“Ayrılık neden acıtır bilir misin? Asıl acıtan veda etmek değildir. Asıl acıtan… O kişiyleyken bir süreliğine hayatta hissetmiş olmaktır. O his kaybolur, acıtan da budur. Ölmek isteyecek kadar.”
Spoiler içeriyor
cevap A mı yoksa B mi diye düşünürken H şıkkının çıkması gibi bir film ilerleyişi ve ardından gelen şok etkisi???? Açıkçası film hakkında hiçbir şey bilmeden izledim ve haliyle beni şaşırtması biraz kolay oldu. Kesinlikle filmim başı ve sonu o…devamıcevap A mı yoksa B mi diye düşünürken H şıkkının çıkması gibi bir film ilerleyişi ve ardından gelen şok etkisi????
Açıkçası film hakkında hiçbir şey bilmeden izledim ve haliyle beni şaşırtması biraz kolay oldu. Kesinlikle filmim başı ve sonu o kadar farklı ki filmin yarısından ikiye bölsen iki ayrı film çıkar. Buna rağmen kurguları o kadar iyi birleştirmişler ki açıkçası filmin ilerleyişini asla böyle tahmin etmemiştim. Çok tepkisizce izlerken anlık ‘noluyor abi’ oldum yani öyle diyeyim.
İlk yarısından ziyade ikinci yarı bana daha çok hitap etti. Sadece sorguladığım iki şey var çocuğun neden o odaya bakmamış olması??? Niye bakmadın abi? Ya da ben mi kaçırdım o kısmı bilmiyorum. Bir diğeri de çocuk niye doktorun yapmadığını söyledi??? Birde son kısımda kazadan hemen önce çocukla olan karşılaşmaları sanırım en beğendiğim yerdi. Bence burada ki tek suçlu doktor diye düşünüyorum. Öyle yani oyunculuklarda güzeldi, ilerleyiş de güzeldi.
Özellikle ters köşesiyle ve oyunculuğuyla izlenebilecek güzel bir film, izleyin benceee
Spoiler içeriyor
Kırmızı hap mı mavi hap mı diye sormuşlar. O da demiş ki; benim en sevdiğim renk mor. Anlayacağınız bu son ne???? Öncelikle Kira mı yoksa L mi??? diyecek olursanız “ikisini aynı anda seviyorum” demiş volki tolki abimiz… Şaka bir yana…devamıKırmızı hap mı mavi hap mı diye sormuşlar. O da demiş ki; benim en sevdiğim renk mor. Anlayacağınız bu son ne????
Öncelikle Kira mı yoksa L mi??? diyecek olursanız “ikisini aynı anda seviyorum” demiş volki tolki abimiz…
Şaka bir yana ben Light’ı daha çok seviyorum sanırım… İlk bölümlerde zaten amacı yalnızca suçluları öldürmekti ve öyle de yaptı. Sonraki bölümlerde şüpheli konumuna düştüğü için kendini kurtarabilmek adına masum insanları da öldürdü. Kalkıp bunu savunmuyorum tabii ki de ama başından beri yalnızca adalet sağlamak istiyordu. Zamanla hırsına yenik düşmeye başladı ve önüne geleni kendini kurtarmak için yaktı. Yaptığı şeyi savunmuyorum ama zaten eline böyle bir defter geçtiyse ve sen kullanmayı seçtiysen bir noktada bir şeyleri göze almışsındır. Özellikle Light gibi oldukça zeki ve nerede ne yapmaz gerektiğini bilen bir insanın kendi için böyle şeyler yapması çok anormal gelmedi.
