– 𝘞𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶 ? – 𝘐'𝘮 𝘢 𝘴𝘱𝘢𝘳𝘳𝘰𝘸, 𝘴𝘩𝘦'𝘴 𝘢 𝘥𝘰𝘷𝘦- – 𝘕𝘰, 𝘐 𝘴𝘢𝘪𝘥 𝘸𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶? – 𝘐'𝘮 𝘢 𝘳𝘢𝘷𝘦𝘯.. Wes Anderson'ın daha önce iki filmini izledim. İkiside en popüler, en…devamı– 𝘞𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶 ?
– 𝘐'𝘮 𝘢 𝘴𝘱𝘢𝘳𝘳𝘰𝘸, 𝘴𝘩𝘦'𝘴 𝘢 𝘥𝘰𝘷𝘦-
– 𝘕𝘰, 𝘐 𝘴𝘢𝘪𝘥 𝘸𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶?
– 𝘐'𝘮 𝘢 𝘳𝘢𝘷𝘦𝘯..
Wes Anderson'ın daha önce iki filmini izledim. İkiside en popüler, en yüksek puanlı filmleriydi. İkisini de çok sevip favorilerim arasına almama rağmen, geri kalan filmlere karşı bir önyargım var; niyeyse beğenmeyeceğimi düşünüyorum. Bunu da ortalama buldum; beğendiğim sahneler vardı ama biraz ilerlemeye başlasa hemen tıkanıyordu, akıcı değildi. İyi ki yönetmenin kendine has bir tarzı varda renkler, göz doyuran sahneler ve perspektif derken bir şekilde izlettiriyor. Yoksa yok.
Bu şovu izlemek bana sadece Elizabet, Jane ya da Mary olmadığımı fark ettirdi (Lydia olmadığımın zaten farkındaydım). Ben aslında hepsiyim. Diziyi izlerken Mary ile birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim ama aynı zamanda Jane'in karakteri ile benim yengeç burcu kişiliğim…devamıBu şovu izlemek bana sadece Elizabet, Jane ya da Mary olmadığımı fark ettirdi (Lydia olmadığımın zaten farkındaydım). Ben aslında hepsiyim. Diziyi izlerken Mary ile birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim ama aynı zamanda Jane'in karakteri ile benim yengeç burcu kişiliğim de örtüşüyor; fakat kendimi tamamıyla onun yerine de koyamam. Elizabeth ile olan benzerliklerim de yabana atılamaz ama onun kadar dışa dönük ve özgüvenli olamam. Hepsinden bşr tutam serpersek ben ortaya çıkıyorum.
Gurur ve Önyargı'yı çok seviyorum ve hikâyeye hangi taraftan bakacak olsak benim için daha da derinleşiyor. Odağım şimdi de yeni çıkacak olan uyarlamasında.
Miras oğullara kalır, kanser ize kızlara... Bitmesine yirmi dakika kala öyle bir ağlamaya başladım ki son dakikakar bulanıktı hiçbir şeyi göremedim. Bazı anları geri sarıp baştan izledim. En son Babam ve Oğlum'da bu kadar ağlamıştım. Tayland ile bu kadar ortak…devamıMiras oğullara kalır, kanser ize kızlara...
Bitmesine yirmi dakika kala öyle bir ağlamaya başladım ki son dakikakar bulanıktı hiçbir şeyi göremedim. Bazı anları geri sarıp baştan izledim. En son Babam ve Oğlum'da bu kadar ağlamıştım. Tayland ile bu kadar ortak kültüre sahip olduğumuzu da bilmiyordum, aile dinamikleri bize benziyor. Borç içinde yüzen hayırsız ama kardeşlerinden daha çok sevilen dayıyı bile eksik etmemişler. Arada böyle beni yerden yere vuracağını emin olduğum bir film açıyorum, iki ay falan dramdan uzak duruyorum. Şimdi bunu atlatabilmek için en az beş romcom izlemem gerekiyor.
For F. There is a pleasure in the pathless woods... There is a rapture on the lonely shore... There is society, where none intrudes... By the deep sea, and music in its roar... I love not man the less, but…devamıFor F.
There is a pleasure in the pathless woods...
There is a rapture on the lonely shore...
There is society, where none intrudes...
By the deep sea, and music in its roar...
I love not man the less, but nature more...
From these our interviews, in which I steal...
From all I may be, or have been before.
To mingle with the universe, and feel...
What I can ne'er express, yet cannot all conceal.
