İşleniş, oyunculuk çok hoş. Filmi izlerken neyin ne olacagıni tahmin edebileceginiz klasik bir western filmine benziyor. Oldukça akıcı oldugu icin hiiç sıkılmazdan izlersiniz. filmin sevmediğim yanı ise bazen absürt bicimde sacma seyler olması. spoilersız ornek vermek gerekirse Ben wade’in çetesi…devamıİşleniş, oyunculuk çok hoş. Filmi izlerken neyin ne olacagıni tahmin edebileceginiz klasik bir western filmine benziyor. Oldukça akıcı oldugu icin hiiç sıkılmazdan izlersiniz.
filmin sevmediğim yanı ise bazen absürt bicimde sacma seyler olması. spoilersız ornek vermek gerekirse Ben wade’in çetesi herkesi tak tak öldürüyor, kalanlar da mal mal bakıyor. Kimse silaha davranmıyor! Eminim ki bunu yapma sebepleri filmin kapanış sahnesi icindir fakat bazi sahnelerde gercekten daha iyi seneryo ve bağlam beklerdim .
Harici olarak Russell Crowe ve Christian Bale’ in oyunculuğunun yanında Charlie karakterini oynayan oyuncunun hem karakterini hem de oyunculuğunu çok beğendim, filme inanılmaz yakışmış.
Genel bakışta çoğu filmden iyi olsa da bir İyi, Kötü, Çirkin olamayacagı icin cok iyi bir western filmi kategorisine girmez benim acimdan.
6,5-7/10
ekstra:
İzlememin üzerinden birkaç ay geçmesine rağmen notlarıma yazdığım bu yorumu paylaşmak istedim. İçerik hakkında hiç detay vermiyorum, yalnızca film hakkındaki fikirlerim..
-Ne diyorsun Necip Kaptan? Kedileri öldürmüşler diyorum. -Ne olacak yani? Kediden bol ne var şu sokaklarda. Oldum olası hiç hoşlanmadım şu nankör hayvanlardan. -Ben de senden hiç hoşlanmadım Necip Kaptan ●Hüzünlü ve gerçek bir şeyler... Necip Kaptan'ın en son yaptığı…devamı-Ne diyorsun Necip Kaptan? Kedileri öldürmüşler diyorum.
-Ne olacak yani? Kediden bol ne var şu sokaklarda. Oldum olası hiç hoşlanmadım şu nankör hayvanlardan.
-Ben de senden hiç hoşlanmadım Necip Kaptan
●Hüzünlü ve gerçek bir şeyler...
Necip Kaptan'ın en son yaptığı şey çok hoştu. Sevmek, sevdiğin gibi bakmak, onun gibi hissetmektir biraz da.
Cunk on Earth dizisinde/belgeselinde Philomena Cunk diye bir ablamız var. Bu ablamız, tarihî olayları mizahi bir dille anlatıyor. Hatta konunun uzmanlarını çağırıp saçma gibi görünen ama herkesin düşündüğü soruları uzmanlara soruyor. Tam yemek yerken izlemelik anlayacağınız. Yakında “Cunk on Cinema”…devamıCunk on Earth dizisinde/belgeselinde Philomena Cunk diye bir ablamız var. Bu ablamız, tarihî olayları mizahi bir dille anlatıyor. Hatta konunun uzmanlarını çağırıp saçma gibi görünen ama herkesin düşündüğü soruları uzmanlara soruyor. Tam yemek yerken izlemelik anlayacağınız. Yakında “Cunk on Cinema” adıyla yeni serisi de başlayacakmış. Merakla bekliyoruz efenim.
