Ben pek beğenemedim. Daha farklı bir ters köşe olmuş olsaydı puanım çok çok yüksek olurdu. Pek şaşırtmayan bir psikolojik gerilim gizem filmi diyebilirim 5/10 beklentiniz olmadan izlerseniz sıkılmazsınız
Spoiler içeriyor
The Great Dictator, Hitler ve Nazi Almanyası’nı doğrudan hedef alan bir komedi olmasının ötesinde, diktatörlüğün nasıl işlediğini hicvediyor. Hynkel’in sürekli alkış isteyen gösterişli konuşmaları, devasa mitingleri ve dünyaya hükmetme tutkusu; lider kültünün, propagandanın ve körü körüne itaatin bilinçli bir parodisi.…devamıThe Great Dictator, Hitler ve Nazi Almanyası’nı doğrudan hedef alan bir komedi olmasının ötesinde, diktatörlüğün nasıl işlediğini hicvediyor. Hynkel’in sürekli alkış isteyen gösterişli konuşmaları, devasa mitingleri ve dünyaya hükmetme tutkusu; lider kültünün, propagandanın ve körü körüne itaatin bilinçli bir parodisi.
Chaplin özellikle iktidarın dilini komikleştiriyor. Hynkel’in anlamsız ve saldırgan konuşmaları, aslında propaganda söyleminin içinin ne kadar boş olabileceğini gösteriyor. Küre şeklindeki dünyayla oynadığı sahne de bunun güzel bir örneği: Hynkel’in dünyayı bir oyuncak gibi elinde tutması, sınırsız güç arzusunu birkaç dakikada anlatıyor.
Filmin diğer tarafında ise bu gösterişli iktidarın gerçek sonuçlarını yaşayan Yahudi berber var. Gettodaki baskı, toplama kampları ve insanların korkusu, Hynkel’in sahnedeki absürt görüntülerinin arkasındaki gerçekliği hatırlatıyor. Böylece film yalnızca diktatörle dalga geçmiyor; propaganda ile gerçek hayat arasındaki uçurumu da gösteriyor.
Finalde berberin Hynkel sanılarak yaptığı konuşma ise bütün bu hicvi tersine çeviriyor. Chaplin, iktidarın dilini taklit etmek yerine insanlara doğrudan sesleniyor. Filmin başındaki kahkahalar burada yerini ciddi bir insanlık çağrısına bırakıyor. Bu yüzden The Great Dictator’ın finali, filmin sadece neye karşı olduğunu değil, onun yerine neyi savunduğunu da açıkça ortaya koyuyor.
İlk adımı atmaktan hep korkuyorsun,çünkü tehlikeyi hep daha yolun başında görüyorsun. İstediğin her şeyi yapabilirsin,hiçbir şeye mecbur değilsin. Neye tutku duyuyorsun? ne istiyorsun?
Klasik kurt adam hikâyesini alıp daha çok aile ilişkileri ve dönüşüm korkusu üzerinden anlatmaya çalışan bir film. Blake’in eşi Charlotte ve kızı Ginger’la birlikte Oregon’daki eski evine gitmesiyle başlayan hikâye, gizemli bir saldırının ardından bambaşka bir hâle geliyor. Filmin en…devamıKlasik kurt adam hikâyesini alıp daha çok aile ilişkileri ve dönüşüm korkusu üzerinden anlatmaya çalışan bir film. Blake’in eşi Charlotte ve kızı Ginger’la birlikte Oregon’daki eski evine gitmesiyle başlayan hikâye, gizemli bir saldırının ardından bambaşka bir hâle geliyor.
Filmin en güzel tarafı bence atmosferi. Özellikle karanlık, kapalı ve ne olacağını tam kestiremediğin sahnelerde gerilim hissi güzel veriliyor. Christopher Abbott’un dönüşüm sürecindeki oyunculuğu da filmin taşıdığı yükün önemli bir kısmını üstleniyor.
Ama açıkçası filmden daha fazlasını bekledim. Kurt adam fikri çok güçlü olmasına rağmen hikâye bir yerden sonra kendisini tekrar etmeye başlıyor. Korkutmaktan ziyade Blake’in yaşadığı değişim ve ailesiyle arasındaki bağ ön plana çıkıyor. Bu da filmi klasik bir kurt adam avı filminden biraz farklı yapıyor ama aynı zamanda beklentiyi de düşürüyor.
Görsel atmosfer ve fikir güzel, fakat senaryo tarafında daha yaratıcı ve daha vurucu bir şey çıkabilirmiş. Özellikle final kısmı bende bu kadar mı? hissi bıraktı.
