(Rewatch) İlk filmden daha iyi olduğu kesin. Hala sevmediğim, saçma veya mantıksız bulduğum sahneler olsa da seyir zevki açısından ilk filmin üzerinde. Katniss’in Gale ve Peeta arasında kalması yani bir seçim yapamaması artık baydı. Biriyle öpüşüp diğerini yanında uyuyorsun ama…devamı(Rewatch)
İlk filmden daha iyi olduğu kesin. Hala sevmediğim, saçma veya mantıksız bulduğum sahneler olsa da seyir zevki açısından ilk filmin üzerinde. Katniss’in Gale ve Peeta arasında kalması yani bir seçim yapamaması artık baydı. Biriyle öpüşüp diğerini yanında uyuyorsun ama karar veremiyorsun. Tamam, kitapta da böyle, ama o kadar şeyi değiştirdiğiniz filmin içinde bari bu saçma aşk üçgenine de bir el atsaydınız.
İlk filme nazaran bu filmden neredeyse hiçbir sahneyi hatırlamıyordum ve bu da izlemeyi oldukça zevkli hâle getirdi. Oyunculuklar ilk filme göre daha iyi, bütçenin neredeyse iki katına çıkması işe yaramış ve CGI biraz daha cilalanmış. İlk etapta, yine bir oyunun içine gireceklerini anlayınca kendi kendime “ilkinin aynısı olmasın” dedim ve öyle de olmadı. Biraz değiştirmişler ve The Hunger Games All Star olmuş. Kitapla da aralarında ilk filmde olduğu kadar fark yok; belki de bu yüzden serinin en iyi filmi olarak kabul ediliyordur.
SPOILER
Saçma gelen yerlerden de bahsedeyim: Daha başlangıçta Snow, Katniss’in yanına gelip onu tehdit ediyor ama Katniss bunu yanındakilere söylemiyor. Üstelik mıntıkalarda yapılacak konuşmayı da Peeta’ya bırakıyor ve bunun sonucunda ölümler yaşanıyor. Bunun haricinde, Katniss’in bir devrimin başlangıç sebebi olduğunu anlamış olması gerekiyordu.
Hâlâ mükemmel bir film yok karşımızda; zaten bu filmden mükemmel olmasını bekleyen de yoktur diye düşünüyorum. İlk filmle temelleri atıp ikinci filmde konuya giren ve gayet başarılı olan bir film The Hunger Games: Catching Fire.
Ama işte bu filmde asıl ilgi çeken şey, görsellik ve detaylar. Arenadaki her kıvrım, her yapı ve tuzak neredeyse elle tutulur bir dikkatle tasarlanmış. Karakterlerin mimikleri, panik anındaki küçük tepkiler ve bakışlar bile size “bu oyun ne kadar acımasız” dedirtiyor. Katniss’in liderlik ve strateji içgüdüleri daha belirgin hâle gelmiş; bu, karakter gelişimi açısından güzel bir detay.
Bir de filmin temposu gerçekten iyi ayarlanmış. Arenadaki sahneler ve Capitol’deki sahneler arasında geçişler neredeyse nefes aldırmıyor, sürekli bir gerilim hâli var. Öyle ki zaman zaman filmin uzunluğunu unutup olayların içine dalıyorsunuz. Yani basit bir aksiyon veya gençlik filmi değil; belli bir yoğunluğu var ve bunu da çoğu sahnede hissettiriyor.
Ama işte karakterler hâlâ kusurlu. Peeta’nın işlevsizliği, Katniss’in saçma aşk ikilemleri ve bazı yan karakterlerin hikâyeye katkısının minimal oluşu, filmi zaman zaman düşürüyor.
Kısacası, The Hunger Games: Catching Fire, küçük mantık hatalarına ve karakter saçmalıklarına rağmen görselliği, temposu ve aksiyonuyla seriyi bir üst seviyeye taşıyan bir film. İlk filmle birlikte düşündüğünüzde, “bu seriyi neden seviyoruz” sorusuna da tatmin edici bir cevap veriyor.
7,69/10