Osmanlı ben-anlatılarına dair çok hoş örnekler. Osmanlı’da kendilerini özne kabul eden metinlerin azlığından çok şikayet edilir. Bu, o şikayet edilenlere hiç değilse biraz numune sunuyor.
Şu dünyada en sevdiğim kitaplardan biridir. Rûmî kimliği, Diyar-ı Rûm üzerine inanılmaz bir esneklikle yapılan fikir cümbüşü, konularla alakalı muhteşem aktarmalar -bilhassa Yazıcızade Ali ve Gelibolulu Mustafa Âli’den- defalarca kez okumama rağmen her seferinde ağzımda tat bırakan bir eser. Tek…devamıŞu dünyada en sevdiğim kitaplardan biridir. Rûmî kimliği, Diyar-ı Rûm üzerine inanılmaz bir esneklikle yapılan fikir cümbüşü, konularla alakalı muhteşem aktarmalar -bilhassa Yazıcızade Ali ve Gelibolulu Mustafa Âli’den- defalarca kez okumama rağmen her seferinde ağzımda tat bırakan bir eser. Tek eksiği kısa olması ama bu hâli bile çok keyifli.
Normalde bu tarz romanlardan hazzetmem. Postmodern romanlardan yani. Ama Hakan Erdem’i iyi bildiğim için imalarını, sataşmalarını rahat yakaladığımdan olsa gerek sevdim bunu. Hele 4. duvarı kırdığı bir yer vardı orası ve bilhassa Haçova tasvirine bayıldım. Zaten en rahat döktüreceği bir…devamıNormalde bu tarz romanlardan hazzetmem. Postmodern romanlardan yani. Ama Hakan Erdem’i iyi bildiğim için imalarını, sataşmalarını rahat yakaladığımdan olsa gerek sevdim bunu. Hele 4. duvarı kırdığı bir yer vardı orası ve bilhassa Haçova tasvirine bayıldım. Zaten en rahat döktüreceği bir yer orası.
Hakan Erdem'in sivri kalemiyle heccavlığını konuşturduğu müthiş keyifli metni. Ortaylı denen eyyamcıya, Soner Yalçın denen komplo delisine vs ince ince geçiriyor.
Hakiki metnin dili gayet sarih bir Türkçe. Bu baskı öyle mi bilmem. Temsilen koymuş oldum. Bilhassa Ankara Savaşı’nı tasvir edişini çok beğenirim Aşıkpaşazade’nin. Çok kıymetli bir tevarih. Dili çok hoş. O dediğim kısmı aynen alıyorum. Ankara Savaşını. «Bu tarafda Bâyezîd…devamıHakiki metnin dili gayet sarih bir Türkçe. Bu baskı öyle mi bilmem. Temsilen koymuş oldum. Bilhassa Ankara Savaşı’nı tasvir edişini çok beğenirim Aşıkpaşazade’nin. Çok kıymetli bir tevarih. Dili çok hoş. O dediğim kısmı aynen alıyorum. Ankara Savaşını.
«Bu tarafda Bâyezîd Han dahı evvelki tedbîrlerinüñ üzerine tururlardı. Kendü vilâyetinden gayrı vilâyetlerden yazılu leşkerini çıkara ve hem serahor dahı sürdiler, çıkardılar. Tâ İstanbol'dan dahı bile çıkardı. Bu Rûm vilâyetinde serahor Bâyezîd Han ihdâs itdi, vezîrleri mübâşereti-y-len. Ve hem Bâyezîd Han üç oglını bile almış-ıdı. Biri Emir Sü-leymân, Aydın ili sancagı ve Karasi sancagı ve Saruhan san-cagı bile. Ve biri Mustafa'dur. Hamidili sancagı ve Tekeili sancagı bile. Ve biri dahı Sultân Muhammed-idi. Amasiyye'de cemî'i Rûm leşkeri bile. Bu leşkerleri mecmû'ı cem' itdiler Tatarı ve gayrı leşkeri kendü-y-ile bile yörüdiler.
Anlar ve bunlar dahı Engüri'ye vardılar. Temür-i bedbaht pençşenbe gün sabâh geldi kondı. Ve Bâyezîd Han ikindin kondı, biribirine karşu kondılar. Bu tarafda Temür öñine handek kesdürdi. İrtesi Cum'a gün oldı, oturdılar. Cum'a namazı kılındı iki tarafda. Andan sonra Sultân Bâyezîd san-cakların çözdi, kösleri çalındı, sâf-ber-sâf alaylar baglandı. Hemîn ki mukâbil oldılar. Tatar hâyin oldı, begleri Tahar-ten yanına vardı. Ve Germiyân leşkeri hâyin oldı, Germiyânoglı yanına vardı. El-hâsıl-ı kelâm her vilâyetüñ leşkeri kendü beglerine döndiler, hâyin oldılar kim her birinüñ begleri anda Temür yanına varmışlar-ıdı. Vilkoglı küffâr çerisiyle 'acâyib cengler itdiler. Ol dahı ceng iderek gördi kim her taraf kolaylu kolayına gitdiler, Vilkoglı dahı çekildi bir tarafa gitdi. Ve Bâyezîd Han'un oglı Mustafâ da-hı atından ayrıldı belürsüz oldı ve Emir Süleymân'ı dahı paşalar alup ara yirden çıkdılar, bir tarafa gitdiler. Sultân Muhammed dahı Amasiyye leşkerini alup togrı Amasiyye tarafına çekildi. Hemân Bâyezîd Han kendü kapusı kulı-y-ılan kaldı.
