Az önce yatağımın altında sakladigim film afişlerini gördüm açıp bakayım dedim sadece liberal arts filminden 9 tane afiş ve poster var gerçekten şuana dek izlediğim tüm filmer arasında benim için yeri bambaşka olan bir film en sevdiğim film bile diyebilirim…devamıAz önce yatağımın altında sakladigim film afişlerini gördüm açıp bakayım dedim sadece liberal arts filminden 9 tane afiş ve poster var gerçekten şuana dek izlediğim tüm filmer arasında benim için yeri bambaşka olan bir film en sevdiğim film bile diyebilirim ya
Çok güzel filmdi come and see den sonra izlediğim en iyi savaş filmiydi bana come and see filmini çok anımsattı başroldeki Logan Lerman'ı Aleksei Kravchenko a çok benzettim hem tip olarak hem rol anlamında
Roundhay Garden Scene, 14 Ekim 1888'de çekilen dünyanın bilinen en eski filmidir. Yapan: Louis Le Prince (Fransız mucit) Süresi: Sadece 2.1 saniye (20 kare) Konusu: Bir bahçede daire çizen, yürüyen ve gülen 4 kişi. Sinema tarihinin resmi olarak kayda geçen…devamıRoundhay Garden Scene, 14 Ekim 1888'de çekilen dünyanın bilinen en eski filmidir.
Yapan: Louis Le Prince (Fransız mucit)
Süresi: Sadece 2.1 saniye (20 kare)
Konusu: Bir bahçede daire çizen, yürüyen ve gülen 4 kişi.
Sinema tarihinin resmi olarak kayda geçen ilk hareketli görüntüsüdür
Keman dersleri alan ve bu enstrümana gönül vermiş biri olarak Şeytanın Kemancısı filmini izlediğimde, yapımın genel olarak "idare eder" seviyede kaldığını söyleyebilirim. Film, Niccolò Paganini’nin birebir biyografisini aktarmaktan ziyade, onun etrafında yaratılan o efsanevi ve çalkantılı "rockstar" imajını perdeye taşımayı…devamıKeman dersleri alan ve bu enstrümana gönül vermiş biri olarak Şeytanın Kemancısı filmini izlediğimde, yapımın genel olarak "idare eder" seviyede kaldığını söyleyebilirim. Film, Niccolò Paganini’nin birebir biyografisini aktarmaktan ziyade, onun etrafında yaratılan o efsanevi ve çalkantılı "rockstar" imajını perdeye taşımayı seçmiş.
Bir kemancı gözüyle baktığımda, filmde en çok dikkatimi çeken şey teknik ile efsane arasındaki çizgi oldu. Döneminde halkın, onun o güne kadar görülmemiş tekniğini insani bulmayıp "ruhunu şeytana sattı" dedikodusunu çıkarması filmde Urbani karakteriyle somutlaştırılmış. Tabii ki gerçek hayatta arkasında böyle gizemli bir şeytan-menajer yoktu. Üstelik film bu mucizevi yeteneği tamamen mistik bir dehaya bağlasa da işin enstrüman tekniği boyutunda Paganini'nin o akılalmaz parmak esnekliği ve hızının ardında Marfan sendromu gibi tıbbi bir gerçek yatıyordu. Yine de başrolde David Garrett gibi gerçek bir virtüözün yer alması, en azından keman icra sahnelerindeki o tuşe, yay kullanımı ve tekniğin gücünü hissetmek adına harika bir tercih olmuş; sahnelerin inandırıcılığını kurtarmış.
Filmin tarihsel açıdan tutturduğu doğru damarlar da az değil. Paganini’nin kumarda kendi Stradivarius kemanını kaybedecek kadar ileri giden bağımlılığı, kadınlara düşkünlüğü, ağrıları yüzünden afyon ve cıva kullanması gibi çalkantılı yaşam tarzı gayet doğru yansıtılmış. Londra seyahati ve Charlotte Watson ile yaşadığı yakınlaşma tarihsel olarak doğru olsa da senaryo gereği fazla romantize edilip abartılmış. Katolik Kilisesi ile yaşadığı gerilim ve öldükten sonra cenazesinin dini tören yapılmayarak yıllarca gömülememesi de gerçeklerle birebir örtüşüyor.
Sonuç olarak benim için bu yapım, katı bir biyografi ya da doyurucu bir müzik tarihi filmi olmaktan ziyade, Paganini’nin yarattığı o karanlık ve büyülü aura üzerine kurulmuş, keman sahneleri hatrına izlenebilecek ortalama bir seyirlik.
Silence gerçekten güzel başlayan ve aynı kalitede devam eden bir film ama ilk saatten sonra durdurmak zorunda kaldım. Kötü olduğu için değil; hikaye çoğunlukla Hristiyanlık üzerine kurulu olduğu için bir noktadan sonra Hristiyanları zayıf gösteriyormuş gibi bir algı oluşturdu bende.…devamıSilence gerçekten güzel başlayan ve aynı kalitede devam eden bir film ama ilk saatten sonra durdurmak zorunda kaldım. Kötü olduğu için değil; hikaye çoğunlukla Hristiyanlık üzerine kurulu olduğu için bir noktadan sonra Hristiyanları zayıf gösteriyormuş gibi bir algı oluşturdu bende. Bunun yanında filmin temposu oldukça ağır ve sahneler çok karanlık, siyah tonlarda ilerliyor. Arka planındaki derin felsefeyi tam olarak anlamak ve sindirmek için o an kendimi hazır hissetmedim. Büyük ihtimalle hafta sonu kafam boşken tekrar oturup bitireceğim, sonrasında film hakkındaki tüm detaylı yorumlarımı ve görüşlerimi tekrar paylaşırım.
