asla üzerini örtemediğim, içimi hep burkan o mesleğe; • Yalnızca televizyon ışığının aydınlattığı odada gördüğüm haberden iki büklüm hale gelmiştim, hüngür hüngür ağlayarak karar vermiştim bu mesleği yapmak istediğime. Asker olmayı istemiştim..Haberde gördüğüm şehitler vesilesiyle yüreğime tamda o an bir…devamıasla üzerini örtemediğim, içimi hep burkan o mesleğe;
•
Yalnızca televizyon ışığının aydınlattığı odada gördüğüm haberden iki büklüm hale gelmiştim, hüngür hüngür ağlayarak karar vermiştim bu mesleği yapmak istediğime. Asker olmayı istemiştim..Haberde gördüğüm şehitler vesilesiyle yüreğime tamda o an bir ateş düşmüştü ve ben ciddi anlamda hayatın ilk kez bu kadar farkında olmuştum..Söndürmeye insanın utanacağı bu acı, beni büyütmekle kalmamıştı beni ben yapmıştı. O gece gözü yaşlı annelerin, eşlerin kardeşlerin, onların yüreğini yüreğimde hissetmiştim. Ben bu mesleği mutlulukla değil acıyla benimsemiştim.
Hani derler ya ateş düştüğü yeri yakar diye, ne kadar da acımasız bir cümle. Birilerinin senin için akıttığı kanı, verdiği canı varken o nasıl senden olmazdı ki? Acı çekmek değil de sürdürmek için gerçekten aynı kandan mı olmak gerekiyordu? Bu cümle büyüdükçe ağırlık yapmıştı bana. Çünkü söylediğim bu acı üç beş günlük değil, ömürlüktü. Oysaki şimdilerde her şehit haberi düştüğünde alışmaya yüz tutar olmuş olsakta. Ne kadar da kahredici.
Belki o an yaşım küçüktü ama hayalim, vicdanım, hırsım benden de büyüktü. Tüm benliğimi kaplayan beni, bizi biz yapan bu devlete yaraşır bir şekilde o şanlı üniformayı taşımayı hep çok istedim. Artık öyle bir hâl olmuştu ki adımı bile bilmeyenler ne olmak istediğimi biliyor olmuştu..Ama unuttuğum bir gerçek vardı. Kul plan yapar kader gülermiş gerçekten. O silleyi, yıllar sonra bu mesleğe atacağım ilk adımda yemiştim. Evet, bırakın bu yolda deneyip hakkımla elenmeyi denemeye bile bir şansım olmamıştı. Kabul edemeyecekleri bir sağlık sorunum olduğunu öğrendim tamda o dönemde. Sormadığım, konuşmadığım görmediğim yönelge kalmadı o zamanlar..Gerçekten giremez miydim bu okula? Tek cevap: Okula girmeye engeldir.
En çokta buna üzülüyorum, deneyemedim bile. Ortada hiç böyle bir şey yokken sınava gireceğim dönem çıktı ortaya. Nasip işte. Üzülmek, kırılmak veya kızgınlık..bilmiyorum bunlar hislerimi ifade edebilecek kelimeler değil..Yolda yürürken, çevirmelerde, hayallerimde karşılaştığımda ise kırık bir tebessümle bakıyorum askerlere, polislere..Velhasılkelam şimdi fiilen ne asker olabildim ne de polis..Fakat gönlüme giydirecek bir üniforma şart değil, bunu biliyorum ve ona göre yaşamaya çalışıyorum.
Tıpkı Atsız'ın dediği gibi: "Askerlik rütbe ve elbise değil ruhtur..." ben de bu ruhu daima koruyacağım.
Göğsünde vurup parçalanan kalbi, nihayet Bir saçları kan, gözleri keskin dişi çeldi. Artık bitecek ruhunu sarsan bu şeamet. Zira saçı kan sevgilinin ismi eceldi.