Hayatımda yarım bıraktığım ilk kitap oldu. (Seri sonunda belki kalan 75 sayfayı da okurum, huyum değil yarım bırakmak.) Art arda dizilmiş saçma sapan cümleler bütünü. Bütün demeye bile dilim varmıyor. 3 gündür birkaç sayfa okuya okuya ancak 25'e kadar gelebildim…devamıHayatımda yarım bıraktığım ilk kitap oldu. (Seri sonunda belki kalan 75 sayfayı da okurum, huyum değil yarım bırakmak.) Art arda dizilmiş saçma sapan cümleler bütünü. Bütün demeye bile dilim varmıyor. 3 gündür birkaç sayfa okuya okuya ancak 25'e kadar gelebildim (100 sayfa kitabın tamamı) ama tamamen kağıt israfı. Yazar 2019 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış. Diğer Nobelleri okudum, okumaya da devam edeceğim ama bu yapılanı edebiyat olarak karşılamam olanaksız. Yazar siyasi hamleleri dolayısıyla Nobel kazanmış. Boşuna alıp da zaman kaybetmeyin zaten kötü bir dış yapı şeklinde basılmış.
1/10.
Spoiler içeriyor
Film güzeldi. Gerçekten yaşanmış olması çok üzücü. Travmatik olaylar umarım hayatlarımızdan eksik olur. Bazı şeyler tuhaftı, korsanların gemiye ulaştığında teklif edilen parayı almayıp mürettebat aramaya başlaması gibi. Ya da koskoca gemide tek bir silahın olmaması gibi. Ardından filikaya geçtiklerinde kaptan…devamıFilm güzeldi. Gerçekten yaşanmış olması çok üzücü. Travmatik olaylar umarım hayatlarımızdan eksik olur.
Bazı şeyler tuhaftı, korsanların gemiye ulaştığında teklif edilen parayı almayıp mürettebat aramaya başlaması gibi. Ya da koskoca gemide tek bir silahın olmaması gibi.
Ardından filikaya geçtiklerinde kaptan sürekli bir şeyler yapacakmış gibi bir haldeydi, hiçbir şey yapamadı. Yani yapmıyorsa daha kısa kesilebilirdi o kısımlar.
Tom Hanks'in oyunculuğu harikaydı hatta herkesinki güzeldi.
8/10.
İletişim Yayınları'ndan okudum ama o burada olmadığı için gönderiyi böyle oluşturdum. Çevirisi çok başarılıydı. Yine ilk gönderi işi bana kaldı, 2021 yılının Nobel almış yazarı pek rağbet görmüyor anlaşılan. Aslında kendisine Nobel verildiğinde de en büyük eleştiri bu olmuş; kendi…devamıİletişim Yayınları'ndan okudum ama o burada olmadığı için gönderiyi böyle oluşturdum. Çevirisi çok başarılıydı.
Yine ilk gönderi işi bana kaldı, 2021 yılının Nobel almış yazarı pek rağbet görmüyor anlaşılan. Aslında kendisine Nobel verildiğinde de en büyük eleştiri bu olmuş; kendi ülkesinde bile fazla tanınan bir yazar olmaması.
Kitap genel olarak Hz. Yusuf ile ilintili bir hikaye üzerine kurgulanmış. Hikayedeki karakter fazlalığı güzeldi. Lakin ana karakter Yusuf son kısım hariç neredeyse hiç konuşmuyordu. Tacize uğruyor konuşmuyor, evinden alınıyor götürülüyor nereye gidiyoruz demiyor vs. bir sürü şey. 12 yaşlarında başlıyor ve 17 yaşında son buluyor. 12 yaşından 17 yaşına kadar binlerce sorun çıkarabilir bir ergen. Buralar yapay kalmış.
Ayrıca Yusuf ne zeki, ne dine düşkün ne de olağanüstü bir durumu var. Hakeza Firavun'a benzetilen tüccarın da o zamanın şartlarında borç tahsili için insanların çocuklarını rehin tutması dışında bir kötülüğü yok, aksine müslüman ve iyimser bir tablo çiziyor. Yanındakilere de iyi davranıyor. Yanına en sonunda birden bir Züleyha ekleyip de bir kıssaya gönderme yaptım demek basit kaçmış.
Adını da kitapla çok uyumlu göremedim.
