Ay tam tam tam tam ben. Deli bi kızımız var kendime çok benzettim bu yüzden de çok sevdim herhalde. Bu tarz filmlere baaaa yıı lıı yo rum. Bunlardan 100 tane olsa da izleyemesem de üzülsem falan keşke. Varsa bildiğiniz bu…devamıAy tam tam tam tam ben. Deli bi kızımız var kendime çok benzettim bu yüzden de çok sevdim herhalde. Bu tarz filmlere baaaa yıı lıı yo rum. Bunlardan 100 tane olsa da izleyemesem de üzülsem falan keşke. Varsa bildiğiniz bu tarz film iletebilirsiniz hatta. Biraz oyunculuk götürüyor bu tarz filmleri. Hal tavırları harikaydı neyse çok sevdim işte bir miktar ağlatmış olsa da..
8/10
14.06.2025
biri haluk bilginer'i durdurabilir mi ya? dünyanın en yetenekli 3 insanından biri olması yetmiyormuş gibi bir de oyun çevirmiş, yetmemiş üstüne bir de oynamış aynı oyunda. ben artık fenalık geçireceğim, bir insan nasıl bu kadar yetenekli olabilir? dionysos musun, çocuğu…devamıbiri haluk bilginer'i durdurabilir mi ya? dünyanın en yetenekli 3 insanından biri olması yetmiyormuş gibi bir de oyun çevirmiş, yetmemiş üstüne bir de oynamış aynı oyunda. ben artık fenalık geçireceğim, bir insan nasıl bu kadar yetenekli olabilir? dionysos musun, çocuğu musun hocam?
Fritz Lang'in yönetmenliğini yaptığı, sinema tarihinin ilk uzun metrajlı filmi. Yer altında yaşayan işçiler ve yer üstünde daha konforlu bir yaşam süren yönetici sınıf var insanlık ikiye bölünmüş durumda. İki farklı dünya iki insanın aşkıyla ulaştırılmaya çalışılmaktadır. Çıktığı dönemde Naziler…devamıFritz Lang'in yönetmenliğini yaptığı, sinema tarihinin ilk uzun metrajlı filmi. Yer altında yaşayan işçiler ve yer üstünde daha konforlu bir yaşam süren yönetici sınıf var insanlık ikiye bölünmüş durumda. İki farklı dünya iki insanın aşkıyla ulaştırılmaya çalışılmaktadır. Çıktığı dönemde Naziler tarafından çok beğenilmiş ve takdir edilmiş bir film
Ben Kirke’yi, yazarın mitolojiyi kullanarak bir kadının gelişim yolculuğunu anlattığı feminist bir metafor olarak görüyorum. Yazar, bir kadının çocukluktan ergenliğe, ergenlikten kadınlığa ve olgunluğa geçiş sürecini mitolojik bir hikâye üzerinden betimliyor. Hikâyenin başında babasına hayran bir çocuk olan Kirke, ergenliğe…devamıBen Kirke’yi, yazarın mitolojiyi kullanarak bir kadının gelişim yolculuğunu anlattığı feminist bir metafor olarak görüyorum.
Yazar, bir kadının çocukluktan ergenliğe, ergenlikten kadınlığa ve olgunluğa geçiş sürecini mitolojik bir hikâye üzerinden betimliyor.
Hikâyenin başında babasına hayran bir çocuk olan Kirke, ergenliğe adım attığında baba figürüyle ilgili hayal kırıklıkları yaşamaya başlıyor. Aynı dönemde kendisinden büyük kardeşleri tarafından zorbalığa uğraması, ondan küçük kardeşine karşı koruyucu bir rol üstlenmesine neden oluyor.
İlk büyük kırılmayı ise ergenlik döneminde yaşadığı aşk sebebiyle deneyimliyor ve evden ayrılıyor.
Romanın devamında Kirke’nin kendini yetiştirmesini, erkek egemen bir dünyada ayakta kalabilmek için savunma mekanizmaları geliştirmesini okuyoruz. Ardından, yasak aşkı ve anne olma arzusu üzerinden şekillenen olgunluk dönemi ilişkileriyle karşılaşıyoruz.
Finalde ise Kirke’nin geçmişiyle hesaplaşmasına tanıklık ediyoruz. Ancak geçmişiyle yüzleştiğinde gerçek benliğini bulabiliyor.
Japon klasikleri arasında en merak ettiklerimden biriydi ama ne yazık ki bende beklediğim etkiyi bırakamadı. Kitabın dili sakin ve zarif, kiraz çiçeklerinin altında kurulan atmosfer ise oldukça başarılı. Fakat güzel bir atmosfer, tek başına güçlü bir hikâye anlatmaya yetmiyor. Karakterlerle…devamıJapon klasikleri arasında en merak ettiklerimden biriydi ama ne yazık ki bende beklediğim etkiyi bırakamadı. Kitabın dili sakin ve zarif, kiraz çiçeklerinin altında kurulan atmosfer ise oldukça başarılı. Fakat güzel bir atmosfer, tek başına güçlü bir hikâye anlatmaya yetmiyor.
Karakterlerle aramda bir bağ kuramadım. Yaşadıkları duyguları anlamaktan çok, dışarıdan izliyormuşum gibi hissettim. Olayların ilerleyişi de yer yer gereğinden fazla durağandı ve bazı bölümlerde aynı duyguların tekrar edildiğini düşündüm. Özellikle karakterlerin iç dünyasının daha derin işlenmesini isterdim.
