Ailemle A City'de izledim az önce. İlk yarının nasıl geldiğini bile anlamadım. Çabuk geçti zaman. Başrol yakışıklı bulduğum nadir sarışınlardan, bunun da etkisi olmuş olabilir :) Her ne olursa olsun filmler 2 saat bile olmasın deyip kaçıyorum.
Spoiler içeriyor
İlk 20 dakika hiç sarmayacak gibi gelmişti ama sonra gerçekten içine hapsetti. Kitabı da varmış ayrıca belki bakılır bir ara, birine hediye edilir. Doğru kişi için 4 soru var diyor filmdeki anne: 1) Nazik mi? 2) Kalbini tam olarak ona…devamıİlk 20 dakika hiç sarmayacak gibi gelmişti ama sonra gerçekten içine hapsetti. Kitabı da varmış ayrıca belki bakılır bir ara, birine hediye edilir.
Doğru kişi için 4 soru var diyor filmdeki anne:
1) Nazik mi?
2) Kalbini tam olarak ona açabiliyor musun?
3) Senin en iyi versiyonun olmana katkı sağlıyor mu?
4) Çocuklarının babası olarak hayal edebiliyor musun?
Ya bu biyolojik babasının ertesi gün görüşmeye gelmemesi... Çok dokundu bana ya. Ayrıca babasının söylediği söz çok iyiydi:
"Gerçekler vardır. Doğrular vardır."
9/10 ya sardı.
Spoiler içeriyor
Uzun zaman oldu film izleyemeyeli, açtım listeden bunu buldum 2025 yapımı. Fikir çok güzel, insanların çöpçatanlığı resmileştirmesi. Bence çağımız için gerekli. Yalnız adına bayıldım "Adore Çöpçatanlık" :) Bir meslektaşıma söyledim izlerken tam sana uygun bir iş diye hatta, unutmam bu…devamıUzun zaman oldu film izleyemeyeli, açtım listeden bunu buldum 2025 yapımı.
Fikir çok güzel, insanların çöpçatanlığı resmileştirmesi. Bence çağımız için gerekli. Yalnız adına bayıldım "Adore Çöpçatanlık" :) Bir meslektaşıma söyledim izlerken tam sana uygun bir iş diye hatta, unutmam bu haliyle de beni çekti içine :)
Filmdeki başrol kadınımızın bir dönem fakirlik içinde 5 senelik uzun ilişkisi olmuş. Zengin ve filmde unicorn (tekni boynuzlu diyorlar) olarak tanımlanabilecek bir erkekle bir süre görüşüyorlar. Kendisi zenginlik aradığını çünkü maddi yetersizlikten bıktığını anlatıyor. Unicorn gayet imkanlarını önüne serip nazik davranıyor Lucy'ye. Yalnız Lucy "Aşk yok aramızda" deyip onu bırakıyor ve eski fakir sevgilisine aralarında aşk olduğu için dönüyor.
Şahsi yorumum şu oldu: Gerçekten maddi imkansızlıklardan bıkmış enerjiye sahip bir kadına bir başka erkek nazikçe, hassasiyetle bir bağ teklifiyle geldiğinde, kadın başta durup düşünebilir evet ama sonrasında çok anı biriktirdiler. Yani biriken bu kadar anı mutlaka bir duygu oluştururdu insanda. Kadın erkek fark etmez, emek sevilmeye değerdir ve hatta sevilir. Eskisindeki bıkma enerjisi de olunca bence gerçek hayatta kesinlikle hiçbir kadın "tüketilmiş fakirliğe" aşk diyerek geri dönmezdi. Filmin adı Materialists (Gerçekçi demek oluyor Türkçe çevirisi) ve filmdeki karakter filmin sonunda "Mağaradaki insanlar birbirine uygunlar mıydı? Statüleri ne bileyim geçmiş aile bağları vs" diyerek saçma örnekler sıraladı. Tabii ki sevgi, aşk mühürlüdür ama filmin statiğine uyduramadım ben şahsen. Uzun ilişki bıkkınlıkla ve kavgalarla bitme enerjisine girmiş. Uzun süreli olduğu için tükenmişliği de vardır, dönüp geri o enerjiyi beslemeye çalışmak doğru gelmedi bana ki zaten gerçek hayatta da "Aynı suda iki kez yıkanılmaz, aynı derede bile." minvalindeki sözü hatırlattı. Yani gittiğinde bulduğu insan aynı olmayacaktır. Kısa süreli olsaydı eski ilişki o zaman yaşanmamışlıklar, yarım kalmışlıkların enerjisiyle olabilirdi belki ama ben mümkün görmedim.
Ayrıca mağaradaki insanların tüm şartları eşit, her konuda denkler bu arada. İşleri, statüleri, ailesel bağları, gelecek vizyonları. Denk olduğu için sevgiyi kime sunmak isterlerse sunar ve mutlu olurlar. Bu örnek aşırı saçma geldi bana.