Kısacası kötü bir film değil ama potansiyelinin altında kalmış bir kurt adam filmi. Birkaç iyi fikir var, atmosfer başarılı, oyunculuklar fena değil; fakat hikâye daha sağlam işlense çok daha akılda kalıcı olabilirmiş.
Benim için: 6/10.
Çoook keyifliydi. Babamın gençken en sevdiği filmlerden bir kaçı (bu bilgiyle ne yapırsanız yapın) eğer kafa dağıtmak bilim kurgu severseniz ve hala izlemediyseniz bence izleyin serinin diğer filmlerinide muhakkak izleyeceğim. Bu arada Micheal baya iyiydi. Bu zaman filmlerinde geçmişe gidip…devamıÇoook keyifliydi. Babamın gençken en sevdiği filmlerden bir kaçı (bu bilgiyle ne yapırsanız yapın) eğer kafa dağıtmak bilim kurgu severseniz ve hala izlemediyseniz bence izleyin serinin diğer filmlerinide muhakkak izleyeceğim. Bu arada Micheal baya iyiydi. Bu zaman filmlerinde geçmişe gidip yok olmayı kurtarma olayı her zaman var ama bu film onların babası belkide, eğer daha önce buna benzeyen birşeyler varsa muhakkak öğrenmek isterim.
Hmmm bu film gerçekten uyarlama mı bilmiyorum ama öyleyse veyahut değilse bile çok korkunç. Filmi izlerken hep ırkçılığın ne kadar berbat bişey olduğunu hatırladım. Sadece siyahiler diye bir topluluk bu kadar dışlanmamalı. Etrafımda çok fazla ırkçı insan var, sırf farklı…devamıHmmm bu film gerçekten uyarlama mı bilmiyorum ama öyleyse veyahut değilse bile çok korkunç. Filmi izlerken hep ırkçılığın ne kadar berbat bişey olduğunu hatırladım. Sadece siyahiler diye bir topluluk bu kadar dışlanmamalı. Etrafımda çok fazla ırkçı insan var, sırf farklı memleket diye evlendirmeyen, görüştürmeyen direkt yargılayan cahil bir topluluk maalesef. Resmen insan satıyorlar ve hiç kimsenin umurunda bile değil. Filmi korku olarak yazmışlar ama filmde çok fazla korkulacak bir sahne yok ki ben korku filmi asla izleyemem ama bu filmin korkusu, yaşanılan ve yaşatılan onca şey. Keşke bir son bulsa ama bu dünya var olduğu sürece hiç bir kötülük son bulmayacak.
Şans eseri bugün bitirdim. Şans eseri diyorum çünkü bugün doğum günüm😺 Dün gece bitirdim gözlerim dolu dolu doğum günüme girmeyi ben de beklemiyordum. Kitap zeka geriliği olan Charile'nin bir deneye 'denek' olmasıyla başlıyor. Deneyin onun zekasını arttıracağı 2-3 katına çıkarılacağı…devamıŞans eseri bugün bitirdim. Şans eseri diyorum çünkü bugün doğum günüm😺
Dün gece bitirdim gözlerim dolu dolu doğum günüme girmeyi ben de beklemiyordum.
Kitap zeka geriliği olan Charile'nin bir deneye 'denek' olmasıyla başlıyor. Deneyin onun zekasını arttıracağı 2-3 katına çıkarılacağı düşünülüyor. Deneye daha önce Algernon adında bir farede denenip başarılı olunduğu için bir insan üzerindeki etkileri test edilmek isteniyor. Deneydeki gelişmeler Charlie'nin kendi dilinden yazdığı ilerleme raporlarıyla anlatılıyor. İlk sayfaları okurken çok bariz yazım yanlışlarının olduğunu göreceksiniz. Ben korsan kitapçıdan aldığım için okumaya başladığımda kazıklandım sandım ama bunun Charlie'nin durumu nedeniyle ortaya çıktığını bir iki sayfa sonra anladım. Kitaptaki en güzel detaylardan birisi de Charlie'nin ameliyattan sonra zekası ilerledikçe yazım yanlışlarının azalması ve daha uzun cümleler kurmasıydı. Yazar Charlie'nin yazma biçimiyle zekasındaki değişimleri çok ince bir şekilde yansıtmış. Sanki bir okuyucu değil de bir gözlemci olarak en somut haliyle ondaki bu değişimi görmemizi istemiş.
