Benim bu memleketten otuz yıllık uyku alacağım var doktor. Bak dinle! Yaşadığım apartmandaki herkese kılım ben doktor. İnsan sevmediğimden değil bu. Normal saatler içinde uykumu da almışsam severim aslında insanı. N’olcak? Eninde sonunda insanım ben de. Ama doktor, bizim apartmandaki…devamıBenim bu memleketten otuz yıllık uyku alacağım var doktor.
Bak dinle!
Yaşadığım apartmandaki herkese kılım ben doktor.
İnsan sevmediğimden değil bu.
Normal saatler içinde uykumu da almışsam severim aslında insanı.
N’olcak? Eninde sonunda insanım ben de.
Ama doktor, bizim apartmandaki hidrofor var ya, tam benim yattığım odanın altına denk geliyor. Ve ben bu hidrofor yüzünden yıllardır uykusuzum.
Yoksa ben deli miyim de size böyle bir şikâyetle geleyim?
Öbürleri nasıl mı uyuyor?
Ah doktor, ben ne bileyim!
Sırtımdaki fibrozitler,
boynumdaki tutulmalar,
hiç geçmiyor.
Bakın, burası benim odam.
Kolon, kiriş, kolon.
Burası da bizim salon.
Hangisinde uyusam fark etmiyor.
Ah be doktor!
Bir de doktor, biraz deli biraz bıçkındım zaten.
Bu huyum da doğuştan.
Hani şu geçen gün soğukta camıma konan kuşlar var ya…
Kamburi kuşlar hani…
Soğukta…
Dün iki oldular camda.
Baktım, bir tek onlara bakarken içim böyle biraz huzuru bulur gibi oldu doktor.
Söylediklerim çok mu fazla “gerçek” doktor?
Bu yüzden mi?
Bu yüzden mi bu şiirde yüzüme tuhaf tuhaf bakıyorsunuz?
Kışları dünyada olduğumu daha iyi anlıyorum ben demiştim size daha önce bir seansta.
Gökyüzü bile insani bir hizaya inmeye çalışıyor ya…
İşte bunu seviyorum dünyada demiştim.
Böyle şeyler yazınca doktor, bu şiir oluyor da niye benim yanan gözkapaklarım, uykusuzluktan, şiir olmuyor?
Şiir dedim de aklıma geldi.
Yeri değilse bile söyleyeyim.
Bu bizim millet şiirden bi bok anlamıyor doktor!
Avni abi misal.
Ben onun dükkâna girsem, “Abi sen şiir okur musun?” diye fısıldasam, beni direkt, olmadı iki dakikaya kapının önüne koyar.
Neyse Avni abiyi koy bir kenara.
Gülümseyelim.
Salla gitsin.
Konumuza dönelim doktor.
Benim en büyük gerçeğim uykusuzluğum doktor.
Düşünsenize.
Her sabahın köründe başlayan bir hidrofor.
Ne olduysa bana bu uykusuzluktan oldu zannımca.
Üstelik münavebeli çalışıyor.
Müdürüm…
Müdürüm mü dedim?
Pardon doktor!
Foom….mhhg Tag
Fooommmmmhhg Tag.
Hoyrat, küstah ve acımasız.
Hoyrat, küstah ve acımasız.
Tekrarları seven şairler için belki de bulunmaz nimettir ama beni delirtiyor doktor!
Üstelik apartmanda tekrar eden tek şey hidroforun sesi de değil.
Her gün her şey tekrar ediyor.
Ama hidrofor…
Ama hidrofor doktor…
Onunla kimse başa çıkamıyor.
Kaç kere söyledim toplantıda.
El ele verelim, bir çare bulalım dedim apartmandakilere.
Dedim de doktor…
Bizim millet şiiri sevmediği gibi el ele tutuşmayı da sevmiyor.
~ Birhan Keskin
Ve çatal yürek, barışa, bayrama hasret, uykulara, derin, kaygısız, rahat. ~ Ahmed Arif Bir gün oturup çay içelim seninle. Çaylar benden olsun manzara senden. ~ Orhan Kemal Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine. ~…devamıVe çatal yürek, barışa, bayrama hasret, uykulara, derin, kaygısız, rahat.
~ Ahmed Arif
Bir gün oturup çay içelim seninle.
Çaylar benden olsun manzara senden.
~ Orhan Kemal
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine.
~ Nâzım Hikmet
Şimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır. Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de; ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları, anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları, ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve…devamıŞimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır.
Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de;
ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları,
anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları,
ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve yemeyi sevenleri
—arada bir ateş gibi yakıp geçmeden tarihin kundurası—
mevsim sonu ucuz satışları, indirimli fiyatları ve hiç düşlemeden
bir incir ağacının bütün bir yaz süren denizli rüyasını,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Dördüncü boyuta göre bile
vakit dardır.
Denizlere en tutkun adamın bile çok zaman uykusu vardır.
Bir çırpıntı gibi gelip gider düşlerinin kumlarda yattığı
o adsız şehir, halkının boylu boyunca kumlarda yattığı;
başkalarının o uğultulu şehre biraz kuzeyden baktığı,
ne kadar suya girseler ıslanmayan
çımacıları, dalyan toplayanları, vapur yürütenleri,
suya bakıp rüzgâr söyleyenleri, yağmuru yanılmadan bilenleri,
yağmura şemsiyesiz çıkanları,
bakkal çıraklarını, meyhane komilerini, deniz adamlarını,
izinli yürüyüşleri, sağlıksız grevleri ve aynen lokavtları,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Vakit dardır.
