Gülse Birsel yeni bir dizi daha çıkarsa da izlesem keşke. Dizinin mizahı bence en çok görgü farkları, görgüsüzlük, sonradan görmelik ve sosyete dünyasının yapaylığıyla dalga geçtiğinde çalışıyor. Bence Jet Sosyete’nin en büyük artısı yine kalabalık ve güçlü karakter kadrosu.
Kafamın dolu olduğu dönemlerde biraz da olsa kafamı dağıtmama yardımcı olan bir dizi. 90 bölümlük sitcom tarzı. Tek bir olaya bağlanmıyor her bölüm kendi olayıyla ilerliyor ve oldukça keyifli. En karakter odaklı ve tekrar izlenebilir yapımlardan biri. Sadece espri yapmak…devamıKafamın dolu olduğu dönemlerde biraz da olsa kafamı dağıtmama yardımcı olan bir dizi. 90 bölümlük sitcom tarzı. Tek bir olaya bağlanmıyor her bölüm kendi olayıyla ilerliyor ve oldukça keyifli. En karakter odaklı ve tekrar izlenebilir yapımlardan biri. Sadece espri yapmak için kurulmuş bir dizi değil; yarattığı karakterlerin kendi dünyası o kadar güçlü ki, bazen tek başına karakterlerin tavırlarına bile gülüyorsun. Bence Yalan Dünya'nın en büyük gücü tek bir başrole yaslanmaması. Açılay karakteri favorim hatta Açılay karakteri çıktıktan sonra dizi pek sarmadı. Genel olarak ilk sezonlar da çok daha keyifliydi.
Dizinin olayı büyük hikâyeler değil; Samet ve Tufan’ın son derece sıradan bir olayı kendi beceriksizlikleri, takıntıları ve gereksiz hırslarıyla.. Bazen o kadar saçma bir şeyi büyük bir ciddiyetle konuşuyorlar ki komik oluyor. Bazı bölümlerde “bunlar neden böyle?” diye gülüyorsun. Samet…devamıDizinin olayı büyük hikâyeler değil; Samet ve Tufan’ın son derece sıradan bir olayı kendi beceriksizlikleri, takıntıları ve gereksiz hırslarıyla..
Bazen o kadar saçma bir şeyi büyük bir ciddiyetle konuşuyorlar ki komik oluyor. Bazı bölümlerde “bunlar neden böyle?” diye gülüyorsun.
Samet karakterini çok sevdim bazen inanılmaz saçma, bazen de beklenmedik şekilde mantıklı olabiliyor.
Her bölümü aynı derecede iyi değil. Bazı bölümlerde espri çok iyi otururken, bazılarında absürtlük biraz fazla zorlanmış gibi gelebiliyor. Benim gözümde bölümden bölüme kalitesi değişen bir dizi.
Uzun süredir bu kadar keyif aldığım bir şey izlememiştim. Beklentimin çok üzerinde bir dizi. Prens, bence son yılların en özgün Türk komedi dizilerinden biri.Bence dizinin en iyi tarafı Prens’in klasik bir kahraman olmaması. Kaba, bencil, patavatsız, hatta çoğu zaman tamamen…devamıUzun süredir bu kadar keyif aldığım bir şey izlememiştim. Beklentimin çok üzerinde bir dizi. Prens, bence son yılların en özgün Türk komedi dizilerinden biri.Bence dizinin en iyi tarafı Prens’in klasik bir kahraman olmaması. Kaba, bencil, patavatsız, hatta çoğu zaman tamamen saçma kararlar veren biri. Ama tam da bu yüzden komik ve izlenmesi eğlenceli. En çok sevdiğim diğer karakter de Elçi.
Espriler bazen çok zekice, bazen de bilerek saçma. En güzel yanı bence şu: Şakayı gereğinden fazla uzatmıyor. Birçok komedi dizisinde aynı espri tekrar tekrar yapılırken burada tempo genellikle yüksek. Yeni sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.
Necip Fazıl'ın bizzat yaşadığı fikri buhranların yansıması olan "Bir Adam Yaratmak", dramatik yönden oldukça güçlü olduğu gibi tiyatro içinde tiyatro ile üst kurmaca yapan bir eser. Ölüm, varoluş, yaratılış ve kader hakkında uzun monologlara derin tiratlara sahip
Dark'ı ilk izlediğimde sadece ilk sezonu izlemistim ara verince daha toparlayamadim ve çok karmaşık geldi. Baştan tekrar başladım ama büyük bir dikkatle. İzlerken sadece “sonraki bölümde ne olacak?” diye merak etmiyorsun; aynı zamanda “Şu an tam olarak ne oluyor?” diye…devamıDark'ı ilk izlediğimde sadece ilk sezonu izlemistim ara verince daha toparlayamadim ve çok karmaşık geldi. Baştan tekrar başladım ama büyük bir dikkatle. İzlerken sadece “sonraki bölümde ne olacak?” diye merak etmiyorsun; aynı zamanda “Şu an tam olarak ne oluyor?” diye sürekli düşünüyorsun. 😄
Dark’ın hikâyesi giderek büyüyen bir yapboz gibi. İlk başta basit görünen olayların aslında çok daha derin bağlantıları olduğunu fark ediyorsun.Dikkat isteyen bir dizi. Telefonla uğraşırken ya da arka planda açık bırakıp izlenebilecek bir yapım değil. Karakterleri, aileleri ve bağlantıları takip etmen gerekiyor.