Spoiler içeriyor
"Bütün penguenler eşittir ama bazı penguenler daha eşittir” 🐧 Çocuklar için alternatif bir Hayvan Çiftliği hikâyesi; ancak gerçekler, anlatılmak istenenin aksine maalesef bu kadar tozpembe değil. doğruları yapmak için gerçeklerin peşinde koşanları dokuz köyden kovmaya çalışanların eylemlerinin hiç mi sonucu…devamı"Bütün penguenler eşittir ama bazı penguenler daha eşittir” 🐧
Çocuklar için alternatif bir Hayvan Çiftliği hikâyesi; ancak gerçekler, anlatılmak istenenin aksine maalesef bu kadar tozpembe değil. doğruları yapmak için gerçeklerin peşinde koşanları dokuz köyden kovmaya çalışanların eylemlerinin hiç mi sonucu olmayacak ? adalet, sadece cezanın kendisi için değil; doğruların önüne, medeniyetten ve çağdaşlıktan uzak mitolojik düşüncelerle bilerek ve isteyerek engel koyanların yüreğine bir hançer gibi saplanan toplumun kılıcı da olmalıdır bu bakımdan sadece soruyorum yeniliğe ve farklı düşünceye düşman, yobaz, yaşlı bunak penguenin yaptıkları yanına kâr mı kalacak ‼️
Saf Mumble, insanların içindeki iyiliğe seslenmenin maalesef hiçbir işe yaramayacağını anlamalıydı; çünkü ben, türümüzün içinde iyilik olduğunu düşünmüyorum onlar, yaklaşan Qu tehlikesine karşı cumhuriyetin ortak insanlık medeniyetinde birleşmek yerine, içinde bulundukları doğayı yok ediyorlar doğa bittiği zaman ise birbirleriyle savaşıyorlar çok yazık. Mumble karakterini eleştireceğim başka bir nokta da şu gerçeklerin peşinden giderken aşkla yola devam etmek en iyisidir seni seven Gloria isimli penguene ayıp ettin savunduklarınla yaptıkların çelişti aşkın duygusundan uzak sözde devrim, ancak düşmanı kapıya getirmekten başka bir işe yaramaz 7/10
Spoiler içeriyor
Me and Who konusuyla ilgimi çektiği için izlemeye başladığım bir dizidir.Ve itiraf edeyim başta diziye karşı biraz önyargım vardı çünkü bu çifti ilk kez izliyordum.Ama neyseki hiç korktuğum gibi olmadı;çifti,birbirlerine uyumlarını ve kimyalarını,oyunculuklarını oldukça başarılı buldum. Suriya ve Apo çok…devamıMe and Who konusuyla ilgimi çektiği için izlemeye başladığım bir dizidir.Ve itiraf edeyim başta diziye karşı biraz önyargım vardı çünkü bu çifti ilk kez izliyordum.Ama neyseki hiç korktuğum gibi olmadı;çifti,birbirlerine uyumlarını ve kimyalarını,oyunculuklarını oldukça başarılı buldum.
Suriya ve Apo çok tatlı bir çiftti.Birbirlerine destek olmaları,ne olursa olsun birbirlerinden vazgeçmemeleri ve uyumları çok izlenesiydi.Yan karakterler ve yan çift Tai ve Chan ikilisi de uyumlu ve izlenesiydiler.
~Spoiler~
Birazda dizide sevmediğim ve sinir olduğum,ucu açık bırakılan şeylerden bahsetmek istiyorum.
Dizide sevmediğim şeyler ilk olarak Suriya'nın babasının sırf Apo Suriya'yı yumuşatıyor,daha iyi bir haline getiriyor diye Apo ve Suriya'nın evliliğine karşı çıkması ve düğünde çıkardığı olaydı.İkincisi ise Yi karakteri ve yüzsüzlüğüydü.Sen eski sevgilisin arkadaş ne bu yüzsüz tavırlar?Üstelik Suriya'yı aldatmışsın,adamdan ayrılma sebebin uzak mesafe ilişkisinin zorluğu falan değilmiş,başka bir ilişkin olmasıymış.Sonra da gelip adamın ilişkisine salça oluyorsun,nişanlısına falan zarar vermeye çalışıyorsun.Bu nasıl bir yüzsüzlük ve manyaklıktır?Sonunda ölüp gitti gerçi ama gerçekten çok sinir bozucu bir karakterdi.
