“Halk arasında Erika’nın Gülü diye adlandırılan bir bitki var. Bizim halktan bahsetmiyorum tabii, muhtemelen içinde Erika’ların olduğu bir çöl halkı bu. Her bitki gibi susuz kalınca kuruyor fakat ölmüyor. Suyunu tamamen çekince bir top formuna bürünüyor. Sonra rüzgârın da yardımıyla…devamı“Halk arasında Erika’nın Gülü diye adlandırılan bir
bitki var. Bizim halktan bahsetmiyorum tabii,muhtemelen içinde Erika’ların olduğu bir çöl halkı bu.
Her bitki gibi susuz kalınca kuruyor fakat ölmüyor.
Suyunu tamamen çekince bir top formuna bürünüyor.
Sonra rüzgârın da yardımıyla oradan oraya
sürükleniyor. Yıllarca süren kuraklığın ardından bile
ulaştığı ilk nemli yerde dallarını tekrar yayıyor. Bir de yağmura denk gelirse misler gibi çiçekleniyor. îşte ben
de şu sıra kendimi bu bitkiye benzetiyorum. Evet, belki
kurudum ama inatla ölmüyorum. Yeşillenmem bir
yağmura bakar Osman, ben artık istemiyorum.”
Tali Sharot ,özgür irade diye pazarlanan aklımızın aslında küçük ödüller, aidiyet kırıntıları ve ego okşamalarıyla yönlendirildiğini, insanların fikir sahibi olmaktan çok fikre sahip çıkmayı marifet saydığını kitap içerisinde acımasızca hatırlatıyor.Davranışlarımızın ise halen daha ödül ve kimlik güvenliğiyle şekillendiğini ifade ediyor.…devamıTali Sharot ,özgür irade diye pazarlanan aklımızın aslında küçük ödüller, aidiyet kırıntıları ve ego okşamalarıyla yönlendirildiğini, insanların fikir sahibi olmaktan çok fikre sahip çıkmayı marifet saydığını kitap içerisinde acımasızca hatırlatıyor.Davranışlarımızın ise halen daha ödül ve kimlik güvenliğiyle şekillendiğini ifade ediyor. Kitabın ikna bölümünde işler biraz daha tatsızlaşıyor ve yazarımız açıkça şunu söylüyor:
Daha iyi argümanlar,daha fazla veri daha güçlü kanıtlar çoğu durumda işe yaramaz
Çünkü direkt bilgi, beyinde öğrenmeyi değil savunmayı tetikler.İkna ise karşımızdakinin kimliğini tehdit etmeyen küçük geçişlerle mümkün olur.Yani aslında bizim ikna dediğimiz şey, egomuzu zedelemeden yaptığımız psikolojik pazarlıklardan ibaret…sonuç olarak kitap, başkalarının aklını yönetmeyi öğretmiyor ama kendi düşüncelerimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu biraz 🤏 düşündürüyor . Olayı bu kadar tatsız ve rahatsız edici şekilde anlattığı için sessizce favorilerimin arasına sızdı çünkü insanın zihnini bu kadar rahatsız edici bir açıklıkla ifşa eden kitap sayısı çok değil..
“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli…devamı“Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlenizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.”
"Konumumuz, fiziksel sağlığımız ya da gücümüz ve ilişkilerimiz.Eğer bizden başka birileri (kader ,kötü şans,ölüm vb.) bize haber vermeden bunları elimizden alabiliyorsa bunlar nasıl gerçekten bizim olabilir ?"
Gergedan gözetleme kulesinde,seyir halinde içimizi.Mekanın ve zamanın tümünü edinmiş Gergedan,içimize eğilmiş dışımıza bükülmüş.Yukardan baktığında boynuz kafanın üzerinde belirmiş,aşağıdan baktığında aynı boynuzla öldürülmüş ya da sün.Mine Söğüt her bir öyküsüyle gelmişimize geçmişimize arz-ı endam ediyor, büyük büyük küfrediyor Gergedan'da ,Gergedan'la,Gergedan'a... Büyülü…devamıGergedan gözetleme kulesinde,seyir halinde içimizi.Mekanın ve zamanın tümünü edinmiş Gergedan,içimize eğilmiş dışımıza bükülmüş.Yukardan baktığında boynuz kafanın üzerinde belirmiş,aşağıdan baktığında aynı boynuzla öldürülmüş ya da sün.Mine Söğüt her bir öyküsüyle gelmişimize geçmişimize arz-ı endam ediyor, büyük büyük küfrediyor Gergedan'da ,Gergedan'la,Gergedan'a... Büyülü gerçekçiliğine kurban..Ne güzel varsın be kadın..
