Ne tuhaf! İnsanların soyu tükenirken bile birbirleriyle savaş içindeler... Hep bir doyumsuzluk, hep daha fazlası için savaş... Hayatta kalmaya çalışırken aslında kendi mezarlarını kazıdıklarını ne zaman anlayacaklar acaba ?
İnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir... Ama gelin görün ki geçmişten günümüze kadar bütün davaların altında insan kanının imazsı var. Bu hep böyle devam edecek çünkü insanoğlunun bitmek bilmeyen bir açzgözlülüğü ve kendisinden farklı olnlara karşı nefreti var. Çünkü insanoğlunun…devamıİnsanların öldüğü hiçbir dava haklı değildir... Ama gelin görün ki geçmişten günümüze kadar bütün davaların altında insan kanının imazsı var. Bu hep böyle devam edecek çünkü insanoğlunun bitmek bilmeyen bir açzgözlülüğü ve kendisinden farklı olnlara karşı nefreti var. Çünkü insanoğlunun güç kavramına olan köleliği var. Çünkü insan oğlunun kendisinden zayıf olanı ezme eğilimi var. Tıpkı bu filmde Almanların büyük bir açgözlülükle Yahudilerin mallarına, canlarına kastettikleri gibi. Tıpkı daha sonra Almanların Yahudilere yaptığını Rusların Almanlara yaptığı gibi. Tıpkı geçmişte Almanların Yahudilere yaptığını bügün Yahudilerin Filistinlilere yaptığı gibi... neyse konumuza dönecek olursak piyanist kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Geçmişin acı gerçeklerini gözler önüne seren bir yapıt.
İran filimlerini seviyorum çünkü hayatın gerçeklerini gözler önüne seren yapıtlar oluyor genelde. Bu film de hayatın gerçeklerini bize sunarak bir tanıdıklık, yakınlık hissi yaratıyor. Bu film de Hayatta ki gerçek mücadeleyi, değer yargılarını ve samimiyeti görebilirsiniz.
Bu film bana çabalamam gerektiğini asla umutsuzluğa düşmemem gerektiğini ve her zaman savaşmam gerektiğini bana bir kez daha hatırlattı. Umut bize nefes olan tek servetimiz ona sahip çıkmalı ve onun için savaşmalyız. Umutsuzluğa düştüğünüzde, yorulduğunuzda, vazgeçtiğinizde bu filmi izleyin.
İster çöplükte yaşayın ister sarayda. Sizileri değerli kılan yaşadığınız yer değil içinizde yaşattığınız cesaret ve dürüstlüktür. İşte bu film çöplükte yaşayan 3 cesur çocuğun doğru olanı yapmak için verdikleri mücadeleyi ve bu mücadelede başlarına gelenleri konu alıyor. Kesinlikle izlenmesi gereken…devamıİster çöplükte yaşayın ister sarayda. Sizileri değerli kılan yaşadığınız yer değil içinizde yaşattığınız cesaret ve dürüstlüktür. İşte bu film çöplükte yaşayan 3 cesur çocuğun doğru olanı yapmak için verdikleri mücadeleyi ve bu mücadelede başlarına gelenleri konu alıyor. Kesinlikle izlenmesi gereken bir film.
Ve geldim. Yeniçerilerin, paşaların, padişahların arasında geçip geldim. Hırsız maymunla, oynayan ayıyla, delikanlı Arap ihsan'la tanışıp da geldim. Bünyamin ile beraber ağlayıp onunla beraber gülerek geldim. Bir curcunalı bir o kadar da şamatalı hayattan çıkıp da geldim. Hem hayalci hem…devamıVe geldim. Yeniçerilerin, paşaların, padişahların arasında geçip geldim. Hırsız maymunla, oynayan ayıyla, delikanlı Arap ihsan'la tanışıp da geldim. Bünyamin ile beraber ağlayıp onunla beraber gülerek geldim. Bir curcunalı bir o kadar da şamatalı hayattan çıkıp da geldim. Hem hayalci hem de bir o kadar gerçekçi ve hayatın her rengini taşıyan bir dünyadan geldim. Bu dünyanın adı Puslu Kıtalar Atlası. Bu öyle yaratıcı bir dünya ki düşlerinizden de öte. Bu dünyanın yaratıcısı İhsan Oktay Anar. Bu yaratıcı harika anlatımıyla, mükemmel betimlemeleri ve hayalleri ile rengarenk bir dünya kurmuş. Bu dünyada felsefe arasanız var, tarih arasanız var, polisiye arasanız var. Bu dünya da aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Ben bu dünyaya girdim, gördüm ve yaşadım harika bir macera yaşadım. Size de bu dünyayı tavsiye ederim.
+Annem ile babamdan şikâyetçiyim. -Neden şikayetçisin? + Beni dünyaya getirdikleri için... Her zaman söylüyorum yine söyleyeceğim herkes çocuk sahibi olmamalı. İnsanlar oyuncak alır gibi çocuk doğuruyor. Oyuncaklar kırıldığında, bozulduğunda tamir edilebilir ama çocuklar öyle değil. Ruhlarında meydana gelen kırıklar, duygularında…devamı+Annem ile babamdan şikâyetçiyim.
-Neden şikayetçisin?
+ Beni dünyaya getirdikleri için...
Her zaman söylüyorum yine söyleyeceğim herkes çocuk sahibi olmamalı. İnsanlar oyuncak alır gibi çocuk doğuruyor. Oyuncaklar kırıldığında, bozulduğunda tamir edilebilir ama çocuklar öyle değil. Ruhlarında meydana gelen kırıklar, duygularında oluşan bozuklukların tamiri olmaz ve onları doğurduğumuzu sanırken aslında onları doğarken öldürüyoruz.
Herkesin hayatla ayrı bir savaşı var. Yaşlısından tut çocuğuna kadar herkes her an bir savaşın içinde. Hayatta kalma savaşı, insan gibi yaşama savaşı, insan olma savaşı...
Kitap 19 kısa hikayeden oluşmakta. Ben pek sevemedim doğrusu. Hikayeleri kafada oturtmak, hakim olmak biraz güç. Bana çok fazla laf kalabalığı yapılmış gibi geldi. Bir kitaptaki en önemli husus okuduklarınızı kafanızda canlandırabilmektir ama bu kitapta bunu yapmak biraz zor. Yani…devamıKitap 19 kısa hikayeden oluşmakta. Ben pek sevemedim doğrusu. Hikayeleri kafada oturtmak, hakim olmak biraz güç. Bana çok fazla laf kalabalığı yapılmış gibi geldi. Bir kitaptaki en önemli husus okuduklarınızı kafanızda canlandırabilmektir ama bu kitapta bunu yapmak biraz zor. Yani yazar aklına her geleni yazmış sanki. Hikayeleri okurken " eee bunu niye anlattın ki " diyebiliyorsunuz. Şahsen kitabı okurken sık sık kopukluk yaşadım. Çoğu zaman dönüp aynı yeri tekrar okumak zorunda kaldım. Kitap bana şişirilmiş bir balonu anımsattı ya da Sabahattin Ali'nin hikayelerinden sonra bana öyle geldi çünkü Sabahattin Ali'nin hikayeleri daha bir gerçek, daha bir okunası.