Şuanda saat 04.48 ve bu kitabı az önce bitirdim. Normali 64 sayfa ama 26. sayfada kitap bitiyor. Geri kalan sayfalar yazar hakkında kitap hakkında bilgiler. Gayet kısa hoş bir şeydi. Tavsiye ederim.
Harika bir animeydi öncelikle. Açıkçası ben Yuuki ve Mafuyu taraftarıyım. Mafuyu'nun Yuuki'ye olan aşkı, o şarkı çok ayrıydı. İçimde bir boşluk, bir eksiklik var kesinlikle. Üzüldüm böyle bitmesine çünkü Yuuki iyiydi ya. Ama bu çiftimiz de iyi minik portakalım mutlu…devamıHarika bir animeydi öncelikle. Açıkçası ben Yuuki ve Mafuyu taraftarıyım. Mafuyu'nun Yuuki'ye olan aşkı, o şarkı çok ayrıydı. İçimde bir boşluk, bir eksiklik var kesinlikle. Üzüldüm böyle bitmesine çünkü Yuuki iyiydi ya. Ama bu çiftimiz de iyi minik portakalım mutlu en azından.
Daha bu sabah bitirdim bu animeyi. Gayet hoş ve güzel bir animeydi arkadaşlık olsun aşk olsun bana gayet tadında geldi. İkinci sezonu gelecek gibi şeyler duydum ama zaten anime 40. bölümde bitiyor mangaya bakarsak. Devamını merak eden de 41. bölümden…devamıDaha bu sabah bitirdim bu animeyi. Gayet hoş ve güzel bir animeydi arkadaşlık olsun aşk olsun bana gayet tadında geldi. İkinci sezonu gelecek gibi şeyler duydum ama zaten anime 40. bölümde bitiyor mangaya bakarsak. Devamını merak eden de 41. bölümden itibaren mangasını okuyarak devam edebilir bu arada. Tatlı hoş bir animeydi ama devam için ikinci sezonu beklerim ben açıkçası. Güzeldi yine de. İzlenir.
Şimdi bitirdim ve saat 04.20? Sabahlamaya alıştım hemen. Açıkçası ilk kitabı çok hoşuma gitmişti, ilk kitaptan hemen sonra ikinciye başladığım için biraz sıkmıştı ikinci kitap ve şimdi de üç. Açıkçası olayları güzel yine hareketli bir kitaptı. Bu seri zaten bol…devamıŞimdi bitirdim ve saat 04.20? Sabahlamaya alıştım hemen. Açıkçası ilk kitabı çok hoşuma gitmişti, ilk kitaptan hemen sonra ikinciye başladığım için biraz sıkmıştı ikinci kitap ve şimdi de üç. Açıkçası olayları güzel yine hareketli bir kitaptı. Bu seri zaten bol kaoslu bir romantik komedi ama kaos ve komedinin arkasında kalıyor genel olarak romantizm. Yine de güzel seviyorum bu seriyi. Yazar Dördüncü kitap da çıkabilir gibi mesajlar veriyor yorumlarda çıldırıyorum bitsin artık şu seri. Kibrit Avni aşk adamı değil gibi geliyor bana ama dördüncü kitap olursa onun aşk hayatı önde olacak gibi.
Şimdi bitirdim ve hemen geldim. 50 sayfalık kısa bir dünya klasiği. Kitabımızın adı Lyon'da Düğün ancak 3 farklı kısa hikayeyi barındırıyor. 1- Lyon'da Düğün 2- İki Yalnız İnsan 3- Wondrak Yaşanmış olaylar mı bilmiyorum ama ilk hikaye kesinlikle yaşanmış gibiydi…devamıŞimdi bitirdim ve hemen geldim. 50 sayfalık kısa bir dünya klasiği. Kitabımızın adı Lyon'da Düğün ancak 3 farklı kısa hikayeyi barındırıyor.
