Eğlenceli bir film.bitsin istemedim Şeytanla anlaşma yapılmaz , Şeytanın oyununda her zaman o kazanır. + Aşkın büyüsü tekrar çekileceğine 😆 (konu ile alakası yok ama olsun 😀) bu film tekrar çekilsin, güncellensin ya da 2. si gelsin isterdim. .
"Aşk böyle bir şey mi? Sevdiğin kişi bütün halinde kalsın diye kendini parçalara ayırsan da her şeyin yolunda olduğunu söylemek mi?" Filmi çıkacak diye başladım ama filmin 29 Eylül'de çıkacağını zannediyordum bu bilgi de bana nereden geldi, hiçbir fikrim yok.…devamı"Aşk böyle bir şey mi? Sevdiğin kişi bütün halinde kalsın diye kendini parçalara ayırsan da her şeyin yolunda olduğunu söylemek mi?"
Filmi çıkacak diye başladım ama filmin 29 Eylül'de çıkacağını zannediyordum bu bilgi de bana nereden geldi, hiçbir fikrim yok. Kitabın yarısındayken Letterboxd'da herkesin "log" girdiğini görünce şok oldum😭 Neyse, ben kitabı beğendim. Romcom neredeyse hiç okumuyorum, hatta bu türde daha önce bir şey okuduğuma da emin değilim ama okumak istiyordum. Son zamanlarda çok popüler bir tür ve ülkemizde de çok fazla kitap çevrildi. Bir süre sonra hepsi aynıymış gibi gelmeye başlıyor, hangisi okumaya değer karar veremedim. Ayrıca uzun bir "reading slump"ta olduğum için, nadir kitap okuduğum zamanlarda da sıra romantik komedilere gelemedi.
Ali Hazelwood'un bu türün önde gelen isimlerinden olduğunu biliyorum. Aşk Hipotezi Türkçeye çevrildiğinde de çok popülerdi. Hâlâ popülaritesini korumasına ve çok konuşulmasına rağmen okuma listeme almamışım. Beni bu konuda gaza getiren, filminin pr süreci oldu. Lili Reinhart'ın tanıtım turunda giydiği her elbiseyi istiyorum, bayıldım😚 Method dressing işinden devam edelim.
Sonunda kitap ile ilgili düşüncelerimi aktarabilirim:
Kitabı sevdim, ayılıp bayılmadım ama tatlıydı. Karakterleri de sevdim. Adam ile bağ kurmam biraz uzun sürdü ama Olive'e çabuk ısındım. Başta konunun sığ olduğunu düşündüm; Olive'in eski çıktığı çocukla yakın arkadaşının çıkabilmesi için bu kadar zahmete girmesi ve koridorda önüne çıkan ilk kişinin dudaklarına yapışması saçma ve basit geldi. Ama tatlı ilerledi, çok çabuk okunuyor zaten, akıcı bir kitap. Fake dating olayını da seviyorum; hem izlemeyi hem de okumayı. Kitabın ortalarında Olive'in neden bu kadar fazla, gerekli gereksiz özür dilediğine takıldım, daha doğrusu sinir oldum. Bunun dışında çok takıldığım bir şey olduğunu hatırlamıyorum. Sonlara doğru ise çok daha fazla keyif aldım. Bu türde bir şey okumak istediğim de yazarın diğer kitaplarına da göz atacağım.
Spoiler içeriyor
Hayatınızı şöyle bir gözden geçirmek ya da geleceğinize modernist bir yaklaşımla yön vermek isterseniz, buyurun size Tatar Çölü diyerek başlıyorum sözcüklerime. İtalyan edebiyatının köşe taşlarından sayılan Tatar Çölü, bana Bastiani Kalesi’nin o kasvetli atmosferine eşlik ederken zamanı bir kenara bıraktığım;…devamıHayatınızı şöyle bir gözden geçirmek ya da geleceğinize modernist bir yaklaşımla yön vermek isterseniz, buyurun size Tatar Çölü diyerek başlıyorum sözcüklerime.
İtalyan edebiyatının köşe taşlarından sayılan Tatar Çölü, bana Bastiani Kalesi’nin o kasvetli atmosferine eşlik ederken zamanı bir kenara bıraktığım; akıcı olmasının yanında bol bol düşündüren, o ruhsuz havasını iliklerime kadar hissettiğim bir okuma serüveni sundu.
