Şimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır. Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de; ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları, anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları, ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve…devamıŞimdi burda kar yağıyorsa, her yerde yağıyordur ve vakit dardır.
Su geçirmez çizmeleri de vardır, aman vermez yıldırım çekenleri de;
ve polisleri, polisten kaçanları ve düzgün cümle yapanları,
anayasaya giriş, felsefeye başlangıç ve statik okuyanları,
ağaç okşayanları, ekmek dilimlemeyi ve yemeyi sevenleri
—arada bir ateş gibi yakıp geçmeden tarihin kundurası—
mevsim sonu ucuz satışları, indirimli fiyatları ve hiç düşlemeden
bir incir ağacının bütün bir yaz süren denizli rüyasını,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Dördüncü boyuta göre bile
vakit dardır.
Denizlere en tutkun adamın bile çok zaman uykusu vardır.
Bir çırpıntı gibi gelip gider düşlerinin kumlarda yattığı
o adsız şehir, halkının boylu boyunca kumlarda yattığı;
başkalarının o uğultulu şehre biraz kuzeyden baktığı,
ne kadar suya girseler ıslanmayan
çımacıları, dalyan toplayanları, vapur yürütenleri,
suya bakıp rüzgâr söyleyenleri, yağmuru yanılmadan bilenleri,
yağmura şemsiyesiz çıkanları,
bakkal çıraklarını, meyhane komilerini, deniz adamlarını,
izinli yürüyüşleri, sağlıksız grevleri ve aynen lokavtları,
doğduğu yerin yitik anısını bulduğunu sanarak
sevenler vardır.
Vakit dardır.
Her şeyin acısı birden gelişir ve hız verir kanına:
çiçeğin susuzluktan kuruması, kedinin açlığı ve eylül ortası;
bir yanlışlık, bir kırgınlık, bir izin akşamının ilk karası;
sıkılgan ölümün kuluçkadaki kuşunun çatlamayan ilk yumurtası…
İşte akreple yelkovanın, örümcekle sineğin saat on ikideki arası;
ancak coşkunluğa vakit dardır.
Ey onun adsız bir ot olarak yüzyıllardır sürgün veren sabrı,
durumunun dağlara bir akşam olarak vuran gölgesi;
ey usta berberlerin bileyli usturası, lağımcılar kazması;
ey bileycilerin en hüzünlüsü, kıvılcımlar ustası;
ey en tıraşlı mücellit kalfası…
Bir fakülte rozetinde gülümseyen kırmızı, uslu kırmızı;
gülüşünüz bir mağaranın karanlık tarihini aşıyor artık.
Bir şehrin güneyi ve batısı vardır.
Vakit dardır.
Bizim tasalarımızın eskidir tarihçesi:
sonunda umutlanmak, başında gül bahçesi.
Bir bayrama su veriyor bir gümüş çeşme;
çünkü dünyada artık
vakit dardır.
~ Turgut Uyar