Solak Karaca dirler-idi Bâyezîd Han'un bir kulı var-ıdı. Ol eydür: "Hey Bâyezîd Han! Kanı ol güvendügün ogullaruñ? Ya kanı ol güvendügün sancaguň begleri veyahud kanı ol serhoş vezîrlerüň? Ne gökçek yoldaşlıklar itdiler!" di-di. "Ol cem' itdügün mâlı harc itmedüñ, oglancuklarum rız-kıdur didüñ." Çünkim bu sözi Bâyezîd Han işidicek katı acıdı: "Bak, baña minnet idüp nükte de mi idersiz?" didi. Atını depdi kulun arasından taşra çıkdı. Bilesince birkaç ya-ya oglanı ve bir niçe solaklar vardılar. Çagatay'uñ alayların biribirine urdılar. Germiyânoglu bunı gördi. Çagırup eyit-di: "Hey bu ceng iden Bâyezîd Han kendüsidür." didi. Ne turursız fursatdur fi'l-hâl mübâlaga adamlar irdiler. Atınuñ dört yanından sarmaşdılar. Tutdılar Temür'e getürdiler. Ammâ atından indürmediler.»
Yunan Ulusunun Doğuşu kadar olmasa da güzel kitap. Dimetoki-Kateravusa gerilimi, Yunan dilinin değişim ve dönüşümü vs üzerine iyi bilgiler veriyor. Yunan Ulusunun Doğuşu’nu niye bu siteye koymamışlar anlamadım. Enfes bir kitap hâlbuki.
Sadece şu mebus Tahsin kısmı için bile 8 veririm. O da şu: Yüreğine bir mahzunluk düştü Tahsin’in, / bir başka insan geldi aklına: / ölmüştü. / Bir başka sofra: dağılmıştı. Düşündü Tahsin: / ‘Muzaffer bir insandı ölen: / nefsinden başka…devamıSadece şu mebus Tahsin kısmı için bile 8 veririm. O da şu:
Yüreğine bir mahzunluk düştü Tahsin’in, / bir başka insan geldi aklına: / ölmüştü. / Bir başka sofra: dağılmıştı. Düşündü Tahsin: / ‘Muzaffer bir insandı ölen: / nefsinden başka hiç kimseye güvenmeyen / muzaffer ve muazzam bir kumarbaz. / Alaycıydı, kavgacıydı, kurnaz ve hükmediciydi. / Ben gelmiş olduğum yere onun eliyle gelmiş olmama rağmen / (o kadar ağır pençeliydi ki) / kaç kerre ölmesini istedim. / Sanıyordum ki zindanım yıkılacak / sofrası yıkılırsa. / Öldü. / Yıkıldı sofrası. / Fakat misafirleri onun yanına gömdüler / kendilerinde muzaffer olan ne varsa. / Ben ne kadar ihtiyarlamış olduğumu /onun öldüğü gün anladım.
1906-1948 arası bazı seneler eksik olmakla beraber hemen her gün günlük tutmuş Karabekir. İnanılmaz kıymetli ve zevkli bir eser. Askerî, siyasî ve şahsî görüşlerine dair müthiş malûmat var. Alıntı atayım dedim de bulamadım belki sonra güncellerim.
"İtalya-Habeş" eserimde tetkiklerimin neticesi olmak üzere yazdığım mütalaalarımın hadiselerle uygun çıktığını görüyoruz. Yukarıda söylenen metnin devamı niteliğinde Karabekir'in 1935 İtalya-Habeşistan savaşı üzerine yorumlarını dile getirdiği, yer yer Osmanlı'nın Yemen ve Arnavutluk isyanları ile de mukayeseli anıştırmalar yaptığı metni. Okumaya değer…devamı"İtalya-Habeş" eserimde tetkiklerimin neticesi olmak üzere yazdığım mütalaalarımın hadiselerle uygun çıktığını görüyoruz.
Yukarıda söylenen metnin devamı niteliğinde Karabekir'in 1935 İtalya-Habeşistan savaşı üzerine yorumlarını dile getirdiği, yer yer Osmanlı'nın Yemen ve Arnavutluk isyanları ile de mukayeseli anıştırmalar yaptığı metni. Okumaya değer bir metin. Yer yer süel gibi ‘öztürkçe’ kelimeler de kullanması kitabı daha ilginç hale getiriyor.