Konu:
Genç bir teğmen olan Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak şehirden uzakta bulunan Bastiani Kalesi’ne tayin ediliyor. Kaleye vardığında, burada kalamayacağını anlasa bile kaleyi terk edemiyor. Tatar Çölü’ne bakan Bastiani Kalesi, genç teğmeni tıpkı içindekiler gibi etkisi altına alıyor ve hikâye zamanla bir kahramanlık bekleyişine dönüşüyor.
Fakat o gün bir türlü gelmiyor.
Seneler akıp gider; hayalleri uğruna bekleyen genç adam yaşlanır. Beklenen an geldiğinde ise o, artık kalede olmayacaktır.
Hayatın ritmine alışırken konfor alanımızın uyuşukluğu tüm bedenimizi öyle bir sarıyor ki bekleyişlerle yitip giden zamanın içinde istemeden esir kalıyoruz.
Sonra bir bakmışız ki sessizce kabul ettiklerimizle birlikte tek gerçeğe, hayatın sonuna doğru yol almışız…
Sevgilerimle. 🍂
Reklam değildir.
Spoiler içeriyor
Öncelikle itiraf etmeliyim ki masalları çocukken sorgulamadan okuduğum ve dinlediğim için kendimden utanıyorum sjsjsjs Masalların saçma olağanüstü olması zaten yapılarının bir gereği.. Ama bazı saçmalıklar var ki masalın kendi dünyasında bile buna gerçekten gerek var mıydı? dedirtiyor.. Sanki her şey…devamıÖncelikle itiraf etmeliyim ki masalları çocukken sorgulamadan okuduğum ve dinlediğim için kendimden utanıyorum sjsjsjs
Masalların saçma olağanüstü olması zaten yapılarının bir gereği.. Ama bazı saçmalıklar var ki masalın kendi dünyasında bile buna gerçekten gerek var mıydı? dedirtiyor.. Sanki her şey romantik olmak zorundaymış gibi djsjsj Her şey saçma olabilir ama romantik olmak zorunda😂
Mesela üç peri var: Flora, Fauna ve Merryweather. Malefiz geliyor, Aurora’ya on altı yaşına geldiğinde bir iğneye dokunacağını ve öleceğini söylüyor. Tamam. Kötü peri, lanet, masal. Kabul.. sjsjsj
Sonra Merryweather laneti değiştiriyor: Ölmeyecek, sadece uyuyacak.Tamam, güzel. Teşekkür ederiz. Kızı ölümden kurtardın. Allah razı olsun tamam mı peri teyze? hahahhhh
Ama yetmiyor..Gerçek aşkın öpücüğüyle uyanacak hahahh peri teyzecim niye işi bu kadar çok zorlaştırıyorsun ki? Sormak zorundayım ama cidden senin canımıza kastın mı var? 😂
Annesi öpsün, babası öpsün, biri uyandırsın. Olmadı bir müddet uyusun, sonra kendi kendine geri uyansın jsjsj Neden illa bir prens gelecek, onu öpecek ve bunun da gerçek aşk olduğu ortaya çıkmak zorunda sjsjsjj
Hem gerçek aşk olduğunu nereden biliyoruz? 😂 Öpünce sistem "Tebrikler, gerçek aşk doğrulandı diye bildirim mi gönderiyor? " sjsjsjsj (alay etmek ve bunları sorgulamak zorundayım kusura bakmayın) sjsjsjsj
Bir de düşününce daha komik.. İyi ki Uyuyan Güzel bizim çağımızda, bu yüzyılda yaşamıyor. Ve ben iyi ki Uyuyan Güzel değilmişim dedim hahahhh Çünkü eğer bugün yaşasaydı, on altı yaşında uyuyacak ve hayatının sonuna kadar uyumak zorunda kalacaktı zavallı 😂
Ve bütün bunların sebebi de sadece kötü peri değil. Kızı kurtarmaya çalışan iyi peri bile kurtuluşu bir erkeğin gelip onu öpmesine bağlıyor sjsjsjsj öyle biri ya hiç yoksa ya hiç gelmeseydi peri teyzeciğim sen şimdi buna iyilik mi diyecektin sjsjsjsj çocukken bunu romantik bulmuş olabiliriz ama şimdi bakınca tek düşündüğüm şey
Merryweather, gerçekten iyilik yapmak istedin mi yoksa laneti biraz daha estetik hâle mi getirdin? sjsjsjs
Masalın saçma olmasına laf etmiyorum. Masal zaten saçma olacak, saçma olmak zorunda djdjdj Ben sadece kendi saçmalığının içinde bile neden Aurora’nın hayatını bu kadar zorlaştırdığınızı sorguluyorum. sjsjsjs
Alice Harikalar Diyarında bile daha az mantıklıydı en azından saçmalıkları bilinçaltına ve rüyaya bağlamıştı sjsjsj