Ayrıca ben gerçek Apo'nun neden geri dönmediği konusuna ve diğer evrende yaşadıklarına değinilmesini isterdim.Gerçek Apo Thorn'a "Beni olduğum gibi gören,kabul eden,ait olduğum yeri buldum."diyor ve ailesini ve Ya'yı Thorn'a emanet ediyor.Ama bu kadar kolay mı abi?Anneni,babanı,abini ve bütün hayatını geride bırakmak?Ya konusunda belki evet,aralarındaki tek taraflı bir ilişkiydi,Ya için bu bir iş anlaşmasıydı tabiri caizse,Apo Ya'yı seviyordu,Ya onu sevmiyordu.Ve tam olarak gösterilmese de diğer evrende de bir Ya vardı.Belki Apo onunla karşılaşmış ve bir ilişkiye başlamıştır ama bu yine de ailesini ve tüm hayatını geride bırakma kararını neden ve nasıl aldığını açıklamıyor.Ve son olarak Ya Thorn'un başka bir evrenden gelmiş bir Apo olduğunu,Apo'nun bedeninde artık başka bir ruhun yaşadığı gerçeğini çok çabuk kabullendi.Yani bunu kabullenmeden önce Apo'nun kişilik bölünmesi yaşadığını,başka bir kişiliği olduğunu ve onun kontrolü ele aldığını falan düşünmesi daha doğru ve mantıklı olmaz mıydı?
~Spoiler Son~
Dipnot:Ben çiftin diğer dizisini de (hemen veya çok yakın zamanda olmasa da)izlemeyi düşünüyorum.
Puanım:8/10
2026/15.Dizi
Daha çok korku atmosferi kurmaya çalışan farklı bir X-Men filmi. Kapalı mekânda geçen hikâye fikri ilginç ama tempo yer yer düşüyor. Karakterler fena değil fakat anlatım beklenen etkiyi tam veremiyor. Seride farklı bir deneme olarak merak uyandırıyor ama çok akılda…devamıDaha çok korku atmosferi kurmaya çalışan farklı bir X-Men filmi. Kapalı mekânda geçen hikâye fikri ilginç ama tempo yer yer düşüyor. Karakterler fena değil fakat anlatım beklenen etkiyi tam veremiyor. Seride farklı bir deneme olarak merak uyandırıyor ama çok akılda kalan bir film olmuyor.
Bu kitap, savaşın ortasında kimliğini ve masumiyetini kaybeden bir çocuğun dönüşümünü anlatıyor. Küçük yaşta ailesini kaybeden Pierre, hayatın onu sürüklediği yerden Almanya’ya gider. Orada bambaşka bir dünyayla karşılaşır: güçlü görünen ama karanlık fikirlerle dolu bir çevre. Yeni hayatında ona öğretilenler,…devamıBu kitap, savaşın ortasında kimliğini ve masumiyetini kaybeden bir çocuğun dönüşümünü anlatıyor. Küçük yaşta ailesini kaybeden Pierre, hayatın onu sürüklediği yerden Almanya’ya gider. Orada bambaşka bir dünyayla karşılaşır: güçlü görünen ama karanlık fikirlerle dolu bir çevre. Yeni hayatında ona öğretilenler, zamanla düşüncelerini ve davranışlarını değiştirir.
Başta sadece uyum sağlamaya çalışan bir çocukken, giderek çevresindeki ideolojinin etkisi altına girer. Doğru ile yanlışı ayırt etmek zorlaşır; dostluk, vicdan ve merhamet gibi duygular yerini itaat ve korkuya bırakır. Kitap aslında şunu sorgulatıyor: Bir çocuk, içinde bulunduğu ortamın etkisiyle ne kadar değişebilir? Ve bu değişim ne zaman geri dönülemez hale gelir?
