Bugün Tolstoy babanın doğum günü imiş. Kendi doğum günü zerre umrunda olmayan biri olarak iyi ki doğdun Tolstoy baba. Hacı Murat gibi, Savaş ve Barış gibi muazzam eserler yazan, beni tarihî romana alıştıran ve genre'yı sevdiren adam.
Takribi bir 10 senedir -tabii bazı istisnalar hariç bilhassa Dennis Villeneuve'ün işleri hariç- adam akıllı bir film çıkmamış gibi. Animelerde de böyle bir şey var herhalde 1995-2005/06 arası animenin şahı işler çıkmış ondan sonra genel itibariyle öyle çok matah pek…devamıTakribi bir 10 senedir -tabii bazı istisnalar hariç bilhassa Dennis Villeneuve'ün işleri hariç- adam akıllı bir film çıkmamış gibi. Animelerde de böyle bir şey var herhalde 1995-2005/06 arası animenin şahı işler çıkmış ondan sonra genel itibariyle öyle çok matah pek bir şey görmedim.
Sadie Sink'in güzel olduğu kesin de bu kızın oyunculuğunu gerçekten beğenen var mı? Bir de niye bu cast seçimlerinde uçlarda olmak zorundalar yani illa ya çok güzel ya acayip derecede çirkin oyuncu seçiyorlar, anlamıyorum.
Put gibi lafı ya da birini -genelde kadını- tasvir etmek için puta benzetme, orta çağ İslam dünyasında 'kusursuz' manasında kullanılıyormuş. Şimdiki anlamıyla epey nakzediyor.
"Günümüzde Afganistan sınırlarına dahil olan bazı bölgeler ise geçmişte farklı ülkelerin parçaları olarak addedilmekteydi. Örneğin, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Herat Orta Çağ'da Horasan'ın, Belh çevresi ise Türkistan'ın (Özbek Hanlığının) parçası olarak kabul edilmekteydi." Çarlık Rusya'sında kurulan Türkistan Arkeoloji Meraklıları…devamı"Günümüzde Afganistan sınırlarına dahil olan bazı bölgeler ise geçmişte farklı ülkelerin parçaları olarak addedilmekteydi. Örneğin, bugün Afganistan sınırları içinde kalan Herat Orta Çağ'da Horasan'ın, Belh çevresi ise Türkistan'ın (Özbek Hanlığının) parçası olarak kabul edilmekteydi."
Çarlık Rusya'sında kurulan Türkistan
Arkeoloji Meraklıları Derneği'nin (TKLA) açılış konuş-
masında Türkistan Bölgesi Genel Valisi Baron Aleksandr
Vervsky şu beyanatı vermiştir:
Genel olarak Ona Asya'nın yani bugünkü Afganistan, Belh, Merv
ve diğer komşu bölgelerin büyük Ari (Aryan) ırkının beşiği oldu-
ğu düşünülüyor. O zamana göre son derece gelişmiş bir kültüre
sahip olan eski Ariler, daha özgür yaşayacakları bir alan bulmak
için göç etmek zorunda kaldılar. Atalarımız Avrupa'ya yerleşirken
bıraktıkları topraklar, Ari kültürün izlerini silen Uzakdoğulu vah-
şi halk sürülerinin36 akınlarına tanık oldu. Bugün kader bizi, biz
Arileri, (Rusları) atalarımızın bir zamanlar ayrıldığı yere sürükledi.
İşte bunun için, canlandırmayı görev bildiğimiz Ari kültürünün bir
vakitler yeşermiş olduğu bu yerlerdeki tarihsel eserleri bir araya ge-
tirmek boynumuzun borcudur.
Afganistan, Horasan ve Sogdiana'ya yerleşen ilk Araplara, Siisanilerin
komşusu olan Arap kabilesi Tayylara atfen Tazı denilmiş fakat bilindi-
ği üzere bu tabir zamanla Tacik şeklini alarak genel olarak Farsçanın
Dari lehçesini konuşan Müslümanları tanımlayan farklı bir anlam
kazanmıştır.
Günlerdedir susuzluk çeken ordu sonunda Dandana-
kan Kalesi yakınlarındaki göletlere adeta hücum ederken
ordunun bütün nizamı da bozulmuştu. Artık savaşı değil
susuzluklarını gidermeyi düşünen Gazne ordusu dağılır-
ken bu fırsatı kaçırmayan ve başından beri öncüleriyle
rakiplerini izleyen Selçuklular aniden saldırıya geçtiler
ve zaten moral bakımından çökmüş durumdaki Gazne
ordusunu dağıttılar. Dünya tarihini değiştiren bu önemli
harp aslında bir meydan savaşı değil, çöl/bozkır şartlarına
alışık olan göçebelerin direngenliğinin zaferiydi. Sultan
Mesud ordusunun dağılmasını engellemeye çalıştıysa da
sonucu değiştiremedi ve savaş alanını hızla terk etti.