Dünyaya gelir gelmez kızın başına gelenlere bakın ya şaka gibi hahahah bir bebekliğini yaşasaydı ağlamayı falan öğrenseydi sjsjsjsj daha Bebekken nişanlısı oldu beşik kertmesi yani hahahhh Beşik Kertmesi sadece Türk kültürüne ait değilmiş demek ki yabancıların da kullandığı bir yöntemmiş en azından bunu öğrendim bunu öğrendiğim iyi oldu sjsjs
Spoiler içeriyor
Puan:5/10 Kitap Yorumu: Adı Aylin benim için bitirdiğimde büyük bir etki bırakan bir kitap olmadı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey biraz “oh be sonunda bitti” duygusuydu. Olayların gidişatı benim için şaşırtıcı değildi ve kitabı genel olarak sürükleyici bulmadım. Buna rağmen…devamıPuan:5/10
Kitap Yorumu:
Adı Aylin benim için bitirdiğimde büyük bir etki bırakan bir kitap olmadı. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey biraz “oh be sonunda bitti” duygusuydu. Olayların gidişatı benim için şaşırtıcı değildi ve kitabı genel olarak sürükleyici bulmadım. Buna rağmen başladığım kitabı yarım bırakmama gibi bir alışkanlığım olduğu için sonuna kadar okudum.
Aylin karakterinde sevdiğim taraf, istediği şeylerin peşinden gitmesi ve birçok konuda başarılı olmasıydı. Ancak bu gücün yanında, bence onu zaman zaman zayıflatan bir inatçılığı da vardı. İnatçılığını yönetmeyi öğrenebilseydi hayatında çok daha farklı ve güzel olasılıkların ortaya çıkabileceğini düşündüm.
Bunun yanında Aylin'in hayatındaki ilişkiler ve sık sık eş değiştirmesi bende olumlu bir izlenim bırakmadı. Buradaki mesele onun kaç evlilik yaptığı değil; daha çok, bütün bağımsızlığına ve güçlü karakterine rağmen hayatında sürekli bir erkeğe ihtiyaç duyuyor gibi görünmesiydi. Bu durum, karakterin kendi başına var olabilen güçlü tarafıyla çelişkili geldi.
Kitapla ilgili beni en çok rahatsız eden şey ise anlatımın duyguyu yeterince geçirememesiydi. Aylin'in başından pek çok olay geçiyor; fakat ben bunları yaşarken kendimi onun yanında hissetmedim. Daha çok dışarıdan birinin hayatını izliyormuşum gibiydi. Olayları biliyordum ama o olayların Aylin'in içinde nasıl yankılandığını yeterince hissedemedim.
Bu nedenle kitabın Aylin'i tanıtmayı başaramadığını düşünmüyorum. Aksine, hayatına dair oldukça fazla şey öğreniyoruz. Fakat bana göre Aylin'in hayatı anlatılırken Aylin'in iç dünyası eksik kalıyor. Onun aklından geçenleri, korkularını, kırılmalarını, pişmanlıklarını ve kendisiyle olan çatışmalarını daha derinden görmek isterdim.
Bu konuda kitapta beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Aylin'in hiç konuşmayan kadın hastasıyla ilgili olan kısımdı. Kadının seramik yapmaya başlaması ve bunun tedavisinin bir parçasına dönüşmesi gerçekten ilgimi çekti. Çünkü burada insanın iç dünyasına, iyileşmesine ve sanatın ifade edemediğimiz şeyleri ortaya çıkarabilmesine dair bir şeyler hissedebildim. Hatta bu bölümü okurken Aylin için de benzer bir şey düşündüm: Başkalarının iyileşmesine yardımcı olan Aylin, keşke kendisine de aynı şekilde yaklaşabilseydi. Bir bakıma “terzi kendi söküğünü dikemez” sözü aklıma geldi.
Belki de kitabı daha çok sevebilmem için ihtiyacım olan şey tam olarak buydu: Aylin'in yalnızca ne yaptığını değil, neden yaptığını görmek.
Ayşe Kulin'in anlatımını sade ve kolay okunur buldum. Dili beni zorlamadı; ancak zaman zaman bu sadeliğin derinliğin önüne geçtiğini düşündüm. Ben Aylin'in hayatının olaylar halinde sıralanmasından ziyade, bu olayların onun ruhunda bıraktığı izleri okumak isterdim...
