anadolu rock'ın sürmeli çocuğu olarak tanınan ve genç yaşta trafik kazasında ölmesine rağmen 3 yıllık müzik kariyerinde türkiyenin en büyük sanatçılarından biri olmayı başarmış barış akarsunun anısına yapılmış harika bir film
Haluk Bilginer'e zaten halihazırda bayılıyorken bir de bu yapımın ilk sezonuyla tanışınca kapatamıyorsunuz o diziyi. Konusu, oyunculuğu, çekimleri hepsi ayrı bir şaheser. 2.sezonu biraz arada bırakmış olsa da beni, ilk sezonuyla hem sizi kanatacak, hem de o unutkanlığı bile düşündürtecek…devamıHaluk Bilginer'e zaten halihazırda bayılıyorken bir de bu yapımın ilk sezonuyla tanışınca kapatamıyorsunuz o diziyi. Konusu, oyunculuğu, çekimleri hepsi ayrı bir şaheser. 2.sezonu biraz arada bırakmış olsa da beni, ilk sezonuyla hem sizi kanatacak, hem de o unutkanlığı bile düşündürtecek bir vakit yaratmış olacak. İzleyeli çok oldu ama hala dizide Agâh karakterinin söylediği şarkıyı dinlerim.
"Bütün hatıralarım, bütün hayatım
Her şey silinip gidecek.
Ben ne olacağım? Şahsiyetim ne olacak?"
Spoiler içeriyor
İlk sezonuna bayıldığım bir dizi. Deniz karakteri hakkında yazılacak bir sürü şey var. En savunmasız gördüğümüz anlardan küçük bir kesitini bırakıyorum; "...ve şimdi çok korkuyorum. boktan bir anne olmaktan çok korkuyorum. o yüzden Barış ne zaman konuyu açsa ya kapatıyorum,…devamıİlk sezonuna bayıldığım bir dizi. Deniz karakteri hakkında yazılacak bir sürü şey var. En savunmasız gördüğümüz anlardan küçük bir kesitini bırakıyorum;
"...ve şimdi çok korkuyorum. boktan bir anne olmaktan çok korkuyorum. o yüzden Barış ne zaman konuyu açsa ya kapatıyorum, ya kaçıyorum. biliyorum, siz de torun sahibi olma-"
"senin neyini çok seviyorum biliyor musun? Dürüstsün, aklındaki dilinde bazen başa iş açar ama iyidir. Bir de cesur kızsın onu da çok seviyorum. ben senin kadar cesur olamadım ama hep dürüst olmaya çalıştım, şimdi de olacağım. Her gün ne diye dua ediyorum biliyor musun?"
"ne diye?"
"İnşallah çocuk falan yapmazsınız diye. Belki iyi bir anne olursun, o yüzden de söylemiyorum zaten ama ikinize bakıyorum ve yolun sonu karanlık. siz boşanıp gideceksiniz Barış perişan olacak, zayıf bir çocuk o. sen güçlü bir kadınsın."
Bu sahnede bile yakınlık kurmak isteyen, kendini ve korkularını açan gerçek bir karakter görüyoruz ama genelde Deniz'in etrafında izlediğimiz çoğu kişi gibi Barış'ın annesi de yanlı ve gölgeli bir karakter.
Spoiler içeriyor
Buradaki 400.filmim! ‘No,there’s more hope left.’ Bir cümle yetti bu filmi izlerken gerilmeme.Sonunda kızların polisle ne yaşayacaklarını çok merak ettim. Uzun lafın kısası vukuatlı nufüs kayıt örneği görmeden kimsenin evine gitme ya da marketten kimseyle tanışma. Korkunç bir herif,noa keşke…devamıBuradaki 400.filmim!
‘No,there’s more hope left.’