Açıkçası L ve Light’in dost olmalarını çok istemiştim(çaresizlik)🤧L’nin ölmesini beklemiyordum ve o ölmeyene kadar hala arkadaş olabileceklerini düşünmüştüm. Hayaller hayatlar demiş ünlü bir düşünür bende öyle düşünüyorum. En büyük ship’im Ryuzaki ve Light bu arada… Bir diğer üzüldüğüm karakter Misa… Light’ın Misa’yı bu kadar görmezden gelmesi🤨 Kız senin için o kadar şey yaptı abi insan ister istemez sever. Ya şu kadar olay yaşandı kalkıp da kıza iyi bir şey söylemedi abi
Bir diğer konu ise dizilerin ilk başta bu kadar zekice kurgulanıp sonlara doğru saçma sapan yazılması sanırım en sinir olduğum şey olabilir. İlk bölümler o kadar iyiydi ki L ve Light’ın zekası konuşuyordu resmen ve merakla izliyordum. Sonra alakasız karakterler gelmeye başladı ve L ölüncede her şey daha da saçmaladı. Hani şöyle düşünün o kadar saçmaladı ki Ryuk’un elma sevgisini bile gözüm aradı. Ryuk ve Rem son bölümlerde o kadar yok oldu ki… Benim için asıl final L’nin öldüğü bölümdür.
Sonu o kadar saçmaydı ki gerçekten anlatamam. En başta Light gibi bir karakterin böyle küçük bir hata yapma olasılığı binde bir bile değil. Özellikle bu kadar zeki yazılan bir karakterin son bölümlerde bu kadar üstün körü yazılması sanki yazılmak için yazılmıştı. Ben açıklası Light’nin kazanmasını isterdim. En basitinden toplu taşımada bir kadını rahatsız eden adamın direkt öldürülmesi. Peki diyelim ki o adam o an öldürülmedi ve sonrasında yakalandı, kadın yaşadığı şeyleri unutabilecek miydi? Cevap: kocaman bir Hayır… Kira ortaya çıktığında evet insanlar korkudan suç işlemiyordu ama sonuç olarak suç işlemiyorlardı. Bir de son bölümlerde herkesin dedektif kesilmesi benim çok sinirimi bozdu. Tamamen tek şüpheli Light olduğu için herkes üzerine gitti. (Eşref Tek)Eğer başka şüpheliler olsaydı bence tereyağdan kıl çeker gibi olaydan sıyrılırdı. İlk bölümler ve Ryuzaki ile çalıştığı bölümler benim için favdır.
Çok ayrı bir parantez de Rem’e açmak istiyorum. O kadar iyi bir karakterdi ki… En karakterli karakterdi.
Karakterlerin Kira’yı cani olarak görmesini anlamdıramadım desem linç yeme olasılığım kaçtır??? Bence tamamen kendi fikrimce o defter dizideki hangi karakterin eline geçse bir noktada bunları yapardı diye düşünüyorum.
Son ama son olarak bu benim izlediğim ilk anime👏👏👏 Hep anime insanı olmadığımı düşünüyordum ve haksız da çıkmadım. Eğer konusu bu kadar iyi olmasaydı sonuna kadar izleyemezdim diye düşünmekteyim. Anime izlememe vesile olan ve bunu başaran @aleran’ı tebrik ediyorum. Bu başarı hepimizin🏆
Spoiler içeriyor
-yemek hazır -ben yemicem yeme zaten yatacak yerin yok Bekir Bakın şüphesiz hayatım boyunca izlediğim en akılsız karakter olabilir. Bir insanın aldığı tek bir karar mı mantıklı olmaz. Gerçekten asıl hikayesi Uğur abla olsa ne olur, böyle hikaye mi olur????…devamı-yemek hazır
-ben yemicem
yeme zaten yatacak yerin yok Bekir
Bakın şüphesiz hayatım boyunca izlediğim en akılsız karakter olabilir. Bir insanın aldığı tek bir karar mı mantıklı olmaz. Gerçekten asıl hikayesi Uğur abla olsa ne olur, böyle hikaye mi olur???? Psikolojik bir anlam çıkarmalıyız diyeceğim şahsen ben onu da göremedim. Sadece takıntının geldiği hal falan olabilir o da belki
Bekir’e gram üzülmedim. Kader de bir noktada seçimlerimizden ibarettir. Oturup karınla çocuğunla mutlu bir hayat yaşamayı seçebilirdin. Bir de arkadaş ortamında dedikleri hani diyecek sözüm yok. Üzüldüğüm tek kişi Bekir’in karısı ve babası, Bekir’in annesine de üzülmüyorum. Kızın kocası dört ay evliyken evi terk etmiş, çocuğunun doğumunda yanında olmamış, geri döndüğünde kız ağlayacak annesi diyor ki “ağlanacak zaman mı?” YA ABLA SEN DALGA MI GEÇİYORSUN???
