Bir insanın gözlerinin içine bakıp orada bir dünya keşfetme devri kapandı. Artık sadece ekranlara yansıyan pikseller ve önceden kurgulanmış cümleler var. "İnsanlar artık birbirlerini tanımıyorlar, sadece birbirlerinin prototiplerini selamlıyorlar."
Et ve Kemikten İbaret Olmak Duygunun, empatinin ve gerçek bir sancının olmadığı bir yerde, insan sadece biyolojik bir kütleye dönüşür. Bugünün dünyası, bu "et parçalarını" koşturup duran büyük bir çark gibi.
Ruhun Mekanikleşmesi İnsanlar arasındaki o eski, sıcak bağın yerini, nezaket maskesi altına gizlenmiş bir kayıtsızlık aldı. Kimse kimsenin içindeki o sessiz çığlığı duymuyor; herkes sadece kendi yankı odasında yaşıyor.
23 Nisan, bir günlüğüne koltuklara oturup gülümseyen çocukların değil, o koltuklarda alınan kararlarla hayatları şekillenen, korunamayan ve erkenden büyümek zorunda bırakılan çocukların günüdür. Bugün, neşeyle dolması gereken sokaklarda çocuk işçiliğinin gölgesi, okul sıralarında olması gerekirken oyun hakkı elinden alınmış binlerce…devamı23 Nisan, bir günlüğüne koltuklara oturup gülümseyen çocukların değil, o koltuklarda alınan kararlarla hayatları şekillenen, korunamayan ve erkenden büyümek zorunda bırakılan çocukların günüdür.
Bugün, neşeyle dolması gereken sokaklarda çocuk işçiliğinin gölgesi, okul sıralarında olması gerekirken oyun hakkı elinden alınmış binlerce fidanın sessizliği var. Bir çocuğun en temel hakkı olan yaşama ve çocuk kalma hakkını savunamadığımız her gün, bu bayramın anlamı biraz daha eksiliyor.
Sadece doğrular mı mutlu eder insanı? Ya da mutlu olduğu hayatı mı yaşamalı mıydı insan, sahi mutluluk neydi yüzümüzde bir tebessüm oluşturan mı yoksa kafamızdaki şüpheleri silip atan mıydı?
Zamanında mesajlarda ne çok insanla konuşup sohbet etmişiz derdini anlatıp, yazılarını yorumlamam için yazanı her telden ayrı ayrı sohbet etmeyi dert dinlemeyi özlemişim onu fark ettim itina ile dert dinlenir
Eskisi kadar burada aktif olamamak kötü hsisettiriyor sohbet ettiğim bir şeyler paylaştığım insanlar vardı şimdi ise uygulamaya taslak halinde yazdığım yazıyı atıp çıkar oldum
Bu bedene hapsolmadılar; aksine, canavarlıklarını gizlemek için bu etten duvarları kendileri ördüler. Ruhları yanıp küle dönerken bile o ateşi kendileri harladılar. Çünkü biliyorlardı ki; insan sureti taşımak, gerçek bir zebani olmanın en kusursuz hilesidir. Gönüllü mahkumiyetleri, aslında dünyaya karşı kurdukları…devamıBu bedene hapsolmadılar; aksine, canavarlıklarını gizlemek için bu etten duvarları kendileri ördüler. Ruhları yanıp küle dönerken bile o ateşi kendileri harladılar. Çünkü biliyorlardı ki; insan sureti taşımak, gerçek bir zebani olmanın en kusursuz hilesidir. Gönüllü mahkumiyetleri, aslında dünyaya karşı kurdukları en büyük pusudur.
Ortalık insan bedenine hapsolmuş şeytanlarla dolu, ruhu yanmış küle dönmüş zebaniler gölgeleri bile kendilerinden ağır, her köşe başında bir başka günahın nöbetini tutuyorlar.
"Eskiden hayatı keskin çizgilerle çizmek ister, her cevabın netliğine sığınırdım. Oysa şimdi anlıyorum ki; ruhu diri tutan şey o beyaz aydınlık değil, grinin içinde saklı duran sonsuz ihtimallerin heyecanıymış."