Gazne' de 70 bin kadar asker toplamayı başa-
ran Celaleddin Harezmşah 1221 Ekim'inde Bamiyan-Gaz-
ne arasında bir yerde Moğolları bozguna uğrattı (Pervan
Savaşı). Bu, Moğolların ilk ciddi yenilgisi idi. Genellikle
tarih kitapları Moğolları ilk kez durduran komutanın, Ayn
Calut Savaşı'nın galibi Baybars olduğunu yazarlar. Celala-
eddin Harezmşah'ın zaferi ise unutulup gitmiştir. Bunun
çok basit bir açıklaması vardır. Baybars'ın aslında Moğol-
ları maddi olarak yıpratmayan zaferi (sadece Mısır'a gön-
derilen 10 bin kişilik küçük bir orduyu yenmiştir) İslam
dünyasının ayakta kalan son kalesi Mısır'ı kurtarması ne-
deniyle önem arz etmektedir. Celaleddin Harezmşah'ın
zaferi ise çok daha büyük bir askeri başarı olmasına rağ-
men genel sonucu hiçbir şekilde değiştirmemiş, tam aksi-
ne Moğol akınlarının daha da hızlanmasına yol açmıştır.
Öte yandan, bu muazzam başarılarına rağmen kendi-
sine muhalefet de giderek artmaktaydı. Bağımsızlıklarına
düşkün olan Türkmen aşiretleri Nadir'in otoriter tavrın-
dan hoşlanmıyorlardı. Kozmopolit düşünceye sahip biri
olan Nadir Şah, devletinin salt bir Şii/Kızılbaş hükümdar-
lığı olmasını istememekte, Sünnilik ile Şiiliği sentezleme-
ye çalışmaktaydı. Hatta bu maksatla Osmanlılarla barış
görüşmeleri esnasında Caferiliği beşinci "hak mezhep ola-
rak" Sünni alemine kabul ettirmek için boş yere uğraşıp
durmuştu. Sünnilerin gönlünü almak için ilk üç halifeye
325 Mahmud-ul Hüseyni ibn İbrahim Cami, Tarih-i Ahmedşah-i, İrfan
Yayınlan, Tahran, 2007, s. 51-54. 206 • ULAŞ TÖRE SIVRiOGLU - AHMET JAVİD TÜRKOGLU
yapılan sövgüleri yasak etmiş, ezanlar sırasında okunan
Aliveliullah ibaresini bile kaldırtmıştı. Onun, İran'ın Ek-
ber'i olmak için girdiği bu çabaları Sünnilerde hiçbir kar-
şılık bulamadığı gibi Şii ulema ve sıradan halk kitlelerinin
de kendisinden uzaklaşmasına neden oldu. Sonunda Asya
tarihinin bu "son büyük fatihi" kendi adamlarının suikastı
sonucu öldürüldü (1747). Onun ölümü modem Afganis-
tan'ın doğuşuna yol açacaktı.
"Ya deyimlere, ninnilere, manilere sinmiş yer isimleri... Maindros ve Sangarios ırmakları... Toros ve Amanos dağları, Adrianapolis, Stanpol, Gallipolis, Tripolis, Ankyra, Kotiaeion, Prusa, Smirni, Magnesia, Attalia, Adhana, Antiokheia, Selevkia, Konia, Kaeserea, Melitine, Sebaste, Sinope, Trapezon, Rhizus isimleri ... Hattilerden, Hititlere, onlardan…devamı"Ya deyimlere, ninnilere, manilere sinmiş yer isimleri... Maindros ve Sangarios ırmakları... Toros ve Amanos dağları, Adrianapolis, Stanpol, Gallipolis, Tripolis, Ankyra, Kotiaeion, Prusa, Smirni, Magnesia, Attalia, Adhana, Antiokheia, Selevkia, Konia, Kaeserea, Melitine, Sebaste, Sinope, Trapezon, Rhizus isimleri ... Hattilerden, Hititlere, onlardan da Helenlere ve Romalılara geçen bu isimler. Yani bir Romalıyı mezarından kaldırıp otobüs terminaline götürsek istediği memlekete giderdi. Ya Marmara Denizi, Ege
Denizi, Anatolia adının kendisi... Bütün bu uzun sözlerin hülasası Anadolu Türk kültürünün bu coğrafyanın geçmişinden hayli unsuru bünyesine kattığı..."