Çok şey daha derim de negatif konuşmak istemiyorum. Çünkü konuşursam sadece negatif konuşacağım🤧
Spoiler içeriyor
Evet, başıboş bir film mi yoksa derinlemesine anlatılmış bir film mi? (orta şekerli olsun Selim Bey) Şimdi öncelikle ne desem bilmiyorum ama tamamen kendi perspektifimden yorumlamaya başlıyorum. (Konuyu anlatmaya üşendim o yüzden o kısmı geçiyorum.) Sevenin neden sevdiğini sevmeyenin de…devamıEvet, başıboş bir film mi yoksa derinlemesine anlatılmış bir film mi?
(orta şekerli olsun Selim Bey)
Şimdi öncelikle ne desem bilmiyorum ama tamamen kendi perspektifimden yorumlamaya başlıyorum. (Konuyu anlatmaya üşendim o yüzden o kısmı geçiyorum.) Sevenin neden sevdiğini sevmeyenin de neden sevmediğini anlayabilirim. İnsanı bir tür belirsizlikte bırakan bir film.
İyi yönlerinden başlayacak olursam; Kullanılan müzikler müthişti. Radyo sohbetlerinde yalnızlık ile ilgili olan diyaloglar gerçekten insanı düşünmeye iten türden. Filmdeki baş karakterler oldukça sanat ile ilgilenen insanlar ve bunu nasıl desem bilmiyorum ama felsefik olarak bazı düşüncelerinden anlayabiliyorsunuz. Filmde radyo sohbetlerini seven ve dinleyen insanların aslında yanlarında gerçekten kendi gibi olup, hiçbir şeyi umursamadan istedikleri şeylerden bahseden iki insanın hayatını kendi gözlerinden rahat bir şekilde anlatmalarından kaynaklandığını düşünüyorum. Aynı zamanda kendi fikirlerimizi söylemekten çekindiğimiz bir toplumda iki insanın kendi fikirlerini olduğu gibi söylemesi bu radyo sohbetlerde kendilerinden bir şey bulmalarına olanak sağlıyor.
“Rutine dönüşen her şey sıkıcıdır. Bu yüzden komşunun bahçesindeki çimen her zaman daha yeşildir, bizim için”
Yer yer düşünmeye iten, hayatı sorgulamanı sağlayan ama yer yer “ben ne izliyorum abi?” dedirten bir yapım.
Gelelim “ben ne izliyorum abi?” dedirten yerlere; Tamam, kimsenin hayatına karışamayız. Ben kalkıp yaşadıkları hayata bir şey söylemiyorum, bunu yargılamak da bana kalmadı. Kim ne yapıyorsa yapsın hocam. Ama ama gel gelelim senin hayatında sevgilin adı altında bir insan bulunuyorsa (yani ben kafamda kurmadıysam öyle gibilerdi) sen kalkıp da radyo sohbetlerinde ‘biz sizinle daha önce yattık mı?’ muhabbeti yapamazsın. “Ben buyum kızım.” dediği yerde hani diyecek sözüm yok anladınız mı… Kimse kalkıp bana ‘o onun işi’ gibi bir açıklama yapmasın. Eğer bu radyo sohbetlerinde bu konudan bahseden kişi kadın olsaydı adamın vereceği tepkinin hepimiz farkındayız diye düşünmekteyim. Madem sen böyle bir insansın ve kendinin farkındasın o zaman Summer gibi önceden ilişki istemediğini söyleseydin. (evrenler karıştı) Bu konuya gelmeden önce daha konuşulacak çok şey var ama bu konu üzerinde durmamın sebebi aslında her şeyin farkında olup bir yandan da hiçbir şeyin farkında olmamaları çelişkisinden kaynaklanıyor. Diğer bir konu ise anlaşılmamalarının sebebinin kendilerini olduğu gibi anlatamadıklarından dolayı olduğunu düşünüyorum. Filmde zaten karakterlerin yaptığı şey insanların varoluşlarında olan şeylerden açıkça bahsetmeleri söz konusu; aşk, yalnızlık, kendine yabancılaşmak, ne için var olduğunu bilmemek gibi ve en önemlisi toplumun insanları kısıtlayan tabularının yıkılmasını sağlamak. Bir diğer yandan karakterler hiçbir şeyi umursamayan ama içten içe yalnız hisseden ve bunu hissetmemek için alkol ve sekse başvuran insanlar ama konu bağlanmak olunca ‘ben bu değilim, beni olduğum gibi kabul edeceksin’ diyen bir düşünce yapısına sahipler. Farkında olmadıklarını düşündüğüm şey; Evet, hayatta bu gibi duygular var ama konu bir insana bağlanmak olduğunda kendileri geri çekip ‘ben buyum’ edebiyatının konuya dahil oluyor olması diyebilirim. Bu arada gerçekten zamanında böyle bir radyo programı varmış sanırım bunu öğrenince şaşırdım, beklemiyordum. Filmde aman aman sevdiğim tek kısım müzik sesi kesilince insanların söylemeye devam etmesi diyebilirim.
