1965 yapımı siyah-beyaz Metin Erksan filmi. Halil: Resminle benim aramdaki bir durum, seni ilgilendirmez. Ben senin resmine âşığım. Meral: İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim. Halil: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim…devamı1965 yapımı siyah-beyaz Metin Erksan filmi.
Halil: Resminle benim aramdaki bir durum, seni ilgilendirmez. Ben senin resmine âşığım.
Meral: İyi ama âşık olduğun resim benim resmim. İşte ben de buradayım, söyleyeceklerini dinlemeye geldim.
Halil: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.
Meral: Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.
Halil: Evet. Bu korku sevdiğim bir şeye ebediyen sahip olmak için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de, sana âşık olsaydım ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Halbuki resmin bana dostça bakıyor. Ve ebediyen bakacak.
"İşte yanlış anlaşılmanın sonucu. Sana ya Tanrı derler ya da şeytan." "Eğer dostluğumuz zaman ve uzayla sınırlıysa o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her…devamı"İşte yanlış anlaşılmanın sonucu. Sana ya Tanrı derler ya da şeytan."
"Eğer dostluğumuz zaman ve uzayla sınırlıysa o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz. Böylece her an için birlikte olacağımızı düşünmedin mi?"
Türk sinemasında 3-4 tane film var böyle beyazperdenin mihenk taşlarından olan. Gemide de bunlardan biri bana göre. Çok çarpcı ve oldukça sert bir film, izlerken de çok geriyor. Anlatılmaz yaşanır filmlerinden. Mutlaka izlenmeli diye düşünüyorum. (bolca küfür içeriyor, bilginize.) "Bu…devamıTürk sinemasında 3-4 tane film var böyle beyazperdenin mihenk taşlarından olan. Gemide de bunlardan biri bana göre. Çok çarpcı ve oldukça sert bir film, izlerken de çok geriyor. Anlatılmaz yaşanır filmlerinden. Mutlaka izlenmeli diye düşünüyorum. (bolca küfür içeriyor, bilginize.)
"Bu dünya iki şeyden yıkılıcak; bi binadan, bi de zinadan. Allah sonumuzu hayır etsin. Mahşer günü bütün binaları deniz geri istiycek, batan bütün memleketler gibi... Deniz kumu eninde sonunda geri alıcak, çaresi yok bunun."
"Yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık." " İş cetvelle aritmetiğe dayanınca, iki kere iki yalnızca dört ediyorsa, iradenin lafı mı kalır! İki kere iki, iradem karışmasa da dört edecek. İrade bu mudur?…devamı"Yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık."
" İş cetvelle aritmetiğe dayanınca, iki kere iki yalnızca dört ediyorsa, iradenin lafı mı kalır! İki kere iki, iradem karışmasa da dört edecek. İrade bu mudur? "
Hepimiz bir şey bekliyoruz, belki neyi beklediğimizi bile bilmiyoruz. "Vladimir: Şair olmalıydın sen. Estragon: Şairdim. [Üstündeki paçavraları gösterir.] Belli olmuyor mu?" "Dünyanın gözyaşları sabit bir niceliktir. Başka bir yerde ağlamaya başlayan her biri için bir diğeri durur. Aynı şey gülmek…devamıHepimiz bir şey bekliyoruz, belki neyi beklediğimizi bile bilmiyoruz.
"Vladimir: Şair olmalıydın sen.
Estragon: Şairdim. [Üstündeki paçavraları gösterir.] Belli olmuyor mu?"
"Dünyanın gözyaşları sabit bir niceliktir. Başka bir yerde ağlamaya başlayan her biri için bir diğeri durur. Aynı şey gülmek için de geçerlidir. Öyleyse neslimiz hakkında kötü konuşmayalım, öncekilerden daha mutsuz değildir. Bunun hakkında da iyi konuşmayalım. Bundan hiç bahsetmeyelim. Nüfusun arttığı doğru."
Alışık olmadığımız bir film, yargılamak yerine anlamaya çalışmak lazım. Üç kişilik aşk ve arkadaşlık öyküsü, aşkın ve dostluğun sentelenmiş filmi.. Gereksiz hiçbir detaya yer verilmemiş oldukça sadeydi müzikleriyle, diyaloglarıyla, göselliğiyle. Catherine gibi kadınlar, jules ve jim gibi erkekler vardır ve…devamıAlışık olmadığımız bir film, yargılamak yerine anlamaya çalışmak lazım. Üç kişilik aşk ve arkadaşlık öyküsü, aşkın ve dostluğun sentelenmiş filmi.. Gereksiz hiçbir detaya yer verilmemiş oldukça sadeydi müzikleriyle, diyaloglarıyla, göselliğiyle. Catherine gibi kadınlar, jules ve jim gibi erkekler vardır ve normlarımızın ne kadar dışında olsalar da bu insanlar gayet normaldir. Filmde de tam olarak bu anlatılıyor.
"Kendimde iyi ne varsa senden geliyor."
"Mutluluğu anlamak zordur. Farkına varılmadan eskir. "
"Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en…devamı"Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez.”
- sf, 183
Bir Onur Ünlü filmi. Camisinde işlenen cinayeti çözmeye çalışan bir imamın hikayesi. Serkan Keskin'in canlandırdığı imamımız antropoliji okumuş gerçeğe ulaşmak için de içki içen bir imam. Bolca sisteme ve politikaya gönderme var. Bu göndermeler gayet güzel işlenmiş. Kaliteli yerli yapım…devamıBir Onur Ünlü filmi. Camisinde işlenen cinayeti çözmeye çalışan bir imamın hikayesi. Serkan Keskin'in canlandırdığı imamımız antropoliji okumuş gerçeğe ulaşmak için de içki içen bir imam. Bolca sisteme ve politikaya gönderme var. Bu göndermeler gayet güzel işlenmiş. Kaliteli yerli yapım izleyeyim, düşüneyim, sorgulayayım diyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum.
"Komşusu açken tok yatmamak için zengin mahallerine taşınanlar var."