Gelişim hocası küçüklüğümüze bir mektup yazmamızı istedi. İlk başta ne yazabilirim ki ne gerek var diye düşünmüştüm. Mektubu yazarken hiç beklemediğim kadar duygulandım. Sanki küçük halime yıllar sonra gecikmiş bir sarılmayı sonunda verebilmişim gibi hissettim. Belki de küçük kendime ilk…devamıGelişim hocası küçüklüğümüze bir mektup yazmamızı istedi. İlk başta ne yazabilirim ki ne gerek var diye düşünmüştüm. Mektubu yazarken hiç beklemediğim kadar duygulandım. Sanki küçük halime yıllar sonra gecikmiş bir sarılmayı sonunda verebilmişim gibi hissettim. Belki de küçük kendime ilk kez gerçekten onun yanındaymışım gibi bakıp empati yapabildim.
Spoiler içeriyor
😍 Şimdi Sinemadan Çıktım Harikaydı ❤ Özel Kuvvetler Subayı James Vahşi Doğada En Yakın Dostu Olan Köpeği Odin'le birlikte Hayatta Kalma Savaşı Veriyor 🔥 Brad Pitt'in ve Oyuncu Köpeğimizin Performansı Güzeldi 👍 Mutlaka İzleyin 🙏
Spoiler içeriyor
Bir gece de aynı oyuncuların olduğu iki film izleyince gerçeklik algım kayboldu bir ara 😅 Bu film başroldeki karakterlerin evlenmeden önce ilk tanıştıkları filmmiş. Bu filme baya bayıldım. İkinci kadın güzellemesi yapmaları hiç hoşuma gitmesede ben mastani ve bajira aşkını…devamıBir gece de aynı oyuncuların olduğu iki film izleyince gerçeklik algım kayboldu bir ara 😅
Bu film başroldeki karakterlerin evlenmeden önce ilk tanıştıkları filmmiş.
Bu filme baya bayıldım. İkinci kadın güzellemesi yapmaları hiç hoşuma gitmesede ben mastani ve bajira aşkını sevdim.
Bu hikayede yanan kashi oldu ama bajira onu hak etmemişti zaten.
Başta mastani ile bajiraya sinir olsamda filmin sonlarına doğru ne aşkmış be diyor yani.
Bu filmdeki görüntü kalitesine ve mekanlara bayıldım. Mimarilerine ve giyim tarzlarına hayran olmamak elde değil.
Filmin konusu ve hikayesi de çok güzeldi.
Finalde öteki film gibi yapmışlar.
Bu ikisi neden her filmin sonunda aşkları bunların ölüm sebebi oluyor anlamış değilim. Ama sonunda baya ağladım.
Özellikle bajironun hastalık yüzünden gördüğü halisünasyon sahnelerdi kendini denize atıp görünmeyen düşmanlarla savaştığı sahnelerde çok ağladım.
Filmi genel olarak beğendim. Oyunculuklarda konu da harika
Puanım 10/8.5
Spoiler içeriyor
Yeni tutkumu açıklıyorum, artık hint filmlerinin mümtelası oldum. Bir reelsini görerek ilgimi çekti ve hayatımda ilk defa hint filmi izledim ve bu filmden sonra 4-5 filmi de izleme listeme aldım. Aşırı toksik ve sağlıksız bir ilişkilerinin olmasını bir kenara alırsak…devamıYeni tutkumu açıklıyorum, artık hint filmlerinin mümtelası oldum.
Bir reelsini görerek ilgimi çekti ve hayatımda ilk defa hint filmi izledim ve bu filmden sonra 4-5 filmi de izleme listeme aldım.
Aşırı toksik ve sağlıksız bir ilişkilerinin olmasını bir kenara alırsak aşkları bana çok geçti.
Mekanlar karakterler kostümler falan hepsine bittim.
Başroldeki kadının güzelliğine bakmaktan filme odaklanamadım bile.
Konusuda gayet güzeldi, ki zaten romeo ve juliet in hint uyarlamasıymış.
Bence güzeldi yani izlenebilir.
Finali de öyle bitmeseydi daha iyi olurdu ama en azından uyarladıkları hikayeye sadık kalmışlar. Ama ailelerinin barıştığını göremeden ölmeleri üzdü. 5 dakika daha yaşasalardı birlikte mutlu olabilirlerdi halbuki. Ama onlar mutsuz sonsuzu tercih ettiler..
Puanım 10/7