Spoiler içeriyor
uyarlandığı diziyi izlemedim, bu diziyi de yayınlanırken izlemedim. bir gün ansızın başlayıverdim. sonra sıkıldım, ara verdim ve bir anda devam edip bitirdim. bir ara sıkıcı gelmişti gerçekten ama sonrası aktı gitti. son bölümlerde alışkın olduğumuz ekip olmayınca biraz boş ve…devamıuyarlandığı diziyi izlemedim, bu diziyi de yayınlanırken izlemedim. bir gün ansızın başlayıverdim. sonra sıkıldım, ara verdim ve bir anda devam edip bitirdim. bir ara sıkıcı gelmişti gerçekten ama sonrası aktı gitti. son bölümlerde alışkın olduğumuz ekip olmayınca biraz boş ve sıkıcı geçti nispeten ama yine de iyiydi.
her karakterin bir kusuru var, bir gıcık noktası var. direkt olarak gıcık olan karakterler de vardı, neyse ki geldikleri gibi gittiler. ama ne yaparsam yapayım, ne kadar aksini denersem deneyeyim zeynep'i sevemedim ya. özellikle mi yapıldı, uyarlandığı dizide de mi böyleydi bilmiyorum ama gerçekten zeynep'i sevemedim ya. bazı bölümlerde o kadar sinir bozucuydu ki artık bölüm bitsin diye başka şeylerle uğraşıyordum. ekibin hastalara ve hasta yakınlarına tavrı bazen benzer oldu, içli dışlı oldular, bağ kurdular falan ama belki de hiçbirinde -mehmet ali'nin enfeksiyon yüzünden ölen hastası hariç- bu kadar sinir olmadım ya. bir bölüm önce diğer ekip arkadaşına hastalara tavrı yüzünden fırça çekip hemen sonraki bölümde hastaya resmen eziyet ediyordu, çok iki yüzlü davranıyordu bazen.
ateş gibi arkadaşım olsa -olmaz da- ikinci günde sinirden kel kalırdım. çok kolay sinirlendirirdi ve bu yüzden sürekli uğraşırdı benimle. ipek ve orhan kaç kere sınıra geldiler ama yine de sürdürdüler arkadaşlıklarını, helal olsun. onlara yaptığının binde birini bana yapsa dayanamazdım ben. zekasına lafım yok ama çok geçimsiz davranıyor, bilerek yapıyor. sevgisini, ilgisini gösterme şekli farklı bilmem ne, zart zurt. yine de zarar veriyor. orhan'ın zaten romantik ilişkilerde yüzüne bakılacak hâli yok bence. hiç güvenemezdim ona.
bazı olaylar ve hastalar etkiledi, dokundu. tıbbi açıdan doğruluğunu, uyarlamasının kalitesini falan bilemem ama bence güzel diziydi. çok yarım hissettiriyor bu yüzden house izlemeyi düşünüyorum. bazı yorumlar gördüm, hekimoğlu daha iyi ve içten diye ama bilemiyorum. izlersem öğrenirim jelmekwşdödj
sonda eski ekibi yeniden bir arada görmek isterdim. mehmet ali gibi zeynep ve emre de gelir diye düşündüm, son ana kadar bekledim ama gelmediler.
ilk bölümleri çok hatırlamıyorum, son bölümler de güzel gidiyordu. aslında beklediğimden iyi çıktı. keşke devam edebilseymiş.
İnsan yükseldikçe, herkes ona aynı gözle bakmaz. Kimi ilham alır, kimi küçümser, kimi de kendi cesaret edemediği hayatı onda gördüğü için rahatsız olur. Çünkü bazen insan, başkasının yükselişine değil; kendi yapamadıklarına bakıp huzursuz olur. Nietzsche’nin dediği gibi: “Ne kadar yükseğe…devamıİnsan yükseldikçe, herkes ona aynı gözle bakmaz. Kimi ilham alır, kimi küçümser, kimi de kendi cesaret edemediği hayatı onda gördüğü için rahatsız olur. Çünkü bazen insan, başkasının yükselişine değil; kendi yapamadıklarına bakıp huzursuz olur.
Nietzsche’nin dediği gibi: “Ne kadar yükseğe uçarsan, uçamayanlara o kadar küçük görünürsün.”
Belki de mesele kimin ne gördüğü değil, senin ne kadar yükseğe çıkmaya cesaret ettiğindir.
Vesselam.
Kendi içimde, içimde ki acıyı bir başıma yaşamakta zorlanmama rağmen anlatacağım ya da anlatmadan beni anlayacak hiç kimsemin olmaması beni o kadar çok yoruyor ki.
Spoiler içeriyor
Beyaz perdenin ardında gizli, o bodrum kat evlerde, tüplü bilgisayarların karıncalı sesiyle izlenen yeraltı sinemalarından; " Ağır Roman ". Zarlar düşeş gelseydi, belkide her şey başka türlü gerçekleşecekti... Hayatın aslında hemen hemen hepimizin kıyısından köşesinden seyrettiği, kimimizin içinden geçtiği ya…devamıBeyaz perdenin ardında gizli, o bodrum kat evlerde, tüplü bilgisayarların karıncalı sesiyle izlenen yeraltı sinemalarından; " Ağır Roman ".
