Bu kitabın yazarı Kral Abdullah, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne karşı başlatılan Arap İsyanı’nın lideri Mekke emiri Şerif Hüseyin’in oğludur. Üstelik Kral Abdullah Ürdün’ün ilk kralıdır. Şerif Hüseyin I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı başlattığı isyanda Mekke, Cidde, Yanbu ve Taif…devamıBu kitabın yazarı Kral Abdullah, I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne karşı başlatılan Arap İsyanı’nın lideri Mekke emiri Şerif Hüseyin’in oğludur. Üstelik Kral Abdullah Ürdün’ün ilk kralıdır.
Şerif Hüseyin I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya karşı başlattığı isyanda Mekke, Cidde, Yanbu ve Taif gibi şehirleri ele geçirmiştir. Şerif Hüseyin’in kuvvetlerinin sayısı 70 binden fazlaydı. Daha sonra ise Şerif Hüseyin’in isyancıları Ürdün ve Filistin’e ilerleyerek Maan, Amman ve Gazze’ye kadar ulaşıp özellikle Filistin ve Ürdün’deki Huveytat, Beni Sakr, Beni Halid ve Beni Tefilah gibi bedevi Arap aşiretleri Şerif Hüseyin’in isyanına katılmışlardır. Ancak ne var ki Şerif Hüseyin’in kuvvetleri sadece Çöl Kaplanı olarak anılan Ömer Fahreddin Paşa’nın müdafaa ettiği Medine’yi ele geçiremiyorlardı. Ömer Fahreddin Paşa Medine’yi tam 2 sene 7 ay boyunca Şerif Hüseyin’in isyancılarından korumuştur. Ömer Fahreddin Paşa Mondros Ateşkes Anlaşması imzalandıktan sonra teslim olmuştur. Şerif Hüseyin’in bedevi isyancıları Ömer Fahreddin Paşa’nın yiğitliğini tebrik edip onun elini sıkmışlardır. Ömer Fahreddin Paşa ve Türk askerleri Filistin Cephesi’nde Osmanlı’nın Yıldırım Orduları’nın İngilizler tarafından çökertilmesi sonucu artık destek geleceğine dair umudunu tamamen yitirerek tamamen Arap ve İngiliz kuşatması altında kalmıştı. Yıldırım Orduları’nın Filistin’de İngilizlerin hava saldırılarına maruz kalıp ağır zayiat vermesi sonucu 10 bin Türk askeri hayatını kaybetmiştir. Yıldırım Orduları’ndan 7. Ordu komutanı Mustafa Kemal Paşa Filistin Cephesi’nde direnirken 8. Ordu çökmüştür, 8. Ordu’nun başında Cevad Paşa vardı. 4 Ordu ise bu cephenin çökmesiyle birlikte ve Şerif Hüseyin’in isyancılarının Ürdün’e girmesi üzerine Ürdün’deki Maan şehrinden çekilmişlerdir. Yıldırım Orduları’nın Humus’ta tutunması da mümkün olmayınca Halep’e çekilmiştir ve Halep’te Türklerle Arap-İngiliz güçleri arasında şiddetli sokak çatışmaları olmuştur. Halep’te Şerif Hüseyin güçlerine katılan Suriyeli yerliler de olmuştu. Şerif Hüseyin ve İngilizler Toroslar’ı aşıp Anadolu’daki en başta Adana ve Mersin gibi şehirlere de gözünü dikip Anadolu’ya sızma faaliyetlerine girişmiştir. Fakat Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Katma Muharebesi’nde Şerif Hüseyin ve İngiliz güçlerini mağlup etmesi sonucu bu plan başarısız olmuştur. Şerif Hüseyin’in hayali Yemen’deki Aden’den Suriye’deki Halep’e kadar uzanan tek çatı altında Arap devleti kurmaktı. Ancak Şerif Hüseyin hüsrana uğramıştır, İngilizler Sykes-Picot Anlaşması’na göre Şerif Hüseyin’in ve İngilizler’in fethettiği Suriye’yi Fransızlar’a bırakmıştır ve Şerif Hüseyin oğlu Faysal’ın yönettiği Suriye Fransız mandasına teslim edilmiştir. Fransızlar Suriye’ye girince Şerif Hüseyin’in oğlu Kral Faysal’ın Savunma Bakanı olan Yusuf El-Azma Fransızlara karşı direniş gösterirken hayatını kaybetmiştir. Yusuf El-Azma ise bir Suriye Türkmeni’dir. Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal Suriye’yi terkettikten sonra Irak kralı olmuştur. Şerif Hüseyin’in emiri olduğu Mekke ve Hicaz bölgesini ise Necid bölgesinden gelen Vehhabiler ve İbn Suud’un İhvan hareketi ele geçirdi ve Şerif Hüseyin Mekke ve Hicaz’ı da kaybederek orayı terketmiştir. Daha sonra oğlu Abdullah’ın yanında Ürdün’de hayatını kaybetmiştir. Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ın yönettiği Irak’taki Haşimi rejiminin sonunu ise 1958’de Sovyet destekli subay Abdülkerim Kasım gerçekleştirdiği darbeyle getirmiştir. Yani Yemen’deki Aden’den Suriye’deki Halep’e kadar kendi ailesinin yönettiği tek bir Arap devleti hayali kuran Şerif Hüseyin soyunun yönetebildiği tek ülke olarak Ürdün kalmıştır. Ürdün ise Mısır’daki Cemal Abdülnâsır destekli Süleyman Nabulsi gibi Ürdünlü isimlerin ihtilal tehditleri karşısısında da zor tutunmuştur. Kitap boyunca Kral Abdullah Osmanlı’ya isyan başlatma nedenleri olarak Osmanlı valilerinin Hicaz’da hacıların mallarına zorla el koymalarını, Arapların özerkliklerini tanımamalarını ve İttihatçıların dayattığı teceddüt (yenilik) hareketini tanımak istememelerine bağlamaktadır. Kral Abdullah 1916’da başlattıkları Arap İsyanı’nda Kabe’nin yukarısındaki Ecyad Kalesi üzerinden Türk askerlerinin Kabe’ye top atışıyla saldırdıklarından, Kabe örtüsünün alev aldığından, Kabe revaklarının zarar gördüğünden ve Kabe’deki Hz. Osman yazısının da hasar gördüğünden bahsetmektedir. Türk askerlerinin Arap isyancıların üzerine top atışı yaptığı Ecyad Kalesi ise Suudi Arabistan yönetimi tarafından 2001 senesinde yıkılarak yerine otel yapılmıştır. Türkiye maalesef Suudi Arabistan’daki ecdat mirasına sahip çıkamamıştır. Şerif Hüseyin’in başlattığı Arap İsyanı’nda 15 bin ila 20 bin Türk askeri ölmüştür. Günümüzde Türkiye’deki siyasi otorite tarafından “Arap İhaneti yoktur! Hadi oradan!” denilerek adeta aklımızla alay edilmektedir. Elbette I. Dünya Savaşı’nda Kut’ul Ammare’de Irak’ta Türk yanlısı Araplar vardı, Arabistan’da da Vehhabilere karşı Hail merkezli Beni Reşid adlı Türk dostu bir aşiret de vardı fakat onlar Vehhabilere karşı verdikleri savaşı kaybetmiştir. Osmanlı-Türk yanlısı birtakım Arapların olması Türklere karşı büyük oranda bir Arap İhaneti’nin olmadığı anlamına gelmemektedir. Bu kitabı Osmanlı-Türk karşıtı bir Arap’ın gözünden okudum, birçok şey öğrendim. Bu kitabı okuyacak olan arkadaşlara şimdiden iyi okumalar dilerim.