"-Baban Alzheimer. Senin kim olduğunu bile bilmiyor. -Olsun, ben onun babam olduğunu biliyorum." Şu anki düşünceme göre durum ne kadar zor da olsa ben adamı haklı buluyorum yani ben olsaydım, ben şu anki ben olsaydım böyle bir durumda adamın yaptığının…devamı"-Baban Alzheimer. Senin kim olduğunu bile bilmiyor.
-Olsun, ben onun babam olduğunu biliyorum."
Şu anki düşünceme göre durum ne kadar zor da olsa ben adamı haklı buluyorum yani ben olsaydım, ben şu anki ben olsaydım böyle bir durumda adamın yaptığının aynısını yapardım.
"Herkesin sadist bir tarafı vardır, bunu en iyi ortaya çıkaran şey de merhametinize kalmış birinin olduğunu bilmenizdir. " Bu film bana Stefan Zweig'in kitaplarını hatırlatmıştı işleyiş olarak.
Kadın: Bana bir şiir okusana Erkek: Hayatımızda okunacak şiir mi bıraktın? Kadın: Eşşeoğlueşşek! Toksik bir ilişki, bitmesi gereken ama bitemeyen bir aşk... Sezen Aksu ve Ferhan Şensoy çok uymuştu bence bu konuya, bu filme.
"Ah, efendim, kıskançlıktan sakının; sırtından geçindiği varlıkla alay eden yeşil gözlü bir canavardır o." Kıskançlık ve şüphenin bir insanı nasıl yiyip bitirdiğini, en güzel şeyleri nasıl yok ettiğini çok güzel ve gerçek bir şekilde anlatmış burada Shakespeare.
"Biliyoruz ki yabancı edebiyatı anlamak gerçekten anlamak neredeyse imkansız; ona rağmen cahil insanlar yabancı hatta ölü dillerdeki şiirlerden büyük bir zevk aldıklarını iddia edebiliyorlar, zevk alabiliyorlar. Aldıkları zevk yazarın asla niyetlenmediği, belki de kendisine yakıştırıldığını bilse onu mezarında kıvrandıracak şeylerden…devamı"Biliyoruz ki yabancı edebiyatı anlamak gerçekten anlamak neredeyse imkansız; ona rağmen cahil insanlar yabancı hatta ölü dillerdeki şiirlerden büyük bir zevk aldıklarını iddia edebiliyorlar, zevk alabiliyorlar. Aldıkları zevk yazarın asla niyetlenmediği, belki de kendisine yakıştırıldığını bilse onu mezarında kıvrandıracak şeylerden bile geliyor olabilir."
Bu kitabı bir süre önce zor zor okudum, sıkıcı gelmişti bana o zaman
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci, Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten; Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten. İyi nişan alırdı kendini asan zenci, Bira içmez ağlardı, babası değirmenci, Sizden iyi…devamıAman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
— Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
Not:
Zülfü Livaneli'nin seslendirdiği birçok parça Ülkü Tamer'e ait.
ChatGBT'nin burda paylaştığım şiir için yorumu:
1. Bilinç akışı ve parçalanmış zihin
Şiirdeki dizeler:
Birbirine tam bağlanmıyor
Mantık sıçramaları var
Aynı kişi konuşuyor gibi ama düşünceler dağınık. Bu, şunu düşündürür: Dış dünyadan çok, bir zihnin içini okuyoruz.
Yani şiir:
“gerçek bir olay” değil
düşüncelerin dağınık akışı
Bu da genelde:
sıkıntı
yalnızlık
içsel huzursuzluk
ile bağlantılıdır.
2. “Zenci” figürü → içsel “öteki”
Daha derin okumada “zenci”:
dış dünyadaki biri değil
kişinin kendi içinde bastırdığı, uzak gördüğü tarafı olabilir
Yani: “kendini asan zenci” =
kişinin içindeki bastırılmış, değersizleştirilmiş parça
Buna psikolojik olarak:
kendinden utanma
kendine yabancılaşma
içsel çatışma
diyebiliriz.
3. Yargılayan ses vs. sıkılan insan
Şiirde iki ton var:
1. Yargılayan, küçümseyen ses:
“utanırım”
“dersini bilmiyor”
“şişman herkesten”
Bu, toplumun sesi gibi.
2. Aniden gelen gerçek duygu:
“Çok canım sıkılıyor”
Bu ise gerçek insanın sesi.
Yani şiir şunu gösteriyor:
İnsan önce başkalarını yargılıyor
Ama aslında içinde boşluk ve sıkıntı var
4. “Kuş vuralım” → kaçış isteği
Son dize çok önemli:
“kuş vuralım istersen”
Bu: can sıkıntısından kaçış
anlamsız bir eyleme yönelme
demek.
Ama dikkat: Kuş = özgürlük simgesi
Yani: özgürlüğü yok etmek istemek
ya da özgürlüğe ulaşamamanın hıncı
gibi de okunabilir.
5. Absürtlük neden var?
Şiirdeki saçma detaylar:
kilo
değirmenci baba
bira içmemek vs.
Bunlar bilinçli olarak anlamsız seçilmiş
Çünkü:
hayat da bazen böyle dağınık ve anlamsız hissedilir
insan zihni sıkıldığında rastgele düşünceler üretir
Derin anlamın özeti
Bu şiir aslında şunu anlatıyor:
İnsan:
kendine yabancılaşır
başkalarını yargılar
içindeki “öteki”yi bastırır
ama sonunda sadece şunu hisseder:
“Çok canım sıkılıyor.”
Ve bu sıkıntıdan kaçmak için: anlamsız, hatta yıkıcı şeylere yönelir
İlk ve Son dizisinin geneli için tek bir alıntı: "Veda vakti gelince yapılacak tek bir şey var, vedalaşmak." Çok iyi başlayan, en güzel ilişkilerin bile bazen nasıl boka sardığını ve içinde büyüdüğümüz, yaşadığımız ailelerin kişiliğimizi ve ilişkilerimizi nasıl etkilediğini bence…devamıİlk ve Son dizisinin geneli için tek bir alıntı:
"Veda vakti gelince yapılacak tek bir şey var, vedalaşmak."
Çok iyi başlayan, en güzel ilişkilerin bile bazen nasıl boka sardığını ve içinde büyüdüğümüz, yaşadığımız ailelerin kişiliğimizi ve ilişkilerimizi nasıl etkilediğini bence güzel anlatan bir dizi. Ayrıca insanın kendisi ile ciddi sorunları varken bir ilişkiye başlamasının genelde pek iyi olamadığını da gösterdi bir kez daha bana.
Dizi, 3 sezondan oluşuyor, her bir sezon bir çiftin tanışmasını, ilişkilerinin ilerleyişini, aileleri ile olan ilişkilerini ve nasıl birbirlerini yok ettiklerini anlatıyor, ben en çok 1. Sezonu beğendim.
2. Sezon da iyiydi ama 3. Sezonu hiç sevmedim, kadın oyuncu olarak Bergüzar Korel'i de hiç uyduramadım nedense.
İlk sezonun yönetmenliğini Cem Karcı üstlenirken, sonraki sezonlarda yönetmen koltuğuna Devrim Yalçın oturmuştur.