"Peşlerine düşeceğim" diye düşündü çocuk. "Böyle bir havada ayak seslerimi asla duyamazlar." Stefan Zweıg'in okuduğum kitapları arasında şimdiye kadar bana en akıcı gelen ikinci kitabı. İlki Amok'tu...📚📚📚
11 yaşındaki Melodi beyin felci geçirerek bedensel ve fiziksel yeteneklerinin hepsini kaybetmiştir. Bütün hayatını tekerlekli sandalyeye bağlı bir şekilde geçirir. Konuşamaz, yürüyemez, kendi yemeğini bile kendisi yiyemez, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz. Fakat kendisinin fotoğrafik hafızası vardır. Beyni her gördüğü…devamı11 yaşındaki Melodi beyin felci geçirerek bedensel ve fiziksel yeteneklerinin hepsini kaybetmiştir. Bütün hayatını tekerlekli sandalyeye bağlı bir şekilde geçirir. Konuşamaz, yürüyemez, kendi yemeğini bile kendisi yiyemez, en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz. Fakat kendisinin fotoğrafik hafızası vardır. Beyni her gördüğü şeyi bir kamera gibi kaydeder. Çok zeki bir kızdır ama kimse bunun farkında değildir.
Engelli bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çeken bir kitap olmuş. Onların bireysel olarak nasıl hissettiklerinden tutun da toplum içerisinde yaşadıkları zorluklara, sosyal çevrelerine, eğitim hayatlarına varınca birçok konuya değinmiş. Sadece engelli bireyler için değil onların aileleri içinde çok zor bir durum bu. Bakımları zor, maddi açıdan zor, her şeyden önemlisi çocuğun için her şeyin en iyisini en güzelini istiyorsun ama olmuyor. Bazı şeyleri düzeltemiyorsun ya da yapamıyorsun işte.
Dünya hassas kalpler için gerçekten bir cehennem. İkinci kitabını da mutlaka okuyacağım ve gerçekten çok iyi bir kitaptı. Okurken size eşlik edebilecek tek şey gözyaşlarınız olacak…📚
Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olması bağlamında önemli bir eser. Yazar kitaptaki karakterlerin sürekli iç dünyasıyla ilgilenmiş ve psikolojik tahliller yapmış. Çok fazla olay örgüsü olmamakla birlikte bence olanlarda zayıf ve yetersizdi. Bazı betimlemeler çok güzeldi ama sürekli hale geldiğinde oldukça…devamıEdebiyatımızın ilk psikolojik romanı olması bağlamında önemli bir eser. Yazar kitaptaki karakterlerin sürekli iç dünyasıyla ilgilenmiş ve psikolojik tahliller yapmış. Çok fazla olay örgüsü olmamakla birlikte bence olanlarda zayıf ve yetersizdi.
Bazı betimlemeler çok güzeldi ama sürekli hale geldiğinde oldukça sıkıcı bir hal alıyor. Serveti Fünun edebiyatı döneminde yazıldığı için de bu kadar ağır ilerlediğini söyleyebiliriz tabii.
Kitabın konusuna kısacık bir değinecek olursam kitap; Süreyya, Suat ve Necip üçlüsü arasında geçen aşk üçgeni üzerine kurgulanmış ve sadakat kavramını derinden sorgulamış...📚
Spoiler içeriyor
Türk edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi olarak bilinir. Entrikalarla dolu bir kitaptır ve bir aile faciasını konu edinir. Romanda tanzimat sonrasında İstanbul’da yaşamakta olan bir aile konu edinilir. Romanın baş kahramanı Zehra'dır. Zehra Şevket adlı bir tüccarın kızıdır. Küçük yaşta…devamıTürk edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi olarak bilinir. Entrikalarla dolu bir kitaptır ve bir aile faciasını konu edinir.
Romanda tanzimat sonrasında İstanbul’da yaşamakta olan bir aile konu edinilir. Romanın baş kahramanı Zehra'dır. Zehra Şevket adlı bir tüccarın kızıdır. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Babasının kâtibi Suphi ile evlenir. Başlangıçta mutlu bir evlilik sürerler. Suphi’nin annesi eve, Sırrıcemal adlı bir cariye getirir. Fakat Zehra bu cariyeyi aşırı derecede kıskanmaktadır. Hatta Zehra'nın kıskançlığı nedeniyle mutlulukları bozulur. Zehra’nın babası Şevket Bey öldüğünde Suphi, onun ticarethanesinin yönetimini üstlenir. Zehra’nın kıskançlıklarından bıkar ve Sırrıcemal ile nikah kıyıp ona ayrı bir ev açar. Suphi artık Sırrıcemal ile o evde yaşamaya başlar. Zaten bir süre sonra da Zehra’dan boşanmak ister.
