Bana göre sadece bir film değil, aslında izleyenin içinde bir şeyleri uyandıran güçlü bir anlatı. Totaliter bir düzenin baskısı altında yaşayan insanların korku ve sessizliğe mahkûm edilmesi, günümüz dünyasında da farklı biçimlerde karşımıza çıkabiliyor. Filmin en vurucu yanı, umudun ve…devamıBana göre sadece bir film değil, aslında izleyenin içinde bir şeyleri uyandıran güçlü bir anlatı. Totaliter bir düzenin baskısı altında yaşayan insanların korku ve sessizliğe mahkûm edilmesi, günümüz dünyasında da farklı biçimlerde karşımıza çıkabiliyor. Filmin en vurucu yanı, umudun ve direnişin tek bir kişiden değil, aslında herkesin içinde var olan ortak bir güçten doğduğunu göstermesi. V karakteri maskenin ardında kim olduğuyla değil, neyi temsil ettiğiyle var oluyor. Bu da bana şunu düşündürüyor: İnsanlar bazen kendi kimliklerini, düşüncelerini ya da inançlarını saklamak zorunda kalsa bile, bu düşünceler aslında onları bir araya getiren ve değişimi mümkün kılan şeyler olabilir. V for Vendetta, şiddeti meşru görmekten çok, fikirlerin gücünü, özgürlük arayışının değerini ve korkuya teslim olmamanın önemini hatırlatıyor. İzlerken etkileyici bir kurgu seyretmekten öte, kendini sorguluyorsun: “Benim kendi hayatımda korkuya karşı duruşum ne kadar sağlam?”
Gel kızım sokul bana Bir kez daha alayım kokusunu Benim küçük bahçemin Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni Uzanmış küçük ellerin Bu şarkı kalp ben
Bazen insanlar davranışlarıyla başka, sözleriyle bambaşka şeyler anlatır. Gözlerinle gördüğün ilgi, kulaklarınla duyduğun cümlelerle çelişince kalbin ister istemez karışır. Belki de bu yüzden, söylenenlere değil, gösterilenlere inanırız çoğu zaman; ama en çok da ikisinin aynı şeyi anlatmasını isteriz. Belki de…devamıBazen insanlar davranışlarıyla başka, sözleriyle bambaşka şeyler anlatır. Gözlerinle gördüğün ilgi, kulaklarınla duyduğun cümlelerle çelişince kalbin ister istemez karışır. Belki de bu yüzden, söylenenlere değil, gösterilenlere inanırız çoğu zaman; ama en çok da ikisinin aynı şeyi anlatmasını isteriz. Belki de bazı durumlarda en iyi çözüm yolu vazgeçiştir.
Sevdiğin birini kaybetmek, kelimelerle anlatılması en zor duygulardan biri. Her insanın bu acıyla başa çıkma yöntemi farklıdır; kimisi sessizliğe gömülür, kimisi anılarıyla teselli bulur. Bana göre ise bu noktada denge çok önemli. Örneğin, birinin artık yaşamadığı bir eve girmek çoğu…devamıSevdiğin birini kaybetmek, kelimelerle anlatılması en zor duygulardan biri. Her insanın bu acıyla başa çıkma yöntemi farklıdır; kimisi sessizliğe gömülür, kimisi anılarıyla teselli bulur. Bana göre ise bu noktada denge çok önemli. Örneğin, birinin artık yaşamadığı bir eve girmek çoğu kişiye korkunç ve ağır gelir, çünkü eksikliği orada daha çok hissedilir. Ama ben tam tersini düşünüyorum; o eşyalar, o odalar aslında bize o kişiyi hatırlatan küçük köprülerdir. Onları tamamen yok saymak yerine, abartıya kaçmadan içimizde yaşatmak daha doğru geliyor bana. Çünkü sevdiğimiz biri artık yanımızda olmasa da, onunla ilgili anılar bizde kaldıkça varlığını bir şekilde sürdürüyor. Bu da kaybın acısını tamamen silmese de, daha katlanılabilir hale getiriyor.
İzlerken bir sahnede kahkaha atarken diğer sahnede gözlerim doldu. Zaten Tolga Çevik’e hayran biri olarak onun doğal oyunculuğunu görmek ayrı bir keyifti; sanki rol yapmıyor da gerçekten yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Baba-kız hikâyesi o kadar samimi ki kendini kaptırmadan izlemek mümkün…devamıİzlerken bir sahnede kahkaha atarken diğer sahnede gözlerim doldu. Zaten Tolga Çevik’e hayran biri olarak onun doğal oyunculuğunu görmek ayrı bir keyifti; sanki rol yapmıyor da gerçekten yaşıyormuş gibi hissettiriyor. Baba-kız hikâyesi o kadar samimi ki kendini kaptırmadan izlemek mümkün değil. Hem eğlenceli hem de duygusal bir film olmuş; kapattığımda yüzümde tatlı bir tebessüm kaldı.