“Bilmezdin. Mısralarımda dolaştığını. Yalnızlığın da ötesinde bir yerde olduğumu. Çaresizler mezarlığına, gömülü kelimelerimi Bakışlarına sürgün düşen hislerimi Yalancı kasımlarda,kendimden kaçtığımı Ama başaramadığımı... Bilemezdim seni unutamayacağımı, Gölge aradım, hasretinin yorgunuydum Güneş gücendi, batışı erkendi O akşam yüzünü aradım sonra Yıldızlar bir…devamı“Bilmezdin.
Mısralarımda dolaştığını.
Yalnızlığın da ötesinde bir yerde olduğumu.
Çaresizler mezarlığına, gömülü kelimelerimi
Bakışlarına sürgün düşen hislerimi
Yalancı kasımlarda,kendimden kaçtığımı Ama başaramadığımı...
Bilemezdim seni unutamayacağımı,
Gölge aradım, hasretinin yorgunuydum
Güneş gücendi, batışı erkendi
O akşam yüzünü aradım sonra
Yıldızlar bir bir küsüp söndü kızgınlıkla
Yalnızca, yorgunca, susup kalınca
Ellerin avucumdaydı.
Hayır hayır! Düşler oyun oynuyordu bana.”
Ama bunun üzerine düşünmemesi gerektiğini bile bile düşündü iyice. Süzdü kafasının içinden geçip gidenleri. Düşüncelerini. Doğruydu mutlu hissetmiyordu artık. Kapatıyordu şimdi tüm şarkıları bir daha söylememek şartıyla.
“Haykırmak istiyordu, daha fazla dayanamayacaktı. Sesini duyabilecek kimse yoktu orada; kimse duymak istemiyordu. Kendisi de korkuyordu sesinden, içinde boğuyordu sesini. Patlamak üzereydi susuşu. Birden, havaya uçtu gövdesinin parçaları. Özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları, hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti delikleri kapamak…devamı“Haykırmak istiyordu,
daha fazla dayanamayacaktı.
Sesini duyabilecek kimse yoktu orada;
kimse duymak istemiyordu.
Kendisi de korkuyordu sesinden,
içinde boğuyordu sesini.
Patlamak üzereydi susuşu.
Birden, havaya uçtu gövdesinin parçaları.
Özenle, sessizce toplayacaktı bu parçaları,
hepsini bir bir yerlerine yerleştirecekti
delikleri kapamak için.
Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi
gövdesine yapıştıracaktı.
Böyleydi, delik deşik.
Görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.”
“Ancak sert olarak tanımlayabileceğim gözlerini gördünüz. Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz, mesela... mesela sizinki gibi olmaz."
“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
“Sürekli mutluluk içindeki acısız hayat artık insan hayatı olmayacaktır. Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat kendini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önceden hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm…devamı“Sürekli mutluluk içindeki acısız hayat artık insan hayatı olmayacaktır. Olumsuzluğun peşine düşen ve onu dışarı atan hayat kendini geçersiz kılar. Ölüm ve acı birbirine aittir. Acıda ölüm önceden hissedilir. Acıyı yok etmek isteyen ölümü de ortadan kaldırmak zorundadır. Ama ölüm ve acısı olmayan hayat insani bir hayat değil ölmemişlik hayatıdır. İnsan hayatta kalmak uğruna kendini ortadan kaldırır. Muhtemelen ölümsüzlüğe de erişecektir ama hayatı pahasına.”
“Hayır, özgürlük değildi istediğim. Sadece bir çıkış yolu; sağdan, soldan, nereden olursa olsun; başka hiçbir talebim yoktu; çıkış yolu bir yanılgı da olsa olurdu; talep küçüktü, yanılgı büyük olamazdı. İlerlemeli, ilerlemeliydim. Kollar havada, bir sandığın duvarına sıkışıp kalmamalıydım.”