Çok tartışmalı bir film olduğu için sevdiğim ve sevmediğim kısımları uzun uzun yazmak istedim. Normalde bu kadar uzun yazı uzun zamandır yazmıyordum bir garip geldi.
Sevenin gerçekten seveceği ve anlatılan şeyden gerçekten kendinden bir şeyler bulabileceği bir film bir diğer yandan sevmeyenin hiç sevmeyeceği bir film. Ben açıkçası çok nötr kaldım bilmiyorum yani çok etkilenmedim filmden sanırım öyle yani ortaya karışık🤧
Spoiler içeriyor
“Aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.” Evet, 2026’ya oldukça merak ettiğim ve okumak için sabırsızlandığım o kitap ile başladım. Üzülerek söylemeliyim ki hayal kırıklığına…devamı“Aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.”
Evet, 2026’ya oldukça merak ettiğim ve okumak için sabırsızlandığım o kitap ile başladım.
Üzülerek söylemeliyim ki hayal kırıklığına uğradım. Stefan’ın sevmediğim ilk kitabı olarak listede yerini aldı. Anlatmak istenilen şey güzeldi ama konu ne yazık ki bana kalırsa iyi değildi. İlk aldığımdan beri okumak içim sabırsızlandığım bir kitaptı ve böylesine hayal kırıklığına uğramak beni bir tık üzdü ama aslında birazda benim fazla beklentimden dolayı da kaynaklanmış olabilir. Çünkü ben ilk defa bir kitabın arkasını okumadan kitaba başladım ve kitaptan beklentim çok güzel bir aşk hikayesi okumaktı🤧
Yani hayaller hayatlar oldu bir tık…
Anlatılmak istenen şey; Dün olduğumuz kişi ile bugünkü olduğumuz kişi bile aynı değilken yıllar sonra bile o kişi de hala o halini aramanın bir arayıştan daha öteye gidemeyecek olması. Evet, anlatılmak istenen şey çok güzel ama neden böyle bir konu onu çözemedim. Sana evini açan, işinde başaralı olmanı sağlayan adamın karısına aşık olup -ki yaşadığı şeyin aşktan ziyade insanların ona hissettirdiği o eziklik duygusunu kadının ona yaşatmaması ve şefkatlı davranmasının onda hissettirdiği o değerli hissin kaybolmasını istememesi- üstüne üstlük kadına aşık olduğunu savunup sonrasında sırf yalnız kalacağım korkusu ile evlenmesi…(şaşırtmadı) Yıllar sonra da evli ve çocuklu olmasına rağmen kadından hala son sözünü tutmasını istemesi… (yine şaşırtmadı) Bana aşk gibi hissettirmedi ve tamamen kendi öz şahsi fikrimdir.
Adamın içinde bulunduğu o yalnızlık ve ne yapacağını bilemeyişi o kadar güzel betimlenmişti ki ilk sayfalarda beni gerçekten kitaba bağladı. Kitabın kısalığına rağmen 3-4 yerde bir şok yaşadım. Betimlemelere veya olayların anlatılış biçimine tabii ki diyecek bir şeyim yok. (çok çok iyi) Kitabın sonunun belirsizliği ve o son sayfada her şeyin birden aydınlanması güzeldi. Sonuç olarak ne olucak diye diye okudum ama dediğim gibi sevemedim ve tamamen konusundan kaynaklanıyor.
