Sen bu dünyanın sırlarına eremezsin; Erenlerin dilini de söktüremezsin; İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı: Öteki cennete ya girer, ya giremezsin. Ömer Hayyam'ın yaklaşık 800 sene önce kaleme aldığı Rubailer; 11. yy. Büyük Selçuklu Dönemi'ne Sunni inancının hakim…devamıSen bu dünyanın sırlarına eremezsin;
Erenlerin dilini de söktüremezsin;
İyisi mi iç şarabı, cennet et bu dünyayı:
Öteki cennete ya girer, ya giremezsin.
Ömer Hayyam'ın yaklaşık 800 sene önce kaleme aldığı Rubailer; 11. yy. Büyük Selçuklu Dönemi'ne Sunni inancının hakim olduğu, felsefi özgürlüklerin kısıtlı kaldığı zamanlarda, deli cesaretiyle hakikatin üzerine yürüyen bir bilgenin içsel başkaldırısıydı.
Bazı popüler iddialar Rubailer'de sözü geçen şarabın ve şarapla ilgili tüm atıfların sembolik olduğunu, Tanrı'ya duyulan aşkın sarhoş ediciliğinden bahsedildiğini, aslında Hayyam'ın ağzına bir damla dahi şarap sürmediğini, dörtlüklerinde insanları sorgulamaya teşvik ettiğini, hiciv yaptığını savunsa da Rubailer'e şöyle bir göz atınca bu iddialar pek inandırıcı gelmez. Hatta döneminde Hayyam'ın dörtlüklerinin 'Yasaklı Rubailer' olarak da geçtiği söylenir.
Halk arasında yaygın dolaşan iddialardan bazıları da Hayyam'a ait olup olmadığı kesin olmayan satırlardır;
'Irmaklarından şarap akacak' diyorsun
Cennet-i alâ meyhane midir?
'Her mümin'e iki huri' diyorsun
Cennet-i alâ kerhane midir?
dörtlüğü Farsçadan çevrilmiş kaynak rubailer arasında ve akademik çeviriler içerisinde yer almamaktadır. Muhtemelen halk arasında sonradan türetilmiş ama Hayyam'ın ruhunu taşıdığı için zaman içinde popüler derecede Hayyam'la özdeşleşmiştir.
Dört mısralık kısa şiirleriyle; hayatı, ölümü, kaderi ve Tanrı'yı korkusuzca sorgulayan Hayyam, geleneksel inancın aksini haykıran sesiyle evrensel anlamlarla dolu bir felsefi bomba yaratmıştır. Hem kendi çağını aşmış hem de çağımıza meydan okumuştur.
Baskın olarak şarap, sarhoşluk, ölüm, hiçlik, Tanrı'ya ve kadere isyan konularını güçlü bir ironi, melankoli ve bilgelikle işlemiştir.
Şarap ve Sarhoşluk: Hayyam'ın en çok bilinen metaforlarından biridir. Sözü geçen yalnızca alkol değil; onun temsil ettiği özgürlük, haz, yaşamı iliklerine kadar hissetmek, ölüme karşı dimdik durmaktır. Hayyam'ın şiirleri ayyaş değildir, uyanmıştır.
Ben kendimden geçtikçe kendime gelirim;
Yücelere çıkar, alçalmayı bilirim.
Daha da garibi, varlığın şarabıyla
Ne kadar ayık da olsam, sarhoş gibiyim.
Ölüm ve Hiçlik: En güçlü motiflerden bir diğeri ölüm ve ona eşlik eden hiçliktir. Hayyam, cennet ve cehennem vaatlerine sırtını döner. Çünkü ona göre tek gerçek şimdiki bilinçten duyulan hazdır.
Şarap içip güzel sevmek mi daha iyi,
İki yüzlü softaları dinlemek mi?
Sarhoşla aşık cehenneme gidecekse,
Kimselerin göreceği yoktur cenneti.
Tanrı'ya ve Kadere Başkaldırı: Hayyam'ın belki de en cesur yönü Tanrı ile açık açık tartışmasıdır. Kimi kaynaklarda bazı satırlar: "Hayyam'ın Tanrı'yla Konuşmaları" tarzında betimlenir. Rubailerinde sorgulayıcı ve hesap soran bir tavır vardır. Kaderi kabullenmez, aksine onla bir savaşa girer ve açıklarını yüzüne vurur.
Nerdesin? Sana başkaldırmışım işte;
Karanlık içindeyim, ışığın nerde?
Cenneti ibadetle kazanacaksam
Senin ne cömertliğin kalır bu işte?
Hayyam bir yandan isyan ederken diğer yandan insan olmanın acizliğine ve faniliğine dair büyük bir kabulleniş taşır. Rubailerinde ince bir ironi vardır: Sanki her şeyin saçma olduğunu biliyordur ama yine de sorgulamaktan vazgeçmez. Hayyam'ın satırları günümüzde hala bizlerle çünkü o sınır tanımayan bir ruhtu. Onun sorguları; Dini dogmalara, sosyal baskılara ve ölüm korkusuna karşın insanın özüne, yani şu anı yaşama arzusuna yaslanır. Hala Hayyam'ın dörtlüklerinde kayboluyoruz, çünkü biz de hala: Ölüm nedir, Tanrı adil mi, Yaşamak bu kadar kısa ve belirsizse neden hala kendimizi kısıtlıyoruz? Sorularının cevabını bilmiyoruz ve çoğu zaman cevabını bilmekten korkuyoruz.
Hayyam; puslu zihnimizi, koşar adım sorulardan kaçışımızı hoşgörüp sıcak bir şarap uzatıyor ve şunları fısıldıyor;
"Yaşamak bir andır, kıymetini bil;
Ne geçmiş geri gelir ne gelecek belli.
Bugünü iç, bu geceyi hisset.
Zaman geçer, sen kalırsın bir deli."
Ben de bir yudum şarapla ve bir parça cesaretle ona selam veriyorum, selam olsun Hayyam, ruhun şad olsun!
Tarihin en cesur satırları, en bilgece isyanları bu aşmış insanın kaleminden dökülüyor. Kaybolacaksınız...
Umarım incelememi beğenirsiniz, faydalı olmaya çalıştım. Yorumlarınızı merak ediyorum, keyifli okumalar :)