Ayrıca yazar Afrikalı ve şu anda bir akademisyen. Uzmanlığı postkolonyal edebiyat. Postkolonyal edebiyatı kitapta hissettirmeyi başarmış diyebiliriz.
Akıcılığı iyi, okutuyor. Kitaba kötü denemez çünkü kitabın son çeyreğine kadar iştahla yazılmış gibi görünen bu kurgu insanı içine çekiyor. Lakin olağanüstü bir kitap olarak da gösterilmesi uygun değil zannımca.
Şans verilebilir ama teknik kusurları olduğu bilinerek.
8/10
Spoiler içeriyor
Aklımızla dalga geçiliyor. Ben bu olaya olan inancımı kaybettim Ela. Kitabı geçen hafta okudum ve film ile kitap çelişiyor. Örneğin kitapta, köpeğini çocukların "Götür onu ölsün, zaten ölmek üzere. Erkek ol!" demesiyle bir ormana götürüp bırakıyor. İki gün sonra da…devamıAklımızla dalga geçiliyor. Ben bu olaya olan inancımı kaybettim Ela.
Kitabı geçen hafta okudum ve film ile kitap çelişiyor.
Örneğin kitapta, köpeğini çocukların "Götür onu ölsün, zaten ölmek üzere. Erkek ol!" demesiyle bir ormana götürüp bırakıyor. İki gün sonra da gidip ölüsünü gömüyor. Kitapta onu ben öldürdüm (mecazi de olsa, onu terk ettiğim için öldü.) diyor. Hatta çocuklar "Taşla öldür ya da çamura at." demelerine rağmen "Orada bırakıp gittim." şeklindeki ifadeye inanmamış ve bunu belirtmiştim. Kitabı bir yardımcı yazarla beraber kendisi yazmış bu arada bizzat kendi anlatımı. Filmde ise köpek ölmüş bir ağacın dibinde, gidip başında ağlıyor. Hangisine inanalım?
Kitapta yel değirmeni için bir dinamo gerekiyor ve bir çocukla beraber bir başka çocuktan bisikletindeki dinamoyu satmasını istiyorlar. Biraz ısrarla ikna edip parayla aldıkları yazıyor dinamoyu. Filmde ise kitapta tek kelimesi geçmeyen bir hoca var ve bu hoca William'ın ablasıyla gizlice görüşüyor ve ona kaçma teklif ediyor. William da bir ara ablasını odada sıkıştırıp, hocadan gidip dinamosunu almasını istiyor. Kitaptaki haliyle satın mı aldı yoksa bir hoca falan mı var? Hangisine inanalım?
Kitapta baba karakteri destekçi ve mağrur biriyken filmde zorba ve oğlunu tartaklayan biri. Hangisine inanalım?
Kitapta 6 kız kardeşi olduğu yazıyor filmde iki tanesi hariç kız kardeş görünmedi. Hangisine inanalım?
Kitapta bahçelerine yaptığı yel değirmeninin ardından gitmediği okulun bahçesine de bir tane yapılması isteniyor ve yapıyor. Ardından okula gelen yetkili kişiler onu orada görünce yapan kişinin William olduğu öğreniliyor ve zamanla gazeteci vs. toplayıp evlerine getiriyor. Filmde bir yel değirmeni var ve kütüphaneci kadının birilerine bunu bildirdiği söyleniyor. Hangisine inanalım?
Filmde bir sürü çocukla beraber prototip yel değirmenini yapıyor ama kitapta tam tersi kendi başına yapıyor sadece akrabası arada bir yardım ediyor. Yine çarpıklık.
Bunlar hariç kitapta anlatılan ama filmde değinilmeyen şeyler var. Abla karakteri gibi hiç konusu geçmeyen kişilerse aniden filmde karşımıza çıktı.
Hasılıkelam; olaylar birbiriyle çelişiyor ve bulanık suda balık avlanmaz. Ben okur olarak da izleyici olarak da bu işi sevmedim. Film kendi başına da sıkıcıydı açıkçası.
2/10.
