Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti Canım bahar geçti çoktan,kış şimdi. Ne kaldı sana bu dünyada Ne kaldı sana bu dünyada ... Alacağın birkaç nefes hiç düşündün mü ? Ne kalacak senden , hiç düşündün mü ? Müzik: Hardal - Nasıl…devamıGençlik bir kitaptı, okuduk bitti
Canım bahar geçti çoktan,kış şimdi.
Ne kaldı sana bu dünyada
Ne kaldı sana bu dünyada
...
Alacağın birkaç nefes hiç düşündün mü ?
Ne kalacak senden , hiç düşündün mü ?
Müzik: Hardal - Nasıl ne zaman (1980)
Kanal adı: Anatolian Rock Revival Project (Eğer benim gibi anadolu rock seven biriyseniz istediğiniz her türlü müziği bulacağınıza eminim.)
İzlerken nolan filmi olduğunu bilmiyordum. Konuyu ilk başlarda anlamakta o kadar zorluk çektim ki... sürekli flashbackler içerisindesiniz ama flashbackin içinde olduğunuzdan haberiniz olmuyor genelde. Bu iyi veya kötü tartışılır sonuçta bir teknik bu... iki sihirbaz arasındaki rekabeti (aslında daha fazla…devamıİzlerken nolan filmi olduğunu bilmiyordum. Konuyu ilk başlarda anlamakta o kadar zorluk çektim ki... sürekli flashbackler içerisindesiniz ama flashbackin içinde olduğunuzdan haberiniz olmuyor genelde. Bu iyi veya kötü tartışılır sonuçta bir teknik bu... iki sihirbaz arasındaki rekabeti (aslında daha fazla ;) ) konu alıyor filmimiz. Peki bu rekabet bu iki sihirbaz için ne tür sonuçlar doğuracak ? Belkide hayatlarına mal olacak belkide yeni hayatlar yaratacaklar... buyrun izleyin efennim. Diger izledigim nolan filmlerine kiyasla zayif buldum. Zayıf buldugum şey konuların karmaşıklığı birbirine baglanıyorlar fakat nasil baglaniyorlar sorusuna verilen cevap biraz zayıf kılıyor filmi... Onun dışında rekabet ne kadar bizleri gelistirse de bu işin içinde olan birçok insanı zamanla duygusuzlaştırabiliyor... iki karaktere olan sempatim gidip geldi... kararsız kaldım bu konuda neyse uzatmadan filme puanimi vereyim.. Tek gozume çarpan seyden ötürü 10/7,9 veriyorum. 8 vermeyi çok isteyip ama 7 vermeyi düşündüğümden ötürü böyle bir puan verdim sorgulamaya gerek yok ^^
Not daha doğrusu soru: benim merak ettiğim şey illüzyonist filmi ile bu film neden aynı zamanda cıktı yani aynı konuları alan iki film neden aynı dönemde cıktı... belli bir sebebi var mı bilen varsa cevaplarsa çok memnun olurum.
Spoiler içeriyor
"Intikam tanrının ellerindedir." Merhaba herkese şimdi sizlere bu filmi tanıtmak istiyorum Leonardo Di Caprio acaba neden bu filmden Oscar almış diye merak edip izlediğim bir filmdir kendisi hem babamlar da evdeyken televizyondan izleme şansı buldum... (altyazılı olduğundan linç yedim ama…devamı"Intikam tanrının ellerindedir."
Merhaba herkese şimdi sizlere bu filmi tanıtmak istiyorum Leonardo Di Caprio acaba neden bu filmden Oscar almış diye merak edip izlediğim bir filmdir kendisi hem babamlar da evdeyken televizyondan izleme şansı buldum... (altyazılı olduğundan linç yedim ama dublajlar da bazen çok kötü oluyor yav) film güzel izleyin diyip bitirmeyeceğim. Filmin giriş kısmında ben neredeyim diyorsunuz bakın cidden öyle diyorsunuz çünkü konu ne anlayamıyorsunuz. Bitmeyen bir aksiyonla giriş yapan filmi acaba konuyu nasıl bağlayacak diye merakla bakıyorsunuz... güzelde bağlıyor açıkçası. Filmin konusu bir çocuk ve bir baba arasında geçiyor çocuk annesi tarafından kızılderili olduğundan ötürü ilginç bir şekilde ilerliyor bütün senaryo. Görüntü teknikleri 1917 filmindeki gibi fakat bu sefer yeşil ekran yok evet dostlar YESIL EKRAN neredeyse yok... leonardonun filmde yediği şeyler gerçek. Neyi yediğinden bahsetmeyeceğim spoiler olacak çünkü... döneminde yaklaşık 3 oscar almış bir film. Di caprio ve tom hardy ikilisi mükemmel iş çıkarmışlar ama her şeyden önce arka plandaki yönetmenler muazzam bir iş çıkarmış onları tebrik etmek lazım.