Kitabın büyük bir kısmı deneydeki gelişmelerle ilerliyor, aynı zamanda Charlie kendi geçmişiyle ilgili anılarını hatırlamaya, aslında dost olduğunu sandığı insanların onunla alay eden bir avuç insan olduğunu fark etmeye başlıyor. Geçmişiyle yüzleşmesiyle birlikte karakteri de değişmeye başlıyor. Bu değişim kısımlarını okumak çok güzeldi karakter gelişiminde ziyade yeni bir karakter oluşumu meydana geldi. Tek beden içerisinde iki kişi vardı; deneyden önceki Charlie ve deneyen sonraki Charlie. Tabi bir noktadan sonra Charlie kendisinin deneyden önceki halinin de bir birey olduğunu ancak diğer insanların bunu reddettiğini fark ediyor, buna deneyi uygulayan profesörler de dahil.
Tıpkı kitapta da yapılan benzetme gibi bir asansörle en yukarıya doğru yavaş yavaş çıktı. En yukarıya gelince ne olacak diye merak ettim yani ulaşabileceği en yüksek zeka seviyesine ulaşınca nasıl birisi olacaktı? Tabii bir de bu asansörün yükseldiği gibi yere geri çalışması da muhtemeldi. Okurken genel olarak içim acıdı, bir insan sırf bir başkasının zekası daha düşük diye nasıl ona böyle davranabilir?
Favorilerime ekledim. Okumayanlara tavsiye ediyorum. Şimdiden iyi okumalar🌸
(alıntı)
Ben bir insanım ,benim bir evim bir ailem, annem ve babam, anılarım ve bir geçmişım var ve siz beni bir sedyenın uzerinde ameliyathaneye götürmeden önce de ben bir insandım!
Babasının kendisine verdiği binlerce dönümlük palmiye ağacı arazisinde sıkıntı nedir bilmeden,günlerini sadece palmiye şarabı içerek geçiren müptela bir genç adam vardır. Müptela genç,onun için ağaçlardan şarap toplayan şarap toplayıcısı ölünce onu tekrar bulabilmek için Ölüler Kasaba’sına doğru bir yolculuğa çıkar.…devamıBabasının kendisine verdiği binlerce dönümlük palmiye ağacı arazisinde sıkıntı nedir bilmeden,günlerini sadece palmiye şarabı içerek geçiren müptela bir genç adam vardır. Müptela genç,onun için ağaçlardan şarap toplayan şarap toplayıcısı ölünce onu tekrar bulabilmek için Ölüler Kasaba’sına doğru bir yolculuğa çıkar. Fakat yolda başından türlü türlü olaylar geçer.
Çok beğendim diyemem ama yoğunluğumun arasında bu kısacık kitapla hiç değilse okuma alışkanlığımdan kopmamış oldum.
belki bir gün doğumu, doğuşunu güneşin belki batışını tamamen güneşi ayı ve yıldızları dönüşünü dünyanın hatta ve hatta ellerimi yüzümü aynadaki insanı suda dalgalanan simayı fikirlerimi ve benliğimi hislerimi unuturum bu çok muhtemel ama gülünce gözünün altındaki çift çizgiyi, gerek…devamıbelki bir gün doğumu,
doğuşunu güneşin
belki batışını
tamamen güneşi ayı ve yıldızları
dönüşünü dünyanın
hatta ve hatta ellerimi yüzümü
aynadaki insanı
suda dalgalanan simayı
fikirlerimi ve benliğimi
hislerimi unuturum
bu çok muhtemel
ama
gülünce gözünün altındaki çift çizgiyi,
gerek elinin üstündeki izleri
gerek dilinin notasını gerek kanının akışını
sen bilmezsin belki ama sevince kendini unutuşunu
belki bilmezsin yine sevmekten korkuşunu
korkuna rağmen inatla sevişini
sevişmeni
hislerini anlatırken gözlerini 2 saniye kapatıp kalbinin kuzey doğusuna bakışını
kalbinin kuzey doğusuna haykırışını reddedişini
sen on sene de ben ölüm diyeyim
sen ölüme ikna ol bahsi artırayım araf diyeyim
melekler dalga geçsin üstüne koyup cehennem diyeyim
soluğundan yandığım cehennem diyeyim
bilemezsem diyorum
olur da yanılırsam
olur da ruhundan süzülen iki damla cennete düşersem
varsın cennet diyeyim
fiziği unuturum torku dengeyi
nergisleri çürütür varlığından bihaber olur
kendimi kaybederim
tek tanıdık bir çift cümle
eşsiz bir tını dudaklarından dökülen
evrenin sırlarını taşıyan avuç izinin haritası
korkmaktan korkmayan ritimli ritimsiz nabzın
ve senin fikirlerin senin zihnin olurdu
eğer seni unutursam
ki bunu söylemek bile kadere ihanet
o zaman bırak varsın kader de beni unutsun