2025'in ilk filmini izledim. Ben çok beğendim, komedi sahneleri gerçekten komikti ve aksiyon sahneleri insanın dikkatini çekebilir nitelikteydi. Süresi de iyiydi. Bir haftadır izlediğim üçüncü Cameron Diaz filmi, biraz zehirlenme yaşadım gibi ama güzeldi :) 10/10
Çok duygulandım, doktorun annesi özellikle muhteşem bir kadın ve muhteşem bir anne. Ağlayarak izletiyor. Cinsellik yok, o yüzden gönül rahatlığıyla herkese önerilebilir. 2009 yılında bir buçuk saat etkileyici film çekilebiliyor hem de biyografik bir film. 2025'te de yapabilirler, inanıyorum ben…devamıÇok duygulandım, doktorun annesi özellikle muhteşem bir kadın ve muhteşem bir anne.
Ağlayarak izletiyor. Cinsellik yok, o yüzden gönül rahatlığıyla herkese önerilebilir. 2009 yılında bir buçuk saat etkileyici film çekilebiliyor hem de biyografik bir film. 2025'te de yapabilirler, inanıyorum ben başaracaklar :)
10/10
2 bölüm zor dayandım resmen, hiç beğenmedim. Halit Ergenç'in muazzam oyunculuğu dışında birkaç sosyal medyaya düşebilecek replikten başka bir şey göremedim. 2/10.
Şimdi bitirdiğim Nobel serisinin üçüncü kitabı. 2022 yılında ödül almış Fransız kadın yazar:Annie Ernaux. Tarzı bizim edebiyatımızda kısıtlı. Kendisi otobiyografik yazıyor ( Annesini, babasını, kendisinden yaşça küçük sevgilisini aynı tarzda anlattığı kitapları da varmış.). Otobiyografik anlatı bizde var; otobiyografik roman…devamıŞimdi bitirdiğim Nobel serisinin üçüncü kitabı. 2022 yılında ödül almış Fransız kadın yazar:Annie Ernaux.
Tarzı bizim edebiyatımızda kısıtlı. Kendisi otobiyografik yazıyor ( Annesini, babasını, kendisinden yaşça küçük sevgilisini aynı tarzda anlattığı kitapları da varmış.). Otobiyografik anlatı bizde var; otobiyografik roman olarak var. Bu kitap bir otobiyografik anı. Yazarın kitap sonunda açıkladığı gibi üçüncü tekil ve birinci çoğul şahsıyla yazılmış.
Yazar 1940 doğumlu. Sayının düz olması yılları söyledikçe yazarın kaç yaşında olduğunu hesaplamayı kolaylaştırıyor, bu kitabın ilk avantajı.
Soyut kavramların bu kadar muhteşem betimlendiği çok az kitap gördüm. Müthiş sorgulamalar, anlatımlar. Resimlerden hareketle o yıllara dönerek bir panaroma çiziyor. Oldukça başarılı, Nobel'i kesinlikle hak etmiş diye düşünüyorum. Bir sürü yerin altını çizersiniz, hoşunuza gidecek alıntısı çok.
Çevirisi bir başka muazzam tat. Başarılı çeviri insanı birkaç kitap okumuş kadar ileri atabilir. Söz akışına, söz seçimine bayıldım.
Kitapta yazarın bilinçakışı tekniğini kullanmasına istinaden nokta kullanımında sınırlılıklar söz konusu. Ortalarda bir yerde kayboldu. Sonlarda parçalı olarak tekrar ortaya çıktı. Bunu çeviride korumaları çok hoş olmuş.
1940'tan 2008'e kadar Fransa'nın içinde yaşamış gibi hissedersiniz. Yazar öğretmen, bu kendi açımdan olumlu etki oluşturdu ama bir yandan da Fransız bir öğretmenin Fransa'da ulaştıklarına Türkiye'deki bir öğretmenin 10-20 yıl gecikmeyle ulaştığını fark ettirdiğinden üzüldüm. 2008 ile bitiyor, anlatılan 2008 bizdeki 2020 gibi geldi bana. Okuyunca siz de bi bakarsınız kendi meslekleriniz açısından.
Yazarın özgün tarzını beğendim, yukarıdakileri beğendim yalnız akıcılıkta problem gördüm. Kitabın genel havasında kasvet hissettim ve akıcılık da yer yer kesintiye uğrayınca buradan 2 puanı gönül rahatlığıyla kırarım. Akıcılık çok önemli bir kriter zannımca çünkü.
Not: 2 gönderi var ikisi de alıntılardan oluşuyor. Uygulamadaki ilk gönderilerde genel bilgiler verelim ki insanların işine yarasın değil mi arkadaşlar?
8/10. Tertemiz.