Spoiler içeriyor
Hey Nana... Anlatmak istediğim o kadar fazla şey var ki.. Tüm hissettiklerimi detaylı bir şekilde ifade edememekten korkuyorum. Bundan birkaç ay önce "Bir animeye, karakterlerine aşırı bağlanacaksın, bitirdiğinde acayip boşluğa düşeceksin." deseler inanmazdım. Ben de animeye bağlanırmışım, ben de sanki…devamıHey Nana...
Anlatmak istediğim o kadar fazla şey var ki.. Tüm hissettiklerimi detaylı bir şekilde ifade edememekten korkuyorum. Bundan birkaç ay önce "Bir animeye, karakterlerine aşırı bağlanacaksın, bitirdiğinde acayip boşluğa düşeceksin." deseler inanmazdım. Ben de animeye bağlanırmışım, ben de sanki hepsi gerçek arkadaşlarımmış gibi ağlarmışım kardeş. Cidden o kadarrrrrr güzeldi kiiiiiii... Övebileceğim o kadar özelliği var kiiii... Bitmesin diye büyük bir çaba göstermeme rağmen Nana'yla vedalaşmak benim için fazlasıyla zordu. Hatta zordan öte, imkansızdı. Kopamadım efenim. 2 gündür animeyi bitirip hala şarkılarıyla özlem gidermeye çalışıyorum. (Şarkıları tek kelimeyle harika.) Yer yer güldüren, genel olarak içimde anlamsız bir hüzün bırakan, bazen de krize sokan fakat izlemekten kendimi bir türlü alıkoyamadığım animeydi kendileri. Her karakterin detaylı bir şekilde anlatılmasına bayıldım. Olaylara her açıdan bakıp değerlendirmeme yardımcı oldu. Hele giysileriiii... Şaka midur? Düştümm hem de çok pisss. Vivienne Westwood takıntıma neden oldular resmen. Kullanılan aksesuarlar, kıyafetler, makyaj, saç stilleri... Shin'in çakmağına sahip olsam tüm dertlerim bitecekmiş. Şuraya kendim için not düşeyim; Nana Osaki'nin doğum günü 5 mart. Bir gün zengin olursam mangalarını alıp Nana köşesi oluşturmayı planlıyorum.
İstek değil ihtiyaç;
•Vivienne Westwood koleksiyonları
•Balık
•Çilekli bardaklar
•Bir adet Yasu
•Bir adet Shin
•Bir adet Nobu
•İki adet Nana
Kötü şeytandan tek istediğim bunların gerçek olması.. Efenim buradan sonraki kısım karakterlere olan sevgim ve isyanım olacaktır. İzlemeyenler için spoilerımsı sayılabilir. Öhm, bilgilendirme bitmiştir.
Öncelikle, şu lanet olası Takumi belasından sonra Nana'larımın ayrı kalmasına çok üzüldüm. Tabii, Nobu'ya hiçbir açıklama yapmadan gitmesi doğru değil ama bence öyle bir durumda Hachi'nin daha fazla desteğe ihtiyacı vardı. Takumi, cidden baya yakışıklısın canım ama sadece yakışıklısın. Bir insan bu kadar ruhsuz olamaz ya. Bazı sahnelerde bir iki tokat patlatmak istedim şu çocuğa. Onun dışında, Nobu'nun havai fişek gösterisi olan gün kapıyı açmasını o kadar istedim ki. Resmen hayallerim yıkıldı. Hele kapının ardında yere çöküp oturması.. İlk bölümden beri Nana'ların birbirine aşık olacağını sanıyordum. Bazı sahnelerde tam şu an oldu, olacak diye diye 47 bölüm geçti resmen. Tamam, onların bir ilişkisi olmayacaktı, o zaman Nobu'mdan ne istediniz¿ Hachi ve Nana Osaki'nin birbirine bu kadar bağlı olmasını izlemek beni çok mutlu etti. Ve Yasu'cum... Keşke onu nikahıma alabilsem.. İyi ya da kötü farketmeksizin herkesin her anında yanında olmayı başarıyor. Biri de durup demiyor ki, Yasu sen nasılsın. Bu adam müthiş müthişşşş. İzlerken aşırı sinirlendiğim karakter; Hachi'nin en yakın arkadaşı (Jun-chan'dı sanırım ismi). Sürekli Hachi'yi kötülüyor, doğru düzgün bir tek yorumu yok kızın. Nana'm, garibanım da onu arkadaşı olarak görüyor hala. Ve Nana Osaki... Dışarıdan sert görünüp aslında bir o kadar naif olan bir karakter. Sesiyle, giyimi, kendine has duruşuyla beni bir hayli etkiledi. Son olarak, Hachi'nin yemeklerini acayip merak ediyorum. Öve öve bitiremediler, keşke tatma şansım olsaydı. Galiba karakterler hakkında söylemek istediklerim bu kadar. İzlerken birçok sahne hoşuma gittiği için baya ss almışım. Telefonumun hafızası intihar etmeden önce buraya bırakıyorum;
"Hey, Nana... İlk karşılaşmamızı hatırlıyor musun? Her zaman kadere inanan bir insan olmuşumdur. Bu yüzden sürekli bunun kader olduğunu düşünüyorum. Bunun için bana gülsen de önemli değil."