Kitap aslında bir çocuğun hikâyesinden çok, insanların nasıl yönlendirilebileceğini ve gücün insanı nasıl değiştirebileceğini gösteriyor.
Pierre’yi okumak beni gerçekten çok hüzünlendirdi. Yaşadıkları başlı başına ağır olsa da, özellikle hikâyenin başındaki olaylara verdiği tepki beni en çok etkileyen kısım oldu. Babasının öfkeyle annesine şiddet uyguladığı o anda dolabın içine saklanması, bir çocuğun çaresizliğini çok çarpıcı bir şekilde yansıtıyordu. Bu sahne hem çok üzücüydü hem de uzun süre aklımdan çıkmadı.
Asıl sarsıcı olan ise bunun sadece bir kurgu olmadığını bilmek. Günümüzde hâlâ benzer olaylarla mücadele eden kadınların ve çocukların var olduğunu düşünmek, o sahneyi daha da ağır ve gerçek kılıyor. Bu yüzden kitap, sadece bir hikâye anlatmaktan öte, okuyucuyu derinden etkileyen ve düşündüren bir deneyime dönüşüyor.
Yazarı aslında çok daha önceden, Çizgili Pijamalı Çocuk kitabıyla tanımıştım. Bu kitabı okurken de onun kalemini hemen tanıyabildim; hem anlatım tarzı hem ele aldığı konu hem de duyguları işleyiş biçimi bunu açıkça hissettiriyor. Gerçekten severek ve beğenerek okuduğum yazarlardan biri.
Duyguları okuyucuya güçlü bir şekilde geçirebilmesi en sevdiğim yönlerinden biri. Okurken ne sıkıyor ne de bırakma isteği uyandırıyor; aksine, elinizden bırakamadan akıp gidiyor. Bu akıcılığı ve sade ama etkili anlatımı kitabı daha da özel kılıyor.
Anlatım tekniği oldukça hoş ve dikkat çekici. Ayrıca seçtiği konuların da çok ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden her kitabında farklı bir dünyaya giriyormuş gibi hissediyorum ve bu yönünü gerçekten çok seviyorum.
Kitapta Pierre’in karakter gelişimi oldukça güçlü ve etkileyici bir şekilde işlenmiş. Başlangıçta masum bir çocuk olarak tanıdığımız Pierre’in, zamanla içinde bulunduğu ideolojik ortamın etkisiyle değişmesi okuyucuda hem şaşkınlık hem de üzüntü yaratıyor. Bu dönüşüm özellikle halasıyla olan ilişkisine yansıdığında daha da çarpıcı hale geliyor. Eser, çocukların düşünce yapısının ne kadar şekillendirilebilir olduğunu ve çevrenin birey üzerindeki etkisini başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Genel olarak severek ve beğenerek okuduğum kitaplardan biri oldu. Her ne kadar hüzünlü ve buruk bir temaya sahip olsa da, bende oldukça güçlü bir etki bıraktı. Özellikle verdiği mesajlar ve altını çizmelik alıntıları kitabı daha da anlamlı kıldı. Bu yüzden, bu tarz derin ve düşündürücü hikâyelerden hoşlanan herkese gönül rahatlığıyla önerebilirim.🌸
────୨ৎ────
Puanım: 9/10
────୨ৎ────
"Sıradan kıyafetler giyerken diğer insanlara asla yapamayacakları şeyleri üniformalıyken yapabilirler. Dik yakalar, trençkotlar, postallar... üniformalar hiç suçluluk hissetmeden içimizdeki kötülüğü dışa vurmamızı sağlar."
Serender Doğu Karadeniz bölgesinde kırsal alanlarda mısır ve diğer tarım ürünlerini kurutmak ve saklamak için kullanılan, yerden yüksekte duran, ahşap yapıya verilen isimdir. Fareler bu sayede tirmanamaz ve tahillara ulaşamaz.