"Bırakalım arkeolojiyi ve tarihi bugün Türk mutfağı dediğimiz olguya bile baksak Malazgirt öncesi mirasın nasıl sahiplenildiğini görebiliriz. Türkler zeytini, zeytin yağlı yemekleri, rokayı marulu, limonu, kirazı, ıspanağı, sardalyayı, hamsiyi ve diğer bilumum deniz ürününü Anadolu'ya gelince öğrendiler ve kendi mutfaklarının…devamı"Bırakalım arkeolojiyi ve tarihi bugün Türk mutfağı dediğimiz olguya bile baksak Malazgirt öncesi mirasın nasıl sahiplenildiğini görebiliriz. Türkler zeytini, zeytin yağlı yemekleri, rokayı marulu, limonu, kirazı, ıspanağı, sardalyayı, hamsiyi ve diğer bilumum deniz ürününü Anadolu'ya gelince öğrendiler ve kendi mutfaklarının vaz geçilı:nezleri haline getirdiler. Bunların her biri Hititlerden Bizanslılara uzanan mutfak kültürünün evriminin parçalarıydı. Mesela zeytin Arapçadır. Muhtemelen Türkmenler zeytinle ilk kez Suriye,de karşılaşmışlardı. Maruli, spanaki, maydonos, roka, kerasi gibi Rumca sözcükleri sözlüksüz de anlayabiliyoruz. Fındık, fıstık Arapça ama fındık Rumca Karadenize ait anlamına gelen pontikten Arapçaya geçmiş de olabilir. Anadolu Türk mimarisi Selçuklu, Osmanlı yapı ve yerleşim tasarımı, yapı malzemeleri de antik miras üzerine kurulu, Oğuz otağından yerleşik yaşama geçerken İranlıdan cam, çerçeve, pencereyi Rumdan kiremit'i öğrenmiş. Müzik, müzik aletleri, dans, halay, giyim kuşam, kilim desenleri gibi etnografik ayrıntılara girmeye gerek de yok. Çatalhöyük'ten bu yana Anadolu insanının hangi dili konuşursa konuşsun, hangi dine inanırsa inansın zaman içinde biriktiridiği bir kültür sürekliliği var. O yüzden hala Gılgaınış destanının nasıl olup da karşımıza Lokman Hekim olarak çıktığını anlamaya çalışıyoruz. Ya da tek gözlü dev Polyphemos'u kör eden Odysseus'un öyküsü nasıl olup da Tepegözü kör eden Basat'la bu denli benzer diye düşünüp duruyoruz. O yüzden baklava, kadayıf, Karagöz kimin tartışmalarının sonu gelmiyor. Daha önce bir kitabımızda Karagöz'ün giysileriyle İvriz Hitit kabartmalarındaki giysi, duruş ve tipolojinin nasıl birebir uyun1lu olduğundan söz etmiştik. Onu bir kez daha anmanın faydası var."
Atatürk ve Arkeoloji, Töre Sivrioğlu, sf.195-196.
"Bütün bu hengamede Türk tarafı için asıl tehdit, o dönemde Faşist Parti'nin yayılmacı siyaset güttüğü İtalyadan esen rüzgarlardı. Mussolini İtalyası ise oldukça kestirme bir yöntemle tüm Akdeniz'i Mare Nostrum olarak adlandırmakta ve Küçük Asya'nın bütünü üzerinde hak iddia etmekteydi. Atatürk…devamı"Bütün bu hengamede Türk tarafı için asıl tehdit, o dönemde Faşist Parti'nin yayılmacı siyaset güttüğü İtalyadan esen rüzgarlardı. Mussolini İtalyası ise oldukça kestirme bir yöntemle tüm Akdeniz'i Mare Nostrum olarak adlandırmakta ve Küçük Asya'nın bütünü üzerinde hak iddia etmekteydi. Atatürk her ne kadar İtalya'nın Arnavutluk ve Yunanistan'a yaptığı saldırıları görecek kadar yaşamamışsa da Libya örneği gözler önündeydi. Burada yaşanan olaylar gelecekte yaşanacak tehlikenin habercisi gibiydi. İtalya'nın Libya macerasını anlatan Çöl Aslanı ( 1981) adlı filminde Libyalı Arapların lideri Ömer Muhtar, (Antony Quinn), İtalyan General R. Graziani'ye (Olivier Reed) «Neden ülkemizi işgal ettiniz?» diye sormaktaydı. Graziani de "burası bizim ülkemiz, biz hep buradaydık, sadece geri döndük," diyerek çekmecesinden Libya'da basılmış bir Roma sikkesi göstermekteydi. Bu sahne dönemin arkeoloji-siyaset ilişkisini basit bir şekilde yansıtması açısından önemli bir detaydır."
Atatürk ve Antropoloji, Töre Sivrioğlu sf. 130-131.
ölmüş adama rahmet dilemek niye bu kadar zor ya?! “Sonsuz alemde huzur yağsın üstüne.”!? bir insan gerçekten neden böyle saçma sapan şeyler uydurur mesela?