Spoiler
O son sahne neydi yav çok zekice bir şeydi
(ayı efekti biraz gözümu kanattı ama güzeldi yinede msmsk)
Düzenleme: yorumlara bakmayın spo içeriyor bir çoğu;)
Imdbyi körlüğümden ötürü 8.2 olarak gördüm dedim ne oluyoruz yoksa beni şaşırtıyorlar mı 6.2 almış meğer:/ evet önyargılar bazen güzeldir... Benim tek eleştirdiğim nokta netflix yapımı Türk dizinlerinin "Hey nigga ben Turkeyliyim" diyerek amerikan-avrupa-türk sentezi ile bizlere sunulması... yahu hiç…devamıImdbyi körlüğümden ötürü 8.2 olarak gördüm dedim ne oluyoruz yoksa beni şaşırtıyorlar mı 6.2 almış meğer:/ evet önyargılar bazen güzeldir... Benim tek eleştirdiğim nokta netflix yapımı Türk dizinlerinin "Hey nigga ben Turkeyliyim" diyerek amerikan-avrupa-türk sentezi ile bizlere sunulması... yahu hiç mı kendi kültürümüz yok?- Kendi kültürümüzden kastım bu töre cinayetleri değil arap kabile kültüründen bahsetmiyorum... - Nasıl kore filmleri/dizileri kendi ahlaki özlerini koruyarak yapılıyorsa ve bunun üzerine mükemmel ödüller alıyorlar ise biz niye yapamıyoruz ? Şahsiyet izlediyseniz eğer istanbul kültürünü çok iyi ele alıyordu ama ne Atiyede ne de Hakan muhafızda bunu göremiyorum ben. Bu diziye de aynı şekil fragmanlarından ötürü önyargılıyım o yüzden izlemeyeceğim.
Düzeltme: Bu eleştirim eşcinsellikle ilgili hiçbir şey icermemektedir. Eşcinsel bir karakter olsa daha iyi olurdu en azından onların farkına varabilirdi birkaç kişi ama bu ülkede öyle karakterler islenecekse komedi unsuru yapılmaması gerekir ya da sürekli herkese yavsayan azgın bir tipte olmaması gerekir. Bu tip yaratılacaksa eğer bir filmde ya da dizide
Kendi yaşadığı hayat trajedisini izleyiciye yansıtabilen,izleyiciye empati kurdurabilen bir tipolojiye sahip olmalı. Bakın 11 yıl önce kabadayi filminde eşcinsel bir karakter vardı... Ama komedi unsuruydu ve o kadar söz ettirmedi diye hatırlıyorum. Bunlardan farklı trajik bir karakter yaratilabilirse eğer halkın bu konuda ki algısı kırılır diye düşünmekteyim.
Bilimle alakanız yoksa bile size bilimi sevdirir. Koyun dollynin kopyalanmasından, hadron çarpıştırıcılarına kadar her şeyi baştan sona anlatıyor. Ne yazık ki kitap şuan elimde asperger olduğunu düşündüğüm bir arkadaşıma verdiğimden ötürü elimde değil... kesinlikle alıp tekrar okumayı düşünüyorum 9.sınıfta okumuştum…devamıBilimle alakanız yoksa bile size bilimi sevdirir. Koyun dollynin kopyalanmasından, hadron çarpıştırıcılarına kadar her şeyi baştan sona anlatıyor. Ne yazık ki kitap şuan elimde asperger olduğunu düşündüğüm bir arkadaşıma verdiğimden ötürü elimde değil... kesinlikle alıp tekrar okumayı düşünüyorum 9.sınıfta okumuştum şuan ki halimle okusam daha iyi çıkarımlar yaparım diye düşünüyorum.