–Byron
O kırmızı ışıkta ki yağmurlu sahne... Hiç unutmayacağım sahnelerden biri oldu; kapı kolunu tuttuğu o bir kaç saniyede boğazım düğümlendi. Birkaç dakika içinde alınan kararlar, ihtimaller ve keşkeler... Francesca gitseydi nasıl olurdu diye düşünmemek elde değil. Kalmasını anlamak da hiç zor değil. Zaman içinde sıradanlaşabilecek bir aşkın peşinden gitmek mi, yoksa dört günün hatırasını sonsuza dek kalbinde taşımak mı? Beni en çok etkileyen şeylerden biri de çocuklarının, annelerine sadece bir ebeveyn değil bir zamanlar hayalleri, tutkuları olan bir birey gözüyle bakmaya başlamaları oldu.
"I gave my life to my family, I wish to give Robert what is left of me."
"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir." Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla…devamı"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir."
Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla eklentiler vardı. Filmde daha gerçekçi bir macera içindeyiz; karakterler daha derin, olay örgüsü de daha zengin ama kitabın o masalsı havası da kaybolmamış. Eski dostları da görmüş olduk: Galadriel, Elrond, Frodo, Gandalf ve lanet Saruman. Legolas şu an yok ama ileriki filmlerde karşımıza çıkacağını biliyorum. Kitapta olmayan yeni karakterler de eklenmiş; Tauriel ve Hobbit kitabında doğrudan yer almayan Boz Büyücü Radagast gibi. Açıkçası hoşuma gitti, hatta "keşke radagast kitapta da olsaydı," dedim. Kitabın masalsı havasına yakışır bir karaktermiş. Bu da Peter Jackson'ın başarısı kitabı olması gerektiği gibi genişletmiş. Yine de bir LOTR değil elbette. Cüceler de bir yere kadar; kitapları okurken tamam da filmde on üç cüce artı buçukluk hobbit biraz zorluyor ve CGI kullanımının fazlalığı bazı yerlerde animasyon izliyormuş gibi hissettirdi.
"Sam: Fact is, Frodo Baggins coluldn't have done it without me." Bu review, Samwise Gamgee -my dear sam- için saygı duruşudur. Kendisi en sevdiğim LOTR karakteri. "Yüzüğü sizin için taşıyamam ama sizi taşıyabilirim" dedikten sonra Frodo'yu Seyit Onbaşı gibi taşıdığı…devamı"Sam: Fact is, Frodo Baggins coluldn't have done it without me."
Bu review, Samwise Gamgee -my dear sam- için saygı duruşudur. Kendisi en sevdiğim LOTR karakteri. "Yüzüğü sizin için taşıyamam ama sizi taşıyabilirim" dedikten sonra Frodo'yu Seyit Onbaşı gibi taşıdığı sahnede hönküre hönküre ağladım. Değeri bilinmedi; anca "for frodo, for frodo" biride çıkıp birde bizim bahçıvan sam vardı demiyor yazıklar olsun.
Seride de favorim net bu film oldu yada ben her şeyin bitişiyle fazla duygulandım. Yüzük Kardeşliği ve İki Kule filminde sahnelerin çoğunu izlerken ben bu filmi daha önce izledim hissine kapılmıştım bu filmde bunu hiç yaşamadım. İlk defa izlemenin tadı da bir başka oluyor. Ortamda Yüzüklerin Efendisi konusu açılınca artık gariban bir şekilde boynumuz bükülmeyecek😞 Bir de Star Wars serisini halledebilirsek gönül rahatlığıyla başım dik yürüyebileceğim.
O kadar değinmek istediğim konu vardı ki nereden başlayıp ne anlatsam bilemedim sanırım kendimi ifade edemiyeceğim. Filmi de izleyeli bir hafta oldu, sıcağı sıcağına yorum atmayınca her şeyi unutmuşum gibi hissediyorum. En çok aklımda Éowyn ve Faramir'in sahnelerinin azlığı kalmış. Kestiniz mi ne yaptınız bilmiyorum geri ekleyin seride daha iyi bir çift yok Aragorn ile Arwen'i bile sollarlar çok yakışıyorlardı sahnelerinin azlığı beni üzdü. Legolas'ın filin üzerinde yaptığı şovu da başkası yapsa zorlama gelirdi ama legolasım yapabilir, bir sorun görmüyorum. Sıra Hobbit üçlemesini izlemede Legolas orda da olacağı için mutluyum henüz vedalaşmak için hazır değildim. CGI Legolası gördükten sonra keşke vedalaşsaydık demem umarım😐