Güneş doğmasa bile Yağmuru yüklenip gelen bulutları selamlıyorum İçim gülümsüyor sonra birkaç damla göz yaşı Sonsuz bir huzurla dökülüyor menderesler çizerek Yorgun düşmüş yüreğimin sızlayan ıssızlığına doğru.
Bir yalnızlar şehrinde hüküm sürmekteyim Bu şehirde kimse kimseyi bilmez, duymaz, görmez Siperlerin ardından ilerlerler yalnızlığın kuyularına Sessizce ölür ve sessizce gömülürler Göz yaşı nedir bilmez, sevmeyi de günah sayarlar Çocuklar hiç çocuk olamaz Bir anda düşerler hayatın acımasız kollarına…devamıBir yalnızlar şehrinde hüküm sürmekteyim
Bu şehirde kimse kimseyi bilmez, duymaz, görmez
Siperlerin ardından ilerlerler yalnızlığın kuyularına
Sessizce ölür ve sessizce gömülürler
Göz yaşı nedir bilmez, sevmeyi de günah sayarlar
Çocuklar hiç çocuk olamaz
Bir anda düşerler hayatın acımasız kollarına
Bu yüzden herkes asık suratlıdır
Herkes içlerinde toplu mezarlarla gezer
Her adımlarında huzursuzluk saçarlar göğe
Kara bulutlar şehrin aydınlanmasına izin vermez
Kimse ne güneşi ne ayı ne de yıldızları bilir
Karanlığa açtıkları gözlerini aynı karanlığa kapatırlar.
Yüklerin katlandığı bir akşam Zihnim yine kaybettiklerimle dolu Hangi tarafa dönsem aynı boşluk Un ufak edilmelik bir yaşamla sınanıyorum Sil baştan nasıl yazılır bir hikaye Onu da bilmiyorum Bir sona bağlıyorum tüm düşmelerimi Kendimi yeniden kalkmalara zincirliyorum Bitti diyecek kadar…devamıYüklerin katlandığı bir akşam
Zihnim yine kaybettiklerimle dolu
Hangi tarafa dönsem aynı boşluk
Un ufak edilmelik bir yaşamla sınanıyorum
Sil baştan nasıl yazılır bir hikaye
Onu da bilmiyorum
Bir sona bağlıyorum tüm düşmelerimi
Kendimi yeniden kalkmalara zincirliyorum
Bitti diyecek kadar gücüm yok
Yeniden başlamalara kaçıyorum
Vazgeçmek ağır geliyor
Şüpheli yarınlara saklıyorum
Tüm iyi zamanlarımı.
Beklemek Ne bitmez bir ölüm Daha kaç kez güneş doğmalı Kaç mevsime gömmeli umutları Kaç soğuk selama kurban etmeli Yorgun gülümsemeleri Susmak olmuyor artık Dönüp durduğum yer Huzurun tükendiği Uzaklığın ölçülemdiği Dipsiz ve nefessiz bir kuyu.
Bir defa da olsa Uçurumun kenarına geldim Kalbimin varlığını hissettim Hiç bu kadar hissettirmemişti kendini Hiç bu kadar gözümü korkutmamıştı Sonsuzluk denen muamma Ve hiç bu kadar aciz hissetmemiştim Ve daha önce hiç bu kadar yaşıyor olmanın Muhteşemliğini hissedememiştim.
Ay ile dolduruyorum odamı Yine de yetmiyor içimin karanlıklarına Artık güneşten önce uyanıyorum Bulamadım henüz ne aradığımı Gece ayrı gündüz ayrı bir ben Bir de yetişememenin yorgunluğu var Kaldıramıyorum üzerimdeki yılgınlığı Sonu gelmiyor kurduğum düşlerin Kabul edemiyorum bir türlü Nasıl…devamıAy ile dolduruyorum odamı
Yine de yetmiyor içimin karanlıklarına
Artık güneşten önce uyanıyorum
Bulamadım henüz ne aradığımı
Gece ayrı gündüz ayrı bir ben
Bir de yetişememenin yorgunluğu var
Kaldıramıyorum üzerimdeki yılgınlığı
Sonu gelmiyor kurduğum düşlerin
Kabul edemiyorum bir türlü
Nasıl tükenirim böyle habersiz.
Yaralandıkça Kalbimi daha çok dinlemem gerektiğini anlıyorum Artık kulaklarım sağır, gözlerim kör Teslim oluyorum teslim olunması gerekene Ötesiz yollara başka nasıl çıkılır bilmiyorum.
Yorgunum Yeni teselliler arıyorum Uzun yollar kuruyorum hülyalarımda Son olacak dediğim ne varsa pişmanlığım oluyor Kendime inandırdığım yalanlar tutuyor beni ayakta Hala hayata gülümsüyor olabilmenin getirdiği umut ile Dalıyorum uykulara.
Nizami yalnızlıklar edindim Olduğum her yerde aynı kuyuya düştüm Bedenim bu şekilde yavaş yavaş çürümeye başladı Unuttum çoğu yerde neyi nasıl söyleyeceğimi Yavaş yavaş gördüm sesimi kimseye duyuramadığımı Sonra kendimle uzun sohbetlere daldım Delirmek tatlı geldi bir an Onu da…devamıNizami yalnızlıklar edindim
Olduğum her yerde aynı kuyuya düştüm
Bedenim bu şekilde yavaş yavaş çürümeye başladı
Unuttum çoğu yerde neyi nasıl söyleyeceğimi
Yavaş yavaş gördüm sesimi kimseye duyuramadığımı
Sonra kendimle uzun sohbetlere daldım
Delirmek tatlı geldi bir an
Onu da beceremedim.