"-Bir yere sıkışıp kaldıysanız ve hergün aynı gün olsaydı ne yapardınız? + Bu hayatımı iyi özetliyor. " ... "-En berbatı bu değil. +Neymiş en kötüsü? -En kötüsü yarın her şeyi unutacaksın ve yine bana bir alçak gibi davranacaksın. " ...…devamı"-Bir yere sıkışıp kaldıysanız ve hergün aynı gün olsaydı ne yapardınız?
+ Bu hayatımı iyi özetliyor. "
...
"-En berbatı bu değil.
+Neymiş en kötüsü?
-En kötüsü yarın her şeyi unutacaksın ve yine bana bir alçak gibi davranacaksın. "
...
"Sana demek istediğim bence en iyi, en yumuşak, en güzel kadınsın. Senin gibi birisini hiç tanımadım. Asla senin gibi birisini görmedim... Senin kadar sevimli olanını... Ve seni ilk gördüğümde içimde bir şeyler canlandı. Sana hiç söylemedim ama seni istiyordum tüm gücümle. Senin gibi birisine layık değilim ama gerçekleşirse seni seveceğime yemin edebilirim. Hayatımın sonuna dek..."
Ama her şeyden önemli olan, yaşayabilmek... Biz, kimse ile yaşayamıyorsak da, kendimizle yaşayan, kendi içimizde gece gündüz mücadele eden insanlarız. ... En sevgili arkadaşıma üç aydır mektup yazamadım. Bunun baş nedeni, bir "iç monolog" olarak sürekli seninle konuşmam. Bu denli…devamıAma her şeyden önemli olan, yaşayabilmek... Biz, kimse ile yaşayamıyorsak da, kendimizle yaşayan, kendi içimizde gece gündüz mücadele eden insanlarız.
...
En sevgili arkadaşıma üç aydır mektup yazamadım. Bunun baş nedeni, bir "iç monolog" olarak sürekli seninle konuşmam. Bu denli çok konuşunca da oturup bir türlü yazamıyorum. Çünkü birçok olayda benimle birliktesin. Her şeyi sana duyururcasına yazıyor, yaşıyor, görüyorum. Hemen her anımı seninle bölüşüyor, içimden sana anlatıyorum.
...
"Burası bizim yurdumuz değil ki, burası bizi öldürmek isteyenlerin yurdu!" diyerek sürekli yineliyor... Hâlâ da öyle değil mi?
...
Bizler belki de kendi kendilerine yaşaması gereken, ama belki de toplumumuz buna elvermediği için evlilikler yapan kadınlarız.
...
Bütün bu düşüncelerim, bir yıla yaklaşan sürenin sonunda vardığım çıkış yolu yalnız ve yalnız edebiyat. Sevdiğim kitapları yeniden okumak, sözcükler, dünyayı sözcüklere çevirerek algılamak. Bunun dışında her birey bana çözümlenmeyecek bir dünya gibi görünüyor.
...
Bazen hiçbir şeyden yılmayacak kadar gücüm oluyor. Bazen çok aciz oluyorum.
...
Ben zaten yeryüzünün neresini benimsedim ki?
"Yoruldum. Üşüyorum. Üstelik dinlemiyorsun. Ama sana anlatmam gerek." ... "Hızlanan bir trene yetişmek isteyen ama yetişeceğine kimsenin inanmadığı biri gibiydim." ... "Biliyorum, bana huzur veren şey, seni sadece rahatsız edecektir. Sen bana deli diye bak. Her şey çözülür."
Çok yıl geçti, yetmedi zaman Hem dindim hem dinmedim ihtimaldi ya da imkân ... o gitti ya benden kopan döner mi ... hiçbir yarayı iyileştirmiyor sonradan seçilmiş, kayıp bir ezberin hayalini rüya sanmak ... içim kırk bir mağara kaybolsun iplerim…devamıÇok yıl geçti, yetmedi zaman
Hem dindim hem dinmedim
ihtimaldi ya da imkân
...
o gitti
ya benden kopan döner mi
...
hiçbir yarayı iyileştirmiyor
sonradan seçilmiş, kayıp
bir ezberin hayalini rüya sanmak
...
içim kırk bir mağara
kaybolsun iplerim halatlarım
kırk biri de kör olsun
dünya çok dünya az
dünya dar
annem olsa kucağına yatardım
bugün de böyle olsun
...
birkaç mesafe
kendine kapıldığın, gözlerin
seni aldattı, her sabah
kandilini
söndürdüğün ömrünü
adadın diye
...
başkalarının kanatları vardı
senin uçtuğun göğün üstünde
...
