Bugün sizlere Türkiye Cumhuriyet'i tarihinin en ünlü dolandırıcısının hikâyesini anlatacağım. Evet, hepinizin aklına o isim geldi, ama ondan bahsedip tehlikeli sularda yüzmeyeceğim. Bugünkü hikâyemizin konuğu; Osman Ziya Sülün. Nam-ı değer Sülün Osman. Osman Ziya, 1923 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Kısa…devamıBugün sizlere Türkiye Cumhuriyet'i tarihinin en ünlü dolandırıcısının hikâyesini anlatacağım. Evet, hepinizin aklına o isim geldi, ama ondan bahsedip tehlikeli sularda yüzmeyeceğim. Bugünkü hikâyemizin konuğu; Osman Ziya Sülün. Nam-ı değer Sülün Osman.
Osman Ziya, 1923 yılında İstanbul'da dünyaya gelmiştir. Kısa bir eğitim hayatından sonra okumanın kendisine göre olmadığını farkedip okulu bırakmıştır. Zira onun aklı okumaya değil, türlü şeytanlıklara çalışmaktadır.
Sülün Osman, ilk büyük vurgununu 1948 yılında oturduğu evin sahibini tokatlayarak yapar. Fakat bu vurgun Sülün Osman'ın şimdi okuyacağınız dolandırma yöntemleri arasında devede kulak bile değildir.
Sülün Osman, gözünü İstanbul'un önemli mimarilerine diker. Galata Köprüsü'nü, Kız Kulesi'ni, Galata Kulesi'ni, vapur ve travmay hatlarını birçok kişiye defalarca kez satar ya da kiralar. Dolandırmak için seçtiği adamlar genelde İstanbul'a "Seni yeneceğim İstanbul." diye Anadolu'nın köyünden kalkıp gelmiş garip guraba takımıdır.
Hatta bunlarla da yetinmez Sülün Osman. Galatadaki saat kulesinin önünde bekler, onun adamı olan birkaç kişi saatlerini ayarlıyor gibi yapıp Sülün Osman'a para verirler. Durumu merak edenler gelip burada ne yaptığını sorarlar. Sülün Osman'da bu saatin kendisine ait olduğunu, gelen kişilerden de saat ayarlama hizmet bedeli aldığını söyler. Bunu gören uyanık avanaklar da sudan ucuz diye düşündükleri ücretlere saat kulesini Sülün Osman'dan satın alırlar. Sülün Osman'ın bu yöntemle Galatadaki saat kulesini sattığı kişilerin sayısı belli değildir.
Bunlar da yetmez Sülün Osman'a. Taksim meydanına bir halı atar ve halıya basanlardan para almaya başlar. Ayrıca köprünün başında durup giren çıkanlardan köprü kirası da almayı unutmaz.
Gün gelir, yine Galata Köprüsü'nü satmaya çalışırken tesadüfen farkedilip yakalanır. Dolandırıcılık suçlamasıyla hakim karşısına çıkar. Hakim neden yaptığını sorar. Suçunu reddetmek Sülün Osman. Hakime şöyle cevap verir: "Kusura bakmayın hâkim bey. Memlekette Galata Kulesi'ni satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu köprüyü daha çok satarım."
Sülün Osman hapse atılır. İşin ironik yanı da hayatını dolandırıcılıkla idame ettirmiş bir adamın hapishanedeyken "Alın teri ile yaşamak" konulu bir konferans vermiş olmasıdır.