(eğer ki ileri seviyede bir bilginiz varsa kitap boğabilir diye düşünüyorum. Biraz daha başlangıç esaslı,bilimi sevdirmeye yönelik bir kitap.)
Biyoloji hocamız Ramazan Özkul bizim bilimi sevmemiz için herkese kitap aldırırdı onun üzerinden de performans hazırlardık. O yüzden diğer öğretmenlerin saçma sapan araştırma ödevlerinin yani sıra ramazan hoca çok özgün bir şekilde ödev verirdi öğrencilerine..
Onun hakkinda baska bir bilgi daha eklemek istiyorum kendisi şiir falan da yazıyor... ama ben daha çok şuan yazdığı öykü kitabını merak ediyorum Gen Öyküsü idi yanlış hatırlamıyorsam yazdığı öykünün adı.
10/10 kitap.
Burada bu kitabı bulmak hoşuma gitti 50 dkda derste bitirdigim bir kitap arkadaşım getirdi verdi bana kitabı. Bende fırsat o fırsat diyip 50 dkda yaladım yuttum. Kitapta günümüze karşı hicivler var aslında çok güzel karikatürler var herkese öneririm ^^
Kitabın sonlarına doğru çok klişe bir konuyla karşılaştım. Zweigın diğer kitaplarına kıyasla bence zayıftı. Klasik kahramanımız bir kadın görür... onunla yatmak ister.. sonra karşısına zayıf kuru bir fahişe çıkar şehvet duygusunu harekete geçirmek için ona para verir. Sonra ona acıma…devamıKitabın sonlarına doğru çok klişe bir konuyla karşılaştım. Zweigın diğer kitaplarına kıyasla bence zayıftı. Klasik kahramanımız bir kadın görür... onunla yatmak ister.. sonra karşısına zayıf kuru bir fahişe çıkar şehvet duygusunu harekete geçirmek için ona para verir. Sonra ona acıma duygusu oluşur onunla yatmaz ve dudaklarını öper.
Genellikle bu tür yapıtları okumayı sevmem sürekli kendini tekrar ettiğinden ötürü. Bu öykü ne kadar kısa olsa da uykumu getirdi denilebilir. Bu tür hikayelerin biraz daha Turgenyevin bazarov karakteri gibi olmasını yani özgün olmasını istiyorum beni daha çok etkiler. Çünkü bazarovun kendine has bir yapısı var ama bu hikaye; balzacta okusam,tolstoy da okusam hepsinde aynı. -Ve beni boğuyor aynı şeyleri görmek. - Bu olumsuz eleştiri kısmıydı. Şimdi olumlu kısma geçeceğim.
Zweigın betimlemeleri benim çok dikkatimi çekti. Karakterimizin bir kadını maden ocağına benzetip zevk suyuyla doldurma arzusu; başka yerde göremeyeceğim bir betimlemeydi. Onun dışında sonuç bölümü beni en etkileyen kısım oldu giriş gelişme bölümü boğuktu yani diğer kitaplarda göreceğiniz aynı şeyleri bu kitabın giris gelisme bölümünde de görüyordunuz. tamam belki sonuç bölümü de belki klişe olabilir ama en azından öğretici bir kısımdı.
Not:
Ben zweigın iki kitabından şuana kadar etkilendim. Onlarda zweigin rahel tanrı ile hesaplaşıyor ve satranç kitaplarıdır. İkiside farklı karakterler barındırıyor içerisinde ve bir an olsun bu farklılık sizi içerisine çekebiliyor empati kurabiliyorsunuz.
(Umarım linç yemem ^^)
Zamanında abimler izlerken bende köşeye oturmuş 1 veya 2 sezonunu izlemiştim. Lucy gibi bir dizi ama.ben bunu daha çok beğeniyorum hafızamda kalan kısmıyla. Bu yaz tekrar başlayacağım ilk dizi budur... Herkese öneririm ^^
Spoilerli diyaloglar izlemediyseniz okumayın. (Sadece diyalog kısmı) "Gizemmm dellendirme lan beni,anlat hocaya senin yuzunden ölüp gideceğiz" "-Hocam erkekler beğenmiyordu, o yüzden öldü zaten doping kullanıyormuş. -Evet hocam biz sırf doping kullanan birisiyle arkadaşlık yapmadık diye mi suçluyuz? +Yuh artık ya…devamıSpoilerli diyaloglar izlemediyseniz okumayın. (Sadece diyalog kısmı)
"Gizemmm dellendirme lan beni,anlat hocaya senin yuzunden ölüp gideceğiz"
"-Hocam erkekler beğenmiyordu, o yüzden öldü zaten doping kullanıyormuş.