Kolay mı aşılır
geçilir
affetmenin dağları
kendinden geçmek
kolay mı?
bir bir affetmek
ardında kalan
ama aklından çıkmayanları
insanın kendine bağışı
kolay mı?
Yitmek de var kalmak da uzayan çölünde denizin. Ya da yeşilliğinde gür bir ormanın. Benim gönlüm Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık. ... Şu an Ne kadar uzağında gibiyim Kendimin ... Nicedir yaşamayı unutmuş gibi yaşıyorum. ... Sen öyle…devamıYitmek de var kalmak
da uzayan çölünde
denizin.
Ya da yeşilliğinde gür bir ormanın.
Benim gönlüm
Bir kaktüsle ulu bir çınar arasında sıkışık.
...
Şu an
Ne kadar uzağında gibiyim
Kendimin
...
Nicedir yaşamayı
unutmuş
gibi yaşıyorum.
...
Sen öyle varsın ki
Ben yok gibiyim.
...
O gece gene yalnızdık
Ocağın korlarında kızarttık kuru ekmeğimizi
Sönen küllerin üstünde ısıttık ellerimizi.
Gecenin içinde
Bir kutup güneşi gibi belirdi
Soluk küllerin üstüne çizdiğim yüzün
...
Gözlerim boş yere
Yitenlerin ayak izlerini
Arıyor kumsalda.
...
Sevgilim
Güz yağmurları
Yağmaya başladı
Sen daha dönmedin.
"Kapanmaya karar verdin. İçine. Kendi üstüne. Patlayan bir havai fişekten çıkan bütün ışık ve renklerin fişeğe dönmesi gibi." "Dünya, Ben arayışına saygı duymuyor, hatta böylesi bir arayış içinde olanları cezalandırmak için çaba sarf ediyordu. Dünya düzeneği, Ben’ini arayanlara acı vermek…devamı"Kapanmaya karar verdin. İçine. Kendi üstüne. Patlayan bir havai fişekten
çıkan bütün ışık ve renklerin fişeğe dönmesi gibi."
"Dünya, Ben arayışına saygı
duymuyor, hatta böylesi bir arayış içinde olanları cezalandırmak için çaba
sarf ediyordu. Dünya düzeneği, Ben’ini arayanlara acı vermek üzere kurulmuştu."
"Ancak
gerçekte, kendimi tanıyamadığım için acı çekiyor ve acı çektiğim için de
kuralları göremiyordum. "
"Zihinsel tasarıların ancak bir bölümlü davranışlara yansıtılabilir. Davranış daima eksik kalacaktır. Bir insanı
sevdiğini düşünmek, ona bunu söylemek ve ardından sarılmakla
anlatılamayacak kadar mükemmeldir"
+Hiç dışarı çıkmadığını, kimseyle konuşmadığını söylüyorlar. Neden? -Nedenini biliyorsun. Eninde sonunda konuşmanın ya da susmanın hiçbir şey değiştirmediği bir gün geliyor. Öyleyse susmamak için bir neden yok. ... Geri dönmekten her zaman korkmuştum. Bunca yıldan sonra daha güçlendiğimi ve pek…devamı+Hiç dışarı çıkmadığını, kimseyle konuşmadığını söylüyorlar. Neden?
-Nedenini biliyorsun. Eninde sonunda konuşmanın ya da susmanın hiçbir şey değiştirmediği bir gün geliyor. Öyleyse susmamak için bir neden yok.
...
Geri dönmekten her zaman korkmuştum. Bunca yıldan sonra daha güçlendiğimi ve pek çok şey unutacağımı sandım. Aksine... Başladığım noktadayım. Sanki hiç gitmemişim gibi.
...
Unut bunu Toto. Artık duygular asla anlatılmaz.
...
-Okul nasıl gidiyor?
