Spoiler içeriyor
Öncelikle yeni hayatımda okuduğum ilk kitap olarak kendime bir güzel not düşeyim, yıllarca unutmam artık :) Kitap kısa ve gerçekten lezzetli. 18 yaş altına okutulması uygun olmayacaktır, içinde yazan tek kelime kitabı yetişkin kategorisine sokmuştur. (Bkz: s.110 "bekâretini bozmak") Kitaptan…devamıÖncelikle yeni hayatımda okuduğum ilk kitap olarak kendime bir güzel not düşeyim, yıllarca unutmam artık :)
Kitap kısa ve gerçekten lezzetli. 18 yaş altına okutulması uygun olmayacaktır, içinde yazan tek kelime kitabı yetişkin kategorisine sokmuştur. (Bkz: s.110 "bekâretini bozmak")
Kitaptan öğrendiğim Kürtçe sözcüklerden bazıları:
Dengbej: Müzisyen
Bilurvan: Kavalcı
Bes: Yeter
Govend olmak: El ele tutuşup halay çekmek
Hikayenin kısa özetini yazıyorum, istemeyen okumasın bundan sonrasını.
KISA ÖZET:
Ağrı Dağı'nda yaşayan kişilere "dağlılar" denirdi. Bir gün bir at dağlılardan Ahmet'in kapısında belirir. Ahmet'in arkadaşı atı 3 kez su kenarına bıraksa da at geri döner ve Ahmet'in kapısına gelir. Ahmet atın kendisinin nasibi, kısmeti olduğunu kabullenir.
Atın üzerindeki mühürden hangi beye ya da paşaya ait olduğunu hatırlayamazlar. Zaman geçer, atın sahibi Bayazıt Paşası Mahmut Han atını geri ister. Artık gelenekler gereği Ahmet canını vermeyi düşünür ama atı vermeyi aklından bile geçirmez.
Olaylar gelişir ve Ahmet ile yoldaşları Mahmut Han'ın zindanına düşerler. Mahmut Han'ın sıcakkanlı, halk tarafından sevilen kızı Gülbahar, Ahmet'e âşık olur. Ahmet ile görüşmek için kendisine yanık olan zindancıbaşı Memo'dan defalarca anahtarı alır ve Ahmet ile bir gece birlikte olurlar.
Artık günler geçmiş ve Ahmet ile arkadaşlarının idam vakti gelip çatmıştır. Gülbahar çözüm bulmak için olayı kardeşi Yusuf'a anlatır ama Yusuf babasından korkusundan yardım edemez hatta çıldırır. Gülbahar ateşperest Demirci Hüso'ya gider. Hüso kendisini kervan şeyhine yollar ve kervan şeyhi kızı sakinleştirir.
Gülbahar'ın gönlü, sevdalısının ölmesine razı gelmemektedir. Memo'ya gidip ona ne isterse vereceğini, yeter ki Ahmet'i ve arkadaşlarını bu gece kaçsınlar diye salmak için zindan anahtarlarını kendisine vermesini ister. Memo bu hamlenin canına mal olacağını bilmektedir fakat Gülbahar'ı kırmaz ve anahtarları verir. Anahtarları verirken sadece saç örgüsünden bir tutam ister.
Ertesi sabah esirlerin kaçtığını duyan Mahmut Han çılgına döner. Memo kendi kalesindeki askerlerle savaşarak kale burçlarını çıkar ve en son kalenin üstünden uçuruma atlar. Elinde bir tutam saç tutmaktadır. :(
Ardından bir kalabalık gelir. Bu kalabalık daha önce görülmemiş bir kalabalıktır. Ahmet, sevenleriyle Mahmut Han'ın sarayını basarak Gülbahar'ı alır ve gider. Savaş olmaz, Mahmut Han kalabalığa uymaz.
Sonrasında Kürt töresi gereği kız kaçıran genç, bir beye gider sığınırsa; bey kaçırılan kızı babasından isteyip düğününü yapmakla mükelleftir. Ahmet, Gülbahar ile birlikte Hoşap Kalesi beyine gider. Bey, Mahmut Han'a aracılar gönderir, "Düğünü yapalım ne istersen Ahmet de yapacak." der fakat Mahmut Han'ın gönlü olmamaktadır. (Hoşap Kalesi harika bir yer bu arada inceleyin derim, ben Fedailerin Kalesi Alamut'taki kaleye benzettim.)
Mahmut Han en son karar verir. Hoşap Beyi'ne haber salar. İsteği Ahmet'in Ağrı'nın tepesine çıkmasıdır. Ağrı'nın tepesine çıkanların geri dönemediği, Ağrı'nın onları dondurduğu kitapta 100. sayfada anlatılmaktadır.
Ahmet bunu kabul eder fakat tüm bu süreçte de Gülbahar ile arasında soğukluk vardır. Araya kılıç koyarak uyumaktadır. Gülbahar durumu sorsa da onu geçiştirmektedir.
Ahmet Ağrı'nın doruğuna çıkarken yine Ahmet'in sevenleri, Mahmut Han'ın sarayını basarlar. Öfkelidirler, Ağrı'nın zirvesinde Ahmet'in öleceğini düşünmektedirler. Mahmut Han bu sefer çok korkar ve isteğini geri çektiğini, düğünü de kendisinin yapacağını söyler.
Akşamında, Ağrı'nın tepesinde bir yanıp bir sönen bir ateş görülür, Ahmet zirveye çıkmış ve ateşi yakmıştır. Ardından kalabalığın içine o da döner. Düğün yapılır ama Ahmet, Gülbahar ile Ağrı Dağı'nda bir yere geçer ve kalır. Orada artık Gülbahar'ın sorunun ne olduğunu sorması üzerine Ahmet çözülür:
- Memo senden ne istedi de canını benim yerime verdi? Memo'ya ne verdin? diye sorar.
Gülbahar ise ona her şeyi verebileceğini söylediğini ama Memo'nun ondan hiçbir şey istemediğini söyler. Konu anlaşılmıştır.
Ahmet Gülbahar'ı terk eder. Gülbahar'ın Küp Gölü kıyısında Ahmet'i beklediği, Ahmet'in da suda arada kendine göründüğü efsaneleşir.
Yorumum: Hiç yaşanmamış bir kıskançlık atağının üzerine, gerçekten kendisi için ölümü göze alabilecek Gülbahar'ı terk eden Ahmet'e karşı doluyum.
İşin garibi tam da bu hafta benzeri bir olayı yaşadım, bunu da bu kitapla beraber hatırlarım artık ;) Bu kadar denk gelebilirdi.
Hoşça kalın...