-Evet hocam biz sırf doping kullanan birisiyle arkadaşlık yapmadık diye mi suçluyuz?
+Yuh artık ya olamaz onun yüzüne söylediğimiz yetmezmiş gibi arkasından da konuşalım"
"-Gizem ne demeye çalışıyorsun bizi suçlu mu göstermeye çalışıyorsun."
Evet bu diyalogları biraz karmaşık şekilde yazmış olabilirim beynimin karman corbanligindan biraz. Uyarlama dizilere karşı değilim oyunculuklarını beğendim. Anlatmaya çalıştığı mesaj da çok güzel. Günümüz dünyasında hiç kimse kendi suçunu kabul edemeyecek kadar zayıf ne yazık ki. Bir iliskide olsun,başka şeyler de olsun vicdanımızın ağırlığından kurtulmak için suçu başkalarına atmaya çalışmıyor muyuz ? Bu filmde ayna tutar nitelikte izleyiciye. Ama herkes intihar eden kıza dikkat çekmiş evet buna sebep olur. Ama o itici kız hepimizin içerisindeki insanı bize gösteriyor. Empati eksikliğini... hangimiz karşımızda ki insanın yerine kendimizi koyuyoruz ? Ben koysam bile iş işten geçmiş oluyor karşımda ki insana her şeyi çoktan söylemiş oluyorum. Ama karşımda ki insan beni ne kadar düşünüyor? Bir insan empati kursa dahi diğeri vefasiz ve nankör olunca saçma sapan ilişkiler doğuyor.
Bu dizi intihara sebep dışında. Empati eksikliğine sahip olmanın ne gibi sonuçlar doğuracağını. Suçu kabul etmemenin zor duruma düşene kadar anlaşılamayacağını gözler önüne sürüyor. Testere filmini anımsattı bana. Testere filmi biraz daha kan ve vahşet içeriyor. Onda ise insanlara rehabilitasyon yapmak için. Belli odalara kapatıp iki seçenek sunuyordu "yaşa ya da öl" burada durum biraz daha farklı. Ama burada da bir "Yeniden doğuş" var. Ama bu yeniden doğuş bir dizi ve filmle kalmaması gerekir. Sokağa,okullara,sanayilere,tbmmye,kızlarımıza(manevi anlamda karşındakini kullanıp atan kizlar vb.),erkeklerimize (cinsel anlamda karşındakini kullanıp atan erkekler vb.) Şimdi soruyorum size dostlar hangimiz dürüstüz ? Hangimiz mükemmeliz hepimiz sosyal medya begenisiyle burnumuz bir karış havada geziyoruz. Bu ne kadar doğru yahu ? Ben goremedigim maneviyatı ozledim. Ben göremediğin sıcaklığı,samimiyeti özledim. Insanlar sadece maddi olarak birbirini kullanma derdindeyken bu dizi ve bunun gibi diziler bize ışık tutsa dahi biz sadece bir kısmını görüyoruz "boyle şeyler intihara sebep oluyor " hayır böyle şeyler katillerin doğmasına da sebep oluyor,başarısız ve ozguvensiz çocuklara da... demem o ki dostlar... o dizide ki hangimiz gizem kadar masum? Ya da hangimiz o itici kız kadar antipatik değil ? Ya ikisinin harmanlanmış haliyiz. Ya da tam berrakligiyla antipatigiz.
"Bir filozof iş üstündeyken yakalanmış. Onu görenler şunu sormuşlar 'ne yapıyorsun böyle ulu orta yerde' Filozof 'tohum ekiyorum' diye yanıt vermiş. Onun için tohum ekmekle çocuk yapmak arasında hiçbir fark yokmuş aslında."