+İyi ama ben artık çalışmıyorum. Belki de artık okula gitmem.
-Hayır, hayır Toto! Sakın bunu yapma. Sonra çok pişman olursun.
+Neden, ne demek istiyorsun?
-Doğrusu şu ki... Bu sana göre bir iş değil. Evet şimdi Pardiso'nun sana ihtiyacı var ve senin de ona ama bu uzun sürmez. Birgün başka şeylerle uğraşacaksın. Başka şeylerle... Daha önemli şeylerle. Çok daha önemli. Biliyorum gözlerimi kaybettim... Ama artık daha iyi görüyorum. Daha önce hiç, göremediğim şeyleri. Senin sayende. Hayatımı kurtardın. Asla unutmayacağım.
...
-Arkadaşlarımı görünüşlerine, düşmanlarımı zekalarına göre seçerim. Sen benim arkadaşım olmak için fazla akıllısın. Çocuklarımı arkadaşlarını nasıl seçtiklerine dikkat etmeleri için hep uyarırım.
+Senin hiç çocuğun yok ki.
-Olduğu zaman söyleyeceğim.
...
-Almanya'da iş bulabilecek mi?
-Bilemezsin. Bu tamamen şansa bağlı. Umut ederek yaşarsın.
...
İlerleme hep çok geç gelir.
...
+Çok güzelsin, Elena. Sana söylemek istediğim buydu. Seninle karşılaştığımızda söyleyecek söz bulamıyorum... İçim ürperiyor. Başkaları nasıl yapıyor bilmiyorum. Bu benim için bir ilk. Sana aşık oldum. ... Güldüğün zaman çok daha güzel oluyorsun.
-Salvatore, çok kibar ve tatlısın. Seni çok sempatik buluyorum... Ama sana aşık değilim.
+Hiç önemli değil. Beklerim.
-Ne için?
+Beni sevmen için. Dinle. Her gece işten çıktıktan sonra evinin önünde bekeleyeceğim. Her gece! Fikrini değiştirince pencereni aç. Hepsi bu. Ben anlarım.
...
Her yerde senin adını görüyorum; kitaplarda, bulmacalarda, gazetelerde... Sanki her yerdesin.
...
İzlediğim en iyi şeylerden🤍
+Bütün gün seni aradım. Süt aldın mı?
- ...
+Ya para?
-Çaldılar.
+Ne yaptın yine sinemaya mı gittin? Sinema, hep sinema!
--Sinyora Maria, durun sakin olun canı acıyor.
+Sen neden hep yalan söylüyorsun? Filmlere bedava giriyorsun.
--Hadi söylesene annene. Belki parayı içeride düşürmüştür. Ne kadardı?
-50 liret.
--Bugün koltukların altında neler buldun?
-+Bir tarak, iki çekçek, bir kutu tütün...
--Vee 50 liretliret. Gördün mü
-Teşekkürler Alfredo. İyi geceler.
"Onun gururunu ben de kolaylıkla hoş görebilirdim. Benim gururuma dokunmamış olsaydı." "Benim gerçekten sevdiğim insanlar azdır, beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi ya da akıllı gibi görünenlere bile…devamı"Onun gururunu ben de kolaylıkla hoş görebilirdim. Benim gururuma dokunmamış olsaydı."
"Benim gerçekten sevdiğim insanlar azdır, beğendiklerim ise büsbütün az. Dünyayı görüp tanıdıkça hoşnutsuzluğum artıyor. İnsanların iç yüzünün nasıl hiç göründüğü gibi çıkmadığını; iyi ya da akıllı gibi görünenlere bile nasıl hiç güven olmadığını her gün daha açıkça anlıyorum."
"Elizabeth: Şiirin, aşkı yok edecek gücü olduğunu ilk kim keşfetti acaba?
Mr.Darcy: Şiir aşkın gıdasıdır sanırdım.
Elizabeth: 'Güçlü dayanıklı bir aşkın belki... ama sadece yüzeysel bir ilgiyse, kötü bir sonun tabutuna çiviyi çakacağına eminim."
