Okuduğum, izlediğim neredeyse hiçbir şeyin ismini hatırlayamayan biri olarak bu filmi hiç unutmamam garip. Kızların bazılarının isimleri bile kalmış aklımda. Çocukken hep bu tarz filmler izliyordum neden bilmiyorum. • Konusuna gelirsek 5 kız bir kulübün üyeliği için her şeyi yapmaya…devamıOkuduğum, izlediğim neredeyse hiçbir şeyin ismini hatırlayamayan biri olarak bu filmi hiç unutmamam garip. Kızların bazılarının isimleri bile kalmış aklımda. Çocukken hep bu tarz filmler izliyordum neden bilmiyorum.
•
Konusuna gelirsek 5 kız bir kulübün üyeliği için her şeyi yapmaya hazırdır ancak terk edilmiş bir sanatoryumda bir gece geçirmek zorunda olduklarını bilmiyorlardır. 5 katlı ve içinde 5 hayaletin bulunduğu bu sanatoryumdan çıkmanın tek yolu hayaletlerden kaçmak ve ölüm tüneli denilen yerden geçmektir. Türü korku olarak geçiyor ama bence daha çok gerilim içerikli diyebiliriz. Gerçek hayattan uyarlama olduğu yazıyordu. İnternetten biraz bakınca hastanenin veba salgınında kullanıldığını ve hayaletlerin de gerçek hayatta yaşanmış hikayelerden alındığını gördüm. Sonu devam edecekmiş gibi bitmişti ama belki de bilerek öyle bırakmışlardır. Mutlaka izlenmesi gereken bir film değil tabii ama dönemin korku anlayışını yansıtıyor bence.
Bu kitabın bende yeri çok başka. Hem yakın bir arkadaşımın hediyesi olması hem de ada vapurunda okumaya başlayıp Heybeliada'da bitirmiş olmam etkili bunda. Masamın başında oturup okusaydım yine çok severdim eminim ama Heybeli'nin huzurlu sokaklarında minik kedilerle birlikte okumak bendeki…devamıBu kitabın bende yeri çok başka. Hem yakın bir arkadaşımın hediyesi olması hem de ada vapurunda okumaya başlayıp Heybeliada'da bitirmiş olmam etkili bunda. Masamın başında oturup okusaydım yine çok severdim eminim ama Heybeli'nin huzurlu sokaklarında minik kedilerle birlikte okumak bendeki değerini kat kat arttırdı. Elime her alışımda o güne dönüp tekrar yaşıyorum sanki. Bitirdikten sonra yanımdan geçen insanlara bakıp 'Acaba Raif Efendi gibi Maria Puder gibi kaç kişi kendi içinde yaşayıp kendini anlatamadan, anlaşılamadan ölüp gidiyor?' diye düşünme huyu kaldı ki yıllardır gitmiyor.
•
-İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rasgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
-Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim de bir ruhum bulunduğunu öğrettin.
-Senelerden beri hiç kimseye bir tek kelime söylemedim. Halbuki konuşmaya ne kadar muhtacım. Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak, diri diri mezara kapanmaktan başka nedir?
Spoiler içeriyor
Seriyle büyümüş ve her filmini defalarca izlemiş biri olarak bu filme objektif yaklaşamayacağım. 20 film de çekseler aynı hevesle izlerim. Konu olarak öncekilerden çok da bir fark yoktu aslında ama bu seferki kötü adamımız biraz farklıydı. Jason Momoa kafadan kırık…devamıSeriyle büyümüş ve her filmini defalarca izlemiş biri olarak bu filme objektif yaklaşamayacağım. 20 film de çekseler aynı hevesle izlerim. Konu olarak öncekilerden çok da bir fark yoktu aslında ama bu seferki kötü adamımız biraz farklıydı. Jason Momoa kafadan kırık bir tipi canlandırmış, güzel de oynamış lafım yok ama bazı sahnelerde çok yapmacıktı. Karakterin bazı hareketlerini lise zamanı bad boy/girl takılan ergenlere benzettim.
Başlangıçta Rio soygunundan sahnelerin olması ve Paul Walker'ı izlemek aşırı hoşuma gitti. See You Again şarkısının çaldığı ve eski fotoğrafların gösterildiği sahnede içim buruldu. Walker öleli on yıl olmuş zamanın bu kadar hızlı geçmesi şaka gibi geliyor. Seri boyunca üzerinde durulan aile kavramını gerçek hayata da taşıdıkları için bu kadar geçiyor belki de bize. Sonda yine eski bölümlerden fotoğraflar vardı. Geçmiş atıfları duygusal bir yan da katmış filme.