Bence dizinin en etkileyici yanı, karmaşık hikâyesinin altında duygusal bir tarafının da olması.
Bence en büyük dezavantajı fazla karmaşık olması. Özellikle ilerleyen bölümlerde dikkatini kaybedersen neyin ne olduğunu toparlamak zorlaşabilir.
Dark, sabır isteyen ama karşılığını veren, izlerken not alma isteği uyandıran, bazen beynini yakan ama bittiğinde üzerine düşündüren bir dizi.
"Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!" Dostoyevski' yi bu eseri yazdıktan sonra; "Bır caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır" gerekçesiyle ifadeye çağırmışlar. Buda bize kitabın…devamı"Önce biraz ağladılar ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!"
Dostoyevski' yi bu eseri yazdıktan sonra; "Bır caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır" gerekçesiyle ifadeye çağırmışlar. Buda bize kitabın içeriğinin ne kadar gerçekçi olduğunu; yazarın ne kadar önemli bir eser ortaya çıkarttığını gösteriyor. Muhteşem betimlemeleri olan, suç olgusuna bambaşka bir perspektiften bakabilmeyi mümkün kılan, insanı insana anlatan bunu da çok iyi yapan bir yapıt.
Okurken bazen Raskolnikov'un haklı olduğunu düşündüm bazende onu suçladım. Sanırım Raskolnikov her ne kadar suçlu olsada herkesin sempatisinide kazanmış bir karakter olmuştur. Bir katile sempati duyulabilir mi? Bir insanın öldürülmesinde haklı bir yan olabilir mi? Peki bir insan sinirleri tel gibi gerginken vicdanın yükünü ne kadar süre taşıyabilir?
En sevdiğim dizilerden biri. La Casa de Papel çok akıcı ve bağımlılık yapan bir dizi bence. Profesör dizinin en güçlü karakterlerinden biri. Benim de en sevdiğim karakter, zekasına hayran olduğum biri. Profesör ve Sergio.. Profesör kimliğine girdiğinde çok kontrollü, mesafeli…devamıEn sevdiğim dizilerden biri. La Casa de Papel çok akıcı ve bağımlılık yapan bir dizi bence. Profesör dizinin en güçlü karakterlerinden biri. Benim de en sevdiğim karakter, zekasına hayran olduğum biri. Profesör ve Sergio.. Profesör kimliğine girdiğinde çok kontrollü, mesafeli ve soğukkanlı. Fakat Sergio tarafı ortaya çıktığında daha çekingen, sosyal ilişkilerde zorlanan, duygularını ifade etmekte zorlanan birini görüyoruz.
Dizinin temelinde sadece bir soygun yok. Profesör’ün planları, ekibin kendi içindeki çatışmaları ve polisle yürütülen zekâ savaşı hikâyeyi sürekli canlı tutuyor. Sonlara doğru kalite biraz dalgalansa da genel olarak kesinlikle izlenmeye değer.
Ümit Yaşar'ın alıntılarını hep görür ve çok merak ederdim. Hatta bir edebiyat sayfasında 24 kez intihar girişiminde bulunduğunu okumuştum. Aşırı depresiflik halini kitabı okurken de hissediyorsunuz. Hatta Ümit Yaşar'ın bu inişli çıkışlı ruh hali oğluna da yansımış olacak ki "öyle…devamıÜmit Yaşar'ın alıntılarını hep görür ve çok merak ederdim. Hatta bir edebiyat sayfasında 24 kez intihar girişiminde bulunduğunu okumuştum. Aşırı depresiflik halini kitabı okurken de hissediyorsunuz. Hatta Ümit Yaşar'ın bu inişli çıkışlı ruh hali oğluna da yansımış olacak ki "öyle intihar edilmez, böyle edilir." notu ile kendini galata kulesinden atmıştı.
Kitap şiir kitabı diye geçiyor ve bende 267 sayfanın tamamı şiir zannediyordum. Sahibini Arayan Mektuplar adı altında yirmi beş tane de mektup barındırıyor kitap. Sonra Hüzünlü Şarkılar kısmı ve en son Mihriban'a Mektuplar ile bitiyor. Bu son bölümler ise fazlasıyla aşk dolu. Yazdıklarını fazlaca hissederek ve fazlaca acıtarak yazmış yazar. Okuduğum ilk Ümit Yaşar Oğuzcan kitabıydı. Gerçekten kitap adının hakkını veriyor, her satırda aşka dair yazmış