Bir cümle yetti bu filmi izlerken gerilmeme.Sonunda kızların polisle ne yaşayacaklarını çok merak ettim. Uzun lafın kısası vukuatlı nufüs kayıt örneği görmeden kimsenin evine gitme ya da marketten kimseyle tanışma. Korkunç bir herif,noa keşke bütün şeyini koparıp atsaydı
Bir kahramanın doğuşunu, tüm hissiyatlarını bir bir işleyen bu yapım önceden izlediklerimden apayrıydı. Her şeyden önce bence tüm cast ekibinin uyumunun yakalanması ile duygulandığım yerler oldu.-Atamın mevzu bahis olduğu hangi yapımda duygulanmıyorum ki diye düşünmeden edemedim bir an için!-Film yahut…devamıBir kahramanın doğuşunu, tüm hissiyatlarını bir bir işleyen bu yapım önceden izlediklerimden apayrıydı. Her şeyden önce bence tüm cast ekibinin uyumunun yakalanması ile duygulandığım yerler oldu.-Atamın mevzu bahis olduğu hangi yapımda duygulanmıyorum ki diye düşünmeden edemedim bir an için!-Film yahut dizi olma kısmı hakkında bilgilisinizdir çoktan diye de düşünüyorum çünkü izlemeye yeni fırsat bulduğum yapım birkaç yıl öncesine ait. Uzun zaman oldu sanırım bu kadar tarihle bağdaşık bir dizi izlemeyeli. Tabi bazı nüansları
saymazsak.
Dizi Mustafa Kemal Atatürk’ün Çanakkale’de Conkbayırında gerçekleştirdiği o tarihi emir ile başlıyor ve devamında geçmişe dönüp Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüme - fikir yapısının oluşması - tarihe çıkma anını ve bir ömrün dolu dolu yaşanması hakkında kesitler sunuyor.
İzlerken beni çok etkileyen yahut yarım kaldığını düşündüğüm çok nokta oldu. Evet daha fazla detaylandırılamazdı belki her şey ama tarihe olan ilgisizliğimizin ve bilgisizliğimizin en üst seviyelere ulaştığı bu dönemde kendi tarihimizi tüm doğrularıyla ele almalıyız kanaatındayım. Gelelim eksik gördüğüm ya da etkilendiğim o detaylara… (Detaylar arasında kronolojik bir sıralama bulunmamaktadır.)
Harekat ordusunun İstanbul’da yer alan ayaklanmayı bastırması üzerine paşaların görüş bildirdikleri anda bu orduyu yöneten Mahmut Şevket Paşaya da yer verilmesini isterdim. - Ki bilindiği üzere Mahmut Şevket Paşa’nın bu harekat (31 Mart olayı ) başlamadan önce yaptığı bir konuşmanın ses kaydı bulunmuştur. -
Trablusgarp cephesinde Derne’de Mustafa Kemal Atatürk’ün Çöl Aslanı Ömer Muhtar ile konuşmasının bir kesitinin dizide yer alması güzel bir detaydı fakat bu kısımda Ahmet Şenusi’ye de yer verilmesini kesinlikle isterdim. Trablusgarp demek birazda Ahmet Şenusi demektir nezdimde.
Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiği okul arkadaşı Ömer Naci’nin yer alması ve hastalık nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasına yapılan o minik anımsama detayını da aşırı beğendim. Mustafa Kemal Atatürk demek biraz da Ömer Naci , Nuri Conker demektir. Burada dostluğuna verdiği önemi görürüz ki ilerde de Nuri Conker vefat ettiğinde derinden sarsılmış bir Atatürk olacaktır. (Tüm o çaba içinde keşkehep mutlu olabilseydin babam)
Suriye - Filistin cephesinde geri çekilme kısmında sevdiği köpeğini patlama sonucu kaybetmesi de en üzüldüğüm detaylardan oldu. Bu arada Alp’in patlama sonucu öldüğüne dair net görüşler bulunmamaktadır. Kimi kişiler tarafından da kaos ortasında bulunan Alp’in kaybolduğu kanısıdır.
Mustafa Kemal Atatürk ile Safiye Sultan arasında yapılacak muhtemel bir izdivacın mevzu bahis edildiği kısmı izlerken bu kısmın gerçekliğini sorguladım fakat bu kısmın doğruluğu hakkında net bilgiye ulaşamadım. Hepimiz biliriz ki bir dönem Naciye Sultan ile izdivaç konusu geçmiştir fakat Naciye Sultan Enver Paşa ile evlidir. (Enver Paşa ve Naciye Sultan mektuplaşmalarından bazılarını okudum da Enverce sevmek diye bir sözcük türetmek istiyorum.)