“Eğer geçen Nisan’daki gibi hissediyorsanız, hemen söyleyin. Benim hislerim ve arzularım değişmedi. Ama ağzınızdan çıkacak tek bir kelime beni ebediyen susturur. Ama hisleriniz değiştiyse şunu söylemek zorundayım, vücudumu ve ruhumu büyülediniz, sizi seviyorum. Bugünden sonra bir daha sizden ayrılmak istemiyorum.”
Polisiye türünde bir dizi olup konusu tarihle harmanlanmış bir dizi. 1. Sezonu ele alacak olursak dizinin ilk sahnesi olan Haç atma sahnesinden itibaren dizinin atmosferini hissetmeye başlıyoruz. Keza dizi ülkemizde olan pek çok dini ritüeli, mezhebi ve farklı görüşleri barındıyor,…devamıPolisiye türünde bir dizi olup konusu tarihle harmanlanmış bir dizi.
1. Sezonu ele alacak olursak dizinin ilk sahnesi olan Haç atma sahnesinden itibaren dizinin atmosferini hissetmeye başlıyoruz. Keza dizi ülkemizde olan pek çok dini ritüeli, mezhebi ve farklı görüşleri barındıyor, bunu sadece islam olarak da almıyor. Bu yüzden her yıl televizyonlarda görüp ne olduğuna anlam veremediğimiz haç atma sahnesine de yer verilmesi çok hoşuma gitti.
İçeriğe biraz daha değecek olursam; seri katili, ararken İstanbul'u tanıyoruz, İstanbul'u tanırken içinde barındırdığı bir sürü tarikat ve mezhep hakkında bilgi sahibi oluyoruz. Dizide Osmanlı tarafından sapkın görülen Kalenderiler, Haydariler gibi tarikatlar işleniyor. Kalenderilerin Vahdet-i mevcut anlayışna sahip olması, yaşadığı toplumun nizamına karşı çıkarak dünyayı kale almayı değer görmemesi, çoğunlukla yarı çıplak gezmeleri, dört nokta hariç tıraş etmeleri, gezgin ve dilenci dervişlerler olmalarını ve bu dilenciliği de nefsini ezmek için yapan bir gurup gezgin derviş olduğunu öğreniyoruz. Bu tarikatın Osmanlı tarafından sapkın görülmesi ve kendilerini gizleyerek yaşamaları hatta günmüzde de bu düşünce biçmini gizlice işlediğini kurgularak işliyor dizi.
Dizinin yönetmeninin tarih yüksek lisansına sahip birisinin olması da dizinin genel olarak kalitesini arttırdığını görüyoruz. İstanbul'un bir sanat eseri gibi dizide gösterilmesi şehre hayranlık duymaya sevk ediyor. Ayrıca sadece İstanbul manzaraları ile değil dini ayinleri de bir o kadar sanatsal göstermiş dizi. Özellikle 4. Bölüm zikir sahnesi kendi başına saatlerce incelenecek konuşulacak üzerine düşünelecek kadar güzeldi, 1. Bölüm haç sahnesi de istanbul ve dini ritüelleri çol güzel göstermişti. Sadece cami, tekke değil ülkedeki meyhane kültürünü, dinlediğimiz müzikleri de bir o kadar güzel göstermiş dizi.
Dizinin polisiye kısmına değinilecek olursa da kurgu gayet güzeldi, fakat çabuk tahmin edilebilir buldum. 8 bölüm olmasına rağmen 6. bölümde cinayetler kimle ilgili az buçuk fikir sahibi oluyorduk ama yine de en sonunda kücük bir sürpriz ile de karşı karşıya kaldık. Oyuncularda da zaten Ahmet Mümtaz Taylan ve Kenan İmirzalıoğlu olduğu için oyunculuğun da ne kadar iyi olduğu hakkında yorum bile yapmam gereksiz.
Ülkemizin farklı dinlerini, farklı görüşlerini farklı yaşayış biçimlerini, farklı tarzda insanlarını, Istanbul'un farklı mekanlarını bu kadar güzel gösterdiği için diziye olan hayranlığım biraz da gurura ve hatta daha iyi şeyleri de yansıtabileceğimizin umuduna dönüştü.
Dizinin içerdiği konular hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız Tarih Obası'nın 8 videoluk Alef serisini izlemenizi öneririm.
Umut ile kalın...