Spoiler içeriyor
“Bir yanım onu unutmak istiyor bir yandan da, bu evrende beni mutlu edebilecek tek insanın o olduğunu biliyorum.” Evet, 2026’nın ilk filmine çok merak ettiğim ve izlemek istediğim bir film olan bu filmi seçerek başladım. “Tom mu haklı yoksa Summer…devamı“Bir yanım onu unutmak istiyor bir yandan da, bu evrende beni mutlu edebilecek tek insanın o olduğunu biliyorum.”
Evet, 2026’nın ilk filmine çok merak ettiğim ve izlemek istediğim bir film olan bu filmi seçerek başladım.
“Tom mu haklı yoksa Summer mi?” diyecek olursanız kesinlikle ikiside haksızdı. Tom’a hak veriyorum çünkü ne yazık ki birisinden hoşlandığınızda onunla yakın olabilmek için aslında içinde olmak istemediğiniz durumlara maruz kalabiliyorsunuz. Summer’e hak veriyorum çünkü ilişkinin başları diyebileceğimiz bir noktada bir ilişki istemediğini açıklamıştı. Yani sonuç olarak ikisi de haksız.
Summer’e haklı bulamadığım nokta ilişki olamayan ilişkiyi bir noktada onun başlatmış olması. Adamı öpüp umut verdikten sonra böyle bir açıklama yani ne biliyim bir mantıklı gelmedi. Hayatında biri varken neden sana aşık olduğunu bildiğin bir adamla dans edersin ki???
Tom da gayet açık açık hislerini anlatmayı seçebilirdi. Evet, hayatından çıkabileceğini düşündüğü için korkuyordu ama ne biliyim ya
En sevdiğim kısım kesinlikle hayaller-gerçekler kısmıydı. Tom’un hayaller kısmında sadece Summer ile olması ve Summer’e odaklı olması… Gerçekler kısmında tek başına olup onu uzaktan izlemesi…
Son kısımda aşk ile ilgili düşüncelerinin değişmiş olması. İşte iyi geldiğin bir insan sana iyi gelemeyebilir…
Öyle yani izleyin güzel
“Bir insanı öldürmek için üç şey lazım: Ya seveceksin Ya korkacaksın Ya da nefret edeceksin.” Yiğit Dağlı’nın yayımladığı yeni kitabı altı farklı cinayeti konu alan bir romandır. Peki ya bu cinayetler yakın zamanda yaşanan gerçek cinayetler ise ne olur??? Güzeldi.…devamı“Bir insanı öldürmek için üç şey lazım:
Ya seveceksin
Ya korkacaksın
Ya da nefret edeceksin.”
Yiğit Dağlı’nın yayımladığı yeni kitabı altı farklı cinayeti konu alan bir romandır. Peki ya bu cinayetler yakın zamanda yaşanan gerçek cinayetler ise ne olur???
Güzeldi. Bunu yazıp yorumlamayı bırakıyormuşum falan komik olmaz mıydı???
Neyse yorumlamaya başlıyorum şimdi ama nasıl? Tamam, yorumlamaya başlıyorum kızmayın🤧
Öncelikle konu olarak çok beğendim ve ilerleyiş olarakta hoştu. Ben ilk başta konu hep bu olay üzerinden ilerleyecek sanmıştım ama her iki bölümde bir farklı konuları ele alıyor. Genel olarak tek mekan üzerinden ilerlemesine rağmen sıkılmadım. Çok fazla diyalog barındıran bölümler söz konusu olsada bu diyaloglar tekrara düşen veya sıkıcı olmayan diyaloglar olduğundan dolayı izlerken bir bunalma hissettirmiyor.
Oyuncuları çok beğendim. Hani Yiğit karakterinin gerçekten var olduğunu falan düşünüyorum… (şaka) Zaten dizinin konusunda dolayı ciddi olaylar söz konusu ama Yiğit karakteri beni bazı yerlerde gerçekten güldürdü.
