🌍“We often talk of saving the planet, but the truth is that we must do these things to save ourselves. With or without us, the wild will return.” “Sık sık gezegeni kurtarmaktan bahsediyoruz, ama gerçek şu ki, bu şeyleri kendimizi…devamı🌍“We often talk of saving the planet, but the truth is that we must do these things to save ourselves. With or without us, the wild will return.”
“Sık sık gezegeni kurtarmaktan bahsediyoruz, ama gerçek şu ki, bu şeyleri kendimizi kurtarmak için yapmalıyız. Biz olsak da olmasak da, vahşi doğa geri dönecek.”
“We moved from being a part of nature to being apart from nature.”
“Doğanın bir parçası olmaktan, doğadan ayrı olmaya geçtik.”
📖A Life on Our Planet: My Witness Statement and a Vision for the Future 🐋
“Kutlu kanların damladığı yerler göçüp gitmez Odlu tenden akan terler kuruyup gitmez Kutlu kanların damladığı yerler göçüp gitmez Odlu tenden akan terler kuruyup gitmez Koparmakla gonca güller solup gitmez Ezip çiğnemekle bu bahçe, çöl olup gitmez Koparmakla gonca güller solup…devamı“Kutlu kanların damladığı yerler göçüp gitmez
Odlu tenden akan terler kuruyup gitmez
Kutlu kanların damladığı yerler göçüp gitmez
Odlu tenden akan terler kuruyup gitmez
Koparmakla gonca güller solup gitmez
Ezip çiğnemekle bu bahçe, çöl olup gitmez
Koparmakla gonca güller solup gitmez
Ezip çiğnemekle bu bahçe, çöl olup gitmez.”
Abdurehim Heyit
🪷
⬛“Bakın, ne diyeceğim.Tek bir sebep yüzünden bu ülkeyi 1948'de terk ettim. Nereye gittiğim önemli değildi. Hong Kong’a, Timbuktu’ya gidebilirdim. Kader beni Paris'e sürükledi. Cebimde kırk dolar olmasına rağmen, ABD’de başıma gelenlerden daha kötüsü olamaz diyordum. Yazarlık diyorsunuz ama yazar olmanız…devamı⬛“Bakın, ne diyeceğim.Tek bir sebep yüzünden bu ülkeyi 1948'de terk ettim. Nereye gittiğim önemli değildi. Hong Kong’a, Timbuktu’ya gidebilirdim. Kader beni Paris'e sürükledi. Cebimde kırk dolar olmasına rağmen, ABD’de başıma gelenlerden daha kötüsü olamaz diyordum. Yazarlık diyorsunuz ama yazar olmanız için kendinizi soyutlamanız şart. Bu toplumdaysa sırtınızı döndüğünüz an ölebilirsiniz! Dünyadan korkarken daktiloya oturup kendinizi işinize veremezsiniz. Paris yıllarımın bana şu faydası oldu: Toplum korkumdan azat etti beni. Ki bu zihnimin uydurduğu bir paranoya değil; her polisin, her patronun, herkesin çehresinden okunan somut bir toplumsal tehlikeydi. Bu ülkedeki beyazlar ne hissediyor bilemem. Sadece kurumlarının haline bakıp hissettiklerini tahmin edebilirim. Beyaz Hristiyanlar zencilerden nefret ediyor mu bilmem. Ama beyazlarla zencilerin ayrı kiliseleri olduğunu biliyorum. Malcolm’ın dediği gibi Amerika'da ayrımcılık pazar günleri zirve yapar. Bu da Hristiyan bir ulusa dair çok şey söyler. Çoğu beyaz Hristiyan’a ve kiliseye güvenemeyeceğim anlamına gelir. İşçi sendikaları ve patronları benden nefret ediyor mu bilmem. Önemli de değil. Bildiğim, sendikalarına üye olmadığım. Konut sendikası siyahlara karşı mı bilmem ama konut sendikasının beni gettoda tuttuğunu biliyorum. Eğitim kurulu, siyahlardan nefret ediyor mu bilmem. Çocuklarıma verilen ders kitaplarıyla gittikleri okulları biliyorum ama. İşte size kanıt. İnancımın peşinden gidip kendimi, karımı, kardeşimi, evladımı Amerika'da var olduğunu temin ettiğiniz, fakat benim hiç şahitlik etmediğim bir idealizm uğruna tehlikeye atmamı istiyorsunuz.”
Sahabînin biri, bir kuş yavrusu bulup getirdi. Anası veya babası, yavruyu kurtarmak için canını feda edercesine, onu elinde tutan sahabînin avuçlarının içine atılıveriyordu. Bu duruma sahabîler hayretler içinde bakarken, Resûl-i Ekrem ise şu ibret dersini verdi: "Siz, yavrusunu tuttuğunuz şu…devamıSahabînin biri, bir kuş yavrusu bulup getirdi. Anası veya babası, yavruyu kurtarmak için canını feda edercesine, onu elinde tutan sahabînin avuçlarının içine atılıveriyordu. Bu duruma sahabîler hayretler içinde bakarken, Resûl-i Ekrem ise şu ibret dersini verdi:
"Siz, yavrusunu tuttuğunuz şu kuşun yavrusu için, kendisini avucunuza atmasına mı hayret ediyorsunuz? Vallahi, Rabbinizin, size olan merhamet ve şefkati, şu kuşun yavrusuna olan şefkat ve merhametinden çok daha fazladır!"236
"Hasbünallahü ve ni'mel-Vekil [Allah bize yeter; O, ne güzel vekildir]."350
Vâreden’in adıyla insanlığa inen Nûr
Bir gece yansıyınca kente Sibir dağından
Toprağı kirlerinden arındırır bir Yağmur
Kutlu bir zaferdir bu ebabil dudağından
Rahmet vadilerinden boşanır âb-ı hayat
En müstesna doğuşa hâmiledir kâinat
Yıllardır boz bulanık suları yudumladım
Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Hasretin alev alev içime bir ân düştü
Değişti hayal köşküm, gözümde viran düştü
Sonsuzluk çiçeklerle donandı yüreğimde
Yağmalanmış ruhuma yeni bir devran düştü
İhtiyar cübbesinden kan süzülür Nebi’nin
Gökyüzü dalgalanır ipekten kanatlarla
Mehtâbını düşlerken o mühür sahibinin
Sarsılır Ebu Kubeys kovulmuş feryatlarla
Evlerin arasına dikilir yeşil bayrak
Yeryüzü âvâredir, yapayalnız ve kurak
Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım
Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım.