İlk filmdeki o ham şiddetin yerini günümüzün kutuplaşmış toplumsal gerilimi almış. Bir barda kutlama yaparken içeri giren bir grubun müdahalesiyle kendilerini bir cehennemin içinde bulan gençlerin hikayesi üzerinden, Türkiye'nin "öteki" kavramını ve güç dengelerini tek mekana hapsedip izleyicinin suratına tokat…devamıİlk filmdeki o ham şiddetin yerini günümüzün kutuplaşmış toplumsal gerilimi almış. Bir barda kutlama yaparken içeri giren bir grubun müdahalesiyle kendilerini bir cehennemin içinde bulan gençlerin hikayesi üzerinden, Türkiye'nin "öteki" kavramını ve güç dengelerini tek mekana hapsedip izleyicinin suratına tokat gibi çarpıyor.
Abi valla ne derseniz deyin, Türkiye’de gerçekten böyle filmler yapılıyor mu ? Piyasadaki birbirinin kopyası komedilerin veya romantik işlerin yanında, insanın sinir uçlarına dokunan böyle bir atmosfer izlemek bambaşka. Kameranın kullanımından o klostrofobik gerilime kadar kesinlikle TR standartlarının çok üstünde bir film. keşke daha fazlası yapılsa... Ama ne yazık ki yurtdışına satılamadığı için yapılmıyor. Global pazar bizden pembe dizi beklerken, bizim toplumsal damarımıza basan böyle sert ve yerel gerilimler yapımcılara finansal risk olarak geliyor. Yine de arşivlik, harika bir iş çıkmış.
film romantik dram kategorisinde geçiyor ama alakası yok. Film boyunca iki tane ergenin saçmalıklarını izliyoruz. Kız sözde "Amerikan güzeli" diye sunulmuş, (benim eski sevgilim bile bundan daha güzel). Karakter desen ayrı dert; yalancı, şımarık, çekilecek gibi değil. Oğlan desen, ben…devamıfilm romantik dram kategorisinde geçiyor ama alakası yok. Film boyunca iki tane ergenin saçmalıklarını izliyoruz.
Kız sözde "Amerikan güzeli" diye sunulmuş, (benim eski sevgilim bile bundan daha güzel). Karakter desen ayrı dert; yalancı, şımarık, çekilecek gibi değil. Oğlan desen, ben o çocuktan çok daha yakışıklıyım
Olaylar da aşırı mantıksız. Çocuğun tefeciye borcu var, borç dediğin de devede kulak, azıcık bir şey. Hani ben bile cebimden çıkarır öderdim o parayı. Tuttu tefeciye yumruk attı, herifler çocuğa kılını bile kıpırdatmadı. Gerçekte adama öyle bir şey yap bakalım, adamı kulağından sikerler! Kim kimi serbest bırakıyor öyle?
Kısacası klasik ergen filmi. Bence oturup izlemeye hiç gerek yok. Ha izlemek isteyen varsa elbette izlesin ama bana soracak olursanız . Bunun yerine gidin American Psycho izleyin, en azından ne izlediğinizi bilirsiniz 😁😁
The Truman Show, aslında hepimizin içine doğduğu o konforlu ama sahte dünyayı yüzümüze çarpan bir uyanış filmi. Bizler de tıpkı Truman gibi, önümüze konan senaryoları, yapay ilişkileri ve düzeni sorgulamadan "gerçeklik" sanarak yaşamaya çok meyilliyiz. Film, bir yandan televizyon ekranından…devamıThe Truman Show, aslında hepimizin içine doğduğu o konforlu ama sahte dünyayı yüzümüze çarpan bir uyanış filmi. Bizler de tıpkı Truman gibi, önümüze konan senaryoları, yapay ilişkileri ve düzeni sorgulamadan "gerçeklik" sanarak yaşamaya çok meyilliyiz. Film, bir yandan televizyon ekranından başkasının hayatını çekirdek çitleyerek izleyen gaddar medya kültürünü eleştirirken, diğer yandan kendini Tanrı sanan sistemlere sert bir rest çekiyor. Ama benim için filmin en vurucu yanı finali: Truman’ın o yapay deniz fırtınasını aşıp gökyüzü dekoruna çarptığında geri dönmeyi değil, belirsizliklerle dolu gerçek dünyayı seçmesi. Sahte bir cennette tutsak bir figüran olmaktansa, acısıyla tatlısıyla kendi hayatının tek öznesi olmaya karar veren herkes için bir özgürlük manifostosu.
Ryan Reynolds’ın o kutunun içinde yaşadığı çaresizliği resmen ciğerlerimde hissettim; film boyunca klostrofobiden nefesim kesildi, gerim gerim gerildim ama o finalde yediğim tokat her şeye değdi—bu hayatta kimseye güvenilmeyeceğini tokat gibi yüzümüze çarpan idare denebilecek bir film.