Öç almak isteyen Zehra, Ürani adlı düşkün bir Rum kadınını Suphi’yi baştan çıkarmakla görevlendirir. Ona aşık olan Suphi, artık evine ve işyerine uğramaz. Kocasının ortadan kayboluşuna çok üzülen Sırrıcemal çocuğunu düşürür ve intihar eder.
Zehra böylece Sırrıcemal’den öcünü aldıktan sonra Suphi’den de öc almak için onun kâtibi Muhsin ile evlenir. Ticarethanenin yönetimi Muhsin’in üstüne geçer ve parasız kalan Suphi, Ürani tarafından terk edilir. Suphi, geçimini sağlayabilmek için tulumbacı olarak çalışmaya başlar ve bir gün kendisinin bu duruma düşmesine neden olan Ürani’yi ve onun yeni aşkını öldürür. Sonra yargılandığı mahkeme tarafından Trablusgarp'a sürgün edilir.
Zehra, Suphi’nin başına gelenlere çok üzülür. Yeni kocası ile anlaşamadığı için mutsuz bir yaşam sürer. Kocasının ölümünden sonra ise yalnızlık çeker. Bir gün sokakta düşüp ölen yoksul bir kadın görür. O kadının Suphi’nin annesi olduğunu öğrendiğinde çok acı çeker ve hastalanıp o da ölür...📚
Batı edebiyatı tarzında yazılmış ilk Türkçe romanlardan biri ve Osmanlıca harflerle de basılmış ilk roman aynı zamanda. Konusu ise Talat on sekiz yaşında bir gençtir. Fitnat ise bir yaşındayken öksüz kalmış, gerçek babasını hiç tanımamıştır. Üvey babası büyütmüştür onu. Talat…devamıBatı edebiyatı tarzında yazılmış ilk Türkçe romanlardan biri ve Osmanlıca harflerle de basılmış ilk roman aynı zamanda.
Konusu ise Talat on sekiz yaşında bir gençtir. Fitnat ise bir yaşındayken öksüz kalmış, gerçek babasını hiç tanımamıştır. Üvey babası büyütmüştür onu. Talat Fitnat'ı ilk görüşte aşık olur. Fakat Fitnat'ın üvey babası çok tutucu, eski kafalı bir adamdır. Fitnat'ı bırak kapıdan dışarı çıkarmayı camdan bile baktırmaz ve onu kendisinin uygun gördüğü biriyle evlendirmek ister.
Talat kadın kılığına girerek Fitnat ile arkadaşlık etmek ister. Ancak üvey babası kızıyla evlenmek isteyen zengin bir adam olan Ali Bey'in önerisini kabul eder. Ali Bey ise Fitnat'ın babası yaşındadır...📚
Samipaşazade Sezai bu kitabı 1888'de kaleme almıştır. Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak bilinir. Sergüzeşt'in kelime anlamı macera demek. Kitabın başkahramanları Dilber ve bir paşazadedir. Dilber esir alınarak Kafkasya'dan getirilmiş ve konaklarda halayık olarak çalıştırılmaktadır. Bu paşazade ile Dilber…devamıSamipaşazade Sezai bu kitabı 1888'de kaleme almıştır. Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak bilinir.
Sergüzeşt'in kelime anlamı macera demek. Kitabın başkahramanları Dilber ve bir paşazadedir. Dilber esir alınarak Kafkasya'dan getirilmiş ve konaklarda halayık olarak çalıştırılmaktadır. Bu paşazade ile Dilber arasında pek uygun olmayan bir aşk cereyan eder. Kitabın konusu özetle budur.
Roman halkı eğitmeyi, köhneleşmiş kurumları ve düşünceleri değiştirmeyi amaçlayan tanzimat dönemi düşünce sisteminin kölelik kurumuna yönelttiği toplumsal bir eleştiridir.
Samipaşazade Sezai bu eseri 2. Abdülhamit döneminde yazmış ve başına iş almıştır. Yazdıkları yüzünden göz hapsine alınmış, göz hapsinden kurtulmak için Paris'e kaçmak zorunda kalmıştır...📚
Temeli bir arap aşk efsanesine dayanır. Maddi yani beşeri aşktan manevi yani ilahi aşka geçişi konu edinir. Okunması gereken güzel bir hikaye olduğunu düşünüyorum. Leyla ve Kays burada Kays Mecnun'un gerçek adı ilkokul yıllarında birbirlerine aşık olmuşlardır. Kısa zamanda her…devamıTemeli bir arap aşk efsanesine dayanır. Maddi yani beşeri aşktan manevi yani ilahi aşka geçişi konu edinir. Okunması gereken güzel bir hikaye olduğunu düşünüyorum.