Her şeyin acısı birden gelişir ve hız verir kanına:
çiçeğin susuzluktan kuruması, kedinin açlığı ve eylül ortası;
bir yanlışlık, bir kırgınlık, bir izin akşamının ilk karası;
sıkılgan ölümün kuluçkadaki kuşunun çatlamayan ilk yumurtası…
İşte akreple yelkovanın, örümcekle sineğin saat on ikideki arası;
ancak coşkunluğa vakit dardır.
Ey onun adsız bir ot olarak yüzyıllardır sürgün veren sabrı,
durumunun dağlara bir akşam olarak vuran gölgesi;
ey usta berberlerin bileyli usturası, lağımcılar kazması;
ey bileycilerin en hüzünlüsü, kıvılcımlar ustası;
ey en tıraşlı mücellit kalfası…
Bir fakülte rozetinde gülümseyen kırmızı, uslu kırmızı;
gülüşünüz bir mağaranın karanlık tarihini aşıyor artık.
Bir şehrin güneyi ve batısı vardır.
Vakit dardır.
Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi:
sonunda umutlanmak, başında gül bahçesi.
Bir bayrama su veriyor bir gümüş çeşme;
çünkü dünyada artık
vakit dardır.
~ Turgut Uyar
Ama gene de, Gene de güzel günler geçirebilirim; Geçirebilirim bu mavilikte, suda yüzen karpuz kabuğundan farksız, ağacın gökyüzüne vuran aksinden, her sabah erikleri saran buğudan, buğudan, sisten, ışıktan, korkudan... Ne kağıt yeter ne kalem, mesut sanmam için kendimi. Bunların hepsi...…devamıAma gene de,
Gene de güzel günler geçirebilirim;
Geçirebilirim bu mavilikte,
suda yüzen karpuz kabuğundan farksız,
ağacın gökyüzüne vuran aksinden,
her sabah erikleri saran buğudan,
buğudan, sisten, ışıktan, korkudan...
Ne kağıt yeter ne kalem,
mesut sanmam için kendimi.
Bunların hepsi... hepsi fasafiso.
Ne takayım, ne tekneyim.
Öyle bir yerde olmalıyım ki,
Ne karpuz kabuğu gibi,
Ne ışık, ne sis, ne buğu gibi...
İnsan gibi.
~ Orhan Veli
Beşinci ayın yedinci günü Haldun Taner tarih oldu. Yok artık... Aşkolsun Mayıs seksen altı! Cami'nin kitabı da elimde kaldı. Haldun Taner ölmez, olan bize oldu. Başım sıkışırsa Haldun Hoca'ya danışırım. Rahatlığı son buldu. ~ Ferhan Şensoy
Uzun zamandır yarım bıraktığım Ezel dizisine yeniden başladım. Başka bir dizi hakkında yorum yaparken, Ezel hakkındaki düşüncelerimi de zaten anlamış olursunuz. Sanırım bu konudaki fikrimi dile getirmezsem içimde kalacaktı. Bir insan; Ezel gibi bir başyapıtın ardından, saçma sapan racon kesen,…devamıUzun zamandır yarım bıraktığım Ezel dizisine yeniden başladım. Başka bir dizi hakkında yorum yaparken, Ezel hakkındaki düşüncelerimi de zaten anlamış olursunuz. Sanırım bu konudaki fikrimi dile getirmezsem içimde kalacaktı. Bir insan; Ezel gibi bir başyapıtın ardından, saçma sapan racon kesen, sürekli vuran kıran, kendini James Bond gibi yerlere atıp da bir türlü o havayı tutturamayan 'Abi' dizisine nasıl dahil olur ve böyle bir senaryoyu kabul eder, anlam veremiyorum. Bu konuda para için bile olsa Kenan İmirzalıoğlu'nu anlamamaya devam edeceğim.
Şimdi kılıksızım. Fakat borçlarımı ödedikten sonra İhtimal bir kat da yeni esvabım olacak ve ihtimal sen. Yine beni sevmeyeceksin. Bununla beraber, pazar akşamları sizin mahalleden geçerken süslenmiş olarak, zannediyor musun ki ben de sana şimdiki kadar kıymet vereceğim? ~ Orhan…devamıŞimdi kılıksızım.
Fakat borçlarımı ödedikten sonra İhtimal bir kat da yeni esvabım olacak ve ihtimal sen.
Yine beni sevmeyeceksin.
Bununla beraber, pazar akşamları sizin mahalleden geçerken süslenmiş olarak,
zannediyor musun ki ben de sana şimdiki kadar kıymet vereceğim?
~ Orhan Veli Kanık
Uzun zamandır burada olmamakla birlikte hayatın sahte telaşı içindeydim. Haberini geç öğrenmiş olsam da, aldığım haberle buraya gelmem o telaşın ne kadar boş olduğunu anlamamı sağladı. Hayat gerçekten o kadar kısa ki, birbirimizi anlamaya bile fırsat vermeyecek kadar kısa. Haberini…devamıUzun zamandır burada olmamakla birlikte hayatın sahte telaşı içindeydim. Haberini geç öğrenmiş olsam da, aldığım haberle buraya gelmem o telaşın ne kadar boş olduğunu anlamamı sağladı. Hayat gerçekten o kadar kısa ki, birbirimizi anlamaya bile fırsat vermeyecek kadar kısa.
Haberini aldıktan sonra bu şoku atlatmak ve buradan bir arkadaşımızın ayrıldığını bilmek gerçekten zor oldu. Yalan olmasın, İbrakadabra ile pek sık muhabbetimiz yoktu; sadece birbirimizin hesaplarını takip ediyorduk. Ama şunu gördüm ki, o güzel kalbiyle buradan ayrıldı demeyeceğim, çünkü o hep bizimle.
Bu telaşın içine düştüğümüz dünyaya veda ederek bizlere bunu da öğretmiş oldu. Mekânın cennet olsun dostum, toprak seni incitmesin.🌼🙏🕊️