Onun dışında bölüm yıldızlar geçidi gibiydi. Önceki bölümlerin karakterleri ufaktan bile olsa gösterilmiş. Fotoğraf albümüne bakıyor da bak biz kimlerle uğraştık, kimlerle birlikte yürüdük hatırlaması yapıyorlardı sanki.
Seriye saçma diyenler var ama sanki ilk bölümlerde çok mantıklıydı da şimdi mi bozdu yav? Bu seriyi de süper kahraman filmleri gibi Fast&Furious evreni olarak düşünebilir ve mantık aramayı bırakıp keyif almaya bakabiliriz bence. Bunu %99'u mantıktan oluşan biri olarak ben söylüyorum üstelik.
Son olarak 9. filmde Han'ın, bu filmde de Gisele'in dönmesi benim için en önemli kısımlardı. Onuncu filmi yeni izlesem de on birinci film için sabırsızlanmaya başladım bile. .
Spoiler içeriyor
Müzikal filmleri izlemek zaten çok keyifliyken bu kadar güçlü bir hikayeyle birlikte izlemek muazzamdı. Oyun yazarı ve besteci Jonathan Larson'ın otobiyografik oyunu uyarlanarak elde edilmiş bu film. İyi ki yapmışlar diyorum çünkü başından sonuna çok beğenerek izledim. Andrew Garfield'ın oyunculuğunu…devamıMüzikal filmleri izlemek zaten çok keyifliyken bu kadar güçlü bir hikayeyle birlikte izlemek muazzamdı. Oyun yazarı ve besteci Jonathan Larson'ın otobiyografik oyunu uyarlanarak elde edilmiş bu film. İyi ki yapmışlar diyorum çünkü başından sonuna çok beğenerek izledim. Andrew Garfield'ın oyunculuğunu normalde de beğenirim ama burda oynamamış yaşamış resmen.
Aile, aşk, dostluk ilişkilerini ve dönemin Amerikan toplum sorunlarını başarılı şekilde yansıtmış. Filmin alt metninde o kadar güzel
konulara değiniliyor ki izledim geçtim demek
yerine üzerine düşünüp kendi hayatımıza dair
çıkarımlarda bulunabileceğimiz çok fazla
nokta var.Kendimize hedefler koyuyoruz, bu
hedeflere ulaşmak için hayallerimizi erteliyoruz ve kendimizi hayatın bütün güzelliklerine kapatıyoruz. Ömrümüzün ne kadar olacağını bile bilmeden yapıyoruz bunu hem de. Jonathan'ın 30/90 şarkısında yaşlanmayı anlatıp 35'inde pat diye ölmesi gibi.
J. Larson Tick Tick Boom ile ilk başarısını yakalamış, asıl patlamayı Rent Müzikaliyle gerçekleştirmiş. Ne yazık ki Broadway'de yaptığı devrimi göremeden ölmüş. Superbia'da istediği sonucu alamadığı için çok üzüldüm be.
Bu arada Vanessa'yı H.S.M'dan beri izlemiyordum sesini duymak mutlu etti. Eski güzel zamanları hatırlattı bana.
Filmi çok beğendiğim için yorumu bitiremiyorum. Saatlerce üstüne konuşabilirim.
Müzikal sevenler kesin izlesin. .
Bu diziyi sevdim mi sevmedim mi emin değilim. Kötü bir dizi asla değil ama çok fazla beğenildiği için ben de büyük beklentiyle başlamıştım. Hiç duymadan rastgele açıp izlesem belki daha çok beğenirdim. Evet konu çok güçlü, beyin yakıyor, kim kimin…devamıBu diziyi sevdim mi sevmedim mi emin değilim. Kötü bir dizi asla değil ama çok fazla beğenildiği için ben de büyük beklentiyle başlamıştım. Hiç duymadan rastgele açıp izlesem belki daha çok beğenirdim. Evet konu çok güçlü, beyin yakıyor, kim kimin neyi diye düşünürken bitirene kadar insanın aklı fikri dizide oluyor. Ancak finali izledikten sonra dedim ki bu kadar karıştırmaya gerek var mıydı? Detayları çözmeye çalışırken aslında bu detayların asıl konuda pek de önemli olmadığını finalde görmüş olduk. Bir de dizi çok uzun geldi. Kurgu için gerekli olmayan o kadar sahne vardı ki çoğunlukla 1.25 hızda izledim hatta bazen 1.5 anca kurtardı. Konu çok güzel, mekan düzenlemelerini ve oyunculukları da beğendim. Oyuncuların yaşlı ve genç hallerinin birbirine bu kadar benzemesi de çok iyiydi ama son bölümlerde artık bitsin diye izledim resmen. Seveni çok sever bir şey diyemem ama açıp tekrar izleyeceğim bir dizi değil.
