Herkese uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba film, dizi ve kitap severler. Birkaç aydır aşığı olduğum filmlere ara vermiş, hayatın akışının boş kısmına fazla kapılmış 2020'nin yorgunluğuyla sürükleniyordum. Öte yandan hayatımdan uzaklaşan filmlerin yerini diziler almış durumdaydı. Ama bu demek…devamıHerkese uzun bir aradan sonra tekrardan merhaba film, dizi ve kitap severler. Birkaç aydır aşığı olduğum filmlere ara vermiş, hayatın akışının boş kısmına fazla kapılmış 2020'nin yorgunluğuyla sürükleniyordum. Öte yandan hayatımdan uzaklaşan filmlerin yerini diziler almış durumdaydı. Ama bu demek değildir ki "dizikolik'' olup önüme geleni izledim. Hali hazırda izlediğim diziler, uzun süre başlamak isteyip başlayamadığım diziler bana eşlik etti bu dönemde. The Mandalorian ise başlayıp yeni sezonunu beklediğim ve nihayet yeni sezonun gelmesiyle beni heyecana boğan bu dizilerden biri hatta beni en çok tatmin edeni.
Bu yazımda dizinin geniş bir incelemesine yer vermeyi düşünmüyorum çünkü zaten "Star Wars" evreni dediğimiz evrende bir konu hakkında binlerce kaynak ve görüş bulabileceğiniz nadir evrenlerden biri belki de... Bu sebeple dizinin yüzeysel konularla harmanlanmış, kişisel görüşlerimin daha çok içerdiği bir yorum/incelemesini yapacağım.
Evet ben evrene yeniyim. Öyle uzun süre önce izledim, özledim bir kez daha bütün seriyi izledim gibi bir olayım yok ki zaten yaşım 21, bence izlediğimi sindirebilmek için uygun bir yaşta tanıştım evrenle. Ama o hayranlarda biri olma yolunda ilerliyorum, seriyi tekrar tekrar izlemek için özlemeye çalışan...
Her ne kadar genel hayran kitlesi film serisinin son 3 filmini basitleştirilmiş evrenin "lore"undan uzaklaştırılmış bulsa da ben son 3 filmi de beğenmekle birlikte bazı noktalarda genel kitleye de katılıyorum. Ama dediğim gibi sevdim ya ben son üçlemeyi de. İyi filmlerdi bence, tamam kusurları çokça vardı ama günümüz teknolojisi ile evrende olmak beni mutlu etti ve acımasız olmamı engelledi yorumlarımla. Fakat genel hayran kitlesine katıldığım noktalardan birisi; evet ben ilk filmlerin tadını damağımda hissedemeden "Acaba güzel şeyler görecek miyiz yoksa bu kadar mı?" diye sorarken buldum kendimi. İşte tam da bu noktada "The Mandalorian" ile tanıştım.
Dizi ilk başta beklentisiz izlemem sebebiyle inanılmaz hoşuma gitti. Daha sonra beklentiye girip daha iyi bölümler bekledikçe e bu sefer yine beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Dedim işte bu ya işte bu! Aranan kan burada. Western ile birleştirilmiş harika senaryo ve Star Wars evreni o kadar güzel ki son filmlere "Az örnek alın örnek" diyesim geliyor. Bu dizi üniversite sınavında tıp kazanan komşu çocuğuysa son üçleme mezuna kalan çocuk gibi bir şey. Kısacası çok iyi eğer film serisini izlediyseniz ve vakit bulamadıysanız bulun bu diziye vakit. Ha eğer film serisini izlemediyseniz ve diziye yüksekseniz izleyin filmleri. Bu şahsi görüşümde bu kadar net bir tavsiye.
Dostlar bundan sonraki satırlar 2. Sezon 8. Bölüm inceleme/yorumu olacak bu sebeple henüz izlemediyseniz buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim çünkü alt satırlarda spoiler olabilir.
