Bu kitabın yazarı Karl Kautsky Karl Marx’ın proletarya diktatörlüğü sözünü Sovyet Rusya’daki Bolşevik iktidardan çok farklı bir şekilde yorumlamaktadır. Kautsky’ye göre proletarya diktatörlüğü tek partinin veya bir kişinin diktatörlüğü değil, aksine proletarya sınıfının çoklu katılımıyla oluşturduğu demokratik parlamenter bir siyasi…devamıBu kitabın yazarı Karl Kautsky Karl Marx’ın proletarya diktatörlüğü sözünü Sovyet Rusya’daki Bolşevik iktidardan çok farklı bir şekilde yorumlamaktadır. Kautsky’ye göre proletarya diktatörlüğü tek partinin veya bir kişinin diktatörlüğü değil, aksine proletarya sınıfının çoklu katılımıyla oluşturduğu demokratik parlamenter bir siyasi sistemin hakimiyetidir. Bu yüzden Bolşevik lider Vladimir İlyiç Lenin Karl Kautsky’i devrimi sulandırmakla ve döneklikle suçlamıştır. Bununla birlikte Karl Kautsky sosyalist bir iktidar devrimci şiddet ve terörle iktidara gelmemeli, böyle bir iktidar üzerine inşa edilen diktatörlükle kurulan sistem düşman kazanır ve ülke iç savaşa gebedir; bu sistem de aynı şekilde yıkılmaya matuftur. Ancak buna karşın Bolşevik Kızıl Ordu lideri Lev Troçki Kautsky’nin bu sözüne karşı “Sosyalizmde şiddet ve terörü inkâr etmek sosyalizmin mezarını kazımaktır.” demektedir. Karl Kautsky proleterya adına devrimci ve jakoben düşünce şeklindeki bir kadroyla yönetilen anti-demokratik bir yönetimi değil seçimle başa gelen bir proletarya sınıfının mücadelesini savunur. Aynı şekilde seçimle başa gelen sosyalist iktidar demokrasinin bir gereği olarak siyasetteki azınlık çevrelerin de varlığına saygı duyarak çoğulculuğun teminatını sağlamalı. Kautsky’ye göre proleterya sınıfının iyiliği için tek partili ve diğer siyasi kadroları dışlayan elit bir kadronun varlığı sosyalizme zarar vermektedir. Kautsky 1871’deki Paris Komünü bile çok çevreli bir sosyalist hareket olduğu için diğer sosyalist hareketleri dışlayan 1917 Bolşevik Devrimi’nden daha demokratik görmektedir. Kautsky bir sosyalist proleter hareketin demokrasi yoluyla bile burjuvazi tarafından ezilme ihtimaline karşın ise proleterya hareketinin daima kendini geliştiren bir hareket olması nedeniyle tekrar demokrasiyle devrim gerçekleştirebilecek bir güçte olacağını dile getirmektedir. Bu yüzden toplumda demokrasi bilinci olduğu müddetçe siyasetin burjuvazinin eline düşmeyeceğini dile getirmektedir. Kautsky bürokratikleşen bir sosyalist kadronun demokrasi yoksunluğu yaşaması durumunda ise üretici çevre ile yöneten bürokratik kadro arasında bir uyumsuzluk ve çatışma meydana getireceğini söylemektedir. Kautksy’nin bu tespiti elbette akla Stalin’in Sovyet Rusya’sını akıllara getirmektedir. Bu yüzden Karl Kautsky ihtilalci ve kadrocu tek partili diktatör yönetiminin zamanla proletarya sınıfından da uzaklaşıp kendi bürokratik oligarşik sistemini yaratacağını söylemektedir. Kautksy kitabın sonunda Sovyet Rusya’nın yıkılma ihtimali karşısında Rusya’nın geleceğinde diktatörlüğün değil demokrasinin olacağını belirtiyor ve Sovyetlerin kurulmasının ardından Sovyetlerde bürokratik bir Stalin Rusya’sının olmasını birçok siyaset bilimci Karl Kautsky’nin bir öngörüsü şeklinde yorumlamaktadır.