1- Lyon'da Düğün
2- İki Yalnız İnsan
3- Wondrak
Yaşanmış olaylar mı bilmiyorum ama ilk hikaye kesinlikle yaşanmış gibiydi çünkü somut isimler ve tarihler verilmişti. Son iki hikaye için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Araştırmadım sadece okuduğum kadarını biliyorum yani ama ilki gerçekten yaşanmış gibiydi. Gerçekten tarihte yer alan isimler verilmişti çünkü. Her neyse. Dediğim gibi 50 sayfalık kısa bir klasikti. Üç hikayeden sanırım en çok ilkini beğendim. Kadının fedakarlığı, o atmosfer çok hoşuma gitti çünkü. Okuyun derim.
İlkokulda annemin okutmasıyla tanışmıştım bu kitapla. Kokulu kitaptı tabii o zaman okuduğum. Kısa bir zaman önce de Modern Klasikler Dizisindeki halini aldım klasik de okumaya başladım çünkü. Dün de başlayıp bitirdim hemen. Zaten resimli olduğu için kısa hemen bitiyor. Anlatım…devamıİlkokulda annemin okutmasıyla tanışmıştım bu kitapla. Kokulu kitaptı tabii o zaman okuduğum. Kısa bir zaman önce de Modern Klasikler Dizisindeki halini aldım klasik de okumaya başladım çünkü. Dün de başlayıp bitirdim hemen. Zaten resimli olduğu için kısa hemen bitiyor. Anlatım dili de çok kolaydı. Çocukken okuyup güldüğüm hoşuma giden veya hiç anlamadığım için anneme sorduğum, annemin de 'büyüyünce anlarsın' dediği kısımlar olduğunu hatırlıyorum. Niye böyle dediğini anladım cidden. O yaşım ve başımla anlayacağın şeyler değilmiş. Tekrar okuduğum iyi oldu okumayan varsa tavsiye ederim..
Gece aniden canım kitap okumak istedi ve sabahlayacağım için sabahına bitebileceğim kısa bir kitap olsun istedim. Ayriyeten bu kitabı da çok merak ediyordum zaten. Konusunu falan anlatmayacağım bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Kesinlikle çok harika bir kitaptı yani onu bilin. 100…devamıGece aniden canım kitap okumak istedi ve sabahlayacağım için sabahına bitebileceğim kısa bir kitap olsun istedim. Ayriyeten bu kitabı da çok merak ediyordum zaten. Konusunu falan anlatmayacağım bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Kesinlikle çok harika bir kitaptı yani onu bilin. 100 sayfa zaten ve yazım dili kesinlikle zor değil. Çok sık klasik okuyan biri değilseniz birkaç tane bilmediğiniz kelime çıkar en fazla. Kesinlikle okuyun derim. Okuduysanız sizin de düşüncelerinizi almak isterim, teşekkür ederim.
Gelen bir yorumdan ötürü açıklama ihtiyacı hissettim. Yazdığım o kadar çok kitap varken neden yayınlama cesaretim yok? Bunun en büyük sebebi kitaplarımdan hiçbirini finale erdirememiş olmam. En başında ben böyle düz hiçbir olayı olmayan mutlu mutlu şeyler yazmayı sevmem. Bu…devamıGelen bir yorumdan ötürü açıklama ihtiyacı hissettim. Yazdığım o kadar çok kitap varken neden yayınlama cesaretim yok?
Bunun en büyük sebebi kitaplarımdan hiçbirini finale erdirememiş olmam. En başında ben böyle düz hiçbir olayı olmayan mutlu mutlu şeyler yazmayı sevmem. Bu yüzden illaki iyi veyahut kötü olayları olan kitaplar yazarım. Bu psikolojik bir şey mi siz de yaşıyor musunuz bilmiyorum ama ben yazdığım karakterleri hayatımla özdeşleştiririm.
Mesela benim en son hala aktif olarak yazmaya çalıştığım bir kitabım var. Bu kitabımdaki Kenan adındaki karakter mercimek köftesini çok çok çok sever. 2 Mayıs gününde (doğum günüm) mercimek köftesi yaptım kendim annem beraber küçük bir kutlama yapalım yardım et dediği için. Gerçeği sonra öğrendim onu da eski yazılarımdan okuyabilirsiniz. Her neyse.
Mercimek köftesini yaparken 'Kenan'a da götüreyim' gibi bir laf çıkmış ağzımdan fark etmemiştim. Annemi görmeniz lazım aşırı derecede kızdı yine mi kitap yazmaya başladım diye. Bu umarım size de oluyordur ve normal bir şeydir. Bu bahsettiğim olayı sürekli farklı şekillerde yaşıyorum aktif bir şekilde kitap yazdığımda.