Bu filmi izleyip Carl ve Ellie'ye aşık olmayan var mı merak ediyorum. Carl Ellie'yi kaybedince başta hayata küsüyor ama sonra tanıştıkları andan itibaren yaşamak istedikleri macerayı ikisinin adına yaşamaya karar veriyor. Evine yüzlerce balon bağlayıp cennet şelalelerine doğru yola koyuluyor.…devamıBu filmi izleyip Carl ve Ellie'ye aşık olmayan var mı merak ediyorum. Carl Ellie'yi kaybedince başta hayata küsüyor ama sonra tanıştıkları andan itibaren yaşamak istedikleri macerayı ikisinin adına yaşamaya karar veriyor. Evine yüzlerce balon bağlayıp cennet şelalelerine doğru yola koyuluyor. Filmin gerisinde yaşlı adam ve küçük arkadaşının maceralarını izliyoruz. Her yaştan insanın bir arada izleyebileceği aşırı tatlı bir animasyon filmi.
Alzheimer olan dedesine geçmişini hatırlatmaya çalışan bir çocuğu anlatıyor bu kısa film. Çok güzel ama iç burkan bir filmdi. Sevdiğimiz bir insanın yüzümüze sanki hiç tanımadığı biriymişiz gibi bakması ağır bir his. İnsan koca bir ömür yaşıyor, zihnine ne anılar…devamıAlzheimer olan dedesine geçmişini hatırlatmaya çalışan bir çocuğu anlatıyor bu kısa film. Çok güzel ama iç burkan bir filmdi. Sevdiğimiz bir insanın yüzümüze sanki hiç tanımadığı biriymişiz gibi bakması ağır bir his. İnsan koca bir ömür yaşıyor, zihnine ne anılar sığdırıyor ama bir hastalıkla yemek yemeği bile unutacak hale geliyor çok garip. Yaşanmışlık üzerine izlediğim için sanırım beni çok etkiledi. Teknoloji bu kadar ilerlemişken bu hastalığın da bir çaresi bulunsa ya artık. .
Savaş kandırmacalı bir iştir. Bu nedenle vurabilecekken vuramayacakmış gibi göstermek, saldıracakken saldırmayacakmış gibi göstermek, yaklaşırken uzaklaşıyormuş gibi göstermek, uzaklaşırken yaklaşıyormuş gibi göstermek gerekir.
Spoiler içeriyor
Normalde durağan filmleri pek sevmem. Asırlar geçse gelmeyen uykum filmin yarısına ulaşmadan bastırır güç bela bitiririm. Buna rağmen bu filmi garip bir şekilde çok sevdim. Kardeşlik bağlarını yansıtma şekilleri, her kardeşin ayrı bir sanat dalıyla ilgili oluşu ile filmin genelinde…devamıNormalde durağan filmleri pek sevmem. Asırlar geçse gelmeyen uykum filmin yarısına ulaşmadan bastırır güç bela bitiririm. Buna rağmen bu filmi garip bir şekilde çok sevdim. Kardeşlik bağlarını yansıtma şekilleri, her kardeşin ayrı bir sanat dalıyla ilgili oluşu ile filmin genelinde huzurun ve sevginin hakim olması beni etkiledi sanırım.
Jo karakteriyle çok fazla ortak noktamın olması da bir diğer etken tabii. Seremonilerden hoşlanmayan, lafı dolandırmayı sevmeyen, ailesiyle ilgili konular hariç çok da duygusal olmayan bir karakter Jo. Özgürlüğüne o kadar düşkün ki kaybedecek diye aklı çıkıyor( kız haklı bence). Ona en yakın hissettiğim sahne yazdıklarını ateşe atıp yaktığı kısımdı. En çok kızdığım hareketi de Laurie'yi sevmediği halde sırf yalnızlıktan ona bir şans verme düşüncesiydi çünkü pek onluk bir hareket değil bu bence. İyi ki Amy ve Laurie evlendi de saçma sapan bir şey yapmamış oldu.
Filmin genelinde kadınların hayatın içinde yaşadıkları sorunlardan bahsedilmiş. Toplumun geneli bir kadın için en doğru şeyin evlilik olduğunu diretiyor sürekli. "Kadınların kalpleri olduğu kadar akılları, ruhları var ve güzellikleri olduğu kadar tutkuları, yetenekleri de var. İnsanların kadınların sadece aşka uygun olduğunu söylemesinden bıktım." cümlesi çok haklı bir serzeniş bana göre. Kadınların da erkeklerin de her toplumda sürekli baskılanmaya ve belli rollere hapsedilmeye çalışılması çok sinirimi bozuyor. Umarım bir gün bu düzen tamamen değişir ve insanlar yaşamak istedikleri gibi bir hayat yaşayabilirler. .