Sahte arkadaşlıklar, yalnızlıktan daha kalabalık hissettirir bazen. İçindesindir bir grubun, ama dışındasındır sohbetin, gülüşün, samimiyetin. En gürültülü anlarda bile sessizliğini duyarsın. Sahte dostluklar öyle ustaca taklit eder ki gerçek olanı, başta fark edemezsin. Sözler sıcak, bakışlar içten görünür; ama ruhun…devamıSahte arkadaşlıklar, yalnızlıktan daha kalabalık hissettirir bazen.
İçindesindir bir grubun, ama dışındasındır sohbetin, gülüşün, samimiyetin. En gürültülü anlarda bile sessizliğini duyarsın. Sahte dostluklar öyle ustaca taklit eder ki gerçek olanı, başta fark edemezsin. Sözler sıcak, bakışlar içten görünür; ama ruhun üşür, çünkü hissedersin: bir boşluğa konuşuyorsundur aslında.
Zehirli bir gülümsemenin ardına saklanmış çıkar ilişkileri, dostluk maskesiyle gezer. Ve en çok onlar yorar insanı; çünkü kalbinin kapısını sen açmışsındır. Güvenmek, bazen en büyük saflık değil, en insani ihtiyaçtır. Ama sahte olanla karşılaştığında, gerçeğin değerini öğrenirsin.
Çünkü bazen bir yabancı, bin “dost”tan daha az zarar verir.
Bir ideali sevmek istemiyorum, gerçek bir insanı sevmek istiyorum. Kusurlarıyla, iniş çıkışlarıyla, bazen anlayamayan ama yine de kalmaya çalışan hâliyle… Çünkü ideal, ulaşılmaz olandır; ne dokunabilirim ona ne de gözlerinin içine bakabilirim. Oysa bir insan, yanımda susabilir, birlikte suskunluğu paylaşabiliriz.…devamıBir ideali sevmek istemiyorum, gerçek bir insanı sevmek istiyorum. Kusurlarıyla, iniş çıkışlarıyla, bazen anlayamayan ama yine de kalmaya çalışan hâliyle… Çünkü ideal, ulaşılmaz olandır; ne dokunabilirim ona ne de gözlerinin içine bakabilirim. Oysa bir insan, yanımda susabilir, birlikte suskunluğu paylaşabiliriz.
Mükemmellik soğuktur, mesafelidir. Ama gerçeklik sıcaktır, bazen yaralıdır ama canlıdır. Ben kusurlara razıyım; çünkü gerçek olan, hep eksiktir zaten. Ve belki de en güzel sevgiler, o eksik yerlerden sızan ışıktan doğar.
İçeride olmak aslında dışarıda kalmak gibi. Dört duvarla çevriliyken bile zihninin sınırsız boşluğunda dolaşabiliyorsun. Ama işin tuhafı, dışarıda özgür hissettiğini sandığında bile bir hücredesin. Çünkü asıl duvarlar, kafanın içinde örülüyor. Nereye gidersen git, zihnini de yanında taşıyorsun. Kalabalıkların içinde yalnızsın;…devamıİçeride olmak aslında dışarıda kalmak gibi. Dört duvarla çevriliyken bile zihninin sınırsız boşluğunda dolaşabiliyorsun. Ama işin tuhafı, dışarıda özgür hissettiğini sandığında bile bir hücredesin. Çünkü asıl duvarlar, kafanın içinde örülüyor.
Nereye gidersen git, zihnini de yanında taşıyorsun. Kalabalıkların içinde yalnızsın; sessiz bir odada ise en yüksek gürültüyü duyan sensin. İçerideyken dışarısını, dışarıdayken içeriyi özlüyorsun. Ama ikisinin de ortasında, aslında hep kendinlesin. Kaçamadığın tek yer: aklının içi.
İçerisi mi daha dar, dışarısı mı daha geniş, yoksa ikisi de aynı labirentin iki yanı mı, bilmiyorum. Bildiğim tek şey: İnsan, kendi zihninden daha derin hiçbir yere hapsolmaz.
Bunca yıl, hep aynı döngüde kaldım. Güvendiğim insanlar, sırtımı dayadıklarım birer birer ellerini çekti üzerimden. O kadar çok kez duygusal olarak yarım bırakıldım ki, sonunda kendimi tamamlamaktan vazgeçtim. Artık hissettiğim şeyler bile sahte gibi geliyor. Sevdiğimi sanıyorum, ama aslında yalnızca…devamıBunca yıl, hep aynı döngüde kaldım. Güvendiğim insanlar, sırtımı dayadıklarım birer birer ellerini çekti üzerimden. O kadar çok kez duygusal olarak yarım bırakıldım ki, sonunda kendimi tamamlamaktan vazgeçtim. Artık hissettiğim şeyler bile sahte gibi geliyor. Sevdiğimi sanıyorum, ama aslında yalnızca sevmeyi hatırlamaya çalışıyorum.