Belki de beklentim, okuduğum diğer Japon klasiklerinin bende bıraktığı o güçlü hissiyattan kaynaklanıyordu. Onlarda sayfalar bittiğinde zihnimde kalan onlarca düşünce olurdu; bu kitap ise kapağını kapattığım anda sessizce geride kaldı. Ne çok etkiledi ne de uzun süre üzerine düşündürdü.
Elbette seveni olacaktır. Özellikle melankolik ve ağır tempolu anlatıları seven okurlar kitaptan daha fazla keyif alabilir. Ama benim için, güzel bir atmosferin içinde kaybolmuş, duygusal anlamda tam derinleşememiş bir hikâye olarak kaldı. Diğer Japon klasikleriyle kıyasladığımda ise ne yazık ki listenin alt sıralarında yerini aldı…📚
The Glory tam bir intikam dizisi. İzlerken aşırı sinir oldum. O kadar kötü karakter vardı ki bazı sahnelerde ekranı kırasım geldi. Hatta sinirden bazı yerleri atladım. Başrol oyuncu iyiydi, çok soğukkanlıydı ve rolünü inanılmaz iyi oynamış. İntikamını alış şekli de…devamıThe Glory tam bir intikam dizisi. İzlerken aşırı sinir oldum. O kadar kötü karakter vardı ki bazı sahnelerde ekranı kırasım geldi. Hatta sinirden bazı yerleri atladım. Başrol oyuncu iyiydi, çok soğukkanlıydı ve rolünü inanılmaz iyi oynamış. İntikamını alış şekli de çok tatmin ediciydi. Hepsi hak ettiğini buldu.
Ama dürüst olmak gerekirse dizi beni bayağı sıktı. 16 bölüm resmen bitmek bilmedi. Bölümler çok yavaş ilerlediği için sürekli ileri sardım. Bölüm sonları da "Hemen diğer bölümü açayım" hissi vermedi. Finali güzeldi ama ikinci sezonun gelmesini gereksiz buluyorum. Muhtemelen Park Yeon-jin hapisten çıkacak, olaylar yeniden başlayacak ama bence hikâye burada bitmeliydi. Belki de gelmez bilmiyorum, gelse de izlemem.
7/10
Kara mizahi bir kraliyet rom-com izlemek isteyenler için çerezlik güzel bir dizi. Bölümlerin başındaki anlatıcının tarzı çok iyi. Diyalogların ve karakterlerin komedisi, absürtlüğü çok hoşuma gitti. Öyle çok abartılı da gelmedi bana. Sevdim. 8 bölüm zaten. Öyle ciddi bir şeyler,…devamıKara mizahi bir kraliyet rom-com izlemek isteyenler için çerezlik güzel bir dizi.
Bölümlerin başındaki anlatıcının tarzı çok iyi. Diyalogların ve karakterlerin komedisi, absürtlüğü çok hoşuma gitti. Öyle çok abartılı da gelmedi bana. Sevdim. 8 bölüm zaten.
Öyle ciddi bir şeyler, hatta klasik bir rom-com izlemek isteyenlere göre değil. Ama Kara komedili bir romantizm izlemek isteyenler için ideal sayılabilir.
6,5 tan 7/10
• kraliyet •romcom •kara mizah •evlilik •fantastik öğeler
Spoiler içeriyor
Bir Türk yapımına 0 puan vermek istemedim. Ama dürüst olmak gerekirse berbattı. Mantık hataları vardı. Kamera çekimleri acemi işi gibiydi. Oyunculuklar da gerçekçi hissettirmiyordu. Duyguları karşı tarafa geçirme konusunda çalışmalılar. Adam öldü, sevgilisi iki dakika sonra elinde fenerle yola koyuldu.…devamıBir Türk yapımına 0 puan vermek istemedim. Ama dürüst olmak gerekirse berbattı.
Mantık hataları vardı.
Kamera çekimleri acemi işi gibiydi. Oyunculuklar da gerçekçi hissettirmiyordu. Duyguları karşı tarafa geçirme konusunda çalışmalılar. Adam öldü, sevgilisi iki dakika sonra elinde fenerle yola koyuldu.
Çelik kapıyı ayağıyla kıran adam rastgele dizilmiş tuğlaları görünce 'he tamam o zaman' deyip çekildi.
Koluna dokunulan adamın kolu yaralandı, virüs kaptım triplerine girdi, sonra diğeri gidip hiçbir şey yok gibi onlardan silah aldı.
Ortada virüs var, adamlar silahla kendilerini koruyacaklarmış!
Meyve ayıklar gibi adamı deştiler, nabzına bile bakmadan öldü dediler.
Ya da Türk olan karakterin karaktersiz olarak ele alınması, üstelik bu bir yerli yapımken, üzerine düşünülmesi gereken bir konu bence.
Sırf olayı nereye bağlayacaklar diye izledim. Sonuna kadar zor dayandım.
Amerikan tarzı adaya veda etmeli bir hayatta kalma üzerine çalışmışlar.
Ama sona kalan, takımın lideri gibi davranan, yetişkin olgunluğuna erişememiş, silaha yumrukla karşılık veren kız olmamalıydı bence.
Türk yapımı diye puan vermeye çalıştım lakin hiçbir yerden puan çıkmıyor.
3/10
Bayadır Marvel filmlerini izlemiyordum . Bu filme de ön yargıyla başladım ama beklediğimden iyidi sıkılmadan izledim akıcıydı. Eğlenceliydi aynı zamanda