Nurullah Genç ✍🏻
🌹
🌃“Biraz delilik anahtar gibidir, Bize görmek için yeni renkler verir, Bizi nereye götürecek kim bilir? Bu yüzden bize ihtiyaçları vardır. Asileri getirin, çakıl taşlarıyla oluşturulan dalgaları, Ressamları, şairleri ve tiyatro oyunlarını da, Bu hikaye hayal kuran aptallara gelsin. Her ne…devamı🌃“Biraz delilik anahtar gibidir,
Bize görmek için yeni renkler verir,
Bizi nereye götürecek kim bilir?
Bu yüzden bize ihtiyaçları vardır.
Asileri getirin, çakıl taşlarıyla oluşturulan dalgaları,
Ressamları, şairleri ve tiyatro oyunlarını da,
Bu hikaye hayal kuran aptallara gelsin.
Her ne kadar çılgın görünseler de,
Bu hikaye kırılan kalplere gelsin,
Bu hikaye çıkardığımız karışıklığa gelsin.”
✨City of stars,
Are you shining just for me?
City of stars
There's so much that I can't see.🎶
—Seon-ho, Bang-won'a giderse ölür. Onu durdur. —Seon-ho'nun en önemsiz varlığı canı. Onu durduramam. Sen durdurabilir misin? “Ben hep çok uzaklara ve çok yükseklere baktım. Nihayet arkama dönüp baktığımda, seni ve Yeon'u gördüm. Ülkem...bir adım arkamdaydı. Keşke bunu daha önceden bilseydim.…devamı—Seon-ho, Bang-won'a giderse ölür. Onu durdur.
—Seon-ho'nun en önemsiz varlığı canı. Onu durduramam. Sen durdurabilir misin?
“Ben hep çok uzaklara ve çok yükseklere baktım. Nihayet arkama dönüp baktığımda, seni ve Yeon'u gördüm. Ülkem...bir adım arkamdaydı. Keşke bunu daha önceden bilseydim. Yoruldum. Hiçbir zaman iyi bir uyku çekemedim. Ama eminim, bugün bebekler gibi uyurum.”
Genel olarak izlediğim dizi filmlerde bağ kurabildiğim karakterler olsa da nedense Seon-ho ile kurduğum bağ ayrıydı. Ben de anlamadım, karakterin bütün acılarını içselleştirdim. On altı bölüm boyunca onun sahnelerinde sık sık ağladım ve finale doğru zaten malum olaylar neticesinde hüngür şakır ağlayarak izledim. Seon-ho'yu canlandıran aktör Do-hwan'ı daha önce sadece Bloodhounds dizisinde izlemiş ve oyunculuğunu sevmiştim. Fakat bu dizideki karakteri çok bağ kurabildiğim, kendimden bir şeyler bulabildiğim bir karakter oldu. Neden böyle oldu onu da bilmiyorum. Tek bildiğim bu karakter beni ağlatıyor sürekli😂 Her neyse, güzel bir tarihi kurgu, tavsiyemdir.
Seon-ho... 🥀
(Ve bu diziden bana kalan, kitap okurken ya da hayal kurarken dinleyebileceğim 'River Flower' tek kelimeyle mükemmel bir şarkı.)
—İnsanların kendilerini kurtaran kahramanı tanıması gerekmez mi? — Herkes kahraman olabilir. Hatta küçük bir çocuğun sırtına ceketini koymak gibi, sade bir şey yapıp, ona dünyanın bitmediğini gösteren biri gibi. 🦇🌑
🐉“Eğer ileriye bir hareket senin lehineyse ileri bir hareket yap; eğer değilse olduğun yerde kal. Kızgınlık zaman içinde hoşnutluğa dönüşebilir, can sıkıntısının üstesinden memnuniyet gelebilir. Ama bir krallık bir kere yok edildiğinde bir daha tekrar var olamaz; aynen ölülerin tekrar…devamı🐉“Eğer ileriye bir hareket senin lehineyse ileri bir hareket yap; eğer değilse olduğun yerde kal. Kızgınlık zaman içinde hoşnutluğa dönüşebilir, can sıkıntısının üstesinden memnuniyet gelebilir. Ama bir krallık bir kere yok edildiğinde bir daha tekrar var olamaz; aynen ölülerin tekrar yaşama döndürülemeyeceği gibi.”
“Takip edilmemesi gereken yollar, saldırılmaması gereken ordular, kuşatma altına alınmaması gereken kasabalar, mücadele edilmemesi gereken durumlar, hükümdarın verdiği uyulmaması gereken komutlar vardır.”
“Taklit karmaşa mükemmel disiplin, taklit korku mükemmel cesaret, taklit zayıflık mükemmel gücü meydana getirir.
Düzeni karmaşa pelerininin arkasına saklamak, basitçe bir bölme sorunudur; cesareti ürkeklik gösterenin ardına saklamak, ilerisi için enerji biriktirmektir; gücü zayıflıkla maskelemekse taktik manevrasıdır.”