🔸️ Sömürgeciliğinin ve "insani yardım" maskesi altındaki trajedilerin en karanlık sayfalarından biridir. Sudan'daki "Kayıp Çocuklar" (Lost Boys) vakası. 🔹️1980'li ve 90'lı yıllarda, Kuzey ordusu ve hükümet destekli milisler, Güney Sudan köylerine yaptıkları baskınlarda özellikle çocukları kaçırarak "köle" olarak kullanmış veya…devamı🔸️ Sömürgeciliğinin ve "insani yardım" maskesi altındaki trajedilerin en karanlık sayfalarından biridir. Sudan'daki "Kayıp Çocuklar" (Lost Boys) vakası.
🔹️1980'li ve 90'lı yıllarda, Kuzey ordusu ve hükümet destekli milisler, Güney Sudan köylerine yaptıkları baskınlarda özellikle çocukları kaçırarak "köle" olarak kullanmış veya satmışlardır. Bazı çocuklar yıllarca "hizmetçi" veya "çoban" olarak alıkonulmuş, aile bağları tamamen koparılmıştır.
🔹️Sudan hükümetinin başlattığı "sokakları temizleme" operasyonlarında, aileleriyle yaşayan çocuklar bile toplanarak kapalı kamplara gönderilmiştir. Bu kamplarda çocuklara zorla Arapça isimler verilmiş ve din değiştirmeleri için baskı yapılmıştır.
🔹️Güney Sudanlı çocuklar genellikle Hristiyan ailelerden geliyordu. Sudan hükümeti ve desteklediği gruplar, bu çocukları kaçırarak veya kurdukları kamplara kapatarak onlara zorla Arapça isimler vermiş ve İslami eğitim (Kur’an kursları, dini kamplar) dayatmıştır.
🔹️Dönemin Hartum hükümeti, "tek millet, tek din, tek dil" politikası güdüyordu. Bu nedenle çocukların kendi kabile dillerini konuşmaları yasaklanmış ve Arapça-İslam eksenli bir kimlik empoze edilmiştir.
🔹️Ethiopia ve Kenya'daki mülteci kamplarına kaçabilen çocukların büyük bir kısmı, dini kimliklerini (Hristiyanlığı) bu baskılara karşı bir direniş sembolü olarak korumuşlardır. ABD'ye yerleştirilen Sudanlı gruplar arasında Hristiyan inancının bu kadar güçlü olmasının temel sebeplerinden biri budur.
🔹️Kayıp Çocuklar grubunun bir kısmı gerçekten yetim olsa da, binlerce çocuk savaş bölgelerindeki aileleri tarafından "belki bir okul bulur veya hayatta kalır" umuduyla gruplara dahil edilmiştir. Ancak Batılı ajanslar ve medya, bu çocukları pazarlarken genellikle hepsini "hiç kimsesi olmayan mutlak yetimler" olarak tanımlamıştır. Bu genel tanımlama, aileleri hayatta olan çocukların izini sürmeyi zorlaştırmış ve Arche de Zoé skandalındakine benzer bir "sahte yetimlik" algısı yaratmıştır.
🔹️Sadece hükümet değil, ayrılıkçı gruplar (SPLA gibi) da bu "kayıp çocukları" kendi saflarına katmak için mülteci kamplarından veya yollardan toplamış, onları insani yardımdan mahrum bırakarak savaşmaya zorlamıştır.
🔸️ Buna benzer; Zoe’nin Gemisi (L'Arche de Zoé) skandalı, 2007 yılında gerçekleşmiş ve Batı ile Afrika arasındaki güven ilişkisinde derin yaralar açmıştır.
🔹️İnsani yardım için Afrika’ya gidip 103 çocuğu kaçırırken yakalanan bir grup Fransız (ve diğer Batı ülkelerinden) aktivist, Fransız insani yardım derneği Arche de Zoe adına Çad’daki ıssız bir havalimanına 103 çocukla gidiyor ve bunların Sudan’dan getirilen yetimler olduğunu söylüyor. Normalde Çad’da bir Fransıza müdahale etmek kolay değildir ama bir polisin cesareti oyunu bozuyor. Polis, çocuklardan biriyle konuşunca çocukların Çadlı olduğunu ve kaçırıldığını anlıyor.
🔹️Tabii olay tüm ülkeye yayılınca gizlemek mümkün olmuyor. Yakalanan insani yardım çalışanları mahkum edilmesin diye devreye dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy giriyor ve bunları Fransa’ya götürüyor.
🔹️Dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bizzat Çad’a giderek (hatta kendi uçağıyla) bazı sanıkları ve gazetecileri Fransa’ya geri getirmesi, Çad halkı tarafından "adaletin gasp edilmesi" olarak yorumlanmıştı.
🔹️Çad'da 8 yıl zorunlu çalışma cezasına çarptırılan dernek üyeleri, Fransa'ya iade edildikten kısa süre sonra cezaları hafifletildi veya serbest bırakıldılar.
🔹️Önce çocukların ailesine tazminat ödenmesine karar veriliyor sonra Fransız Başbakan “Fransızların vergilerini bunlara vermem” diyerek vazgeçiyor.
🔹️Bahsettiğimiz 6,3 milyon euroluk tazminatın ödenmemesi, mağdur aileler için adaletsizliğin son noktası oluyor.
🔹️İşin ilginç yanı Çad da dahil olmak üzere 14 Afrika ülkesi ulusal rezervlerini 1961’den beri Fransa’da tutmak zorunda. Yani Fransız hazinesi, Afrika’dan yıllık 500 milyar dolar kazanç ve getiri elde ediyor.
💠 Özetle, Sudan'da yaşanan trajedi sadece bir kaçış hikayesi değildir; içinde hükümetlerin, milislerin ve bazen "iyilik" adı altında hareket eden yapıların çocukların kimliklerini ve hayatlarını çaldığı pek çok benzer vaka barındırır.