Bir diğer sevdiğim şey ise olayların uzatılmaması. Genelde süre artsın diye gereksiz olaylar girer araya ama burada öyle bir şey söz konusu değil.
Tek eksik olduğunu düşündüğüm şey ters köşeler. Evet, olayların sonu genel olarak ters köşeliydi ama sanki az ters köşe vardı ya ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim o sonu beklemiyordum. Beklemiyordunuz di mi???
Kısaca ikinci sezon hemen gelsin izleyeyimmmmm diyorum ve sizde aynısını diyebilmek için izleyebilirsiniz diyorum.
Raf uygulamasında dolaşırken size de sanki küçük bir şehrin sokaklarında geziyormuşsunuz hissi veriyor mu??? Böyle küçük şehirde yaşadığınızda genelde herkesi tanırsınız ama bazılarıyla yakınsınızdır. Burası da öyle çoğu kişiyi kullanıcı adından veya profil fotoğrafından tanıyorum. Takip etmediğim insanlar sanki tanıdığım,…devamıRaf uygulamasında dolaşırken size de sanki küçük bir şehrin sokaklarında geziyormuşsunuz hissi veriyor mu???
Böyle küçük şehirde yaşadığınızda genelde herkesi tanırsınız ama bazılarıyla yakınsınızdır. Burası da öyle çoğu kişiyi kullanıcı adından veya profil fotoğrafından tanıyorum. Takip etmediğim insanlar sanki tanıdığım, karşılaştığım ama sohbetimin olmadığı insanlar gibi. Çok garip değil mi aslında burada ki hiçkimseyi tanımıyorum ama aslında tanıyorum??? Sanki böyle birbirine hep yorum yazan insanlar aynı mahallede yaşıyormuş gibi
Ne zaman raf uygulamasında dolansam hep böyle düşünüyorum nedense böyle hissettiriyor ya da ben iyi değilim🤧
“Belki de ölüm sadece bir santim ötedeki başka bir hayattır.” Fibroz hastalığı ile mücadele eden Stella ve o hastanede bulunan başka bir CF hastası olan Will’in hikayesini izliyoruz. Çok gördüğüm ama hiç izlemeyi düşünmediğim bir filmdi. Bir sürü gerilim filmi…devamı“Belki de ölüm sadece bir santim ötedeki başka bir hayattır.”
Fibroz hastalığı ile mücadele eden Stella ve o hastanede bulunan başka bir CF hastası olan Will’in hikayesini izliyoruz.
Çok gördüğüm ama hiç izlemeyi düşünmediğim bir filmdi. Bir sürü gerilim filmi izledikten sonra araya bir dram katayım dedim olan bana oldu🤧 (benim bu emojiye bağlılık şaka mı)
Karakterleri o kadar sevdim ki anlatamam. O kadar tatlılardı ki… Filmin ilerleyişi, karakterler, anlatılmak istenen şey çok açıklayıcıydı. Özellikle karakterlerin hayata dair fikirlerinin farklı olması benim çok hoşuma gitti.
İzlenilebilecek çok güzel bir filmdi. Hatta belki bir süre sonra bir daha da izleyebilirim öyle güzeldi. Sanırım filmde sevmediğim bir kısım yok. Aklıma gelmiyor şu an demek ki her şeyi sevmişim???
“Sevdiklerimizin dokunuşuna da tıpkı hava gibi muhtacızdır.Ama ben dokunmanın önemini hiç anlamamıştım. Onun dokunuşunun. Ta ki mahrum kalana kadar.”
Şu paragrafı ilk duyduğunuzda duygulanmıyorsunuz ama sonra tekrar duyduğunuzda bir böyle anlık kalıyorsunuz. O kısmı extra çok sevdim, çok ince bir ayrıntıydı. İlk duyduğunda bir algılayamıyorsun ama filmi izleyince ne demek istediğinden ziyade ne hissettirdiğini anlıyorsun ve bir afallama geliyor.
Kısaca bence hem duygulu hem hislerin barındığı bir filmdi. Eğer duygusal biriyseniz ve ağlatacak film arıyorsanız öneriyorum. Aynı şekilde nadir ağlayan biriyseniz en azından gözleriniz dolar diye düşünüyorum. Öneriyorum ya izleyin güzel