Filmi beğendim çünkü akıyor. 9/10. Bir şeylerle oyalanırken arkada sakince izlenir. Hatta ruh eşinizle de izleyip sorgularsanız birbirinizi daha iyi tanımanıza imkan da verebilir. Belki çok net seçimler yerine eski sevgilimizle yenisini tanıştırmalıyızdır (filmdeki gibi) ne dersiniz :)) Ya da belki de maddi olarak yetersizliğini her an karşımızdakine söylemeli ve hissettirmeliyizdir (yine filmdeki gibi) :)
Film değil de ben daha materyalistim gördüğüm kadarıyla :)
Hoşça kalın.
Spoiler içeriyor
Öncelikle yeni hayatımda okuduğum ilk kitap olarak kendime bir güzel not düşeyim, yıllarca unutmam artık :) Kitap kısa ve gerçekten lezzetli. 18 yaş altına okutulması uygun olmayacaktır, içinde yazan tek kelime kitabı yetişkin kategorisine sokmuştur. (Bkz: s.110 "bekâretini bozmak") Kitaptan…devamıÖncelikle yeni hayatımda okuduğum ilk kitap olarak kendime bir güzel not düşeyim, yıllarca unutmam artık :)
Kitap kısa ve gerçekten lezzetli. 18 yaş altına okutulması uygun olmayacaktır, içinde yazan tek kelime kitabı yetişkin kategorisine sokmuştur. (Bkz: s.110 "bekâretini bozmak")
Kitaptan öğrendiğim Kürtçe sözcüklerden bazıları:
Dengbej: Müzisyen
Bilurvan: Kavalcı
Bes: Yeter
Govend olmak: El ele tutuşup halay çekmek
Hikayenin kısa özetini yazıyorum, istemeyen okumasın bundan sonrasını.
KISA ÖZET:
Ağrı Dağı'nda yaşayan kişilere "dağlılar" denirdi. Bir gün bir at dağlılardan Ahmet'in kapısında belirir. Ahmet'in arkadaşı atı 3 kez su kenarına bıraksa da at geri döner ve Ahmet'in kapısına gelir. Ahmet atın kendisinin nasibi, kısmeti olduğunu kabullenir.
Atın üzerindeki mühürden hangi beye ya da paşaya ait olduğunu hatırlayamazlar. Zaman geçer, atın sahibi Bayazıt Paşası Mahmut Han atını geri ister. Artık gelenekler gereği Ahmet canını vermeyi düşünür ama atı vermeyi aklından bile geçirmez.
Olaylar gelişir ve Ahmet ile yoldaşları Mahmut Han'ın zindanına düşerler. Mahmut Han'ın sıcakkanlı, halk tarafından sevilen kızı Gülbahar, Ahmet'e âşık olur. Ahmet ile görüşmek için kendisine yanık olan zindancıbaşı Memo'dan defalarca anahtarı alır ve Ahmet ile bir gece birlikte olurlar.
Artık günler geçmiş ve Ahmet ile arkadaşlarının idam vakti gelip çatmıştır. Gülbahar çözüm bulmak için olayı kardeşi Yusuf'a anlatır ama Yusuf babasından korkusundan yardım edemez hatta çıldırır. Gülbahar ateşperest Demirci Hüso'ya gider. Hüso kendisini kervan şeyhine yollar ve kervan şeyhi kızı sakinleştirir.
Gülbahar'ın gönlü, sevdalısının ölmesine razı gelmemektedir. Memo'ya gidip ona ne isterse vereceğini, yeter ki Ahmet'i ve arkadaşlarını bu gece kaçsınlar diye salmak için zindan anahtarlarını kendisine vermesini ister. Memo bu hamlenin canına mal olacağını bilmektedir fakat Gülbahar'ı kırmaz ve anahtarları verir. Anahtarları verirken sadece saç örgüsünden bir tutam ister.
Ertesi sabah esirlerin kaçtığını duyan Mahmut Han çılgına döner. Memo kendi kalesindeki askerlerle savaşarak kale burçlarını çıkar ve en son kalenin üstünden uçuruma atlar. Elinde bir tutam saç tutmaktadır. :(
Ardından bir kalabalık gelir. Bu kalabalık daha önce görülmemiş bir kalabalıktır. Ahmet, sevenleriyle Mahmut Han'ın sarayını basarak Gülbahar'ı alır ve gider. Savaş olmaz, Mahmut Han kalabalığa uymaz.