Bunların dışında düşünecek olursak mesela yazdığım kitap akışında bir karakterimin ölmesi gerekiyor ve ben bunu yazıyorum. Sanki çok yakınım ölmüş gibi tüm enerjim birkaç hafta mahvoluyor. Hani gülmeye çalışıyorum kendi yazdığım karakter vs diyerek moralimi düzeltmeye çalışıyorum ama olmuyor. Krize girecek derecede ağladığımı bile hatırlarım. Sadece ölmesi gerekmiyor başına kötü bir şey geldiğinde gerçekten kalbimde sızı hissediyorum.
Sürekli böyle olaylar yaşıyorum kısacası. Dışarı çıkarken de evde yalnız olurken de tedirgin oluyorum mesela. Uygar adında bir karakterim var ve bu karakter bildiğiniz takıntılı pisliğin teki. Dark romance kitabımdan bu karakterim zaten. Takıntılı olduğu kişinin evine kameraları doldurup 7/24 onu izliyor, o kişi dışarı çıktığında gizli gizli takip ediyor vs bu yüzden korkmaya başladım. Karakterin gerçek olmadığını biliyorum ama o korkuyu hissediyorum yani.
Kısacası bu sebeplerden ötürü hiçbir kitabımın finalini getiremiyorum. Devam edip yazmaya cesaretim olmuyor çünkü. Neyse çok boş yaptım sanırım. Kısacası sebeplerim bunlar. Sizde veyahut tanıdığınız yazı yazan birileri varsa merak ediyorum böyle oluyor mu sizde de. Veyahut nasıl geçirebilirim bunları.
Yine çok uzun bir yazı oldu sonuna kadar okuduysanız çok teşekkür ederim.
Yine gecenin bir yarısı aklıma gelen bir olayı anlatmaya geldim size. Biliyorum çok boş yapıyorum ve gereksiz şeyler anlatıyorum ama burası benim birnevi sığınma alanım gibi bir yer oldu. Yazdığım paragraf paragraf metni sonuna kadar okuyan birkaç kişi oluyor ya…devamıYine gecenin bir yarısı aklıma gelen bir olayı anlatmaya geldim size. Biliyorum çok boş yapıyorum ve gereksiz şeyler anlatıyorum ama burası benim birnevi sığınma alanım gibi bir yer oldu. Yazdığım paragraf paragraf metni sonuna kadar okuyan birkaç kişi oluyor ya çok teşekkür ediyorum onlara ve başlıyorum. Bakın şimdi bile bir paragraf oldu.
Ortaokulumda -5. sınıf olması lazım- sınıfımıza sonradan bir çocuk gelmişti. Hataylıydı veya Hataydan geliyordu herhalde çok hatırlamıyorum karıştırıyor da olabilirim. Adı Musa'ydı. Biraz zaman geçtikten sonra yine aynı yılda bu çocuk geldiği yere geri dönmek üzere okuldan ayrılmıştı bize de söylemişti hatta. Her neyse, bu çocuk geri geldi. Şaşırdık biz tabi gitmiş olması gerekiyordu çünkü. Hatırladığım kadarıyla gideceği otobüs patlamış mı kaza mı yapmış yanmış mı dediğim gibi hatırlamıyorum ama otobüse bir şey olmuş ve gidememişler.
Musa bize bunu anlatınca benim aklımda şimşekler çaktı ve ne olduysa bilmiyorum ben ciddi ciddi 100-200 sayfalık bir kitap yazmışım. Hala da duruyor bu hikayeyi yazdığım defter. Son derece cringe ve betimleme denen şeyden haberdar olmasam da olay örgüsünü güzel yapmışım o zamanki aklıma göre bence. Ondan sonra da ben bir sürü kitaplar yazdım yazdım bıraktım hala da yazıyorum kendimce deniyorum bir şeyler. Yani demem o ki ben o Musa sayesinde bir şeyler yazmaya başladım.
Sonuna kadar okuduysanız hem size hem de yazım kaynağım olduğu için Musa'ya teşekkür ederim efendim..