Spoiler Spoiler Spoiler
2.Sezon 8. Bölüm
Böyle bir kapanış ben son yıllarda izlediğim herhangi bir dizi serisinde veya filmlerde (Star Wars hariç) ne gördüm ne de hissettim. Benim tüylerim diken diken oldu, benim gözlerim doldu arkadaşlar. Dizinin bu son bölümü beni şimdiki zamandan aldı geçmiş zamana götürdü.
Oyunculukları çok beğeniyorum dizide. Özellikle Pedro Pascal sadece birkaç sefer yüzünü gösterse de beni kendine hayran bıraktı. Çünkü adam Mando kaskını ne zaman çıkarsa duyguyu ve o anın oyunculuğunu öyle güzel yansıtmış ki "Bi dakka lan ben sanki diziyi Mando kasksız izliyorum" dedirtti. Umarım bu projeden sonra da başarılı kariyerine başarılar koyarak ilerler. Dizide birçok karakter çok güzel yazılmış çok güzel işlenmiş çok güzel yansıtılmıştı. Ama son bölümlerde dikkatimi çeken ve görmek istemeyeceğim bir kaç şey yakaladım. İlk olaral Boba Fett'in yanındaki kadın karakter (ismini bulamadım) Avengers filmlerinde görebileceğimiz basit, aksiyona giriş bakışlarıyla bana çok yapay geldi. Tamam aksiyonda güzel işlenmiş bir karakter ama kamerada o bakışlar yakalandığında ben biraz tiksindim olaydan. Bir diğeri Gina Carono'nun oynadığı karakter Cara Dune. Şimdi bu ablamız zaten gerçek hayatında dövüşçülük yapmış benden daha iyi fizikli bir abla. Aksiyon sahnelerine gerçekten gidiyor hatta başlarda gözüktüğünde bana duygu bile yansıtabilmişti lakin özellikle son bölümde biraz önce bahsettiğim o bakışlara ve kahraman gülüşüne o da sahipti ama en azından kötü bir oyunculuk izlemedim kendisinden genel olarak. Hatta şöyle Bo-Katan karakterini canlandıran kadın bütün bunları yapmayarak bana duyguyu ve kendi karakterinin derinliğini az görünmesine rağmen hissettirebildi. Dediğim gibi bunlar benim takıldığım belki de çoğu insana göre gereksiz detaylar ama benim diziden anlık kopmamı sağladığı için bahsetmek istediğim detaylar.
Gelelim sonuç cümlelerine. Tüylerim diken diken gözlerim dolu dolu ve bağırmalar eşliğinde izledim ben. Din Djarin (Mando) ' nun Darksaber'a karşı kullandığı o muazzam Beskar çelikli zırhının içerdiği aksiyon sahneleri o kadar iyiydi ki, sahneyi yazanın ellerinden öpmek istedim. Böyle yükselmiş ilerlerken Jedi giriş sahnesiyle de bastım sevinç çığlıklarını ve doldu gözlerim. Sonra Jedi içeriye girdi bir el robotik bir el sağlam kısmı gösteren kadraj yukarı doğru yükseldi ve Jedi yüzünü gösterdi ve Luke ardından bir kez daha tüyler halayda. Tam yeter ulan yeter derken Grogu-Mando veda sahnesinde kaskı çıkaran Mando ve oyunculuğuyla büyüleyen Pedro Pascal gözlerimde biriken bir iki damla yaşı usulca bıraktırdı. Çok iyiydi çok çok çok iyiydi. Star Wars evreni bu yapımı kendine bir özeleştiri olarak kabul edip ders çıkarmalı. Diğer yapımlar özellikle diziler iyi bütçe nasıl kullanılır görmeli.
Evet "The Mandalorian" içimi tekrar "Güç" ile dolduran bir yapım. Tek üzüldüğümü kısım bu şaheserin yeni sezonunu uzun bir süre bekleyecek olmamız. Bekleyelim inşallah ve güzel şeyler izleyelim yine dileğim bu. Tekrar girene kadar hayatıma belki birkaç kez izlerim seriyi belki diziyi özler keyfini çıkarırım yine. Teşekkür ederim sana Jon Favreau. May the Force be with you!