"Nana huysuz ve vahşi bir kedi gibi. Yüzeyde gururlu ve özgür görünüyor. Ama içinde tedavi edilemez bir yara taşıyor, değil mi?"
"Aşk her zaman acıyla birlikte gelir. Daha fazla kapıldıkça daha fazla acı hissedersin."
"-Beni idealleştirdiğin için aşık oldun. Gerçekte nasıl biri olduğumu bilseydin hayallerin yıkılırdı.
+Gel o zaman. Hayallerimi yık. Çünkü öbür türlü seni sevmekten nasıl vazgeçebilirim bilmiyorum."
(Bu sahneye bayılmıştımmm. Galp galp galp)
"İki kişiyi birbirine bağlayan şey birbirlerine inanmış oldukları gerçeğidir."
"Biliyor musun Hachi, yenildiğim o günden beri sen beni izlediğin için hayatta kalabildim."
"-Hey, Jun-chan. O dolunay gecesi muhtemelen hayatımın en mutlu gecesiydi.
+Hangi dolunay gecesi?
-İstediğim her şeye sahip olduğumu hissetmiştim. Kalbim umutlarla doluydu. Hayaller ve diğer her şey çok parlak görünüyordu. Bir daha o kadar çok mutlulukla çevrileceğimi sanmıyorum."
"Yaşamımız uzadıkça kalbimizde daha fazla yük taşıyoruz. Bu, istediğimiz gibi yaşamamıza engel oluyor. Bu yüzden yükünü hafifletecek birini bulmak çok önemli."
"Bahaneler olmadan bir insanın gözüne bakmanın kendine bakmak gibi olduğunu hissediyorum. Gözlerini kaçırırsan, kaybedersin. Ben kaybetmek istemiyorum."
"İnsanlar manasız yaratıklardır. Eğer yeniden doğabilseydim, balık olmak isterdim."
"Bu bir rüya değil Hachi. O günkü gibi olabilir, gülebiliriz. Her şeyi geri alabiliriz. Lütfen onları bir kez daha geri almama izin ver. O yaz gününe geri döneceğiz ve parlak geleceğimizin senaryosunu birlikte yeniden yazacağız."
"Hey, Hachi. Bir kimseyi kaybettiğinde ne kadar değerli olduğunu anlarsın diyorlar. Sanırım bu deyişin gerçek anlamını o insanla yeniden yüz yüze karşılaştığında anlayabiliyorsun. Eğer herkesle tekrar karşılaşsaydım, biliyorum ki yine onlara güvenirdim."
"Hey, Nana. Asla geri almadığımız özlediğin o yaz mevsimi şimdi burada. Her zaman bekliyor olacak. 10 yıl da olsa, 20 yıl da olsa, 50 yıl da olsa."
Son bölümünün 28 Mart'ta yayınlanmasından dolayı bugün paylaşıyorum. Her şeye illa anlam yüklemem gerek clkskd Çenem baya düştü sanırım. Buraya kadar hala okumaya devam ediyorsanız çok teşekkür ederim. 🍓🪷