kalmış, bir anlamda büyülenmiş, acınası bir boyunduruğa başlar eğik tâbi olmuş milyonlarca insanı görmek şaşırtıcıdır. Ama insanın zayıflığı böyledir! İtaate zorlanmış, ödün vermek zorunda kalmış, kendi aralarında bölünmüş oldukları için her zaman en güçlü taraf olamazlar. Dolayısıyla silahların gücüyle zincire vurulmuş bir ulus tek bir kişinin erkine
boyun eğmişse (Atina şehrinin otuz tiran egemenliğinde olduğu gibi1), onun kulluk etmesine şaşırmamak, kulluğuna üzülmemek lazım veya daha doğrusu buna ne şaşırmak ne deacımak lazım; sadece kararlılıkla bu felakete tahammül etmek ve gelecekte daha iyi bir fırsat yakalamak için beklemek lazım."
"Halklar önce kendilerine aptalca masallar uydururlar, sonra da bunlara yürekten inanırlar."
"Tiranı koruyan silahlar değil, onu destekleyen ve bütün ülkenin ona kul olmasını sağlayan üç beş kişidir."
Her yerde ve hep aynı şeyler dedirten kitap.
"Üzerinde evlerimizin dikildiği toprak sanki cerahatini akıtıyor, şimdiye kadar derinlerinde için için büyüyen çıban ve kanlı irinlerin yüzeye çıkmasına izin veriyordu. O zamana kadar öylesine dingin yaşamış bir birkaç günde allak bullak olan küçük kentimizin geçirdiği o şaşkınlığı düşünün bir!…devamı"Üzerinde evlerimizin dikildiği toprak sanki cerahatini akıtıyor, şimdiye kadar derinlerinde için için büyüyen çıban ve kanlı irinlerin yüzeye çıkmasına izin veriyordu. O zamana kadar öylesine dingin yaşamış bir birkaç günde allak bullak olan küçük kentimizin geçirdiği o şaşkınlığı düşünün bir! Tıpkı sağlığı yerinde bir insanın beynine kan hücum etmesi gibi."
İnsana o berbat korona zamanlarını hatırlatıyor hatta tekrar yaşatıyor.
"Dünyanın yalnızca güzel eseri tanıyıp da onun kaynaklarını, meydana geliş şartlarını bilmeyişi iyidir şüphesiz, çünkü sanatçıya esin akıtan kaynakların neler olduğunu bilmek okurları çoğu zaman şaşkına çevirir, ürkütür, mükemmel olan eserin etkisini yok ederdi." İlginç ve tartışmalı bir konuyu işliyor.
"Okula gidecekken yaşamıyorum, askere alırken yaşıyorum, terhis olacakken yaşamıyorum, babamın vergisini öderken yaşıyorum, mirasımı alacakken yaşamıyorum... dedi." ●Bütün kitap bu alıntı üzerine, bu şekilde ilerliyor ve okurken insanı sinir ediyor yani Yaşar'ın yaşadıklarına sinir oluyor insan. İlginç, güzel bir kitap.