İçimde bir yer, “Artık hissetme, yoksa yine eksilirsin,” diyor. Ve ben onu dinliyorum.
Şimdi ne zaman bir şey hissetsem, önce sorguluyorum: Bu gerçekten ben miyim, yoksa yalnızca alışkanlık mı?
Bazen hissizlik bir eksiklik değil, hayatta kalma biçimidir. Bunu seçmedim belki ama öğrendim: Duygularımı korumanın yolu, onları bir süreliğine susturmaktan geçiyordu.
19 Mayıs, küllerinden doğan bir milletin yeniden doğumudur. 19 Mayıs, yalnızca bir tarih değil; bağımsızlığa atılan ilk adımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak yaktığı bu meşale, yalnızca Anadolu’yu değil, bir milletin kaderini aydınlatmıştır. Gençliğe emanet edilen bu kutlu gün,…devamı19 Mayıs, küllerinden doğan bir milletin yeniden doğumudur. 19 Mayıs, yalnızca bir tarih değil; bağımsızlığa atılan ilk adımdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak yaktığı bu meşale, yalnızca Anadolu’yu değil, bir milletin kaderini aydınlatmıştır. Gençliğe emanet edilen bu kutlu gün, umudun, inancın ve direnişin simgesidir. Her 19 Mayıs’ta, geçmişin cesaretiyle geleceğe yürürüz. Çünkü bu tarih, "Ya istiklal ya ölüm!" diyen bir halkın yeniden doğuşudur. 🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Dünden beri her yerde konvoylar, kutlamalar... Sokakları dolup taşıran insanlar, bu insanlar zamanında gençlerin yanında olsaydı evlerinde sus pus oturmak yerine şimdiye mutluluğumuzu, geleceğimizi kutlamak adına konvoylar yapıyor olabilirdik. Endüstriyel futbol gerçek anlamda halkın afyonu 🙂
Hayatın Gözle Görülmez Rejisi Hayatın gözle görülmez bir rejisi vardır. Ne sahneyi kendin seçersin ne de oyuncuları. Kimi zaman kendini başrol sanırsın, oysa sen sadece birkaç dakikalık bir monoloğun sahibisindir. Reji sessizdir, ama etkilidir; adını bilmediğin tesadüfler, tanımadığın rastlantılarla yön…devamıHayatın Gözle Görülmez Rejisi
Hayatın gözle görülmez bir rejisi vardır. Ne sahneyi kendin seçersin ne de oyuncuları. Kimi zaman kendini başrol sanırsın, oysa sen sadece birkaç dakikalık bir monoloğun sahibisindir. Reji sessizdir, ama etkilidir; adını bilmediğin tesadüfler, tanımadığın rastlantılarla yön verir sana. Sen yazdığını sanırsın hayatını, ama çoğu zaman sadece eline tutuşturulmuş senaryoyu ezberlersin.
Bazen kuliste bekletir hayat, sabrını ölçer. Bazen hiç prova yapmadan sahneye atar, hata yaparsın, unutursun, düşersin. Ama alkış da, yuhalama da rejiye ait değildir. O sadece yönlendirir. Rolünü nasıl oynayacağını sen belirlersin.
Hayat, belirli bir planın içindeymiş gibi akarken, en çok da plansızlığıyla şekillendirir seni. Geriye dönüp baktığında, bir anda kurulan ve bir anda yıkılan sahnelerin ardında ne çok şey öğrendiğini fark edersin.
Ve belki de en büyülü olanı şudur: Hayatın rejisi görünmezdir, evet; ama eğer dikkatle bakarsan, onun seni her düşüşten sonra sahneye yeniden çıkardığını görebilirsin.
Bazı anlar vardır, suskun bir çığlık gibi içinden haykırırsın da dünya duymamış gibi davranır. Gözleri açık bir uykunun içinde, uyanık bir düş gibi sürer ömrün. Kalabalığın ortasında, bir yalnız kalabalık olarak yürürsün; elini tutan kimse yok, ama her omuz sana…devamıBazı anlar vardır, suskun bir çığlık gibi içinden haykırırsın da dünya duymamış gibi davranır. Gözleri açık bir uykunun içinde, uyanık bir düş gibi sürer ömrün. Kalabalığın ortasında, bir yalnız kalabalık olarak yürürsün; elini tutan kimse yok, ama her omuz sana çarpar.