Sonrasında Kürt töresi gereği kız kaçıran genç, bir beye gider sığınırsa; bey kaçırılan kızı babasından isteyip düğününü yapmakla mükelleftir. Ahmet, Gülbahar ile birlikte Hoşap Kalesi beyine gider. Bey, Mahmut Han'a aracılar gönderir, "Düğünü yapalım ne istersen Ahmet de yapacak." der fakat Mahmut Han'ın gönlü olmamaktadır. (Hoşap Kalesi harika bir yer bu arada inceleyin derim, ben Fedailerin Kalesi Alamut'taki kaleye benzettim.)
Mahmut Han en son karar verir. Hoşap Beyi'ne haber salar. İsteği Ahmet'in Ağrı'nın tepesine çıkmasıdır. Ağrı'nın tepesine çıkanların geri dönemediği, Ağrı'nın onları dondurduğu kitapta 100. sayfada anlatılmaktadır.
Ahmet bunu kabul eder fakat tüm bu süreçte de Gülbahar ile arasında soğukluk vardır. Araya kılıç koyarak uyumaktadır. Gülbahar durumu sorsa da onu geçiştirmektedir.
Ahmet Ağrı'nın doruğuna çıkarken yine Ahmet'in sevenleri, Mahmut Han'ın sarayını basarlar. Öfkelidirler, Ağrı'nın zirvesinde Ahmet'in öleceğini düşünmektedirler. Mahmut Han bu sefer çok korkar ve isteğini geri çektiğini, düğünü de kendisinin yapacağını söyler.
Akşamında, Ağrı'nın tepesinde bir yanıp bir sönen bir ateş görülür, Ahmet zirveye çıkmış ve ateşi yakmıştır. Ardından kalabalığın içine o da döner. Düğün yapılır ama Ahmet, Gülbahar ile Ağrı Dağı'nda bir yere geçer ve kalır. Orada artık Gülbahar'ın sorunun ne olduğunu sorması üzerine Ahmet çözülür:
- Memo senden ne istedi de canını benim yerime verdi? Memo'ya ne verdin? diye sorar.
Gülbahar ise ona her şeyi verebileceğini söylediğini ama Memo'nun ondan hiçbir şey istemediğini söyler. Konu anlaşılmıştır.
Ahmet Gülbahar'ı terk eder. Gülbahar'ın Küp Gölü kıyısında Ahmet'i beklediği, Ahmet'in da suda arada kendine göründüğü efsaneleşir.
Yorumum: Hiç yaşanmamış bir kıskançlık atağının üzerine, gerçekten kendisi için ölümü göze alabilecek Gülbahar'ı terk eden Ahmet'e karşı doluyum.
İşin garibi tam da bu hafta benzeri bir olayı yaşadım, bunu da bu kitapla beraber hatırlarım artık ;) Bu kadar denk gelebilirdi.
Hoşça kalın...
Vizyona bugün girdi, Bursa'da izledim. Bazı sahneleri orijinaldi ama genelinde sıradan bir film havası vardı. Artık filmler de z kuşağına uygun dedim izlerken. Müzikleri Marvel müzikleri gibiydi. İlkini çok beğenmiştim yıllar önce izlediğimde. Bu tatmin etmedi ama fena da vakit…devamıVizyona bugün girdi, Bursa'da izledim. Bazı sahneleri orijinaldi ama genelinde sıradan bir film havası vardı. Artık filmler de z kuşağına uygun dedim izlerken. Müzikleri Marvel müzikleri gibiydi. İlkini çok beğenmiştim yıllar önce izlediğimde. Bu tatmin etmedi ama fena da vakit geçirtmedi. 7 işte.
Sosyal medyada önüme düşenlerden dolayı ön yargılı olduğumu fark ettim. Kızın hissettiklerini ancak yaşayanlar anlayabilir. Fazla empati yapana mükemmel dizi. Günümüz ilişkilerini ve günümüzü aslında direkt olarak anlatıyor. Beğeniriz beğenmeyiz ama anlatılanlar gerçekti. Oyunculukta Serenay Sarıkaya hiç oynuyor gibi hissettirmiyor,…devamıSosyal medyada önüme düşenlerden dolayı ön yargılı olduğumu fark ettim.
Kızın hissettiklerini ancak yaşayanlar anlayabilir. Fazla empati yapana mükemmel dizi. Günümüz ilişkilerini ve günümüzü aslında direkt olarak anlatıyor. Beğeniriz beğenmeyiz ama anlatılanlar gerçekti.
Oyunculukta Serenay Sarıkaya hiç oynuyor gibi hissettirmiyor, gerçekten bir tanıdığınız hissiyatı veriyor.
Ben beğendim. İkinci sezonunu da izlerim.
9/10.
Güzel diziymiş, Çağatay Ulusoy ile yıldızımız barışmadığından izlemiyordum ama Eşref Rüya'ya başladıktan sonra bunu da izleyeyim madem dedim. Deli Ağa karakteri harikaydı. Son sezonda sadece çok mantıklı konuşturmaya başladılar bozdular. Genel olarak 8 verilebilir. Açın çalsın işte arka planda.