🖇"Görmedim mi" diyorum eteklerimi düzelterek "öldü,kuş cama çarptı ve gözlerimin içine baka baka öldü"."Kuşa değil kendime ağlıyorum ben"diyorum.O camı kuşun yoluna takarken düşünecektim.Onu benim tercihlerim öldürdü.Tercihlerimin sonuçlarına ağlıyorsam ,o zaman kuşa değil kendime üzülüyorum demektir."
1970'ler,ağrı duyusu olmasa ne olurdu meselesine ilişkin maymunlar üzerinde bir incelenim.. Yeni doğan maymunların kollarındaki sinirler kesilir.Kollar duyu alma yetisini kaybeder ancak kol hareket kabiliyetini devam ettirir.Tutar,kavrar,nesneleri çevirir filan..gel gör ki duyu geri bildirimi yoktur.Gel zaman git zaman maymunlar kollarına…devamı1970'ler,ağrı duyusu olmasa ne olurdu meselesine ilişkin maymunlar üzerinde bir incelenim..
Yeni doğan maymunların kollarındaki sinirler kesilir.Kollar duyu alma yetisini kaybeder ancak kol hareket kabiliyetini devam ettirir.Tutar,kavrar,nesneleri çevirir filan..gel gör ki duyu geri bildirimi yoktur.Gel zaman git zaman maymunlar kollarına yabancılaşır ,kollarını ısırarak parçalarlar..İncelenimden hisse ağrı rahatsız eder ancak habercidir.Peh.
ya da sadece *Attila İlhan Aysel Git Başımdan
belki de *Shamrain No One Remembers Your Name
Filmin künyesinden vurgun yedim.Korteks limbiğe selam çak da kimyasal gelgitlere s o n v e r s i n . :''''') Bilgibimsi seçmeden saçmalar,sifonunu arayan eller ve kelimeler özerklik istiyor. *Saçmalıklarımı esirgemek istemem o nedenle şimdi Hayatımısatıyorum.com'a girip 25 türk…devamıFilmin künyesinden vurgun yedim.Korteks limbiğe selam çak da kimyasal gelgitlere
s o n v e r s i n .
:''''')
Bilgibimsi seçmeden saçmalar,sifonunu arayan eller ve kelimeler özerklik istiyor.
*Saçmalıklarımı esirgemek istemem o nedenle şimdi Hayatımısatıyorum.com'a girip 25 türk lirasına ilham duası satın alacağım,hemen şu an.Bütün dinler için geçerli,öğrenci indirimi de var...galiba. #işbirliği değil,ordaysan üç kere burdayım de.
ÖTEKİ Ama siz yükseleceksiniz hep bembeyaz, onlar aşağıda siyah kalacak! Sizin başınız bulutlarda dursun onlar balçıkta bacak! Siz tatlı rüyalarınızı görün, onlar terleyip sıçrayacak! Kavunun kabuğuna bıçağı indirin siz, onlar kaçışacak. Genişleyin siz merkezde onlar kenarda daralacak! Onlar seyrek bir…devamıÖTEKİ
Ama siz yükseleceksiniz hep bembeyaz,
onlar aşağıda siyah kalacak!
Sizin başınız bulutlarda dursun onlar balçıkta bacak!
Siz tatlı rüyalarınızı görün, onlar terleyip sıçrayacak!
Kavunun kabuğuna bıçağı indirin siz, onlar kaçışacak.
Genişleyin siz merkezde onlar kenarda daralacak!
Onlar seyrek bir fotoğrafta uzağa bakanlar.
Onlar bir ömür taşlara su tutanlar.
Onlar bir hatırada donmuş duranlar.
Onlar bu dünyada yanmış da külde uyuyanlar.
Siz nasıl da menekşe gözlüsünüz onlarsa hep aç gözlü!
Ah siz ölümsüzsünüz dünya üstünde, onlar ölümlü.
Ve siz nasıl da güzel kokuyorsunuz, insanın hası
Onlar kenarda kirliler; onlar atık, onlar sası.
Ah siz, nasıl da "Siz"siniz buram buram, onlar avam.
Bu cahilin, yoksulun, barbarın ışık neyine, onlar ziyan!
Siz "It was very amazing" derken "and fun"
Onlar özür dileyenlerdi ağacın ruhundan.
Balkonunuz çok yüksek sizin baş döndürüyor.
Dünya pek alçak bir yer olacak yakında öyle görünüyor.
*Taş parçaları