Zarlar düşeş gelseydi, belkide her şey başka türlü gerçekleşecekti...
Hayatın aslında hemen hemen hepimizin kıyısından köşesinden seyrettiği, kimimizin içinden geçtiği ya da bulunduğu ama koltukta başımızı ardına koyduğumuzda görmek istemeyeceğimiz o süslü, cafcaflı ve gerçekliğin içinden gelmeyen hayal ürünü filmlerden değildir bu ve bunun gibi filmler. Delikanlılığı öyle arkasında holdingleri olan cebi dolu babanın evlatlarıyla değil, sokakta kaybedince her şeyini kaybeden kaybolmak ve yaşamak arasında mücadele verenlerle tartarsın. Kimisi delikanlı çıkar kimisi çıkmaz, konumuz bu değil. Konumuz; delikanlılığın nasıl bir zeminde ortaya çıktığı? Kaybedecek nelerli olduğu insanın.
Toy delikanlı salih boyundan büyük bir aşka tutulmuş, gençliğin ve yaşadığı hayatın verdiği gazla delikanlılığı kırık kaş, yüksek sesten ibaret sanan, kursağını değil uçkurunu düşünen, ekmek parasıyla değil belindeki bıçakla yiğit kılıfına giyinmiş salih, Kolera'nın kargaşasında bir hiç uğruna ömrünü tüketmeye ant içmiştir...
6 dalda Oscar kazanan bir film.Birçok kategoriyi(dram-aksiyon-komedi-politik gerilim) aynı anda sunması ödül kazanmasını sağlayan ana etken tabi yonetmen ve görüntü yönetmeninin tekniği ve film anlatımı ödülü getiren diğer etmenler arasında. Sıradan izleyici olarak bakarsak filmde süregelen bir hareket aksiyon mevcut,politik…devamı6 dalda Oscar kazanan bir film.Birçok kategoriyi(dram-aksiyon-komedi-politik gerilim) aynı anda sunması ödül kazanmasını sağlayan ana etken tabi yonetmen ve görüntü yönetmeninin tekniği ve film anlatımı ödülü getiren diğer etmenler arasında.
Sıradan izleyici olarak bakarsak filmde süregelen bir hareket aksiyon mevcut,politik gerilim ve dram da mevcut ve bunlar hep bir denge içinde sunulmuş ama bir seyir sevki sunuyor mu veyahut bir duygu uyandırıyor mu? Bence hayır.Evet bir mesaji var göçmen politikası,hudut sorunu vs ama beni etkileyen bir unsur bulamadım bana hitap etmedi belki hikaye olarak belki anlatım türü olarak.Bence son zaman oscar kazanan filmler 2000 li yıllarda ödül kazanan filmlere göre kıyaslanamaz hikaye ve anlatım olarak.Bu benim düşüncem.
Olaylar biraz hızlı gelişti bence. Hatta keşke mini dizi şeklinde olsaymış, böylece karakterlerin iç dünyasınıda görme fırsatımız olurdu belki. Önceden kitabını okuduğum için bazı şeyler gözüme çok batmadı. Fırsatınız varsa önce kitabı okumanızı tavsiye ederim. Genel olarak baktığımızda çıtır çerez…devamıOlaylar biraz hızlı gelişti bence. Hatta keşke mini dizi şeklinde olsaymış, böylece karakterlerin iç dünyasınıda görme fırsatımız olurdu belki. Önceden kitabını okuduğum için bazı şeyler gözüme çok batmadı. Fırsatınız varsa önce kitabı okumanızı tavsiye ederim. Genel olarak baktığımızda çıtır çerez izlemesi zevkli bi filmdi. Unutmadan bir de filmin sonlarına doğru bi olay var, kadın karakteri zor duruma sokan bi durum. Bunun kitaptaki gibi çözülmesini isterdim yani filmde biraz daha hafif kaldı sanki.
Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi 7.8/10 Yaşlı bir bedenle başlayıp gençleşerek devam eden Benjamin’in hikâyesi, aslında zamanın ve hayatın ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor. Daisy ile yaşadığı aşk, kavuşmaları ve kaçınılmaz vedaları insanın içine dokunuyor. Özellikle Benjamin’in giderek çocukluğa dönmesi, filmin…devamıBenjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi 7.8/10
Yaşlı bir bedenle başlayıp gençleşerek devam eden Benjamin’in hikâyesi, aslında zamanın ve hayatın ne kadar kıymetli olduğunu anlatıyor.
Daisy ile yaşadığı aşk, kavuşmaları ve kaçınılmaz vedaları insanın içine dokunuyor. Özellikle Benjamin’in giderek çocukluğa dönmesi, filmin en hüzünlü tarafı. Bazı insanlar hayatımızdan geçer ama bıraktıkları iz hiç silinmez.
Ne kadar uzun yaşarsan yaşa, sonunda herkes aynı yere varır..