Leyla ve Kays burada Kays Mecnun'un gerçek adı ilkokul yıllarında birbirlerine aşık olmuşlardır. Kısa zamanda her yere yayılan bu aşkı duyan annesi Leyla'yı okuldan alır ve Kays'la görüşmesini yasaklar. Ayrılık ıstırabıyla mahvolan Kays, halk arasında Mecnun diye anılmaya başlar. Bu sevda yüzünden çöllere düşen Mecnun'a birçok kişi Leyla'yı unutmasını söyler; ancak onun için kainat artık Leyla'dan ibarettir ve hiçbir şekilde bu aşktan vazgeçmez. Hatta babası onu bu dertten kurtulmak üzere Allah'a yakarması için Kabe'ye götürür; ama o tam tersine derdinin artması için dua eder. Hem Leyla'nın hem Mecnun'un halleri gittikçe perişan bir hâl almaktadır. Başkasıyla nikahlandırılan Leyla, kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikaye uydurur ve bir süre sonra adam ölür. Bu sırada Mecnun çöldedir ve aşkın bin bir tülü cefasıyla yoğrulmaktadır, dünyayla bütün bağlantısı kesilir ve sadece ruhuyla yaşar hale gelir. Leyla'nın vücudu da dahil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Birgün Leyla çölde onu bulur ama Mecnun onu tanımaz ve "Leyla benim içimdedir, sen kimsin?" der. Onun eriştiği mertebeyi anlayan Leyla gider ve bir süre sonra ölür. Onun ardından da Mecnun hayata veda eder, böylece ruhları hakiki kavuşmayı yaşar...📚
Nabizade Nazım'ın 1890 yılında yazmış olduğu romandır. Aslında romandan ziyade uzun öykü olarakta adlandırılabilir. Köy ve köylü yaşamını konu edinmiş ilk Türkçe köy romanı olarak kabul edilir. Olay Antalya'nın bir köyünde geçer. Karabibik, babadan kalan on iki dönüm tarlanın bir…devamıNabizade Nazım'ın 1890 yılında yazmış olduğu romandır. Aslında romandan ziyade uzun öykü olarakta adlandırılabilir.
Köy ve köylü yaşamını konu edinmiş ilk Türkçe köy romanı olarak kabul edilir.
Olay Antalya'nın bir köyünde geçer. Karabibik, babadan kalan on iki dönüm tarlanın bir kısmını satmak zorunda kalmış, kalan kısmınında elinden gitmesine direnen bir köylüdür. Tek derdi tarlasını sürmek ve ekmeğini çıkarmaktır.
Tanzimat edebiyatı bünyesinde yazılmış ve Türk Edebiyatı açısından çok önemlidir. Fakat yine de yetersiz kaldığı noktalar vardır...📚
1875 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmıştır. Tanzimat edebiyatı eserlerinden biridir. Yanlış batılılaşmayı konu alır. Ben de lise yıllarımda edebiyat dersi bağlamında okumuştum. Karakterlerden Felatun Bey batılılaşmayı temsil ederken, Rakım efendi ise ona karşıt bir karakter olarak oluşturulmuştur. Kitabın sonunda…devamı1875 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmıştır. Tanzimat edebiyatı eserlerinden biridir. Yanlış batılılaşmayı konu alır. Ben de lise yıllarımda edebiyat dersi bağlamında okumuştum.
Karakterlerden Felatun Bey batılılaşmayı temsil ederken, Rakım efendi ise ona karşıt bir karakter olarak oluşturulmuştur. Kitabın sonunda ise Rakım dilediği hayatı elde etmiş Felatun ise yaptığı hataların sonuçlarına katlanmak zorunda kalmıştır.
Efendi ve Bey kelimeleriyse karakterlerin temsil ettikleri değerlerin sembolüdür...📚
Bu kitabı okuyalı çok çok çok uzun bir zaman oldu. Paylaşımlarımda biraz eskiye gitmek istedim. Aklımda kaldığı kadarıyla yorumlayacağım. İkinci meşrutiyetin önemli fikir insanlarından biri olan Filibeli Ahmed Hilmi'nin yazmış olduğu bir kitaptır. Kitabın ana kahramanı Raci üzerinden yaşamın anlamı…devamıBu kitabı okuyalı çok çok çok uzun bir zaman oldu. Paylaşımlarımda biraz eskiye gitmek istedim. Aklımda kaldığı kadarıyla yorumlayacağım.
İkinci meşrutiyetin önemli fikir insanlarından biri olan Filibeli Ahmed Hilmi'nin yazmış olduğu bir kitaptır.
Kitabın ana kahramanı Raci üzerinden yaşamın anlamı nedir? İnsanın varoluş amacı nedir? Gibi sorulara cevap aranmıştır.
Felsefenin insanı gerçek mutluluğa ulaştıramayacağına değinir. Ona göre gerçek mutluluk evrenle yaratıcı arasında bağı kurarak bu ilişkiyi bütünlemektedir...📚