“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini…”
Namık Kemal’in Vatan Mersiyesi olarak isimlendirdiği şiirinden Mustafa Kemal Atatürk’ün alıntı okuduğu Çanakkale cephesi kısmında yapılan yanlışlık gözümden kaçmadı. Çünkü bu şiiri memlekette yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen İsmet Paşanın batı cephesinde 1. Yunan taarruzunu kazanması sonrası mecliste Mustafa Kemal Atatürk tarafından ;
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini “
diyerek değiştirerek okuması ile sonuçlanır. Burada sanki Çanakkale Cephesinde söylenmiş gibi lanse edilmesini anlamlandıramadım.
Çanakkale cephesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün göğsüne kurşunun gelmesi ve ani sarsılma sonrası kurşunun baba yadigarı saate saplanıp Atamızın hayatının kurtulduğu sahne için ek olarak şunu söylemek isterim ki bu olay yaşandığında Atatürk’ün gayet müsterih davrandığı ve savaşın ehemmiyeti için yanındakileri susturup devam ettiği anılar bulunmaktadır. Dizide ise yere düşmüş ve Nuri’nin çabası ile tedavi edilmiştir. Acaba bu sahneden neden tamamen gerçekliğe yer vermediler diye düşüneceğim biraz…
Mustafa Kemal Atatürk’ün Madame Corinne ile olan mektuplaşma sahnesinde cephedeyken okumak için kitap istemesi kendimi daha çok sorgulamama ve okumak için artık hiçbir şekilde erteleme yapmayacağıma kesinlik kazandıran bir sahne oldu.
Dizi boyunca Mustafa Kemal Atatürk ile Enver paşa arasında oluşan gerilimi hep en üst seviyede izledik. Birinci Dünya Savaşından yenik çıkan Osmanlı Devleti ile Enver Paşa , Talat Paşa ve Cemal Paşanın başarısızlık sonrası çareyi ülkeyi terk etmekte buldukları sahne ile de bir devrin kapanışına şahit olduk. Ve 1919 yılının Mayısı ile de İstiklal Savaşımızın başlamasına atıf yapılması ile de dizi son buldu.
İstek olarak ise şunu belirtmeliyim ki kesinlikle ve kesinlikle 1919-1922 yılları arasında geçen dönem hakkında da bir dizi yapmalarını isterim. Böylelikle; bir devir nasıl kapandı ve bir ülke nasıl kuruldu ? kısmına şahit olmak ve tarih bilincimizin taçlanarak artmasını isterim. Belki bir gün yapılır …
Bundan 13 - 14 yıl önce ilk bilgisayarımı aldığımda inanılmaz bir açlıkla dizi, film ne varsa izlemeye başladım. Bir gün Kolpaçino filmini izlemek için bilgisayarın başına geçtim açtım filmi 10-20 dk. sonra dayanamayıp şok içinde kapattım. İlk defa sansürsüz yerli…devamıBundan 13 - 14 yıl önce ilk bilgisayarımı aldığımda inanılmaz bir açlıkla dizi, film ne varsa izlemeye başladım. Bir gün Kolpaçino filmini izlemek için bilgisayarın başına geçtim açtım filmi 10-20 dk. sonra dayanamayıp şok içinde kapattım. İlk defa sansürsüz yerli film izliyordum ve filmdeki küfürler beni çok rahatsız etmişti. Temiz bir çevrede büyümedim. Argoyu, küfrü bilirim fakat bunu kamuya açık, herkesin istediği zaman ulaşabileceği bir yerde görmek ve bu kadar yaygın olduğunu öğrenmek beni çok rahatsız etmişti. Benzer bir durumu twitter'da da yaşadım. Oraya girdiğimde gördüğüm şey bel altı muhabbetler, her cümlenin başına sonuna ortasına küfür kısaltmaları ve benzer şeyler. O zamandan bu zamana kanıksadım bu durumu galiba, artık çok nadir şaşırıyorum. Ama argonun, küfrün, cinselliğin, belaltı şakaların böyle çirkin şeylerin hayatın bu kadar içinde olması... Bu yanlış bir şey.
Geçenlerde İnstagram'da bir tamir videosu izlerken adam birden cinsel bir şaka yaptı. Ulan tamin videosunda da cinsel şaka olmasın kardeşim. Onda da eksik kalsın arkadaş. Ben tamir videosu cinsel şakasız sevrim. Benim de böyle rafinen zevklerim var.
Artık doğru dürüst animasyon filmi de çıkmıyor gönül rahatlığıyla izliyelim. Ya dandik ve çakma oluyor, ya da saçma sapan alt mesajlarla dolu oluyor.